Haluk GÜMÜŞTABAK 17 Takipçi | 0 Takip
Kategorilerim

MİRAÇ KONUSU

BAŞÖRTÜSÜ KONUSU

MEHDİ, MESİH VE HZ. İSA NIN GELECEĞİ .

NAMAZ, ORUÇ HAC, ZEKAT KONUSU

MEZHEP, HADİSLER, BATIL KONULAR.

GENEL İSLAMİ YAZILAR.

KUR AN AYETLERİ.

PEYGAMBERİMİZ İLE İLGİLİ YAZILAR.

İMAM-I AZAM EBU HANİFE Yİ TANIYALIM

RİSALE-İ NUR ÖĞRETİSİNE DİKKAT.

ÇOK EŞLİLİK VE KADINLARIMIZ İLE İLGİLİ..

KUR AN İLE İLGİLİ YAZILAR.

ÖLÜMLE YÜZLEŞEBİLMEK

KABİR AZABI KONUSU.

ZEKAT KONUSU VE KUR\'AN

HURAFELERİN ANA KAYNAĞI

EVLATLIK KONUSU.

MİRASIN DAĞITILMASI

ATATÜRK VE DİN

ÖN SÖZ

Diğer İçeriklerim (499)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (17)

Kur'an ın Emrettiği ZEKAT, Mezheplerin Öğrettiği Zekat.

2015-01-09 01:57:00

Bir sitede zekât ile ilgili bir yazı okumuştum. Doğrusu bu yazıyı Kur’an ile karşılaştırdığımda, bizlerin hadis adı altında her konuya hemen inanmayıp, söylenenlere dikkatle yaklaşıp, Kur’an ile karşılaştırmamız ve onun süzgecinden geçirmemiz gerektiğini, çok daha iyi anladım. Zekât konusu ile ilgili yazımı yazarken, istedim ki birlikte bu konuyu, Kur’an ayetleri ile onun ışığı altında düşünelim. Allah Kur’an da bakın ne diyor, bizlere gönderdiği rehber için.   Kamer 17: Andolsun biz, KUR’AN'I ÖĞÜT ALMAK İÇİN KOLAYLAŞTIRDIK.Öğüt alan yok mudur?    Kamer 22: Yemin olsun ki biz, KURAN'I ÖĞÜT VE İBRET İÇİN KOLAYLAŞTIRDIK. Fakat düşünen mi var?   Kur’an da ki bu iki ayeti okuduğumuzda, Rabbimiz in bizlere gönderdiği, İslam dinini bizler için kolaylaştırdığını, açık bir şekilde belirtiyor. Bu yazımı yazmaya neden olan bir sitede, zekât konusunda yazılmış yazıda dikkatimi çeken sözleri, önce sizlerle paylaşmak istiyorum.   ( Zekâtı verilen malın üreyeceği, bereketleneceği ve temizleneceği Kuran-ı Kerim’de beyan olunmuştur.)   Gerçekten ne güzel sözler. Doğrudur zekâtı verilen malın, ya da paranın üreyeceği, bereketleneceği, esas önemlisi hayrının görüleceğidir. Gelelim yazılan yazının diğer bölümlerinde, anlatmak istediği bilgilerden, önce alıntı yapalım.    ( Fıkıh lisanında ise; “Bir malın, dini usullere göre tayin edilen miktarını, Müslüman zenginin SENEDEN SENEYE, zekât alabilecek sekiz sınıftan birine temlik etmesi; yani hiçbir menfaat ve istifade alâkası olmamak üzere vermesi demektir.”)   Yine yazıda, zekâ... Devamı

Kur'an In ŞEFAAT Konusunda Verdiği Bilgiler.

2015-01-08 20:13:00

Kur’an da şefaat konusunu iyi anlayabilmek için, önce bizzat kendisine yani KUR’AN a bakıp bu konu hakkında ne söylüyor önce onu inceleyelim. Bu yazıyı yazmama NEDEN OLAN BİR KARDEŞİMİZ, peygamberler, din ulemaları ve şehitler şefaatçidir, düşüncesinin doğru olup olamayacağı konusunda, Kur’an dan bir cevap niteliğindedir. Bakalım arkadaşımızın dediği gibimi, yoksa Kur’an bunun tam tersini mi söylüyor, onu hep birlikte araştıralım. Önce aşağıdaki ayeti lütfen dikkatle okuyunuz, hatta tekrar tekrar okuyunuz.      Zümer 44: De ki: "ŞEFAAT, TÜMDEN VE SADECE ALLAH'INDIR. Göklerin ve yerin mülkü/yönetimi Onun dur. Sonunda O'na döndürüleceksiniz.     Şimdi soruyorum sizlere, bu ayet sizce açık değil mi? Evet çok açık ve net tek affedici, bağışlayıcı yalnız benim diyor Rabbimiz. Allah bunu söyledikten sonra, Kur’an da başka bir ayetinde, şefaat yani affetme, bağışlama yetkisini başkasına verir mi? Elbette hayır, bunu söylemek Kur’an da çelişki yaratır.     Bakara 123: Kimsenin kimse yerine bir şey ödemeyeceği, kimseden fidye kabul edilmeyeceği, ŞEFAATİN HİÇ KİMSEYE YARAR SAĞLAMAYACAĞI ve onların hiçbir yardım göremeyecekleri o günden korkun.   Bakara 48. :Ve korkun o günden ki, hiçbir benlik başka bir benliğin herhangi bir şeyi için karşılık ödemez; HİÇBİR BENLİKTEN ŞEFAAT KABUL EDİLMEZ, hiçbir benlikten fidye alınmaz. Ve onlara yardım da edilmez.     Enam sur.51: Rablerinin huzurunda hasredileceklerinden korkanları, o vahiy ile uyar ki korunabilsinler. Onların O'ndan başka ne bir dostu vardır ne de şefaatçisi.     Yaradan bu ayetler de, çok net açıklamış, mahşer... Devamı

MİRAÇ KONUSU VE KUR'AN.

2015-01-08 06:37:00

Bizler İslam ı yaşarken, Allah ın emin olmadığınız bilgilerin ardına düşmeyin, sizleri sorumlu tutarım uyarısını, ne kadar dikkate alıyoruz, işte bu çok önemli bir soru.  Bugün sizlerle, günümüzde çok önemsediğimiz ve bizlere beş vakit namazın emredildiği anlatılan, MİRAÇ konusunu Kur’an dan birlikte araştıralım. Daha sonra herkesin kendi nefsinde, bu sorunun cevabını vermesini istiyorum. Çünkü herkes kendi imtihanından sorumludur. Konu önemli, onun için biraz detaylı ve uzun. Lütfen sabırla okuyunuz. Önce MİRAÇ olayının nasıl olduğunu, geleneksel İslam’ın bu konuyu nasıl anlattığını ve inandığını kısaca sizlere aktarmak istiyorum.   (Miraç, Recep ayının 27. Gecesi Cenab-ı Hakkın daveti üzerine Cebrail Aleyhisselâmın rehberliğinde Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamın Mescid-i Haramdan Mescid-i Aksâ'ya, oradan semaya, yüce âlemlere, İlâhî huzura yükselmesidir.   Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam Mescid-i Haramdan (Mekke'den), Mescid-i Aksâ'ya (Kudüs'e) ata benzer beyaz bir Cennet bineği olan Burak ile geldi. Kudüs'e gelmeden yol üzerinde Hz. Musa'nın makamına uğradı, orada iki rekât namaz kıldı, daha sonra Mescid-i Aksâ'ya geldi. Orada bütün peygamberler kendisini karşıladı. Miracını kutladılar. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam burada peygamberlere iki rekât namaz kıldırdı, bir hutbe okudu.   Semanın bütün tabakalarına uğradı. Sırasıyla yedi sema tabakalarında bulunan Hz. Âdem, Hz. Yahya ve Hz. Îsa, Hz. Yusuf, Hz. İdris, Hz. Harun, Hz. Musa ve Hz. İbrahim gibi peygamberlerle görüştü, Onlar kendisine “Hoş geldin” dediler, tebrik ettiler.   Bundan Sonra Hz. Cebrail ile birli... Devamı

