Haluk GÜMÜŞTABAK 17 Takipçi | 0 Takip
Kategorilerim

MİRAÇ KONUSU

BAŞÖRTÜSÜ KONUSU

MEHDİ, MESİH VE HZ. İSA NIN GELECEĞİ .

NAMAZ, ORUÇ HAC, ZEKAT KONUSU

MEZHEP, HADİSLER, BATIL KONULAR.

GENEL İSLAMİ YAZILAR.

KUR AN AYETLERİ.

PEYGAMBERİMİZ İLE İLGİLİ YAZILAR.

İMAM-I AZAM EBU HANİFE Yİ TANIYALIM

RİSALE-İ NUR ÖĞRETİSİNE DİKKAT.

ÇOK EŞLİLİK VE KADINLARIMIZ İLE İLGİLİ..

KUR AN İLE İLGİLİ YAZILAR.

ÖLÜMLE YÜZLEŞEBİLMEK

KABİR AZABI KONUSU.

ZEKAT KONUSU VE KUR\'AN

HURAFELERİN ANA KAYNAĞI

EVLATLIK KONUSU.

MİRASIN DAĞITILMASI

ATATÜRK VE DİN

ÖN SÖZ

Diğer İçeriklerim (457)

Ali İmran 78. Ayet Ve Bizleri Uyarıları.

Peygamberimizin Veda Hudbesinden Alacağımız Dersler.

Başörtüsü Konusu Ve Kur'an.

Nerede Yanlış Yapıyoruz.

Yasin Suresi 6. Ayeti Nasıl Anlamalıyız.

İnmemiştir Hele Kur'an Bunu hakkıyla Bilin.

Peygamberimizin ÜMMİ Oluşundan Alacağımız Dersler.

Yahudilerden Bizlerin İnancına Geçen, Sünnet Olma Konusu.

İçimize Sokulan Hurafelerin Kaynağına ,Dikkat Çekici Örnekler.

Hurafelerin Nerelerden İçimize Girdiğine Bir Örnek.

Anneye Babaya Hayır, Zekat Verilir mi?

Kur'an ın Emrettiği ZEKAT, Mezheplerin Öğrettiği Zekat.

Kur'an In ŞEFAAT Konusunda Verdiği Bilgiler.

MİRAÇ Konusu Ve Kur'an.

Namaz(Salat) Konusu Ve Günümüze Yansımaları. (NAMAZ VAKİTLERİ KO

Nedensiz Bozulan Orucun Kefareti 60 Gün Oruç Tutmak Mıdır?

Say. Hakkı Yılmaz ın SALAT Sözünden Anladıkları.....

Diyanetin Namaz Konusunda ki Çelişkisi. (NAMAZ VAKİTLERİ KONUSU)

Çok Eşlilik Ve Kur'an ın Önerisi.

Kadınların REGLİ ( Ay Hali) Halinde İbadetleri Konusu Ve Kur'

Allah Kur'an Ayetlerini Elçisine, RÜYASINDA Vah yeder mi?

Allah ın Elçisine HİKMET Vermesi Ne Anlama Gelir.

Allah ın Peygamber Eşlerine Hitaben, İndirdiği Ayetlerden alacağ

Dört Halifenin Hadis Nakliyle Mücadelesi.

Kur'an mı Temel Belirleyicidir Hadisler mi?

Resulüm e Mektubum Var.

Kur'an ı Zor Anlaşılır Yaparak, Allah ın Rehberinden Uzaklaş

Kur'an Neden Koruma Altına Alındı.

Yalnız Allah dan Yardım Dilemek. (Fatiha Suresi 5. Ayet)

Vaktimiz Yaklaşıyor Farkında Mısınız......

Tüm içeriklerim
Takipçilerim (17)

Ali İmran 78. Ayet Ve Bizleri Uyarıları.

2015-01-10 21:16:00

İnsan düşünen, özgür iradesi olan bir varlıktır. Onun içindir ki Allah, yaptıklarınızdan, sorgu suale çekileceksiniz der Kur’an da. Madem sorgu suale çekileceğimiz kitap Kur’an, gelin onun içinden çok dikkat çekici bir ayet üzerinde, birlikte düşünelim. Bakın Yaradan ayetinde ne diyor ve bizlerin dikkatini nasıl çekiyor.     Ali İmran 78: Onlardan bir grup var ki, KİTAPTA OLMAYAN BİR ŞEYİ SİZ KİTAPTAN SANASINIZ DİYE, DİLLERİYLE KİTABI ÇARPITIRLAR VE ALLAH'TAN OLMADIĞI HALDE, “BU, ALLAH KATINDANDIR!” DERLER, böylece bile bile Allah hakkında yalanlar uydururlar.     Ayeti okuduğunuzda, sanırım daha önce öğretilenler geldi aklınıza. Ne öğretmişlerdi?     (Kur’an da din ve iman adına her bilgi yoktur,  her şey Kur’an da yazmaz. Kur’an özet bilgileri içerir. İslam ı Allah ın emrettiği gibi tam ve doğru öğrenmek, yaşamak için, fıkıh kitaplarına bakmalıyız.)     Ne dersiniz, Allah ın ayetinde bizleri uyarısıyla, bugün bizlere öğretilen beşeri öğreti, bir birine uyuyor mu? Uymadığı gibi, verilen bilgiler, birbirinin tamamen tersi. Sizce kime inanacağımız çok açık değil mi?     Ayetten çıkaracağımız en önemli ders, Allah ın Kur’an da bahsetmediği, hüküm vermediği hiçbir konuda sorumlu olmadığımız ve bahsedilmeyen bir konuyu, hiç kimsenin dine ilave yapamayacağı, sorumluluk sınırlarımıza ilave edemeyeceği gerçeğidir.  Ayrıca Kur’an da olmadığı halde, bunlarda Allah katındandır diyenlere inanırsak, Allah a açıkça yalan uydurmuş, iftira atmış oluruz, bunu da lütfen unutmayalım.     Ayet üzerinde önce birlikte düşünelim. Din adına kendile... Devamı

Peygamberimizin Veda Hudbesinden Alacağımız Dersler.

2015-01-10 09:23:00

EKİM       Peygamberimizin veda hutbesini okudunuz mu bilmiyorum, ama okumanızı tavsiye ederim. Çünkü peygamberimizin sözlerinde, çok dikkat çekici uyarılar ve açıklamalar var.    Peygamberimizin veda hutbesini, yüz binden fazla kişinin dinlediği rivayet edilir. İlginçtir bunca kalabalığın dinlediği veda hutbesi, günümüze birçok değişik şekilde ulaşmıştır. Elbette bunun bile bizlere vereceği, çok önemli dersler vardır. Bunca kalabalık bir halka söylenen sözler, günümüze çok farklı şekillerde naklediliyorsa, iki ya da üç kişinin şahit olduğu iddia edilen sözlerin, günümüze nakil yoluyla nasıl farklı geleceği konusu üzerinde, çok dikkatle düşünmeliyiz. Bizlere düşen rivayet edilen her sözü, her bilgiyi Kur’an süzgecinden geçirmek olmalıdır.   Bu yazımda peygamberimizin veda hutbesinden bazı alıntılar yaparak, bizlerin peygamberimizin gerçek ümmeti olup olamadığımızı, tavsiyelerinin ardı sıra gidip gitmediğimizi, sorgulamaya açmak istiyorum. Sözlerinin ilk bölümlerinde, peygamberimiz ümmetine bakın ne tavsiyede buluyor.   (Sakın benden sonra ESKİ SAPIKLIKLARA DÖNMEYİNİZ VE BİRBİRİNİZİN BOYNUNU VURMAYINIZ! Bu vasiyetimi, burada bulunanlar, bulunmayanlara ulaştırsın. Olabilir ki, burada bulunan kimse bunları daha iyi anlayan birisine ulaştırmış olur. )   Ne dersiniz, peygamberimizin bu vasiyetini dinleyen bir toplum olduğumuzu, sizce açık yüreklilikle söyleyebilir miyiz? Tam tersine, Allah ın dinde sakın bölünmeyin diye hüküm verdiği halde, bizler bölünmekte bereket vardır dedik, daha so... Devamı

Başörtüsü Konusu Ve Kur'an.

