Velilerin, Şeyhlerin, Mürşitlerin Ardı Sıra Gitmek.

2015-01-21 00:09:00
 
Bizler İslam dinini, acaba Rabbin gönderdiği rehberine göre mi yaşıyoruz? Yoksa hataların en büyüğünü yapıp, yaptığımız yanlışların farkında bile değil miyiz? Gelin bu konuda Kur’an a danışalım. Rivayetlerin etkisinde kalmadan, akıl ve düşünmeyi de bir kenara bırakmadan tabi.
 
Bizler İslam dinini, yalnız başımıza yaşayamayacağımıza, hatta bir tarikata, bir mürşide, bir veliye tabi olmadan, İslam ın yaşanamayacağına bir kısmımız inandırılmıştır. Buna inananlar, aşağıdaki inancı, itikadı kabul etmektedirler.
 
(“Mürşidi, şeyhi olmayanın mürşidi şeytandır.
 
“Rehberi olmayanın, tek başına kalanın rehberi şeytandır.
 
“Şeytan insan kurdudur; sürüden ayrılan, tek başına kalan koyunu dağdaki kurt nasıl kaparsa, cemaatten ayrılan kimseyi de şeytan öylece kapar.”
 
Şüphesiz Allahu Tealâ, ümmetimi sapık fikir ve fitne üzerinde bir araya getirmez. Allah’ın eli (rahmet ve desteği) cemaatin üzerindedir. Kim cemaattan ayrılırsa ateşe düşer.
 
Kâmil mürşitler şeytanın baş düşmanıdır; onlara yanaşmak ister, karşısında yine ilahi nuru bulur; siner, kaçar. Çünkü onlar Âlemlerin Rabbi’ne teslim olmuşlardır. O da onları özel himayesine almıştır (Nahl/99, İsra/65). 
 
Velisi olmayan Cennete giremez.)
 
Yukarıda verdiğim örnekler, ne yazık ki bugün tarikat ve cemaat eksenli İs-lamı yaşayan kardeşlerimizin inandıkları düşüncelerdir. Peki, gerçekten Kur’an bu fikre, bu düşüncelere onay verir mi, gelin Kur’an a soralım, bakalım onay veriyor mu?
 
Yukarıda verdiğim örnekte, Nahl 99 ayet ile İsra 65. ayet örnek gösterilmiş. Bakalım bu ayetler, bir mürşide tabi olmayı mı söylüyor, yoksa Allah ın sözlerini saptırıp, inançlarına deliller mi gösteriliyor, onu anlamaya çalışalım.
 
Nahl 99: Gerçek şu ki; şeytanın, İNANAN VE YALNIZ RABLERİNE TEVEKKÜL EDEN KİMSELER ÜZERİNDE BİR HÂKİMİYETİ YOKTUR.
 
İsra 65: Doğrusu benim MÜMİN KULLARIM ÜZERİNDE, SENİN BİR HÂKİMİYETİN OLAMAZ. Rabbin vekil olarak yeter."
 
Nahl 99. ayete dikkatle baktığımızda Allah, herhangi özel birilerinden değil, tam tersine, Allah a gönülden iman eden, tüm kullarından bahsederek, Allah a tevekkül edip, ondan yardım isteyenler üzerinde, şeytanın hiçbir etkisi yoktur diyor. Peki, burada ne demek istiyor olabilir Yaradan. Dikkat ediniz yalnız Allah a tevekkül etmekten bahsediyor. Tevekkül ne anlama geliyor önce onu hatırlayalım.
 
(Tevekkül: Herhangi bir işte elinden geleni yapıp, daha sonrasını Allah'a bırakma.)
 
Peki bir velinin, mürşidin, şeyhin ardı sıra gidenler böylemi yapıyorlar? Elbette hayır, bu kişinin Allah dostu olduğu söylenip, onların şefaatçi olduklarına inanarak, onlardan yardım dileyerek, onları Allah ile aracı yaparak, hataların en büyüğünü yapmıyorlar mı?
 
Bu durumda sizce ayette söylenen, yalnız Rablerine tevekkül etmeyip, Allah ile aralarına, edindikleri velileri şefaatçi aracı koydukları için, şeytanın hâkimiyetine girmiş olmuyorlar mıdır dersiniz. Bunu herkes nefsinde çok iyi düşünmelidir. Çünkü Allah, benden başka yardım istenecek, aracı olacak hiç kimse yoktur, diye özellikle Kur’an da belirtmiştir. Hatta elçisine hitaben, tebliğ etmek sana, hesap görmek bize düşer, demiyor muydu? 
 