Namaz(Salat) Konusu Ve Günümüze Yansımaları. (NAMAZ VAKİTLERİ KO

2015-01-08 05:55:00

  EKİM       Değerli din kardeşlerim. Kur’an ı okuduğunuzda, Allah ın en çok önem verdiği konulardan birisinin de, namaz olduğunu görürüz. Bu konulara açıklık getiren, birçok ayet de vardır Kur’an da. Fakat bizler Kur’an ile yetinmeyip, her konuda batılı inancımıza sokmaktan çekinmeyiz.   Bakın bu konuda sizlere bir örnek vermek istiyorum. Bazı rivayet hadis örneklerini vererek, peygamberimizin genelde namazlarını üç vakitte cem ettiği, yani birleştirdiği anlatılıyor, aktarılan rivayet hadisler doğrultusunda. Bunlardan örnekler vermek istiyorum konuyu anlamak için.    ( Ebu Tufeyl diyor ki; Muaz b. Cebel radiyellahu an şöyle dedi: “Tebuk savaşında Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte çıktık. Öğle ile ikindiyi bir, akşam ile yatsıyı da bir kılardı. «Neden böyle yaptı?» dedim. Dedi ki; «ÜMMETİNİ SIKINTIYA SOKMAK İSTEMEDİ.»)   (İbni Abbas (R.Anhüma) şöyle dedi: “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Medine’de öğle ile ikindiyi birlikte kıldırdı. Ne korku vardı, ne yolculuk.)    (Müslim’in ibni Abbas’tan yaptığı bir diğer rivayet şöyledir: “Biz Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında iki namazı birleştirirdik.)    Gerçekten peygamberimiz, bu sözleri söylemiş olabilir mi? Yani Allah Kur’an da beş vakit namaz emri verdiyse, bunu peygamberimiz bazen birleştirerek, kılınmasını emreder mi? Allah elçisine, sana indirdiğim Kur’an a uy, kullarıma Kur’an ile hükmet diyecek, daha sonrada peygamberimiz Allah ın hükümleri konusunda... Devamı

Nedensiz Bozulan Orucun Kefareti 60 Gün Oruç Tutmak Mıdır?

2015-01-07 23:13:00

  Bizler İslam ı yaşarken, ne yazık ki söylenenleri, hiç araştırma gereği duymadan iman ediyor ve sonucunun ne olacağını bilmediğimiz yoldan gitmekte, hiç sakınca görmüyoruz. Hâlbuki Allah emin olmadığınız bilgilerin ardı sıra gitmeyin sorumlu tutarım, diye bizleri uyarmıyor muydu?      İşin daha da vahimi, Rahmanın sizler için kolaylaştırdım dediği kitabı, rehberi görmezden gelip, bizlere öğretilen rivayetlere, hiç kuşku duymadan, Allah ın kitabına danışmadan dini ÖYLE ZORLAŞTIRIYORUZ Kİ, doğrusu tüm bunların hesabını Rabbimiz e nasıl veririz bilemiyorum.      Allah yemin ederek birçok kez, acaba gönderdiği Kur’an ı kolaylaştırdım dedikten sonra, bizlerin bazı nefsi küçük hatalarından kaynaklanan suçlar için, büyük cezalar verir mi? Örneğin nefsimize yenilip sebepsiz bozduğumuz orucun karşılığı olarak, 60 gün oruç tutacaksın der mi? Yoksa bu derece fazla oruç cezaları, kendi şahsi ibadetlerimizin dışında, daha kötü büyük suçlar için mi örnekler verilmiş Kur’an da, gelin onları Allah ın zikrinden anlamaya çalışalım.     Hepimiz biliriz Ramazanda, orucumuzu rahatsızlık halinde bozmamız durumunda, daha sonra tutmamız gerektiği Kur’an da apaçık yazar. Yine oruçluyken hastalık ya da zorunlu bir neden yokken bozanlar içinde, 60+1=61 gün tutulması gerektiği hükmü Kur’an da hiç bahsedilmediği halde, rivayet hadislerde geçer. Bu bilgilerin, hükümlerinin de peygamberimize ait olduğu anlatılır. Acaba gerçekten nefsine yenilip, kasti orucunu bozan bir insan, 61 gün Kefaret orucu tutması gerekiyor mu? Bu sözler peygamberimize ait olabilir mi?     Gelin yine peygamberimizin bizlere &... Devamı

Say. Hakkı Yılmaz ın SALAT Sözünden Anladıkları.....

2015-01-07 22:45:00

  Geçen gün Sayın Hakkı Yılmazın SALÂT, yani günümüzde namaz, dua, destek anlamındaki Kur’an da geçen kelimeden ne anladığını anlattığı, yazısını okudum. Önce Sayın Yılmazın kur’an da ki salât kelimesinden ne anladığını, yazısından alıntı yaparak sizlere nakletmek istiyorum. Çünkü Sayın Yılmaz salât sözcüğünden, günümüzde kıldığımız namazı anlamadığını, çok daha farklı bir anlam vererek, anlatmaya çalışmış.     Bizler eğer birbirimize saygılı olmayı öğrenirde, karşı düşünceleri de dinlemesini bilirsek, inanıyorum ki, İslam ın içindeki başıbozukluğu, fitne ve fesat karıştıranları içimizden ayıklamakta, hiçte zorluk çekmeyeceğimize inanıyorum. Eğer kendi düşüncelerimizi, inançlarımızı karşımızdaki tüm insanların dinlemesini ve saygı göstermesini istiyorsak, bizlerinde onların düşüncelerini dinleyerek, saygı göstermemiz gerektiğini unutmamalıyız. Böyle yaparsak birlik ve beraberliğe daha yakın oluruz.      Gelelim Sayın Hakkı Yılmazın Kur’an daki SALÂT sözcüğünden ne anladığına. Düşüncesini iyi anlayalım ki, Kur’an bütünlüğünde tüm ayetleri analiz edip, doğru bir sonuca varabilelim. Çünkü her insan bizzat kendisinden ve yaptıklarından sorumludur. Bakın Sayın Yılmaz ne anlamış Kur’an da ki salât sözcüğünden.     (Sonuç olarak  [salât] sözcüğünün anlamını; “destek olmak, yardım etmek, sorunları sırtlamak; sorunların çözümünü üzerine almak” şeklinde özetlemek mümkündür.     Dolayısıyla  [salât] söz... Devamı

Diyanetin Namaz Konusunda ki Çelişkisi. (NAMAZ VAKİTLERİ KONUSU)

2015-01-07 11:36:00

  Bugün sizlere, Diyanet işleri başkanlığı sitesinden geçmiş yıllarda alıntı yaptığım, bir yazı üzerine konuşmak istiyorum. Yazıda geçenleri ve bizlere öğretilen diğer bilgileri bizzat kendimiz düşünüp ve de karşılaştırarak değerlendirmeyi öz irademizle yapmalıyız.   Bu yazımdaki amacım, namaz vakitlerinin neler olduğunu kanıtlamak değil, tam tersine Kur’an dan ayrıldığımızda, bizleri nerelere sürükleyeceğini anlatmaya çalışmaktır. Yoksa Rabbimize e günde beş vakit değil, on vakit namaz kılsak azdır. Amacımız Allah ın emirlerinin ne olduğunu doğru anlamaktır, yani haktan batılı ayırmaktır. Yazının yorumunu sizlere bırakıyorum. Çünkü Yaradan ın huzuruna çıktığımızda, yanımızda yardımcı hiç kimse olmayacak, herkes tek başına hesabını verecektir. Yazıda şöyle yazıyordu.   (İslâm'ın başlangıç yıllarında namaz, SABAH VE AKŞAMLEYİN KILINAN İKİŞER REKÂTTAN İBARET İKEN, YAYGIN KABUL GÖREN GÖRÜŞE GÖRE, Miraç olayından sonra beş vakit namaz farz kılınmıştır. "Kendi nefsinde bir yakarış ve ürperiş içinde ve pek yüksek olmayan bir sözle sabah ve akşam Rabbini an; gafillerden olma" (el-A`râf 7/205) ayeti namazın başlangıçtaki durumuyla ilişkili görülmektedir.YİNE YAYGIN KABULE GÖRE, Cibril’in Hz. Peygamber'e Kâbe'de, namazın vakitlerini göstermek üzere imamlık etmesi, Miraç olayının ertesi günü olmuştur.)    Yazıda dikkat ederseniz, namazın ilk yıllarında sabah ve akşam kılınması emredildiği, Kur’an da geçtiğini de örnek vererek yazmışlar. Daha sonra yazılana ise çok dikkat ediniz lütfen, Kur’an dan alınan bilgilere göre değil de, YAYGI... Devamı

Çok Eşlilik Ve Kur'an ın Önerisi.