2015-01-10 06:08:00

  İslam inancında, kadınlarda başın örtülmesi Kur’an emri midir? Gelin bu soruya, farklı bir yoldan Kur’an a bakarak cevap arayalım.   Önce Kur’an ın bizlere verdiği hükümleri, nasıl izah ettiği konusuna-yöntemine bakalım Kur’an dan. Bu konuda sizlere bazı ayet örneklerini hatırlatmak istiyorum ki, sizlerin başörtüsünün Allah emri olup olmadığını düşünürken, referans olsun. Bakın Allah ayetlerini nasıl göndermiş bizlere.   İsra 89: Muhakkak ki biz, bu Kur'an'da insanlara HER TÜRLÜ MİSALİ ÇEŞİTLİ ŞEKİLLERDE ANLATTIK. Yine de insanların çoğu inkârcılıktan başkasını kabullenmediler.   Hud 1: Elif, lâm, râ. Bu, hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan Allah tarafından ayetleri önce sağlam kılınmış, SONRA DA DETAYLANDIRILIP AÇIKLANMIŞ BİR KİTAPTIR.   Hicr 1: Elif, Lam, Ra. Bunlar Kitap'ın ve APAÇIK OLAN KURAN'IN AYETLERİDİR.   Araf 52: Çünkü Biz, gerçekten de onlara, inanacak bir toplum için bir doğru yol, içinde bilgiye dayalı AYRINTILI AÇIKLAMALARDA BULUNDUĞUMUZ BİR KİTAP ulaştırmıştık”.   Kehf 54: Andolsun, BİZ BU KUR’AN’DA İNSANLAR İÇİN HER TÜRLÜ MİSALİ, DEĞİŞİK ŞEKİLLERDE AÇIKLADIK. Fakat insan tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür.   Yukarıdaki ayetler üzerinde dikkatle düşündüğümüzde, Allah ayetlerini detaylı, apaçık, ihtilafa düştükleri konularda yol gösteren, her şey için bir açıklama, HER TÜRLÜ MİSALDEN DEĞİŞİK ÖRNEKLERLE, apaçık delillerle gönderdiğini söylüyor. En son yazdı... Devamı

Nerede Yanlış Yapıyoruz.

2015-01-10 05:23:00

      Cuma hutbesinde vaiz, cemaate seslenerek, nerede gençlik, neden aramızda yok diye sitemde bulundu. Devamında da nerede yanlış yapıyoruz da, bu gençlik bu toplumun arasında yok diye de ekledi. Gerçektende nerede yanlış yapıyoruz da, dinamik, akıllı, özgür düşünebilen gençliği camilerde göremiyoruz?     Evet, nerede yanlış yapıldı da, camilerden din konuşulan topluluklardan gençlik uzaklaştı. Aslında bu soruyu kendilerine sormaları gerekenler, topluma dini anlatan, gerek din görevlileri, gerekse kendilerini bu konuda yetkili görenler olmalı.      Bu sözleri neden söylediğime gelince. Din konusunda herhangi bir konuda konuşmaya, yazmaya kalkanları, bugüne kadar hep susturdular ve dediler ki, DİNİ DE ANLATMAYI BİZE BIRAKIN, BU BİZİM İŞİMİZDİR. İşte böylece bu sözleri söyleyenler, İslam dininde de ruhban sınıfını yarattılar, ama sorsanız İslam da ruhban sınıfı yoktur derler.     Bizler bu çelişkiler içinde, İslam ı hep birilerinden öğrendik. Hem de öyle güvendik ki onlara, elimizdeki Kur’an a bakma gereği bile duymadık. Biraz düşünen Kur’an a hele bir bakalım, Allah ne diyor diyenler içinde önlem elbette alındı. HERKES KUR’AN I ANLAYAMAZ, SENİN İLMİN NE Kİ KUR’AN I ANLAYASIN, sözleri ile toplum korkutuldu, ürkütüldü.     Değerli din kardeşlerim, eğer bugün camilerde, mescitlerde gençlik yoksa, bunun suçlusu dini korku dini hale getiren ve Kur’an ı anlamayı-anlatmayı kendilerine has bir görev zanneden, Müslüman ruhban sınıfında aramalıyız.     İnsanoğlu çocukluk, gençlik ve yetişkinlik evrelerinde, çok farklı duygular içindedir. Çocuk yönlendirilmey... Devamı

Yasin Suresi 6. Ayeti Nasıl Anlamalıyız.

2015-01-10 04:58:00

Allah Yasin suresinde, hikmet dolu Kur’an ın Allah tarafından, elçisi yoluyla bizlere tebliğ edildiğinden bahseder. Ayrıca 6. ayetinde de çok dikkat çekici bir söz söyler. Önce ayeti yazalım, daha sonra üzerinde birlikte düşünelim.     Yasin 6: Babaları/ataları uyarılmamış, bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalmış bir toplumu uyarman için (seni gönderdik).     Önce babaları ya da ataları uyarılmamış cümlesini, Kur’an bütünlüğünde doğru anlamaya çalışalım. Bu ayetin indirildiği zamanı düşünelim önce. Allah o günkü toplumu uyarmak için, Kur’an ı gönderdiğini söylüyor. Peki, o günkü toplum ya da onların babaları, ataları Allah tarafından uyarılmamış mıydı?      Elbette bunu düşünmemiz mümkün değil. Çünkü o günkü toplumun genel çoğunluğu ya Yahudi ya da Hıristiyan’dı. Yani ellerinde hem Tevrat, hem de İncil vardı. Bu durumda o günkü toplumun atalarının Allah tarafından uyarılmadığını söylememiz mümkün değil. Peki, ayette anlatılmak istenen ne?     Bu düşüncemizi yine Kur’an bütünlüğünde anlamaya çalışalım. Bakın Allah ne söylüyor.     Saffat 69: Çünkü onlar, babalarını sapıtmış kişiler halinde bulmalarına rağmen,  70. Kendileri de hâlâ onların eserleri ardınca koşturuyorlar.  71. Yemin olsun, daha önce ilk nesillerin çoğu da sapmıştı.  72. Yemin olsun, onların içlerinde uyarıcılar görevlendirmiştik.      Sanırım bahse konu Yasin suresi 6. ayet çok daha açık anlaşıldı. Yaradan Kur’an ı yine kendi içind... Devamı

İnmemiştir Hele Kur'an Bunu hakkıyla Bilin.

2015-01-10 04:42:00

Bizler dinimizi öğrenmek ve onun öğretisinde yaşamak için, bizzat elde Kur’an çaba harcıyor muyuz? Eğer hiçbir çaba harcamıyor da, birilerinin sözleriyle yaşıyorsak imanımızı, doğru bir yol üzerinde olduğumuza, asla emin olamamayız. Bu çok büyük bir risk, değil mi sizce?     Allah sizleri doğru yola ulaştıracak, FURKAN ı gönderdim diyorsa, onu anlayarak ve düşünerek mutlaka okumalı ve yalnız Kur’an ın hükümleri doğrultusunda mutlaka yaşamalıyız. Çünkü peygamberimiz ümmetine, yalnız Kur’an ile hükmetmiştir.     Nur 54: “Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin” de. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ona yüklenen sorumluluğu ancak ona ait; size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. PEYGAMBERE DÜŞEN ANCAK APAÇIK BİR TEBLİĞDİR.     Bizler bu konuda büyük yanlışlar yapıyoruz. Her yazımda bu konuya dikkat çekmeye çalışıyorum. Bu yazımda yazarımız, şairimiz merhum Mehmet Akif in bir şiiriyle sizleri baş başa bırakıp düşünmeye davet etmek istiyorum. Anlayana sivrisinek saz, anlamayana ne söylesem az.     —Çünkü biz bilmiyoruz dini. Evet, bilseydik,   —Çare yok, gösteremezdik bu kadar sersemlik.   —Böyle gördük dedemizden!” diye izmihlali   —Boylayan bir sürü milletlerin olsun hali,   —İbret olmaz bize, her gün okuruz ezber de!   —Yoksa bir maksat aranmaz mı bu ayetlerde?   —Lafzı muhkem yalnız, anlaşılan, Kuran’ın:   —Çünkü kaydında değil hiçbirimiz mananın  &n... Devamı

Peygamberimizin ÜMMİ Oluşundan Alacağımız Dersler.

