TAYLAND İZLENİMLERİM......

2016-12-20 16:47:00
 
TAYLAND İZLENİMLERİM......
 

Geçen hafta Tayland a, ailem ile birlikte bir gezi yaptık. Uzak doğuyu, kültürlerini, inançlarını merak ettiğim için, yerinde görmek istedim, Allah çok şükür nasip etti. Yaşam biçimlerini, inançlarını kitap üzerinde biliyordum belki, ama bizzat yaşamlarına şahit olmak, bilmediğim bilgileri de almak, kafamdaki bazı sorulara açıklık getirdi diyebilirim.

 
Ülkenin büyük çoğunluğu Budist. Çok az Müslüman var ama Budistlerin Müslümanlara karşı hiçbir kötü tavrını görmedim, zaten bir sorun yaşamadıklarını rehberimiz söyledi. Verdiği bir bilgi ise beni düşündürmedi değil. Budistler yanlarında Müslüman çalıştırıyorlarmış, ama Müslümanlar yanlarında Budist çalıştırmak istemiyorlarmış. Buda üzerinde durulması ve düşünülmesi gereken bir konu.
 
Budizm bir din midir, değil midir bunun tartışmasını aslında yapmak doğru değil.ÇÜNKÜ DİN OLABİLMESİ İÇİN, ALLAH KATINDAN GELEN KANUNLARA İNANIYOR OLMAK GEREKİR. BUDİZM İNANCINDA ALLAH, YARATICI, TANRI KAVRAMI YOK. Yani bu dünyanın ve insanların bir yaratıcı tarafından yaratıldığına inanmıyorlar. Onun içinde Budizm e din demek hata olur. BELKİ BİR FELSEFE ya da kişinin kendisini meditasyonla belli bir düzeye eriştirmesi yöntemi, yolu diyebiliriz ama din olduğunu asla söylemeyiz. Bakın Buda öğretisi ölüm ve ötesi konusunda neler söylüyor.
 
(Shakyamuni Buda (Tarihsel Buda), “Ölümden sonra hayat var mı?” gibi bazı aşkın sorulara yanıt vermeyi reddediyor ve bu tür soruların hayatın içinde ihtiyacımız olan acıdan kurtuluşu saǧlayamayacaǧını belirtiyordu. Ve şöyle diyordu: “SİZE ŐǦRETMEDİǦİM KONULAR İÇİN ENDİŞELENMENİZE GEREK YOK.”)
 
Budistler bir Tanrıya inanmıyorlar ve diyorlar ki, “Yaratılma düşüncesinden bağımsız olarak her şey, bir birine bağlı ve eşzamanlı olarak vardır. BUDİZM ACIYI BİLGELİKLE DÖNÜŞTÜREREK, ACIDAN KURTULUŞ YOLUDUR.” Diye tarif ederler.
 
Bu düşünce, felsefe elbette din değildir, kişinin kendisine çizdiği beşeri bir yoldur, yöntemdir. Buna benzer yol ve yöntemler, geçmiş çağlarda da hep olmuştur. Ama bu yol, toplumlarda gerçek huzuru asla sağlayamaz, sağlayamamıştır da.  Geçici rahatlama yapabilir. Budizm de Buda, kendince bir öğreti ya da felsefe geliştirmiştir, ama oda yaratılmış bir insan olarak, hayat görüşleri ve düşünceleriyle bir yere kadar gelmiş, bilinmeyen konularda cevap vermeyip, BU BİLGİLERİN BİZLERE FAYDASI OLMAYACAĞINI SAVUNMUŞTUR. Bu düşünce tarzı, her şeyin bir birine bağlı eş zamanlı olduğunu söylemesine rağmen, BU KUSURSUZ İŞLEYİŞİN ARDINDAKİ GERÇEĞİ ARAMAK YERİNE, GÖRÜNÜRDE OLUP BİTENLE YETİNMEYİ SEÇMİŞTİR. Elbette bu düşünce, kafalarda oluşan sorulara cevap verememiştir.
 
Budizm in, fakir ve yoksul toplumları kontrol edebilme yolu ve yöntemi olarak kullanıldığını düşünüyorum. Allah yarattığı kullarına, inanma içgüdüsünü vermiştir. Bunu fark edenler, her çağda toplumları kontrol edebilmenin yöntemi olarak da kullanmışlardır. Müslüman toplumlarında da, bu gerçeği görüyoruz. Buda öğretisinde de bunu gördüm. 
 