2015-01-07 09:03:00

EKİM       Bizler Kur’an ı anlamaya çalışırken, eğer nefsimizin esiri olarak, beşeri itikatlarımıza delil aramak adına Kur’an a bakıyorsak, ondan doğru bilgiyi almamızda asla mümkün olmayacaktır. Çünkü Allah bizlere, niyetlerimize göre cevap verecektir.   Kur’an da Nisa suresi 3. ayette geçen, bazı kelimeler öne sürülerek, Allah bir erkeğin dört eşe kadar evlenmesine izin veriyor denmektedir. Gerçekten Allah, birden fazla eşle evlenmemizi öneriyor mu, yoksa zaten Kur’an ın indirildiği dönemde yaygın olan çok eşliliği, Allah indirdiği ayetleriyle, düzene mi sokmaya çalışıyor?    Gelin bu konuyu Kur’an bütünlüğünde, ayetler üzerinde düşünerek anlamaya çalışalım. Nisa suresi 3. ayeti daha iyi anlayabilmemiz için, bir önceki ayeti de yazalım ki, ayetler özellikle kimlerden ve ne maksatla bahsedildiği daha iyi anlaşılsın.   Nisa 2: Yetimlere mallarını verin. Temizi pis olanla (helâli haramla) değişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Çünkü bu, büyük bir günahtır.   Nisa 3: Şayet yetimler hakkında adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, SİZE HELÂL OLAN BAŞKA KADINLARDAN İKİŞER, ÜÇER, DÖRDER ALINIZ. O kadınlar arasında da adaleti sağlayamayacağınızdan korkarsanız, BİR TANE ALINIZ yahut ellerinizin altında bulunanlarla yetininiz. Zulüm ve HAKSIZLIK ETMEMENİZ İÇİN EN UYGUN OLAN BUDUR.   Nisa 2 ve 3. ayete baktığınızda, ilk önce bahsedilen konu yetimler ve bu yetimlerin ailelerinden kalan malları ile ilgili açıklamalar yapılıyor. Dikkat ederseniz, be... Devamı

Kadınların REGLİ ( Ay Hali) Halinde İbadetleri Konusu Ve Kur'

2015-01-07 06:50:00

Değerli arkadaşlarım, Diyanet sitesinde gezinirken okuduğum bir konuyu sizlerle konuşmak, tartışmak ve Kur’an ile karşılaştırıp, sizleri düşünmeye davet etmek istiyorum. Önce sizlere Kur’an dan bazı ayetler hatırlatmak istiyorum.   İsra 89: Yemin olsun, biz bu Kuran'da, insanlar için her benzetmeden nice örnekler sıraladık. Ama insanların çoğu inkâr ve nankörlükten başka bir şeyde diretmediler.   Kehf 54; Yemin olsun, biz, bu Kuran'da, insanlar için her türlü örneği değişik ifadelerle gözler önüne koyduk. İnsan ise varlığın, tartışmaya en çok tutkun olanıdır.   Araf 52: Yemin olsun ki, biz onlara, ilme uygun biçimde, ayrıntılı kıldığımız bir Kitap getirdik. İnanan bir topluluk için bir kılavuz, bir rahmettir o.   Yukarıdaki ayetlere benzer birçok ayetler vardır. Sizlere sormak isterim, acaba bu ayetlerden sizler, bizlerin iman adına yapmamız gereken, sorumlu olduğumuz her şeyin KUR’AN DA olmadığını mı anladınız? Elbette hayır.   Aslında Allah çok açık bir şeyler söylüyor bizlere ve diyor ki, sizin rehberiniz Kur’an dır. Bu rehberde de sizleri ilgilendiren her konu, apaçık yazılmıştır. Şimdide konumuzla ilgili ayete bakalım.   Bakara 222: Sana âdet halini de sorarlar. De ki: "O, insana rahatsızlık veren bir haldir. Hayızlı(regli)oldukları sırada kadınlardan uzak durun ve onlar TEMİZLENİNCEYE KADARkendilerine yaklaşmayın. İyice temizlendiklerinde, Allah'ın emrettiği yerden onlara gidin." Şu bir gerçek ki Allah, çok tövbe edenleri sever, iyice temizlenenleri de sever.   Kur’an da kadınların, adet halinden bahsettiği tek ayet bu ayettir. Burad... Devamı

Allah Kur'an Ayetlerini Elçisine, RÜYASINDA Vah yeder mi?

2015-01-07 04:09:00

Bizler İslam ı ne yazık ki, doğruluğundan emin olamadığımız beşeri rivayetleri, hiç düşünmeden Kur’an ile karşılaştırmadan, yaşamaya kabul etmeye devam ettiğimiz sürece, gerçek İslam ın güzelliğini nurunu, güneşini de görmemiz, ondan gereği gibi istifade etmemizde, mümkün olmayacaktır.   Bu yazımda sizleri düşünmeye davet etmek istediğim konu, bir yazıma cevap veren bir kardeşimiz, bana sitemkâr sözlerle, peygamberimize rüyasında tebliğ edilen, KUR’AN DIŞINDAN KUR’AN AYETİ HÜKMÜNDE HADİSLERİN OLDUĞUNU SÖYLEMESİYDİ.   Gerçekten böyle bir şey olabilir mi? Yani peygamberimize rüyasında, Kur2an ın dışından da vahiy gelmiş olabilir mi? Aşağıdaki sözlerin Kur’an bütünlüğünde, gerçekten doğru olma şansı sizce var mı?   (Allah'ın resulüne ilhamı olan, ayet hükmünde olan rüya hadislerini dahi kabul etmezsiniz. Sizi uyarıyorum, yolunuz yol değil.)   Bu arkadaşımız bizlerin, din ve iman adına sorumlu olduğumuz, tıpkı Kur’an ayetleri gibi, bazı bilgilerin, hükümlerin peygamberimize Allah tarafından rüyasında vah yedildiğini ve bizlerinde bunlardan sorumlu olduğumuzu söylüyor. Bizler bu sözleri hemen Kur’an a müracaat ederek soralım, bakalım Allah elçilerine bu yolla, yani rüya yoluyla bizlerinde sorumlu olduğu, Kur’an dışından vahiy tebliğ etmiş olabilir mi?   Şura 51:Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur yahut bir elçi gönderip izniyle ona dilediğini vah yeder. O yücedir, hakîmdir.   Önce vahiy kelimesinin anlamına bakalım. Vahiy genel anlamda Allah ın buyruğu, yani emirlerinin elçilere bildirildiği sözlerdir. İşte bu sözlerini bakın hangi... Devamı

Allah ın Elçisine HİKMET Vermesi Ne Anlama Gelir.