2015-01-10 01:56:00

Kur’an öyle rehber ve yol gösterici bir kitap ki, onu anlayarak, bilerek ve düşünerek okuduğumuzda, gönül gözümüzü açacağını ve o Kur’an ın NURU ile gönlümüzü aydınlatacağını anlatır bizlere.    Yazıma başlamadan önce, sizleri peygamberimizin yaşadığı dönemi düşünmeye davet ediyorum. Acaba peygamberimiz, Allah tan elçilik görevini almadan önce ne konumdaydı. Yani peygamberimiz yoldan sapmış, sanı ve rivayetlerle yaşanan Yahudi ya da Hıristiyan toplumundan mıydı?   Bu sorunun cevabını vermeden önce, Yahudilerin ve Hıristiyanların o devirde itikat ve inançlarının durumu nasıldı? Yine Kur’an dan öğrendiğimize göre,  Allah ın kitapları devre dışı bırakılmış, rivayetler, atalarından gelen hurafeler ve batıl dine hükmeder olmuş bir durumda olduğunu anlıyoruz. Allah tan yardım isteneceğine, edindikleri şefaatçilerden/velilerden putlaştırılmış insanlardan medet umar durumdaydılar.    Peygamberimizde yaşanan dinin yanlışlığının farkında olarak, her zaman büyük bir arayış içinde olmuş ve Allah a sürekli yalvararak, doğruyu arama çabasında olduğunu, Kur’an dan bakın nasıl anlıyoruz.    Bakara 144: Biz senin, YÜZÜNÜN HABİRE GÖĞE DOĞRU ÇEVRİLDİĞİNİ ELBETTE GÖRÜYORUZ. Hoşlanacağın bir kıbleye seni elbette döndüreceğiz. Artık yüzünü Mescid-i haram yönüne çevir. Nerede olsanız yüzünüzü Mescid-i haram yönüne döndürün. Kendilerine kitap verilenler, onun, Rablerinden bir gerçek olduğunu çok iyi bilirler. Allah onların yapıp ettiklerinden habersiz değildir.   Yukarıdaki ayeti Kur’an bütünlüğünde, dikkatlice incelediğimizde, peygamberimi... Devamı

Yahudilerden Bizlerin İnancına Geçen, Sünnet Olma Konusu.

2015-01-10 00:54:00

İslam toplumları olarak, inançlarımızı öyle yaşıyoruz ki, hiç sorgulama gereği bile duymuyoruz. Hâlbuki Allah ayetlerini gönderdiği halde, bizlerin üzerinde düşünmemizi istemiş, böylece sorgulayan, düşünen bir toplum olmamızın yolunu açmıştır. İmtihanında özünde, bu düşünce yapmıyor mu zaten.     Allah bizlere gönderdiği, ayetlerin bile üzerinde düşünmemizi istiyorsa, bizlere Kur’an dışından din adına anlatılanlara, çok daha fazla titizlik gösterip düşünmeliyiz, araştırmalıyız ki aldatılanlardan olmayalım.      Tüm bunları söyleme nedenim olan, yazımın konusuna gelelim. İslam toplumlarında Müslüman olmanın, olmazsa olmazı olan bir konu vardır. Erkeklerin sünnet olması konusu. Gerçekten Müslüman olmanın şartlarından mıdır sünnet? Yoksa geleneksel bir durum mudur? Müslüman olmak isteyen bir Hıristiyan’a, önce sünnet olmanız gerekir deriz. Adam gelmiş 70 yaşına, bunu duyunca şöyle bir düşünür, hatta çekinir. Peki, bu sözlerimizle doğrumu yaparız.     Sizlere sorsam ve desem ki, Kur’an da Allah ın emretmediği bir konuda, bizler dinin ana hükümleridir, bunu yapmadığımızda gerçek Müslüman olamayız, diyebilir miyiz? Eğer diyemeyiz diyorsanız, sünnet olma konusunu tekrar düşünün derim. Çünkü erkeklerin sünnet olma konusu, KUR’AN DA TEK KELİME DAHİ GEÇMEZ.     Kur’an ın emri olmayan bir konuyu, buda Allah ın emridir dersek, büyük hata yapmış oluruz. Başka bir deyişle, Kur’an a şirk koşmuş oluruz. Çünkü dine hüküm koyan yalnız Allah benim diyor. Sünnet olmak bizlerin geleneğidir demeliyiz. Bana göre hi... Devamı

İçimize Sokulan Hurafelerin Kaynağına ,Dikkat Çekici Örnekler.

2015-01-08 20:36:00

Değerli din kardeşlerim. Yazdığım yazılarımda, bizlere dinin emri diye sunulan bazı konuların, Kur’an da yani İslam dininde olmadığını, yine Kur’an ayetlerini örnek vererek, elimden geldiğince açıklamaya, izah etmeye çalışıyorum.    Örneğin İslam toplumunda başörtüsü öyle kangren olmuştur ki toplum içinde, bazı kardeşlerime göre olmazsa olmazdır İslam dini için. Tabi sorulduğunda, açık bir kanıt her ne hikmetse Kur’an dan değil, yüzlerce yıl öncesinden günümüze rivayet yoluyla ulaşan fıkıh kitaplarından verilir. Başörtüsü konusunu bu yazımda konuşmak istemiyorum ama bunlarla bağlantılı bir yazı yazmak istiyorum.   Ben yazılarımda başörtüsünün Allah emri olmadığını söylerken, dayanağım elbette Kur’an dı. Kur’an dan delil gösterilmeye çalışılan Nur suresi 31. ayette, bir kelimeye HIMAR sözcüğüne yüklenen bir anlam ile başörtüsüne delil aranmaktadır. Bu ayette geçen HIMAR sözcüğünün genel anlamı örtü olmasına rağmen burada başörtüsü anlamındadır denerek, ayete verilen hüküm göğüs açıklığının örtülmesi olmasına rağmen, bu ayette aslında DOLAYLI OLARAK başında örtülmesi emrediliyor denmektedir.   Bu konu ile ilgili, sitelerde yazdığım bir yazı üzerine, Sayın Sami Hocaoğlu ile başörtüsü konusunda yaptığım bir tartışmada, bana şöyle bir cevap vermişti, aynen aktarıyorum yazısından alıntı olarak.   (Nur 31. ayetin başörtüsünü emreden cümlesi aslında neyi emretmektedir? Açık ve net olarak şunu: Cahiliye döneminde bir aksesuar olarak başın üzerinden sırta atılan örtüyü bütün bir boynu ve gerdanı da kap... Devamı

Hurafelerin Nerelerden İçimize Girdiğine Bir Örnek.