İsra suresi 65. ayette ise Rabbimiz, çok net şeytanın gücünün, benim ihlâslı, mümin yani tertemiz bir kalple, yürekten Allah a bağlı kullarının üzerinde, hiçbir etkisi olamayacağını söyledikten sonra, bakın ne diyor. Onların vekili benim, onlara koruyucu olarak ben yeterim diyor. Ama bizler ihlâslı kul olarak, kendimizi görmek dahi istemeyerek, edindiğimiz velileri, şeyhleri, efendileri ve mürşitleri gösterip, onlardan yardım isteyip, Allah ile aracı koyup, şeytanın hâkimiyetine ellerimizle girdiğimizin, farkında bile değiliz. Çünkü Rabbimiz bakın bizleri nasıl uyarıyor.
 
İsra 84: De ki: "Herkes, kendi varlık yapısına uygun iş görür. YOLCA DAHA DOĞRU GİDENİN KİM OLDUĞUNU, RABBİNİZ DAHA İYİ BİLİR.
 
Bakın Allah ne diyor bizlere. Kimin doğru yolda olduğunu, kimin Rabbin halis kulları olduğunu, Allah daha iyi bilir diyor. FAKAT BİZLER SANKİ RABBİN BU YETENEĞİNE SAHİPMİŞÇESİNE. BİRİLERİNİ ALLAH DOSTU, ALLAH IN SEVGİLİ KULU İLAN EDEBİLİYORUZ. Yine Allah elçisine bakın ne söylüyor Kur’an da.
 
Enam 51: Rablerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları KUR'AN'LA UYAR. Öyle ki, KENDİLERİ İÇİN O'NUN HUZURUNDA NE BİR DOST NE DE BİR ŞEFAATÇİ VARDIR. Gerekir ki Allah'tan korkarlar.
 
Allah ne söylüyor, bizler nelere iman ediyoruz. Allah dan korkanları Kur’an la uyar diyor, ama bizler Kur’an ı anlaşılması zor bir rehber yapıp, içinde her şeyin olmadığını da söyleyerek, zaten kendimizden farkında olmadan uzaklaştırıyoruz. Onu anlamadan okuyup, sevap kazanmanın peşi sıra gidip duruyoruz. Böylece Kur’an ı anlamayı, edindiğimiz velilere bırakıyoruz. İşin kötüsü de, bunlar bizlerin hesap günü yardımcılarımız, şefaatçilerimiz diyerek, Kur’an ın onlarca hatta yüzlerce ayetine uymayan düşünceye iman ettiğimizin, farkına bile olamıyoruz.  
 
Allah çok açık ve net, bakın neler söylüyor biz kullarına.
 
Araf 3: Rabbinizden size indirilene uyun, O'NDAN BAŞKA VELİLERE UYMAYIN. Ne az öğüt alıyorsunuz?
 
Ankebut 41: Allah'ın dışında BAŞKA VELİLER EDİNENLERİN örneği, kendine ev edinen örümcek örneğine benzer. Gerçek şu ki, evlerin en dayanıksız olanı örümcek evidir; bir bilselerdi.
 
Secde 4: Allah; gökleri, yeri ve ikisi arasında olanları altı günde yarattı, sonra arşa istiva etti. SİZİN O'NUN DIŞINDA BİR YARDIMCINIZ VE ŞEFAATÇİNİZ YOKTUR. Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz?
 
Yunus 106: Allah'ın berisinden, sana yarar sağlamayacak ve zarar veremeyecek şeylere yakarma! Eğer bunu yaparsan mutlaka zalimlerden olursun.
 
Şimdide yine çok açık Rabbimiz bizleri uyarıp, benim indirdiğim Kur’an a uyun diye ikaz ediyor. Çünkü bir ayetinde ne demişti bizlere? Sizleri Kur’an dan hesaba çekeceğim. Allah bir söz verdiyse, sözünde elbette durandır. Kur’an dan sorumlusunuz diyorsa, bu kitapta her şey yoktur diyenler, Allah ın sözlerine iman etmeyenlerdir, bunu da unutmayalım. Ayetin devamında ise daha önemli bir konuya dikkatimizi çekiyor. ALLAH DAN BAŞKA VELİLERE UYMAYIN. Çünkü bir başka ayetinde, sizlerin güvenilecek veliniz yalnız benim diyordu bizlere.
 