2015-01-07 03:24:00

  EKİM         Sizleri Kur’an bütünlüğünde, düşünmeye davet etmek istediğim konu, Allah ın elçisine, HİKMETvermesi ne anlama gelir, birlikte Allah ın izniyle Kur’an dan anlamaya çalışalım.   Araf 62: Size, Rabbimin mesajlarını iletiyorum, size öğüt veriyorum ve ben Allah'tan gelen vahiy ile sizin bilmeyeceklerinizi biliyorum.   Ali imran 164: Allah, müminlere, aralarından kendilerine Allah'ın ayetlerini okuyan, onları arındıran ve onlara kitap ve HİKMETİ öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulundu. Oysa bundan önce açık bir sapıklık içinde idiler.   Bakara 151: Öyle ki size, kendinizden, size ayetlerimizi okuyacak, sizi arındıracak, SİZE KİTAP VE HİKMETİ ÖĞRETECEK ve bilmediklerinizi bildirecek bir elçi gönderdik.   Allah Araf suresi 62. ayette, Allah tan gelen sizin bilmediklerinizi biliyorum demekle, neyi kast etmiş olabilir? Kur’an dışından bir bilgi olabilir mi, elbette mümkün değil. Hemen Kur’an ın diğer ayetleri ile bağlantı kuralım, konuyu daha iyi anlamak için. Çünkü bir ayette, bir kelimeden yola çıkarak yanlış anlamlar verirsek, Allah korusun şeytanın kucağına düşer, hesabı da veremeyenlerden oluruz.   Ahkaf 9: De ki: 'Ben elçilerden bir türedi değilim, bana ve size ne yapılacağını da bilemiyorum. Ben, yalnızca bana vah yedilmekte olana uyuyorum ve ben, apaçık bir uyarıcıdan başkası değilim.   Maide 109: Allah'ın peygamberleri toplayıp da "Size ne cevap verildi" dediği gün, "Bizim hiçbir bilgimiz... Devamı

Allah ın Peygamber Eşlerine Hitaben, İndirdiği Ayetlerden alacağ

2015-01-07 03:02:00

Bu yazımda sizleri, üzerinde düşünmeye davet etmek istediğim ayetler, Ahzab suresinde peygamberimizin eşlerine hitaben gelen ayetlerden, nasıl dersler çıkarmalıyız ve bu ayetlerde geçen bazı sözleri nasıl anlamalıyız, bu konuda sizleri Kur’an bütünlüğünde düşünmeye davet etmek istiyorum. Burada yazdıklarım ve benim ayetlerden anladıklarım, yalnız beni bağlar. Onun için sizlerde, bu ayetler üzerinde Kur’an bütünlüğünde düşünerek, doğruları bulmaya çaba göstermelisiniz.     Kur’an a baktığımızda, görev verdiği elçisi ve onun eşlerine yönelik, çok dikkat çekici ikazların olduğunu görürüz. Daha açıkçası Allah, görev verdiği elçisi ve onun şanını yüceltecek, namusunu koruyacak eşleri ile de ilgili, çok özel hükümler getirmiştir. Buradan da anlıyoruz ki, Allah hem elçisini, hem de eşlerini kontrol altına almış, hata yapmalarına izin vermemiştir. Buda çok doğaldır. Allah ın vahyini tebliğ edecek bir elçinin, her yönüyle kusursuz olması kadar normal bir şey olamaz.      Gelelim peygamberimizin eşlerine hitaben indirilen ayetlere.      Ahzab 28: Ey Peygamber, eşlerine şöyle söyle: "Eğer şu iğreti dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, haydi gelin size boşanma bedellerinizi vereyim de sizi güzellikle serbest bırakayım.     Ahzab 29: Eğer Allah'ı, Peygamberini ve ahiret yurdunu diliyorsanız, bilin ki, Allah, içinizden güzel davrananlar için büyük bir mükâfat hazırlamıştır.     Demek ki peygamber eşleri olarak, çok önemli bir mesuliyet altına giriyorlar ki, Allah isteyen ayrılabilir de onlara diyo... Devamı

Dört Halifenin Hadis Nakliyle Mücadelesi.

2015-01-07 02:17:00

KASİM     DÖRT HALİFENİN HADİS NAKLİYLE MÜCADELESİ:     HZ. EBU BEKİR’İN ALDIĞI ÖNLEMLER   Hz. Ebu Bekir, peygamberin vefatından sonra Müslümanları toplayarak şöyle demişti: “Sizler, Peygamberden hadis rivayet ediyorsunuz ve bu hadislerde ihtilafa düşüyorsunuz. Sizden sonrakiler ise daha fazla ihtilaf edecektir. Peygamberden hiçbir şey tahdis etmeyin. Size bir soru soran olursa, “Bilgimizle sizin aranızda Allah’ın kitabı var” deyin ve onun helal kıldığını helal, haram kıldığını haram kılın” [Zehebi, “Teskiretu’l Huffaz, I, 2-3]   Hz. Ebu Bekir vefat ettiği gece bir hayli huzursuz olmuş ve uyuyamamış, bunun sebebini soran kızı Hz. Aişe’ye sebebinin hadisler olduğunu söylemiş, sabah olunca da evde mevcut olan bütün yazılı hadisleri getirtip yaktırmış.  [Zehebi, I, 5]   HZ. ÖMER’IN ALDIĞI ÖNLEMLER   Hz. Ömer diğer şehirlerdeki sahabelere mektuplar yazarak ellerinde yazılı bulunan hadis mecmualarını yok etmelerini istedi.  [İbn Abdilberr, 108]   Hadisler Ömer döneminde çoğalmıştı. Ömer halktan beraberlerinde bulunan hadis sayfalarını getirmelerini istedi. Sonra bunların yakılmasını emrederek şunu söyledi: Kitap Ehli’nin Mişna’sı gibi Müslümanların Mişnası’dır bunlar.  [İbn Sad/Tabakat 5/140]     Hz. Ömer Irak’a yolcuğa giden arkadaşlarına şöyle demişti: “Siz öyle bir ülkeye gidiyorsunuz ki halkı arı uğultusu gibi Kur-an okur. Hadislerle onları meşgul etmeyiniz ve yollarını saptırmayınız.  [Hanbel, Kitabul Ilel 1/62-63]   ... Devamı

Kur'an mı Temel Belirleyicidir Hadisler mi?

2015-01-07 02:10:00

KUR'AN MI TEMEL BELİRLEYİCİDİR, HADİSLER Mİ?       Allah tarih boyunca, hakla bâtılın fark edilebilmesi adına, çeşitli dönemlerde elçiler  seçmiş ve onlara kullarının tâbi olmaları gereken ölçüleri bildirmiştir. Hz. Muhammed, hidayet önderi olarak seçilen son elçi, ona bildirilen Kur’an vahyi de, vahiy halkasının son temsilcisi olmuştur.    Hz. Peygamber ve beraberindeki ilk nesil, tüm benlikleriyle, âlemlerin Rabbi yüce Allah’ın, insanlığın kurtuluşu için yeryüzüne saldığı son ip olan Kur’an’a yönelmiş, tasavvur ve şahsiyetlerini onunla inşa etmişlerdir.   “Onlara bir ayet getirmediğin zaman: ‘Sen onu derleyip-toplasana' derler. De ki: Ben, yalnızca bana Rabbimden vahyolunana uyarım. Bu, Rabbinizden olan basiretlerdir, iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve bir rahmettir.”(A’râf 7 / 203)  Kur’ani beyanında ve benzeri birçok ayette de ifadesini bulduğu üzere Hz. Peygamber, kendisine vahyolunan Kur’an’a tâbi olmaktan, onun hükümlerini pratize etmekten başka bir şey yapmıyordu.   Hz. Aişe validemizin, kendisinden Hz. Peygamber’i anlatmasını talep edenlere“Siz hiç Kur’an okumuyor musunuz? O’nun ahlâkı Kur’an’dı” şeklinde cevap vermesi de, bu gerçeğin ifadesinden başka bir şey değildi.   Hz. Aişe, Allah Resulü’nün (a. s.), Kur’an’ın ete kemiğe bürünmüş hali olarak yaşadığını çok iyi bildiği için, Allah Resulü’ne herhangi bir söz nispet edildiğini işittiğinde, hemen o sözü Kur’an’ın süzgecinden geçirir, Kur’an’ın öl&cce... Devamı

Resulüm e Mektubum Var.