2015-01-09 05:45:00

Değerli din kardeşlerim, sizlere günümüzde hala geleneklerimiz arasında bulunan ve hatta uygulanılan bir geleneğin, içimize Yahudilerden nasıl geçtiğini ve bizlere nasıl kabul ettirildiğine örnek vermek istiyorum.     Günümüzde bazı bölgelerde uygulanılan, bir gelenek vardır. Büyük ve birlikte oturan ailelerde, eğer bir erkek kardeş oğlu olmadan ölmüş ise, gelini dışarıdan birisi ile asla evlendirilmez. Yaşına bakılmadan diğer erkek kardeş ile evlendirilir. Hala günümüzde bile gazete başlıklarında rastlarsınız bu mantıksız geleneğe. Acaba hiç düşündünüz mü, bu gelenek ana kaynağını?          TEVRATTAN BİR ALINTI.   Bölüm 25   Yas.25: 5 "Birlikte oturan kardeşlerden biri oğlu olmadan ölürse, ölenin dulu aile dışından biriyle evlenmemeli. Ölenin kardeşi dul kalan kadına gidecek. Onu kendine karı olarak alacak, ona kayınbiraderlik görevini yapacak.   Yas.25: 6 Kadının doğuracağı ilk oğul, ölen kardeşin adını sürdürsün. Öyle ki, ölenin adı İsrail'den silinmesin.   Yas.25: 7 Ama adam kardeşinin dul karısıyla evlenmek istemiyorsa, dul kadın kent kapısında görev yapan ileri gelenlere gidip şöyle diyecek: 'Kayınbiraderim İsrail'de kardeşinin adını yaşatmayı kabul etmiyor. Bana kayınbiraderlik görevini yapmak istemiyor.   Yas.25: 8 Kentin ileri gelenleri adamı çağırıp onunla konuşacaklar. Eğer adam, 'Onunla evlenmek istemiyorum diye üstelerse,   Yas.25: 9 kardeşinin dul karısı ileri gelenlerin önünde adamın yanına gidecek, onun ayağındaki çarığı çıkaracak, yüzüne tükürecek ve 'Kardeşine soy yetiştirmek istemeyen adama böyle yapılır diyecek.   ... Devamı

Anneye Babaya Hayır, Zekat Verilir mi?

2015-01-09 05:05:00

  Zekât Allah yolunda, onun rızasını kazanmak adına, harcayacağımız para ya da mal olarak kazancımızdan, gelirimizden, durumu iyi olmayanlara, ihtiyacı olanlara verdiklerimizdir. Bunun Kur'an da geçen geenel ismi İNFAK yani ihtiyaçtan fazlasını vermektir. Kur'an da yine aynı anlamlara gelen hayır, sadaka olarak değişik isimlerde de adlandırılır. Hepsindeki ana amaç Allah adına, malımızdan ya da kazancımızdan olmayanlara, ihtiyaç sahiplerine vermek, onların ihtiyaçlarını gidermektir.    Mezheplerin fıkıh inancı, Kur'an da geçen bu farklı kelimelere, anlam bakımından Kur'an ın farklı bir açıklaması, izahı olmadığı halde, farklı açıklamalar yapılarak topluma anlatılmıştır. Lütfen şunu unutmayalım, Kur'an da geçen sözcüklerin, kelimelerin ne anlama geldiğini anlatan ve açıklayan yalnız Allah dır. Eğer bu konuda, Yaradan farklı bir anlam vermiyorda, hepsini infak etmek anlamında birleştiriyorsa, bunun tersini düşünüp, bizler farklı anlamlar veremeyiz.   Allah bir ayetinde bizleri zekât vermeye, hayırlarda bulunmaya davet için, öyle güzel bir benzetme yapar ve örnek verir ki, üzerinde çok ama çok düşünmemiz gerekir.    Bakara 245: KİMDİR ALLAH’A GÜZEL BİR BORÇ VERECEK O KİMSE Kİ, Allah da o borcu kendisine kat kat ödesin. (Rızkı) Allah daraltır ve genişletir. Ancak O’na döndürüleceksiniz.   Allah için hayır yapan bir kişinin, (zekât veren, infakta bulunan, sadaka veren) Rabbimiz kendisine borç vermiş sayıyor. Bu ne güzellik, bu ne muazzam bir fırsat bizler için. Bir atasözü vardır, sanırım bu ayetten sonra, bu sözün doğru olmadığını anlayacağız. ( Kefenin cebi yoktur.) Demek ki varmış. ... Devamı

Kur'an ın Emrettiği ZEKAT, Mezheplerin Öğrettiği Zekat.

2015-01-09 01:57:00

Bir sitede zekât ile ilgili bir yazı okumuştum. Doğrusu bu yazıyı Kur’an ile karşılaştırdığımda, bizlerin hadis adı altında her konuya hemen inanmayıp, söylenenlere dikkatle yaklaşıp, Kur’an ile karşılaştırmamız ve onun süzgecinden geçirmemiz gerektiğini, çok daha iyi anladım. Zekât konusu ile ilgili yazımı yazarken, istedim ki birlikte bu konuyu, Kur’an ayetleri ile onun ışığı altında düşünelim. Allah Kur’an da bakın ne diyor, bizlere gönderdiği rehber için.   Kamer 17: Andolsun biz, KUR’AN'I ÖĞÜT ALMAK İÇİN KOLAYLAŞTIRDIK.Öğüt alan yok mudur?    Kamer 22: Yemin olsun ki biz, KURAN'I ÖĞÜT VE İBRET İÇİN KOLAYLAŞTIRDIK. Fakat düşünen mi var?   Kur’an da ki bu iki ayeti okuduğumuzda, Rabbimiz in bizlere gönderdiği, İslam dinini bizler için kolaylaştırdığını, açık bir şekilde belirtiyor. Bu yazımı yazmaya neden olan bir sitede, zekât konusunda yazılmış yazıda dikkatimi çeken sözleri, önce sizlerle paylaşmak istiyorum.   ( Zekâtı verilen malın üreyeceği, bereketleneceği ve temizleneceği Kuran-ı Kerim’de beyan olunmuştur.)   Gerçekten ne güzel sözler. Doğrudur zekâtı verilen malın, ya da paranın üreyeceği, bereketleneceği, esas önemlisi hayrının görüleceğidir. Gelelim yazılan yazının diğer bölümlerinde, anlatmak istediği bilgilerden, önce alıntı yapalım.    ( Fıkıh lisanında ise; “Bir malın, dini usullere göre tayin edilen miktarını, Müslüman zenginin SENEDEN SENEYE, zekât alabilecek sekiz sınıftan birine temlik etmesi; yani hiçbir menfaat ve istifade alâkası olmamak üzere vermesi demektir.”)   Yine yazıda, zekâ... Devamı

Kur'an In ŞEFAAT Konusunda Verdiği Bilgiler.

2015-01-08 20:13:00

Kur’an da şefaat konusunu iyi anlayabilmek için, önce bizzat kendisine yani KUR’AN a bakıp bu konu hakkında ne söylüyor önce onu inceleyelim. Bu yazıyı yazmama NEDEN OLAN BİR KARDEŞİMİZ, peygamberler, din ulemaları ve şehitler şefaatçidir, düşüncesinin doğru olup olamayacağı konusunda, Kur’an dan bir cevap niteliğindedir. Bakalım arkadaşımızın dediği gibimi, yoksa Kur’an bunun tam tersini mi söylüyor, onu hep birlikte araştıralım. Önce aşağıdaki ayeti lütfen dikkatle okuyunuz, hatta tekrar tekrar okuyunuz.      Zümer 44: De ki: "ŞEFAAT, TÜMDEN VE SADECE ALLAH'INDIR. Göklerin ve yerin mülkü/yönetimi Onun dur. Sonunda O'na döndürüleceksiniz.     Şimdi soruyorum sizlere, bu ayet sizce açık değil mi? Evet çok açık ve net tek affedici, bağışlayıcı yalnız benim diyor Rabbimiz. Allah bunu söyledikten sonra, Kur’an da başka bir ayetinde, şefaat yani affetme, bağışlama yetkisini başkasına verir mi? Elbette hayır, bunu söylemek Kur’an da çelişki yaratır.     Bakara 123: Kimsenin kimse yerine bir şey ödemeyeceği, kimseden fidye kabul edilmeyeceği, ŞEFAATİN HİÇ KİMSEYE YARAR SAĞLAMAYACAĞI ve onların hiçbir yardım göremeyecekleri o günden korkun.   Bakara 48. :Ve korkun o günden ki, hiçbir benlik başka bir benliğin herhangi bir şeyi için karşılık ödemez; HİÇBİR BENLİKTEN ŞEFAAT KABUL EDİLMEZ, hiçbir benlikten fidye alınmaz. Ve onlara yardım da edilmez.     Enam sur.51: Rablerinin huzurunda hasredileceklerinden korkanları, o vahiy ile uyar ki korunabilsinler. Onların O'ndan başka ne bir dostu vardır ne de şefaatçisi.     Yaradan bu ayetler de, çok net açıklamış, mahşer... Devamı

MİRAÇ Konusu Ve Kur'an.