İnsanların birçok kez dünyaya geldiğine inandıklarını, bu dünyada acı çeken, fakir ve yoksul olanların bir başka dünyaya gelişlerinde, çok daha güzel bir hayat süreceklerine inanıyorlar. Onun içinde bu dünyada başlarına gelen yokluk, adaletsizlik ve acıya katlanmaları gerektiğine inanıyorlar. Tabi bu işin sonu nereye kadar devam eder sorusuna, cevap alamamışlardır. Bu acıdan kurtulmanın ya da dayanmanın yolunu da, sanırım meditasyonla sağlıyorlar. Çünkü meditasyon insanı, içinde bulunduğu ortamdan uzaklaştırıp, zihnini sakinleştirir, huzur verir. Onun içinde Budizm, acıyı, üzüntüyü bilgelikle dönüştürerek, acıdan kurtulma yoludur diye tarif ederler. AMA NEREYE KADAR ACIDAN KURTULMAK. SORUNA KESİN ÇÖZÜM BULMAK, BU İNANCIN FELSEFESİNDE YOK. Bu yolla acıyı ve kederi kesin yok edebilir misin? İşte bu soruya verilecek cevap, mümkün değil olacaktır. 
 
Onun içinde Allah, beşeri geçici reçetelere uymak yerine, kalıcı ve çözüm yolunu gösteren reçeteler sunmuştur bizlere, gönderdiği kitaplarla. Budizm de toplumlar, inanılmaz inanç baskısıyla, alınan önlemlerle nefisleri, arzu ve istekleri baskı altına alınmış ama toplumlara refah, huzur kaliteli bir yaşam sunulamamıştır. Bunu açıklıkla görmek mümkün. 
 
Taylan da okula 3 yaşında başlanıyor ve okullar Budizm’in tapınaklarında, yani Budist inancının öğretildiği yerlerde başlıyormuş.  Öyle olunca da küçük çocukların kafaları, bu felsefe ile yıkanıyor ve başka inançlara adeta kapanıyor.SORGULAMA YETENEKLERİ ELLERİNDEN ALINIYOR. Çok dikkatimi çeken ise, inançlarının öğretisi heykeller, her evin önünde ve iş yerlerin de olması. Adeta putlaştırılmış bir konumda. Onun içindir ki çok küçük yaşta çocuğa din öğretmek yerine, sorgulama çağına geldiğinde öğretmeye başlarsak, daha sağlam, güçlü bir inancın temelleri atılmış olur. Çünkü Allah Kur’an da gönderdiği ayetler üzerinde, bizlerin özellikle düşünmemizi, sorgulamamızı istiyor. Bugün yaşanan İslam inancının da en büyük hatası, küçücük çocuklara, din adına Kur’an dan uzak, batıl ve hurafe bilgileri din diye öğretilmesidir. Küçük yaşta bu yanlış bilgileri alan çocukların, artık sorgulama yetenekleri ellerinden alındığından, Kur’an gerçekleri ile ileriki yaşlarda, bir türlü buluşmaları sağlanamıyor. 
 
Bu öğretinin, küçük yaşta adeta insanları şekillendirmesinin, yönlendirmesinin, bu toplum bir faydasını görmüş bunu fark ettim. TOPLUMDA İNSANLARIN BİR BİRİNE SAYGISI, HOŞGÖRÜSÜ VAR. HIRSIZLIK NEREDEYSE YOK DİYEBİLİRİZ. Ya sonrası? İşte sonrasını, ne siz sorun nede ben söyleyeyim. Tüm bunların elbette topluma bir faydası var, ama asıl faydası bu toplumları yönetenlere olduğunu düşünüyorum. Daha kolay sorunsuz, ses çıkarmayan, boyun eğen bir toplum. Krallarına karşı sorgulamadan öyle bir bağlılık sağlanmış ki, her sokakta, iş yerinde büyük resimleri ve bu resimler çiçeklerle süslenmiş. Elbette yöneticilere saygı güzeldir ama sorgulamadan aşırı saygı, köleliği getirir. Bunu Tayland gezimde çok açık gördüm.
 
Ülkenin tamamı neredeyse, başka ülkelerin ekonomik kıskacına alınmış. İş yerleri, büyük mağazalar, Amerikanın kontrolünde. Arabaları ise Japon malı. Tabi en kötü işlerde çalışan ve adeta hiç sesleri çıkmayan Taylan halkı. OTURDUĞU EVLERİ GÖRMEDİKTEN SONRA, TARİF ETMEKLE ANLAMANIZ MÜMKÜN DEĞİL. Tüm bunları sorgulayan bir toplum olmadıkları içinde, bu acı ve yoksulluk büyüyerek devam ediyor. 
 