2015-01-07 00:13:00

RESULÜME MEKTUBUM VAR.      Ey nurlar saçan ve âlemlere rahmet olarak gönderilen hayatıyla, yaşamıyla verdiğin kararlarla bizlere örnek peygamberim. Sana bir maruzatım var, beni duyar mısın bilemem ama Rabbim duysun, dilerse seninde duymanı sağlar. Mahşer günü senin de şahitliğinde her şey ortaya çıkacaktır. Bıraktığın emanetini devralıp, insanlara elimden geldiğince, anladığım kadar anlatmaya çalışıyorum, yanlışlarımı Rabbimiz ne olur bağışla. En az hata yapanlar arasına al beni. Rabbimizin Kur’an da örneğini verdiği ve senin mahşer günü söyleyeceğin;       (Furkan 30; Ey Rabbim! Benim toplumum bu Kuran' ı devre dışı tuttular.)     Şikâyetin, üzüntün ne yazık ki gerçek oldu ey resulüm. Elimden geldiğince, anladığım kadarıyla senin emanetini anlatmaya çalışıyorum. Ama o kadar az ümmetin kaldı ki, Kur’an gerçeklerini haykırıp, batılı ortaya çıkardıkça, hep horlanıyor ve dışlanıyoruz. Artık Kur’an anlaşılması zor bir kitap olarak anlatılıyor, böyle olunca da toplum tarafından yüksek bir yere asılarak, ona saygı böyle gösteriliyor.     Onun yerine Kur’an ın açıklayıcısıdır dedikleri ve ciltlerce dolusu kitapları önümüze koydular. Okunduğunda kimseler anlamıyor bile. Senin bizlere tebliğ ettiğin ayetler yerine, beşerin sözleri dillerde dolaşır oldu. Emin olamayacağımız kişilerin, Allah katındandır bunlar dedikleri, sözler dinin ana kaynağı kabul edilir oldu. Kime inanacağına şaşırmış halde insanlar ise, gerçek güneşe, rehbere gözlerini yummuş, kapkara gözlüklerini takmış dolaşıyorlar.     Allah ın sakın velilerin ardına düşmeyin ikazlarına, kulak tıkarcasına birçok ümmetin veliler, hoca ... Devamı

Kur'an ı Zor Anlaşılır Yaparak, Allah ın Rehberinden Uzaklaş

2015-01-06 22:50:00

Kur’an, Allah ın katından gelen, eşi benzeri olmayan, biz Rabbin kulları içinde, bir yaşam rehberi, güneşi, gönül gözüdür.     Bu kadar önemli, eşsiz bir kitabın, Allah tarafından gönderiliyor ve kullarına doğru yolu gösteriyor olması, daha da önemlisi, Allah bu kitaptan bizleri sorumlu tuttuğunu söylemesi, sizce hesabımızı vereceğimiz bu Kur’an ın, nasıl bir kitap, nasıl bir rehber olmasını gerektirir? Böyle bir kitabın özellikleri, nasıl olmalıdır? Anlaşılması zor mu, yoksa Yaradan ın hesap soracağı kitap, anlaşılması kolay mı olmalıdır?     İşte bu soruyu, lütfen nefsimize önce bir soralım. Daha sonra Kur’an a bakalım, acaba Kur’an kendisi hakkında neler söylüyor. Daha sonrada hiçbir etki altında kalmadan düşünelim, araştıralım. Eğer bizlere öğretilenler ile Kur’an ve mantığımız uyuşuyorsa, sorun yok demektir. Ya anlatılanlar, öğretilenler Kur’an ile uyuşmuyorsa? İşte o zaman imtihanımızın en zor bölümü, başlıyor demektir. Cevabını herkes kendisi verecektir, tabi sonucuna da katlanacağımızı, asla unutmayalım.     Allah bizlere rehber olsun diye gönderdiği kitap için, birçok kez yemin ederek bakın neler söylüyor. Sizce çok açık ve net değil mi? Kur’an ın en büyük özelliği, aşağıdaki ayetlerden anlaşılmıyor mu?     Kamer 17: Andolsun biz, Kuran'ı ÖĞÜT ALMAK İÇİN KOLAYLAŞTIRDIK. Öğüt alan yok mudur?     Kamer 22: Andolsun biz Kur'an'ı DÜŞÜNÜP ÖĞÜT ALINSIN DİYE KOLAYLAŞTIRDIK. Öğüt alan yok mu?     Kamer 32: Andolsun biz Kur'an'ı, ANLAŞILIP ÖĞÜT ALINMASI İÇİN KOLAYLAŞTIRDIK. O halde düşünüp &o... Devamı

Kur'an Neden Koruma Altına Alındı.

2015-01-06 22:14:00

Hıristiyanlar Kur’an da geçen bir ayette, Kur’an ı biz indirdik, onu koruyacakta biziz sözlerine atıfta bulunarak, şöyle söylüyorlar kendi sitelerinde. Madem diğer kitaplarda Allah katından indi, onları niçin korumadı Allah?Elbette bu sözler ilk söylendiğinde, düşünmeden çok mantıklı geliyor. Allah Kur’an ı koruma garantisi verdide, daha önce gönderdiği kitapları neden koruma garantisi vermedi? Gelin bu konuyu yine, Kur’an dan aldığımız bilgilerden yola çıkarak, anlamaya çalışalım.   Bizler her şeyden önce çok özel yaratılmışız, akılla ve özgür iradeyle donatılmışız. Allah bizlere Kur’an da bazı örnekler verir, hatta gönderdiği elçiler ve kitaplarından bahseder. Bizlerin dersler alması için uyarılarda bulunur. Bahsettiği peygamberler dışında da yüzlerce peygamberler geldiğini söyler. Hepsi bir amaç uğruna yapılan, bir imtihanın sahneleridir.Bu sahnede özgürce rol alan bizler, kendi rolümüzü kendimiz oynamaktayız.    Şöyle düşünelim Âdemin yaratılışından beri, yüzlerce peygamber ve sayısını bilemediğimiz kitaplar gelip geçmiş günümüze kadar. Peki, neden bu kitaplar günümüze kadar Allah tarafından korunmamış burası önemli. Allah kullarının yaşadığı dönemlere özgü bir yaşamın sağlanması için, o devrin özelliklerine göre bir hayat öngörmüştür kullarına. Dönemin, çağın şartlarına göre gönderilmiştir kitaplar.Konuyu Kur’an dan anlamaya çalışalım.   Yunus 94: Sana indirdiğimizden şüphede isen, SENDEN ÖNCE KİTAP OKUYANLARA SOR! Andolsun, sana Rabbinden gerçek geldi. Sakı... Devamı

Yalnız Allah dan Yardım Dilemek. (Fatiha Suresi 5. Ayet)