2015-01-08 06:37:00

Bizler İslam ı yaşarken, Allah ın emin olmadığınız bilgilerin ardına düşmeyin, sizleri sorumlu tutarım uyarısını, ne kadar dikkate alıyoruz, işte bu çok önemli bir soru.  Bugün sizlerle, günümüzde çok önemsediğimiz ve bizlere beş vakit namazın emredildiği anlatılan, MİRAÇ konusunu Kur’an dan birlikte araştıralım. Daha sonra herkesin kendi nefsinde, bu sorunun cevabını vermesini istiyorum. Çünkü herkes kendi imtihanından sorumludur. Konu önemli, onun için biraz detaylı ve uzun. Lütfen sabırla okuyunuz. Önce MİRAÇ olayının nasıl olduğunu, geleneksel İslam’ın bu konuyu nasıl anlattığını ve inandığını kısaca sizlere aktarmak istiyorum.   (Miraç, Recep ayının 27. Gecesi Cenab-ı Hakkın daveti üzerine Cebrail Aleyhisselâmın rehberliğinde Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamın Mescid-i Haramdan Mescid-i Aksâ'ya, oradan semaya, yüce âlemlere, İlâhî huzura yükselmesidir.   Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam Mescid-i Haramdan (Mekke'den), Mescid-i Aksâ'ya (Kudüs'e) ata benzer beyaz bir Cennet bineği olan Burak ile geldi. Kudüs'e gelmeden yol üzerinde Hz. Musa'nın makamına uğradı, orada iki rekât namaz kıldı, daha sonra Mescid-i Aksâ'ya geldi. Orada bütün peygamberler kendisini karşıladı. Miracını kutladılar. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam burada peygamberlere iki rekât namaz kıldırdı, bir hutbe okudu.   Semanın bütün tabakalarına uğradı. Sırasıyla yedi sema tabakalarında bulunan Hz. Âdem, Hz. Yahya ve Hz. Îsa, Hz. Yusuf, Hz. İdris, Hz. Harun, Hz. Musa ve Hz. İbrahim gibi peygamberlerle görüştü, Onlar kendisine “Hoş geldin” dediler, tebrik ettiler.   Bundan Sonra Hz. Cebrail ile birli... Devamı

Namaz(Salat) Konusu Ve Günümüze Yansımaları. (NAMAZ VAKİTLERİ KO

2015-01-08 05:55:00

  EKİM       Değerli din kardeşlerim. Kur’an ı okuduğunuzda, Allah ın en çok önem verdiği konulardan birisinin de, namaz olduğunu görürüz. Bu konulara açıklık getiren, birçok ayet de vardır Kur’an da. Fakat bizler Kur’an ile yetinmeyip, her konuda batılı inancımıza sokmaktan çekinmeyiz.   Bakın bu konuda sizlere bir örnek vermek istiyorum. Bazı rivayet hadis örneklerini vererek, peygamberimizin genelde namazlarını üç vakitte cem ettiği, yani birleştirdiği anlatılıyor, aktarılan rivayet hadisler doğrultusunda. Bunlardan örnekler vermek istiyorum konuyu anlamak için.    ( Ebu Tufeyl diyor ki; Muaz b. Cebel radiyellahu an şöyle dedi: “Tebuk savaşında Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte çıktık. Öğle ile ikindiyi bir, akşam ile yatsıyı da bir kılardı. «Neden böyle yaptı?» dedim. Dedi ki; «ÜMMETİNİ SIKINTIYA SOKMAK İSTEMEDİ.»)   (İbni Abbas (R.Anhüma) şöyle dedi: “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Medine’de öğle ile ikindiyi birlikte kıldırdı. Ne korku vardı, ne yolculuk.)    (Müslim’in ibni Abbas’tan yaptığı bir diğer rivayet şöyledir: “Biz Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında iki namazı birleştirirdik.)    Gerçekten peygamberimiz, bu sözleri söylemiş olabilir mi? Yani Allah Kur’an da beş vakit namaz emri verdiyse, bunu peygamberimiz bazen birleştirerek, kılınmasını emreder mi? Allah elçisine, sana indirdiğim Kur’an a uy, kullarıma Kur’an ile hükmet diyecek, daha sonrada peygamberimiz Allah ın hükümleri konusunda... Devamı

Nedensiz Bozulan Orucun Kefareti 60 Gün Oruç Tutmak Mıdır?

2015-01-07 23:13:00

  Bizler İslam ı yaşarken, ne yazık ki söylenenleri, hiç araştırma gereği duymadan iman ediyor ve sonucunun ne olacağını bilmediğimiz yoldan gitmekte, hiç sakınca görmüyoruz. Hâlbuki Allah emin olmadığınız bilgilerin ardı sıra gitmeyin sorumlu tutarım, diye bizleri uyarmıyor muydu?      İşin daha da vahimi, Rahmanın sizler için kolaylaştırdım dediği kitabı, rehberi görmezden gelip, bizlere öğretilen rivayetlere, hiç kuşku duymadan, Allah ın kitabına danışmadan dini ÖYLE ZORLAŞTIRIYORUZ Kİ, doğrusu tüm bunların hesabını Rabbimiz e nasıl veririz bilemiyorum.      Allah yemin ederek birçok kez, acaba gönderdiği Kur’an ı kolaylaştırdım dedikten sonra, bizlerin bazı nefsi küçük hatalarından kaynaklanan suçlar için, büyük cezalar verir mi? Örneğin nefsimize yenilip sebepsiz bozduğumuz orucun karşılığı olarak, 60 gün oruç tutacaksın der mi? Yoksa bu derece fazla oruç cezaları, kendi şahsi ibadetlerimizin dışında, daha kötü büyük suçlar için mi örnekler verilmiş Kur’an da, gelin onları Allah ın zikrinden anlamaya çalışalım.     Hepimiz biliriz Ramazanda, orucumuzu rahatsızlık halinde bozmamız durumunda, daha sonra tutmamız gerektiği Kur’an da apaçık yazar. Yine oruçluyken hastalık ya da zorunlu bir neden yokken bozanlar içinde, 60+1=61 gün tutulması gerektiği hükmü Kur’an da hiç bahsedilmediği halde, rivayet hadislerde geçer. Bu bilgilerin, hükümlerinin de peygamberimize ait olduğu anlatılır. Acaba gerçekten nefsine yenilip, kasti orucunu bozan bir insan, 61 gün Kefaret orucu tutması gerekiyor mu? Bu sözler peygamberimize ait olabilir mi?     Gelin yine peygamberimizin bizlere &... Devamı

Say. Hakkı Yılmaz ın SALAT Sözünden Anladıkları.....