Allah dışında sakın yardımcı, şefaatçi edinmeyin, sizin yardımcınız ve şefaat çınız yalnız benim diyor. Peki, bugün edindiğimiz veliler, şeyhler, mürşitler şefaatçidir demiyorlar mı bizlere? Dikkat ederseniz Allah ne diyorsa Kur’an da, bizler tersini yapıyor ve inanıyoruz. Seçim elbette sizlerin.
 
Allah ın berisinden veliler, şeyhler edinenleri Kur’an ile uyardığımızda, bizler edindiğimiz velileri, tabi olduğumuz şeyhlerimizden bir şey istemiyoruz, onlar Allah dostudur, Allah ın sevgili kullarıdır. Bizleri Allah a daha çok yaklaştırmasını istemekten başka, bir şey dilemiyoruz diyorlar. İşte bunları söyleyenlere de Rabbimiz, hemen cevap veriyor ve bakın ne diyor.
 
Zümer 3: Dikkat et, halis din yalnız Allah'ındır. O'nu bırakıp kendilerine bir takım dostlar edinenler: ONLARA, BİZİ SADECE ALLAH'A YAKLAŞTIRSINLAR DİYE KULLUK EDİYORUZ, DERLER. Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve inkârcı kimseyi doğru yola iletmez.
 
Bakın böyle yapanlara Rabbin sözleri, çok dikkat çekici ve düşündürücüdür, tekrar hatırlayalım.
 
(ŞÜPHESİZ ALLAH, YALANCI VE İNKÂRCI KİMSEYİ DOĞRU YOLA İLETMEZ.)
 
Şimdide şöyle düşünelim. Peygamberimizin ölümünden sonra, Allah dine liderlik yapması için herhangi bir kişi bırakmış mıdır? Kesinlikle hayır. Peygamberimiz sağlığında böyle bir düşünceden asla bahsetmemiş, tek bir söz dahi söylememiştir. Eğer söylemiş olsaydı, kendisinden sonra gelecek din liderlerini de sağlığında seçerdi. Buna Allah müsaade etmemiş, izin vermemiştir. Demek ki veli, şeyh, mürşit edinmek, Allah ın önerdiği bir yol değil. Olsaydı bu konuda da açıklama, mutlaka Rabbimiz yapardı. Bizlere emri Kur’an ın ipine sarılmamız, batıldan uzak kalmamızdır.
 
Peygamberimizin ölümünden sonra dahi, tarikat ve cemaat eksenli guruplaşmalar olmamış, ancak dört halife devrinin bitiminden sonra, ne yazık ki bu tür guruplaşmalar olmuş, hatta birbirlerine de günümüzde olduğu gibi, düşmanlıklar ortaya çıkmıştır. Allah bir ayetinde bizleri çok açık uyararak, bakın ne söylüyor.
 
Enam 116: Yeryüzündeki insanların çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. SADECE SANIYA UYARLAR ONLAR VE SADECE SAÇMALARLAR.
 
İşte üzerinde dikkatle düşünmemiz gereken bir ayet. Bugün bizlere, inandıkları düşünceyi savunurken, milyonlarca Müslüman buna inanıyor, bir akıllı azınlık sizler misiniz diyorlar. Ayetin sonundaki cümle çok dikkat çekicidir. 
 
(SADECE SANIYA UYARLAR ONLAR VE SADECE SAÇMALARLAR.)
 
Emin olduğumuz, güvendiğimiz ve sorumlu olduğumuz tek kaynak KUR’AN dır. Onun onayından geçmeyen, onun ayetlerine ters düşen tüm bilgilerde sanıdır, rivayettir. Değerli din kardeşlerim, peygamberimizin adını kullanarak, bugüne kadar İslam a nifak sokmak isteyen din düşmanlarını, artık sevindirmeyelim.
 
Mahşer günü, hesabın görüleceği gün, peygamberimizin gerçek ümmeti olduğunu haykırıp, onun şahitliğinde sevinçle onun çevresinde toplanmak istiyorsak, onun adına uydurulan sözleri KUR’AN SÜZGECİNDEN GEÇİRELİM, daha sonra alalım faydalanalım. Yoksa mahşerde onun yüzüne bile bakamaz halde, Allah korusun cehennemin kalıcıları oluruz. Peygamberimize atılan onca iftiranın içinde olmayalım.
 