2015-01-06 09:00:00

Değerli din kardeşlerim, bizler her gün namazlarımızda Yaradan a Fatiha suresini okurken bir söz veriyoruz. Ne sözü verdiğimizin farkında mısınız?     Fatiha 5: Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.      Acaba gerçekten her gün bu sözü verirken Rabbimiz e, sözümüz de duruyor muyuz dersiniz. Yaradan Kur’an da bakın ne söylüyor bize iletilmesi için.      Zümer 44; De ki: "şefaat, tümden ve sadece Allah'ın dır. Göklerin ve yerin mülkü onundur. Sonunda O'na döndürüleceksiniz.     Bu ayete baktığınızda çok açık ve net şefaat, yani bağışlama yetkisinin Allah tan başka kimsede olmadığını söylüyor bizlere. Şefaatin Kur’an da ki anlamı affetmek ve bağışlamaktır, onun içindir ki Yaradan, affetme yetkisinin tamamen kendisinde olduğunu söylüyor. Ama bizler bu ve buna benzer, onlarca ayete inandığımızı söylediğimiz halde, Allah tan başka öyle şefaatçiler edindik ki, ayetin yerinde yeller esiyor     İşin kötüsü Allah ın ayetlerinin tam tersine bizleri inandıranlar, bu bilgiler peygamberimizin bizlere ilettiği sözleridir dediler. Bizler Kur’an ile bağımızı kuramadığımız için, her söylenene ne yazık ki inandık. Elimize alıp ta Allah ne diyor diye, anlayarak Kur’an ı hiç okumadık. Onun içindir ki bizler suçluyuz, hem de çokkkkkkk suçluyuz.     Allah Fatiha suresinde, yalnız Allah tan yardım istenmesi gerektiğini, bizlerinde böyle dua etmesini istediğini fark edemedik. Çünkü her zaman ayetleri anlamadığımız dilden okuduk. Daha doğrusu bizlere anlamasan da oku, Allah sevap yazar dediler. Daha da ileri giderek, Arapçasından... Devamı

Vaktimiz Yaklaşıyor Farkında Mısınız......

2015-01-06 06:04:00

      EKİM       Bizler hayatımızı nasıl sorgusuz, düşüncesiz yaşıyorsak, inancımızı ve dinimizi de ne yazık ki genelde aynı düşünceyle yaşıyoruz. Hayata atıldığımız, yuvamızı kurduğumuz günden itibaren, kurulmuş bir çalar saat gibi, BİRİLERİNİN GÜDÜMÜNDE yaşıyoruz ömrümüzü.   Kendi nefislerimizde planlar yaparız, beş yıl sonra arabam olmalı, on yıl sonra evim olsun deriz, onar yılın planını yaparız aklımızca. Unuttuğumuz şey ise, sanki birisinden o yıllara ulaşacağımız garantisini almış gibi hareket etmemizdir. Onca telaşın içinde, ruhumuzun derinliklerinden gelen sese de kulak veririz bazen. Bizim bir yaratıcımız, sahibimiz var onu da unutma der adeta benliğimiz bize. Kendi hayat tela şemiz den, yaptığımız ileriye dönük planlardan çok az vakit ayırırız Allah ı anlamaya, onu tanımaya.   Bazı art niyetli insanlar, bu gafletimizi iyi kullanır ve içimize öyle bir girerler ki din, iman, Allah diye, anlamayız hangisi doğru hangisi yanlış olduğunu. Çünkü düşmüşüz dünya telâşe sine. Öyle olunca da Allah ile aldatıcılar türer çevrimizde bolca. Bizlere nefislerimizin etkisiyle, dünya telaşesi, mal mülk ağır basmış. Neredeyse aklımıza gelmez Rabbimizi anmak. İyi ki kendimize getirir Rabbimiz, ara sıra bizlere verdiği hastalık ve acıyla. Yoksa nefisler ağır basacak, şeytanlaşmışların safında olacağız. Allah ın rehberi ile gerektiği gibi tanışmadığımız için, DİN ADINA İNANMAK ZORUNDA KALMIŞIZ, HER SÖYLENENE.   Kolayımıza gelmiş, zaman ayırmadan, düşünmeden Allah ı ve dini anlatanları dinlemek.&nbs... Devamı

Kıssadan Hisse Alalım......

2015-01-05 08:54:00

Sizlerle küçük, ama çok anlamlı bir hikâyeyi paylaşmak istiyorum. Bu hikâyeden çıkaracağımız kıssadan hisse, bana göre çok önemli. Önce hikâyemizi okuyalım, daha sonrada üzerinde düşünerek, kıssadan hisse alalım.     (Her yıl yapılan 'en iyi buğday' yarışmasını yine aynı çiftçi kazanmıştı. Çiftçiye bu işin sırrı soruldu. Çiftçi:    —BENİM SIRRIMIN CEVABI, KENDİ BUĞDAY TOHUMLARIMI KOMŞULARIMLA PAYLAŞMAKTA YATIYOR, DEDİ.    —Elinizdeki kaliteli tohumları rakiplerinizle mi paylaşıyorsunuz? Ama neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorsunuz? Diye sorulduğunda,  —Neden olmasın, dedi çiftçi.    —Bilmediğiniz bir şey var; rüzgâr olgunlaşmakta olan buğdaydan poleni alır ve tarladan tarlaya taşır. Bu nedenle, komşularımın kötü buğday yetiştirmesi demek, benim ürünümün kalitesinin de düşük olması demektir. Eğer en iyi buğdayı yetiştirmek istiyorsam, komşularımın da iyi buğdaylar yetiştirmesine yardımcı olmam gerekiyor. )     İşte hayatımızın, güzel yaşamamızın sırrı nerede gizliymiş görüyor musunuz?  Kur’anı anlayarak okuyan, ibret ve dersler alan bir insan, Rabbin bizlere önerdiği yolun, paylaşmaktan geçtiğini hemen anlayacaktır. Hikâyede anlatılan en önemli nokta ise, kendisini düşünen çevresiyle paylaşır. Yaptıklarından verim almak isteyen de, yine çevresiyle bütünleşir.     Allah yarattığı kullarını tek başına değil, birlikte bir güç olacak şekilde yaratmıştır. Biri birlerine her zaman muhtaç kılmıştır. Hâlbuki bizler elimizdeki paranın, malın, mülkün esas sahibinin bizler olduğunu zannederiz, tabi ... Devamı

Kadınlar Erkeklere İMAMLIK Yapamaz mı?

2015-01-05 08:40:00

Okuduğum bir yazıda, kadınların erkeklere imamlık asla yapamayacağını, bunun mümkün olmadığını yazıyordu. Kadının erkekli, kadınlı namaz kılan bir topluluğa imamlık yapamayacağı hükmünü veren düşünceyi, önce yazalım ve daha sonra Kur’an dan yola çıkarak, bu düşüncenin doğruluğu konusunda birlikte düşünelim.   Okuduğum yazı sonunda, şöyle bir cümleyle sona eriyordu. (KADININ ERKEKLERE İMAMLIK YAPABİLECEĞİNİ SÖYLEMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR.) Bunu söylemek için, Allah ın bu konuda hüküm vermesi gerekir. Bir konu eğer yasaksa, bunun mümkün olmayacağının hükmünün Allah tarafından Kur’an da verilmesi gerektiğini, Kur’an ın birçok ayetlerinde anlatır bizlere. Hatta çok önemli bir ayet vardır, gelin onu hatırlayalım ve Rabbin hüküm vermediği, açıklamadığı bir konuda konuşmamızı bile, haram kıldığını görelim.   Araf 33 ; De ki: Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri, günahı ve haksız yere sınırı aşmayı, HAKKINDA HİÇBİR DELİL İNDİRMEDİĞİ BİR ŞEYİ, Allah'a ortak koşmanızı ve ALLAH HAKKINDA BİLMEDİĞİNİZ ŞEYLERİ SÖYLEMENİZİ HARAM KILMIŞTIR.   Birde Allah söylemediği halde, bunlar da Allah katındandır diyerek, Allah a iftira atanlar için bakın ne diyor onu da hatırlayalım.   Zümer 60: Kıyamet gününde, Allah hakkında yalan söyleyenlerin yüzlerinin kapkara olduğunu görürsün. Kibirlenenlerin kalacağı yer cehennemde değil midir?   Sanırım ayetler çok açık, bizleri uyarıyor. Bu ayetleri konumuzla bağlantılı düşünelim lütfen. Kadının erkelere imamlık yapması mümkün değildir demek, yasaklanmış haram kılınmış demekle aynıdır. Acaba Allah ın, bu yasağı konusundaki tanı... Devamı

Kur'an Müslümanlığı Sapıklık Mıdır.