2015-01-07 22:45:00

  Geçen gün Sayın Hakkı Yılmazın SALÂT, yani günümüzde namaz, dua, destek anlamındaki Kur’an da geçen kelimeden ne anladığını anlattığı, yazısını okudum. Önce Sayın Yılmazın kur’an da ki salât kelimesinden ne anladığını, yazısından alıntı yaparak sizlere nakletmek istiyorum. Çünkü Sayın Yılmaz salât sözcüğünden, günümüzde kıldığımız namazı anlamadığını, çok daha farklı bir anlam vererek, anlatmaya çalışmış.     Bizler eğer birbirimize saygılı olmayı öğrenirde, karşı düşünceleri de dinlemesini bilirsek, inanıyorum ki, İslam ın içindeki başıbozukluğu, fitne ve fesat karıştıranları içimizden ayıklamakta, hiçte zorluk çekmeyeceğimize inanıyorum. Eğer kendi düşüncelerimizi, inançlarımızı karşımızdaki tüm insanların dinlemesini ve saygı göstermesini istiyorsak, bizlerinde onların düşüncelerini dinleyerek, saygı göstermemiz gerektiğini unutmamalıyız. Böyle yaparsak birlik ve beraberliğe daha yakın oluruz.      Gelelim Sayın Hakkı Yılmazın Kur’an daki SALÂT sözcüğünden ne anladığına. Düşüncesini iyi anlayalım ki, Kur’an bütünlüğünde tüm ayetleri analiz edip, doğru bir sonuca varabilelim. Çünkü her insan bizzat kendisinden ve yaptıklarından sorumludur. Bakın Sayın Yılmaz ne anlamış Kur’an da ki salât sözcüğünden.     (Sonuç olarak  [salât] sözcüğünün anlamını; “destek olmak, yardım etmek, sorunları sırtlamak; sorunların çözümünü üzerine almak” şeklinde özetlemek mümkündür.     Dolayısıyla  [salât] söz... Devamı

Diyanetin Namaz Konusunda ki Çelişkisi. (NAMAZ VAKİTLERİ KONUSU)

2015-01-07 11:36:00

  Bugün sizlere, Diyanet işleri başkanlığı sitesinden geçmiş yıllarda alıntı yaptığım, bir yazı üzerine konuşmak istiyorum. Yazıda geçenleri ve bizlere öğretilen diğer bilgileri bizzat kendimiz düşünüp ve de karşılaştırarak değerlendirmeyi öz irademizle yapmalıyız.   Bu yazımdaki amacım, namaz vakitlerinin neler olduğunu kanıtlamak değil, tam tersine Kur’an dan ayrıldığımızda, bizleri nerelere sürükleyeceğini anlatmaya çalışmaktır. Yoksa Rabbimize e günde beş vakit değil, on vakit namaz kılsak azdır. Amacımız Allah ın emirlerinin ne olduğunu doğru anlamaktır, yani haktan batılı ayırmaktır. Yazının yorumunu sizlere bırakıyorum. Çünkü Yaradan ın huzuruna çıktığımızda, yanımızda yardımcı hiç kimse olmayacak, herkes tek başına hesabını verecektir. Yazıda şöyle yazıyordu.   (İslâm'ın başlangıç yıllarında namaz, SABAH VE AKŞAMLEYİN KILINAN İKİŞER REKÂTTAN İBARET İKEN, YAYGIN KABUL GÖREN GÖRÜŞE GÖRE, Miraç olayından sonra beş vakit namaz farz kılınmıştır. "Kendi nefsinde bir yakarış ve ürperiş içinde ve pek yüksek olmayan bir sözle sabah ve akşam Rabbini an; gafillerden olma" (el-A`râf 7/205) ayeti namazın başlangıçtaki durumuyla ilişkili görülmektedir.YİNE YAYGIN KABULE GÖRE, Cibril’in Hz. Peygamber'e Kâbe'de, namazın vakitlerini göstermek üzere imamlık etmesi, Miraç olayının ertesi günü olmuştur.)    Yazıda dikkat ederseniz, namazın ilk yıllarında sabah ve akşam kılınması emredildiği, Kur’an da geçtiğini de örnek vererek yazmışlar. Daha sonra yazılana ise çok dikkat ediniz lütfen, Kur’an dan alınan bilgilere göre değil de, YAYGI... Devamı

Çok Eşlilik Ve Kur'an ın Önerisi.

2015-01-07 09:03:00

EKİM       Bizler Kur’an ı anlamaya çalışırken, eğer nefsimizin esiri olarak, beşeri itikatlarımıza delil aramak adına Kur’an a bakıyorsak, ondan doğru bilgiyi almamızda asla mümkün olmayacaktır. Çünkü Allah bizlere, niyetlerimize göre cevap verecektir.   Kur’an da Nisa suresi 3. ayette geçen, bazı kelimeler öne sürülerek, Allah bir erkeğin dört eşe kadar evlenmesine izin veriyor denmektedir. Gerçekten Allah, birden fazla eşle evlenmemizi öneriyor mu, yoksa zaten Kur’an ın indirildiği dönemde yaygın olan çok eşliliği, Allah indirdiği ayetleriyle, düzene mi sokmaya çalışıyor?    Gelin bu konuyu Kur’an bütünlüğünde, ayetler üzerinde düşünerek anlamaya çalışalım. Nisa suresi 3. ayeti daha iyi anlayabilmemiz için, bir önceki ayeti de yazalım ki, ayetler özellikle kimlerden ve ne maksatla bahsedildiği daha iyi anlaşılsın.   Nisa 2: Yetimlere mallarını verin. Temizi pis olanla (helâli haramla) değişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Çünkü bu, büyük bir günahtır.   Nisa 3: Şayet yetimler hakkında adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, SİZE HELÂL OLAN BAŞKA KADINLARDAN İKİŞER, ÜÇER, DÖRDER ALINIZ. O kadınlar arasında da adaleti sağlayamayacağınızdan korkarsanız, BİR TANE ALINIZ yahut ellerinizin altında bulunanlarla yetininiz. Zulüm ve HAKSIZLIK ETMEMENİZ İÇİN EN UYGUN OLAN BUDUR.   Nisa 2 ve 3. ayete baktığınızda, ilk önce bahsedilen konu yetimler ve bu yetimlerin ailelerinden kalan malları ile ilgili açıklamalar yapılıyor. Dikkat ederseniz, be... Devamı

Kadınların REGLİ ( Ay Hali) Halinde İbadetleri Konusu Ve Kur'

2015-01-07 06:50:00

Değerli arkadaşlarım, Diyanet sitesinde gezinirken okuduğum bir konuyu sizlerle konuşmak, tartışmak ve Kur’an ile karşılaştırıp, sizleri düşünmeye davet etmek istiyorum. Önce sizlere Kur’an dan bazı ayetler hatırlatmak istiyorum.   İsra 89: Yemin olsun, biz bu Kuran'da, insanlar için her benzetmeden nice örnekler sıraladık. Ama insanların çoğu inkâr ve nankörlükten başka bir şeyde diretmediler.   Kehf 54; Yemin olsun, biz, bu Kuran'da, insanlar için her türlü örneği değişik ifadelerle gözler önüne koyduk. İnsan ise varlığın, tartışmaya en çok tutkun olanıdır.   Araf 52: Yemin olsun ki, biz onlara, ilme uygun biçimde, ayrıntılı kıldığımız bir Kitap getirdik. İnanan bir topluluk için bir kılavuz, bir rahmettir o.   Yukarıdaki ayetlere benzer birçok ayetler vardır. Sizlere sormak isterim, acaba bu ayetlerden sizler, bizlerin iman adına yapmamız gereken, sorumlu olduğumuz her şeyin KUR’AN DA olmadığını mı anladınız? Elbette hayır.   Aslında Allah çok açık bir şeyler söylüyor bizlere ve diyor ki, sizin rehberiniz Kur’an dır. Bu rehberde de sizleri ilgilendiren her konu, apaçık yazılmıştır. Şimdide konumuzla ilgili ayete bakalım.   Bakara 222: Sana âdet halini de sorarlar. De ki: "O, insana rahatsızlık veren bir haldir. Hayızlı(regli)oldukları sırada kadınlardan uzak durun ve onlar TEMİZLENİNCEYE KADARkendilerine yaklaşmayın. İyice temizlendiklerinde, Allah'ın emrettiği yerden onlara gidin." Şu bir gerçek ki Allah, çok tövbe edenleri sever, iyice temizlenenleri de sever.   Kur’an da kadınların, adet halinden bahsettiği tek ayet bu ayettir. Burad... Devamı

Allah Kur'an Ayetlerini Elçisine, RÜYASINDA Vah yeder mi?