TOPLUMUN DÜŞÜNME, YARGILAMA YETENEKLERİ ADETA ELLERİNDEN ALINMIŞ. YAŞADIĞIN HAYATLA YETİN, FAZLASINI İSTEME ÖĞRETİSİ İLE YETİŞEN, YÖNETİLEN BİR TOPLUM YARATILMIŞ.
 
Budist felsefesinin/öğretisinin toplumu huzura, mutlu bir yaşama ulaştırmadığını açıklıkla görebilirsiniz. Adeta uyuşturulmuş, sakinleştirilmiş bir toplum var ama FUHUŞ toplumda adeta gelir kaynağı olmuş. Bu ülkeye gidenlerin neredeyse büyük bir kısmı, FUHUŞ TURİZMİ için gidiyor. Buda toplumda asla yadırganmıyor, hoş görülüyor. Ayrıca erkeklerin yüzde beşi de eş cinsel. Eşcinsel gösterilerin turizm de, önemli bir yeri var. Eş cinsellik bu toplumda da çok normal karşılanan bir durum. İNANÇ, FELSEFELERİNE DE TERS DÜŞMÜYOR OLSA GEREK. Bu yaşamın bu ülkede, 30 ya da 40 yıl daha böyle devam ettiğini düşündüğünüzde, sizce bu toplumun sonu nasıl olur? Doğrusu ben tahmin edemiyorum.  
 
Onun içindir ki Allah, beşeri fikir ve düşüncelerden arınmış saf, arı, duru bir yol sunmuştur bizlere. Oda en son önerdiği yol, yöntem KUR’AN IN YOLUDUR. Asla Allah ın yoluna hiçbir beşeri ilaveler yapmadan, hayatımıza geçirmemizi istediği bu yol ile bizler huzuru ve mutluluğu bulacağımız açıktır.
 
Beşeri bilgilerin, felsefelerin sunduğu hiçbir yol, bizleri mutluluğa ulaştıramaz. Bunu Müslüman toplumlar olarak bizlerde, acısını yaşıyoruz. Allah sizleri Kur’an dan sorumlu tutuyorum, yalnız Kur’an ın ipine sarılın, sakın Kur’an ın sınırlarını aşmayın dedikçe, bizler bu uyarılara kulak asmayıp, Allah ın halis dinine beşeri ilaveler yaparak huzursuzluğu, acıyı ellerimizle davet ediyoruz. Allah ın kitabına inandığımızı söyleyen bizler, ne yazık ki ne bir birimize saygıyı öğrenmişiz, nede Allah ın önerilerini hayatımıza geçirmişiz. Onun içinde acı ve keder, Müslüman toplumlarında kol geziyor. Hakka batıl karıştırınca, hakkın gerçeklerini göremez olmuşuz.
 
Bizim Budist inançlarından, sizce farkımız nedir? Allah a inanmakla, bolca namaz kılmakla bizler, huzura kavuşacağımızı mı zannediyoruz? Huzura kavuşamadığımıza göre, izlediğimiz yolda büyük yanlışlar var demektir. Bu hatamızı fark edemediğimiz sürece, huzur ve mutluluk bizlerden uzak duracaktır. Cahiliye dönemini düşünün lütfen. Allah a inanıyorlardı ama izledikleri yol, hurafelerle karışmış batıl bir yoldu. Allah elçisini, neden ÜMMİ toplum içinden seçtiği gerçeğini, lütfen çok dikkatle araştıralım. Ümmi peygamberin anlamı, söyledikleri gibi okuma yazma bilmeyen anlamında değil, batıl karışmış hiçbir Ehli kitaba tabi olmayan, ama gerçeklerin arayışında olan bir kişi anlamındadır.
 
Biz Müslümanlar olarak, Kur’an ın felsefesini anlamak ve yaşamak yerine, dine ilaveler yapılan beşeri düşüncelerin felsefelerini hayatımıza geçirmişiz. Beşeri felsefelerin hiç birisinin, tarih boyunca toplumlara faydası olmamıştır. Onun için Allah uyarıcı elçiler ve kitaplar göndermiştir. 
 
Toplumların huzura ve refaha ulaşmaları için, mutlaka beşeri oluşumlardan, düşüncelerden uzak durmaları gerektiğini, bu gezimde bir kez daha anladım. Huzura ulaştıracak, batıl karışmamış, Allah katından gelen öğretidir, yoldur, yöntemdir. Bu gerçeği, fark edebilen toplumlar olabilmek dileklerimle. 
 
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK
 

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel

http://kuranyolu.blogcu.com/

http://hakyolkuran.com/

 

80
0
0
Yorum Yaz