2015-01-05 08:22:00

            Sizlere şöyle bir söz söylesem ve desem ki, KUR’AN MÜSLÜMANLIĞI DİYE BİR SAPIKLIK ÇIKTI, sakın bu düşünceye alet olmayın, sözlerine inanmayın. Bana ne dersiniz? Ne yazık bu sözleri söyleyen, büyük bir çoğunluk ve toplumda söz sahibi önemli kişiler var.   Gelin bu sözler üzerinde birlikte, Kur’an ı rehber alarak düşünelim. Acaba bir Müslüman, yalnız Kur’an Müslüman ı olmayıp da, başka kaynak ve bilgilerinde içine aldığı bir Müslümanlığın içinde mi olmalı? Çünkü bu sözleri söyleyenler, sünnet yani rivayet hadisler eşliğinde olmayan, onun sentezi ile birleşmeyen bir İslam olamaz ve O İslam Allah ın istediği İslam değildir, BUNA İNANMAK SAPIKLIKTIR deniyor.   Elbette rivayet edilen hadislerden faydalanalım, ama hiç ayrım yapmadan, Kur’an ın onayını almadan bunu yapmak, bizleri Allah ın yolundan saptırır. Her doğru bilgi bizlere güzel örnek teşkil edecektir, bunda hiç şüphe yok. Çünkü peygamberimiz bizler için örnektir. Ama doğrunun içine yanlış karıştırırsak, doğruların hayrını göremeyiz, lütfen bunu unutmayalım.   Acaba Kur’an, rivayet edilen hadislerden, farklı bilgiler mi veriyor da bu sözler söyleniyor. Bir başka deyişle peygamberimiz, Kur’an ın dışından da hükümler vermiş midir? Allah ın sünnetine, peygamberimizde ilaveler yapmışmıdır? Bu konuyu elde Kur’an, doğru araştırmaz isek, kendimizi şeytanın yoldaşı bulmamız, kaçınılmaz olacaktır.   Bu sözlerden de anlaşılıyor ki, yalnız Kur&r... Devamı

İslam Toplumları Olarak, Nerede Yanlış Yapıyoruz.

2015-01-05 08:07:00

KASİM       İslam toplumları olarak, ne yazık ki yüzlerce yıldır, ne huzuru ne de mutluluğu toplum olarak bulamadık. Peki, nedenini hiç düşündük mü? Hâlbuki Allah ın bizlere rehber olsun diye gönderdiği, kendi korumasına aldığı Kur’an, elimizin altında.    Toplum olarak, namazımızı kılıyoruz, orucumuzu tutuyoruz, anlamadan okusak ta Kur’an ı bolca okuyoruz. Hacca gidebilmek içinde sıraya bile giriyoruz. Hatta birkaç kez gitmenin yollarını arıyoruz. Acaba yaptıklarımızın meyvesini neden alamıyoruz, yoksa yaptığımız bu ibadetleri, Allah ın istediği gibi yapmıyor muyuz? İslam toplumlarının genel çoğunluğu, acı ve keder içinde. Müslüman Müslüman ın kardeşidir diyen Rabbimize sanki inat, birbirimize düşman olmuşuz. Birbirimizi öldürmekten de çekinmiyoruz.   Sizce yanlışımız nerede? Bir yerlerde yanlış yaptığımız, çok açık değil mi sizce de? Sorduğumuzda elhamdülillah Müslüman ım deriz hepimiz. Allah Kur’an a uyan, onun hükümlerini hayatına geçiren kullarımı darda, zorlukta bırakmam, onları hem bu dünyada, hem de ahi rette güzellikler veririm diyerek, Kur’an ın ipine sarılmamızı öğütler.    Biz Müslümanlar olarak, farkında olmadan, yoksa bir yerlerde yanlış mı yapıyoruz da bu acılar, kederler hep İslam toplumlarında kol geziyor. Evet dostlar, din kardeşlerim, ne yazık ki bu soruyu kendimize sorup, öz eleştiri yapmadığımız, yapanlara da kızdığımız içindir ki, yaptığımız hatalarımızı da göremiyoruz. İşin kötüsü yapmaya da devam ediyoruz.   Allah sizleri huzura, mutluluğa götürecek rehber Ku... Devamı

Hadis Naklederken Lütfen Dikkat.

2015-01-05 05:02:00

Yazılarımı okuyanlar bilir, yazdığım yazılarımın bir kısmının konusunu, özellikle bana verilen cevaplar oluşturur. Böylece güncel konuları gündeme getirerek, doğru zannedilen yanlışları konuşup tartışarak, üzerinde düşünülmesine vesile olmaktır amacım. Yine bir yazıma cevap verme nezaketini gösteren kardeşimizin, bana verdiği cevabın bir bölümünü önce yazmak ve daha sonra üzerinde konuşmak istiyorum.     (Vahyin önem ve önceliğini anlatırken hadis-i şeriflere o kadar rijit yaklaşıyorsunuz ki insanlar sizin ifadelerinizden sizi hadis düşmanı sanmaları gayet doğal. Tek bir cümle ile hadisleri top yekûn inkâr etmediğinizi beyan ediyorsunuz. Ama bu yeterince inandırıcı olmuyor. Çünkü tasvip ettiğiniz tek bir tane bile hadis örneğini hiç bir yazınızda göremiyoruz. Tasvip ettiğiniz hadisleri hangi kaynaklardan aldığınız hakkında da en küçük bir bilgi kırıntısına dahi sahip değiliz.      Böyle olunca hangi hadisleri nasıl süzgeçten geçirdiğiniz bilgisine sahip olmadığımızdan sizin tasvip ettiğiniz hadisler hakkındaki kanaatimizde yeterli bilgiye sahip olamamaktayız.     Bu durumda meramınızı anlatacağım diye çırpınıp durmaktasınız. Ama bu çırpınışlarınız dalgalarla boğuşup yerinizde saymanıza bir miligram ilerleyememenize neden olmaktadır.   Lütfen tasvip ettiğiniz hadisler hakkında daha ayrıntılı bir izahat.)     Değerli kardeşimiz, benim rivayet hadislere karşı rijit yani çok sert, katı davrandığımı söylüyor. Ben ona sert ve katı tabiri yerine, ÇOK FAZLA TİTİZ DAVRANDIĞIMI SÖYLERSEM, daha doğru bir açıklama yapmış olurum. Peki, neden böyle davranıyorum dersiniz? Elbette Yüce Rabbimiz, benim sorumlu olduğum Kur’an da... Devamı

Sosyal Bir Toplum Olmaktan Uzaklaşınca.

2015-01-05 03:20:00

Her Cuma günü, toplantı salâtına yani Cuma namazına giderken, içimde buruk bir duygu olur. Burukluğum un nedeni, Cuma namazına Allah ın, hiç bir ayrım yapmadan, kadın erkek tüm iman edenleri bu toplantıya davet etmesine rağmen, edindiğimiz yanlış itikatların, apaçık ayetlerin önüne geçerek, üstünü örterek bizlere yön vermesi, beni ziyadesi ile üzmektedir. Bu yanlış toplumu da, sosyal açıdan kötü yönde etkilemektedir.     Tüm Ehli kitaba baktığımızda, hepsinde haftada bir gün, toplantı günü ilan edilmiştir. Bu günde Kadın, çocuk, erkek ayrımı asla yapmadan birlikte ibadet ederler. Allah bizlere de Kur’an da aynı ibadeti, hiç ayrım yapmadan, EY İMAN EDENLER, CUMA SALÂTINA ÇAĞRILDIĞINIZDA, İŞİ GÜCÜ BIRAKARAK ÇAĞRIYA UYUN DİYE EMRETTİĞİ HALDE, bizler bu emrin özünü-amacını doğru anlayamayıp nefislerimizin etkisiyle değiştirip, yalnız erkeklere çağrının yapıldığına inandırılmışız. Elbette bu yanlışı yaptığımız içinde, toplum olarak SOSYAL değil, A SOSYAL toplum olmuşuz. Allah toplantı salâtından bahsederken bizlere, çok önemli bir şeyin dikkatini çekiyor.      Cuma 9: EY İMAN EDENLER, cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah'ı zikretmeye koşun ve alış-verişi bırakın. EĞER BİLİRSENİZ, BU SİZİN İÇİN DAHA HAYIRLIDIR.     Yüce Rabbimiz bu toplantı namazının öneminden bahsederek, bilesiniz ki bu sizin için daha hayırlıdır diyor. İşte bizler bu hayrın, güzelliğin, toplumda birlikte yaşamanın öğretisi ve düzenin asli unsurundan, kadınlarımızı soyutladığımız için, gerekli eğitimi, dersi alamıyor ve toplum olarak BİZLER İÇİN HAYIRLI OLANDAN UZAK KALIYORUZ.    ... Devamı