2015-01-07 04:09:00

Bizler İslam ı ne yazık ki, doğruluğundan emin olamadığımız beşeri rivayetleri, hiç düşünmeden Kur’an ile karşılaştırmadan, yaşamaya kabul etmeye devam ettiğimiz sürece, gerçek İslam ın güzelliğini nurunu, güneşini de görmemiz, ondan gereği gibi istifade etmemizde, mümkün olmayacaktır.   Bu yazımda sizleri düşünmeye davet etmek istediğim konu, bir yazıma cevap veren bir kardeşimiz, bana sitemkâr sözlerle, peygamberimize rüyasında tebliğ edilen, KUR’AN DIŞINDAN KUR’AN AYETİ HÜKMÜNDE HADİSLERİN OLDUĞUNU SÖYLEMESİYDİ.   Gerçekten böyle bir şey olabilir mi? Yani peygamberimize rüyasında, Kur2an ın dışından da vahiy gelmiş olabilir mi? Aşağıdaki sözlerin Kur’an bütünlüğünde, gerçekten doğru olma şansı sizce var mı?   (Allah'ın resulüne ilhamı olan, ayet hükmünde olan rüya hadislerini dahi kabul etmezsiniz. Sizi uyarıyorum, yolunuz yol değil.)   Bu arkadaşımız bizlerin, din ve iman adına sorumlu olduğumuz, tıpkı Kur’an ayetleri gibi, bazı bilgilerin, hükümlerin peygamberimize Allah tarafından rüyasında vah yedildiğini ve bizlerinde bunlardan sorumlu olduğumuzu söylüyor. Bizler bu sözleri hemen Kur’an a müracaat ederek soralım, bakalım Allah elçilerine bu yolla, yani rüya yoluyla bizlerinde sorumlu olduğu, Kur’an dışından vahiy tebliğ etmiş olabilir mi?   Şura 51:Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur yahut bir elçi gönderip izniyle ona dilediğini vah yeder. O yücedir, hakîmdir.   Önce vahiy kelimesinin anlamına bakalım. Vahiy genel anlamda Allah ın buyruğu, yani emirlerinin elçilere bildirildiği sözlerdir. İşte bu sözlerini bakın hangi... Devamı

Allah ın Elçisine HİKMET Vermesi Ne Anlama Gelir.

2015-01-07 03:24:00

  EKİM         Sizleri Kur’an bütünlüğünde, düşünmeye davet etmek istediğim konu, Allah ın elçisine, HİKMETvermesi ne anlama gelir, birlikte Allah ın izniyle Kur’an dan anlamaya çalışalım.   Araf 62: Size, Rabbimin mesajlarını iletiyorum, size öğüt veriyorum ve ben Allah'tan gelen vahiy ile sizin bilmeyeceklerinizi biliyorum.   Ali imran 164: Allah, müminlere, aralarından kendilerine Allah'ın ayetlerini okuyan, onları arındıran ve onlara kitap ve HİKMETİ öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulundu. Oysa bundan önce açık bir sapıklık içinde idiler.   Bakara 151: Öyle ki size, kendinizden, size ayetlerimizi okuyacak, sizi arındıracak, SİZE KİTAP VE HİKMETİ ÖĞRETECEK ve bilmediklerinizi bildirecek bir elçi gönderdik.   Allah Araf suresi 62. ayette, Allah tan gelen sizin bilmediklerinizi biliyorum demekle, neyi kast etmiş olabilir? Kur’an dışından bir bilgi olabilir mi, elbette mümkün değil. Hemen Kur’an ın diğer ayetleri ile bağlantı kuralım, konuyu daha iyi anlamak için. Çünkü bir ayette, bir kelimeden yola çıkarak yanlış anlamlar verirsek, Allah korusun şeytanın kucağına düşer, hesabı da veremeyenlerden oluruz.   Ahkaf 9: De ki: 'Ben elçilerden bir türedi değilim, bana ve size ne yapılacağını da bilemiyorum. Ben, yalnızca bana vah yedilmekte olana uyuyorum ve ben, apaçık bir uyarıcıdan başkası değilim.   Maide 109: Allah'ın peygamberleri toplayıp da "Size ne cevap verildi" dediği gün, "Bizim hiçbir bilgimiz... Devamı

Allah ın Peygamber Eşlerine Hitaben, İndirdiği Ayetlerden alacağ

2015-01-07 03:02:00

Bu yazımda sizleri, üzerinde düşünmeye davet etmek istediğim ayetler, Ahzab suresinde peygamberimizin eşlerine hitaben gelen ayetlerden, nasıl dersler çıkarmalıyız ve bu ayetlerde geçen bazı sözleri nasıl anlamalıyız, bu konuda sizleri Kur’an bütünlüğünde düşünmeye davet etmek istiyorum. Burada yazdıklarım ve benim ayetlerden anladıklarım, yalnız beni bağlar. Onun için sizlerde, bu ayetler üzerinde Kur’an bütünlüğünde düşünerek, doğruları bulmaya çaba göstermelisiniz.     Kur’an a baktığımızda, görev verdiği elçisi ve onun eşlerine yönelik, çok dikkat çekici ikazların olduğunu görürüz. Daha açıkçası Allah, görev verdiği elçisi ve onun şanını yüceltecek, namusunu koruyacak eşleri ile de ilgili, çok özel hükümler getirmiştir. Buradan da anlıyoruz ki, Allah hem elçisini, hem de eşlerini kontrol altına almış, hata yapmalarına izin vermemiştir. Buda çok doğaldır. Allah ın vahyini tebliğ edecek bir elçinin, her yönüyle kusursuz olması kadar normal bir şey olamaz.      Gelelim peygamberimizin eşlerine hitaben indirilen ayetlere.      Ahzab 28: Ey Peygamber, eşlerine şöyle söyle: "Eğer şu iğreti dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, haydi gelin size boşanma bedellerinizi vereyim de sizi güzellikle serbest bırakayım.     Ahzab 29: Eğer Allah'ı, Peygamberini ve ahiret yurdunu diliyorsanız, bilin ki, Allah, içinizden güzel davrananlar için büyük bir mükâfat hazırlamıştır.     Demek ki peygamber eşleri olarak, çok önemli bir mesuliyet altına giriyorlar ki, Allah isteyen ayrılabilir de onlara diyo... Devamı

Dört Halifenin Hadis Nakliyle Mücadelesi.