Bizler Allah ın yolunda olmak, Rahmana doğru emin adımlarla yürümek istiyorsak, bakın onunda yolunu, yöntemini gösteriyor bizlere Rabbimiz.
 
Enam 104: Gerçekten Rabbinizden size birçok deliller geldi, artık kim gözünü açara, onları görürse kendi lehine, kim de körlük ederse, kendi aleyhinedir. Ve o durumda ben sizin bekçiniz değilim.
 
Nisa 174: Ey insanlar! Şüphesiz size Rabbinizden kesin bir delil geldi ve size apaçık bir nur indirdik. 175: Allah'a iman edip O'na sımsıkı sarılanlara gelince, Allah onları kendinden bir rahmet ve lütuf (deryası) içine daldıracak ve onları kendine doğru (giden) bir yola götürecektir.
 
Bizler bu Dünya ya, bir imtihan için geldik. Bu imtihanda hepimiz tek başınayız. İMTİHANIMIZI BAŞKALARINA DEVRETMEK İSE, HİÇ MÜMKÜN DEĞİL. Kur’an ın ipine sarılanı Kurt kapmaz, onun ipine sarılmayıp, beşeri veliler edinip, ardı sıra gidenleri şeytanın kurdu kapar, bunu da unutmayalım. 
 
Gelin Allah ın sorumlu tutuğunu söylediği, Kur’an a anlayarak, bilerek ve düşünerek sarılalım. Orada her şeyin olmadığını, Kur’an ı herkesin anlayamayacağını söyleyenlere kulak asmayalım. Çünkü Allah bizlerin anlayamayacağı sorumlu olduğumuz ayetler gönderip, daha sonrada bunlardan asla hesap sormaz. Bunun tersini söylemek, Rabbimiz e büyük saygısızlıktır.
 
İSLAM RUHBAN SINIFI OLUŞTURULMASINA İZİN VERMEZ. Allah ile kulun arasına elçisinin dahi girmesine izin vermiyorsa Allah, gelin Rahman ile aramıza aracılar koyarak, kendimizi ateşe atmayalım. Bakın Allah ne diyor bizlere.
 
Ali İmran 103: HEPİNİZ ALLAH'IN İPİNE SIMSIKI SARILIN. DAĞILIP AYRILMAYIN. Ve Allah'ın üzerinizde ki nimetini hatırlayın…
 
Allah bölünmemizi değil, tek bir yumruk olmamızı ve Kur’an ın ipine sımsıkı sarılmamızı istiyor. Kur’an ı anlaşılması zor yaparak, ona sarılmamızı engelleyenlerin, artık farkına varalım. Allah elçisine, iman edenlere şunu söylemesini istiyor. Lütfen dikkatle düşünelim.
 
Cin 21: De ki: "Şüphesiz BEN, SİZE NE ZARAR VEREBİLİR NE DE FAYDA SAĞLAYABİLİRİM."
 
Düşünebiliyor musunuz, Allah ın elçisi dahi bizlere ne söylüyor, bizler edindiğimiz velilerden, şeyhlerden, mürşitlerden neler bekliyoruz, neler istiyoruz. Sizlere son olarak, Allah ın bir ayetini daha hatırlatmak istiyorum. Düşünerek, aklını kullanarak, Kur’an ı rehber alarak iman edenlere ne mutlu.
 
Rad Sur.19: Rabbinden sana indirilenin hak olduğunu bilen kişi, kör olan biriyle aynı mıdır? SADECE AKLI VE GÖNLÜ İŞLEYENLER DÜŞÜNÜP İBRET ALIR.
 
Hatırlattıklarım Rabbin ayetleridir. Üzerinde düşünmek ve iman etmek bizlerin imtihanıdır. Allah sizlere indirdiğim Kur’an HAK tır diyorsa, GELİN HAK OLANIN ARDI SIRA GİDELİM. Allah yalnız aklını ve gönlünü işletip kullananların Kur’an dan nasipleneceğini söylüyorsa, gelin Rabbin ayetlerini bizzat kendimiz düşünerek, anlayarak iman edelim ki, İBRET alabilelim.
 
Dilerim Allah dan, Kur’an ın ipine sıkı sıkı sarılan, kendi imtihanına kendisi bizzat hazırlanan, Allah tan başka veli, yardımcı, şefaatçi edinmeyen, Hakkın ardı sıra giden, hurafeden uzak kalan, Rabbin halis kulları arasında oluruz.
 
Saygılarımla 
Haluk GÜMÜŞTABAK

92
0
0
Yorum Yaz