İsra Suresi 73-74. Ayetlerden Alacağımız Dersler

2015-01-05 03:01:00

Değerli din kardeşlerim, bugünkü yazımın konusu olan İsra 73. ayette, acaba Rabbimiz bizlere ne anlatıyor ve hangi konuda dikkatimizi çekiyor, uyarıyor gelin bu ayetin üzerinde birlikte düşünelim.     İsra 73: Müşrikler, SANA VAHYETTİĞİMİZDEN BAŞKA BİR ŞEYİ YALAN YERE BİZE İSNAT ETMEN İÇİN SENİ, NERDEYSE, SANA VAHYETTİĞİMİZDEN SAPTIRACAKLAR ve ancak o takdirde seni candan dost kabul edeceklerdi.      Ayetten de anlıyoruz ki, peygamberimiz Kur’an ı Ehli kitaba tebliğ etmeye çaba gösterirken, bazı şartlar öne sürerek, Kur’an ı kabullenme niyetinde olduklarını görüyoruz. Şartları da, Kur’an ın dışından, atalarından gelen rivayet inançlarından vazgeçmeyip, kendi hurafe inançlarının da Allah katından olduğunun, kabul görmesini istemeleriydi.     Ayete dikkat ederseniz, Yaradan bu konuda elçisini uyarıyor. Eğer bu yanlışı kabul etseydin, yani Kur’an ın hükmetmediği bir konuyu, bunlarda Allah katındandır diyerek onlara uysaydın, seni can dostu kabul edeceklerdi diyor. Bizlerde aynı yanlışları bugün yapmıyor muyuz? Ayetin devamındaki uyarı ise bir o kadar düşündürücü.     İsra 74: Eğer biz seni sağlamlaştırmamış olsaydık, yemin olsun, onlara birazcık meylediverecektin.     Yüce Rabbimiz hepimizin yardımcısı olsun. Bu ayet çok ama çok şeyler anlatıyor. Tabi anlayana, anlamak isteyene. Dikkat ederseniz yapılan yanlışın özünde, Kur’an da hükmü olmadığı halde, bunlarda Allah katındandır diyerek inanmanın, büyük yanlış olduğu dikkat çekiliyor. Hatta Allah Kur’an ı din adına yeterli görmeyip, sanı ve rivayet inançlarının da takipçisi olmaya çalışanlara ne diyordu?     Casiye 6: İşte bu... Devamı

Banka Faizi Ve Kar Payı Aldatmacası.

2015-01-05 02:40:00

Yaşantımıza bizler Kur’an ile yön veremediğimiz için, birileri bu eksikliğimizi kullanarak, çok güzel bizleri yönetiyorlar.   Bizleri her konuda, kendi çıkarları doğrultusunda aldatanlar, kazandığımız paranın da bir şekilde peşine düşerek, kendi menfaatlerine kullanmanın yolunu bulmuşlardır. Yazımın konusu, bugün bankacılık sektöründe, faiz adıyla isimlendirilen nemalandırmanın/getirinin, Allah ın Kur’an da bahsettiği faizin, aynı anlamda olup olmadığı konusu üzerine olacaktır. Önce Kur’an a bakalım, Allah faiz(Riba) konusunda neler söylüyor.   Ali İmran 130: Ey iman edenler! KAT KAT ARTTIRILMIŞ OLARAK FAİZ (RİBA) YEMEYİN. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.   Peki, Allah bu ayetinde ne anlatıyor bizlere? İşte bunu doğru anlarsak, bugün bizleri Allah ile aldatanların tuzağına düşmeyiz. Kur’an aklımızı ayetler üzerinde kullanmamızı emreder. Gelin bu konuyu birlikte düşünelim. Bir arkadaşınız sizden borç para istedi ve dedi ki, bu paranı sana ancak, 6 ay sonra geri ödeyebilirim.    Eğer enflasyon, yani paranın değeri hiç düşmeyen bir ortamda yaşıyorsanız, paranızı verdiğiniz miktarda geri almamız gerekir. Eğer enflasyonist bir ortamda yaşıyorsak, paranın o günkü değeri ölçüsünde geri almamız gerekmez mi? İşte Allah da ayetinde bunu anlatıyor. Geri alırken bunun hesabını yapın, SAKIN KAT KAT FAZLASINI GERİ ALMAYA KALKMAYIN DİYOR.   Bazı kardeşlerimiz bu konuyu düşündükleri için, yakınına/arkadaşına borç verdiğinde, YA ALTINI ÖLÇÜ ALIR YA DA ENFLASYONDA ERİMEYEN YABANCI BİR PARA BİRİMİNİ. Peki neden? Parasının değerini koruması için elbette. Aslında hepsinde amaç aynıdır, verende zarar etmesin, alan... Devamı

İnancımızı Lütfen Kur'an İle Sorgulayalım.

2015-01-05 02:17:00

Yazıma cevap veren bir kardeşimiz, yazdığım yazımın ana fikrine katılmadığını anlatmak için, üzerinde çok düşünülmesi gereken bakın ne söylemiş. Bu sözler üzerinde lütfen, Kur’an ı referans alarak dikkatle düşünelim.     (MÜSLÜMANLAR HER ŞEYİ KURAN-I KERİMDEN ALACAK OLSALARDI, PEYGAMBERE GEREK KALIR MIYDI? )     Değerli din kardeşlerim. Bu sözün anlamı, Kur’an da din ve iman adına her bilgi yoktur. Onun içindir ki imanımızı yaşamak için, bizlere Kur’an yeterli değildir. İslam ı doğru ve tam yaşamak için, Kur’an yani Allah ın hükümleri ve peygamberimizin dine koyduğu hükümlerle yaşamalıyız deniyor.      Bu sözleri ve benzeri sözleri çok duydum, sizlerde duymuşsunuzdur. İslam ı cemaat ve tarikat eksenli yaşayan din kardeşlerimin, dini bir konuda konuşmaya başladıklarında, söyledikleri ve savundukları fikir ve düşüncenin ana temelini, bu inanç oluşturuyor.     Bu soruyu kendimize soralım. Gerçekten İslam dininin kuralları, sorumlu olduklarımız ve din adına verilen hükümler, YALNIZ ALLAH IN TEKELİNDE DEĞİL DE, elçisinin de verdiği ama Kur’an da bahsedilmeyen hükümlerle birlikte mi yaşanmalı? Gelim bu soruya Kur’an dan cevap arayalım.      Ankebut 18: “Eğer siz yalanlarsanız bilin ki, sizden önce geçen birtakım ümmetler de yalanlamışlardı. PEYGAMBERE DÜŞEN APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.”     Gaşiye: Artık sen öğüt ver! SEN ANCAK BİR ÖĞÜT VERİCİSİN.     Kehf 56: BİZ, PEYGAMBERLERİ ANCAK MÜJDELEYİCİLER VE UYARICILAR OLARAK GÖNDERİRİZ. İnkâr edenler ise, hakkı batılla çürütmek i... Devamı