2015-01-07 02:17:00

KASİM       DÖRT HALİFENİN HADİS NAKLİYLE MÜCADELESİ:     HZ. EBU BEKİR’İN ALDIĞI ÖNLEMLER   Hz. Ebu Bekir, peygamberin vefatından sonra Müslümanları toplayarak şöyle demişti: “Sizler, Peygamberden hadis rivayet ediyorsunuz ve bu hadislerde ihtilafa düşüyorsunuz. Sizden sonrakiler ise daha fazla ihtilaf edecektir. Peygamberden hiçbir şey tahdis etmeyin. Size bir soru soran olursa, “Bilgimizle sizin aranızda Allah’ın kitabı var” deyin ve onun helal kıldığını helal, haram kıldığını haram kılın” [Zehebi, “Teskiretu’l Huffaz, I, 2-3]   Hz. Ebu Bekir vefat ettiği gece bir hayli huzursuz olmuş ve uyuyamamış, bunun sebebini soran kızı Hz. Aişe’ye sebebinin hadisler olduğunu söylemiş, sabah olunca da evde mevcut olan bütün yazılı hadisleri getirtip yaktırmış.  [Zehebi, I, 5]   HZ. ÖMER’IN ALDIĞI ÖNLEMLER   Hz. Ömer diğer şehirlerdeki sahabelere mektuplar yazarak ellerinde yazılı bulunan hadis mecmualarını yok etmelerini istedi.  [İbn Abdilberr, 108]   Hadisler Ömer döneminde çoğalmıştı. Ömer halktan beraberlerinde bulunan hadis sayfalarını getirmelerini istedi. Sonra bunların yakılmasını emrederek şunu söyledi: Kitap Ehli’nin Mişna’sı gibi Müslümanların Mişnası’dır bunlar.  [İbn Sad/Tabakat 5/140]     Hz. Ömer Irak’a yolcuğa giden arkadaşlarına şöyle demişti: “Siz öyle bir ülkeye gidiyorsunuz ki halkı arı uğultusu gibi Kur-an okur. Hadislerle onları meşgul etmeyiniz ve yollarını saptırmayınız.  [Hanbel, Kitabul Ilel 1/62-63] ... Devamı

Kur'an mı Temel Belirleyicidir Hadisler mi?

2015-01-07 02:10:00

KUR'AN MI TEMEL BELİRLEYİCİDİR, HADİSLER Mİ?       Allah tarih boyunca, hakla bâtılın fark edilebilmesi adına, çeşitli dönemlerde elçiler  seçmiş ve onlara kullarının tâbi olmaları gereken ölçüleri bildirmiştir. Hz. Muhammed, hidayet önderi olarak seçilen son elçi, ona bildirilen Kur’an vahyi de, vahiy halkasının son temsilcisi olmuştur.    Hz. Peygamber ve beraberindeki ilk nesil, tüm benlikleriyle, âlemlerin Rabbi yüce Allah’ın, insanlığın kurtuluşu için yeryüzüne saldığı son ip olan Kur’an’a yönelmiş, tasavvur ve şahsiyetlerini onunla inşa etmişlerdir.   “Onlara bir ayet getirmediğin zaman: ‘Sen onu derleyip-toplasana' derler. De ki: Ben, yalnızca bana Rabbimden vahyolunana uyarım. Bu, Rabbinizden olan basiretlerdir, iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve bir rahmettir.”(A’râf 7 / 203)  Kur’ani beyanında ve benzeri birçok ayette de ifadesini bulduğu üzere Hz. Peygamber, kendisine vahyolunan Kur’an’a tâbi olmaktan, onun hükümlerini pratize etmekten başka bir şey yapmıyordu.   Hz. Aişe validemizin, kendisinden Hz. Peygamber’i anlatmasını talep edenlere“Siz hiç Kur’an okumuyor musunuz? O’nun ahlâkı Kur’an’dı” şeklinde cevap vermesi de, bu gerçeğin ifadesinden başka bir şey değildi.   Hz. Aişe, Allah Resulü’nün (a. s.), Kur’an’ın ete kemiğe bürünmüş hali olarak yaşadığını çok iyi bildiği için, Allah Resulü’ne herhangi bir söz nispet edildiğini işittiğinde, hemen o sözü Kur’an’ın süzgecinden geçirir, Kur’an’ın öl&cce... Devamı

Resulüm e Mektubum Var.

2015-01-07 00:13:00

RESULÜME MEKTUBUM VAR.      Ey nurlar saçan ve âlemlere rahmet olarak gönderilen hayatıyla, yaşamıyla verdiğin kararlarla bizlere örnek peygamberim. Sana bir maruzatım var, beni duyar mısın bilemem ama Rabbim duysun, dilerse seninde duymanı sağlar. Mahşer günü senin de şahitliğinde her şey ortaya çıkacaktır. Bıraktığın emanetini devralıp, insanlara elimden geldiğince, anladığım kadar anlatmaya çalışıyorum, yanlışlarımı Rabbimiz ne olur bağışla. En az hata yapanlar arasına al beni. Rabbimizin Kur’an da örneğini verdiği ve senin mahşer günü söyleyeceğin;       (Furkan 30; Ey Rabbim! Benim toplumum bu Kuran' ı devre dışı tuttular.)     Şikâyetin, üzüntün ne yazık ki gerçek oldu ey resulüm. Elimden geldiğince, anladığım kadarıyla senin emanetini anlatmaya çalışıyorum. Ama o kadar az ümmetin kaldı ki, Kur’an gerçeklerini haykırıp, batılı ortaya çıkardıkça, hep horlanıyor ve dışlanıyoruz. Artık Kur’an anlaşılması zor bir kitap olarak anlatılıyor, böyle olunca da toplum tarafından yüksek bir yere asılarak, ona saygı böyle gösteriliyor.     Onun yerine Kur’an ın açıklayıcısıdır dedikleri ve ciltlerce dolusu kitapları önümüze koydular. Okunduğunda kimseler anlamıyor bile. Senin bizlere tebliğ ettiğin ayetler yerine, beşerin sözleri dillerde dolaşır oldu. Emin olamayacağımız kişilerin, Allah katındandır bunlar dedikleri, sözler dinin ana kaynağı kabul edilir oldu. Kime inanacağına şaşırmış halde insanlar ise, gerçek güneşe, rehbere gözlerini yummuş, kapkara gözlüklerini takmış dolaşıyorlar.     Allah ın sakın velilerin ardına düşmeyin ikazlarına, kulak tıkarcasına birçok ümmetin veliler, hoca ... Devamı

Kur'an ı Zor Anlaşılır Yaparak, Allah ın Rehberinden Uzaklaş

2015-01-06 22:50:00

Kur’an, Allah ın katından gelen, eşi benzeri olmayan, biz Rabbin kulları içinde, bir yaşam rehberi, güneşi, gönül gözüdür.     Bu kadar önemli, eşsiz bir kitabın, Allah tarafından gönderiliyor ve kullarına doğru yolu gösteriyor olması, daha da önemlisi, Allah bu kitaptan bizleri sorumlu tuttuğunu söylemesi, sizce hesabımızı vereceğimiz bu Kur’an ın, nasıl bir kitap, nasıl bir rehber olmasını gerektirir? Böyle bir kitabın özellikleri, nasıl olmalıdır? Anlaşılması zor mu, yoksa Yaradan ın hesap soracağı kitap, anlaşılması kolay mı olmalıdır?     İşte bu soruyu, lütfen nefsimize önce bir soralım. Daha sonra Kur’an a bakalım, acaba Kur’an kendisi hakkında neler söylüyor. Daha sonrada hiçbir etki altında kalmadan düşünelim, araştıralım. Eğer bizlere öğretilenler ile Kur’an ve mantığımız uyuşuyorsa, sorun yok demektir. Ya anlatılanlar, öğretilenler Kur’an ile uyuşmuyorsa? İşte o zaman imtihanımızın en zor bölümü, başlıyor demektir. Cevabını herkes kendisi verecektir, tabi sonucuna da katlanacağımızı, asla unutmayalım.     Allah bizlere rehber olsun diye gönderdiği kitap için, birçok kez yemin ederek bakın neler söylüyor. Sizce çok açık ve net değil mi? Kur’an ın en büyük özelliği, aşağıdaki ayetlerden anlaşılmıyor mu?     Kamer 17: Andolsun biz, Kuran'ı ÖĞÜT ALMAK İÇİN KOLAYLAŞTIRDIK. Öğüt alan yok mudur?     Kamer 22: Andolsun biz Kur'an'ı DÜŞÜNÜP ÖĞÜT ALINSIN DİYE KOLAYLAŞTIRDIK. Öğüt alan yok mu?     Kamer 32: Andolsun biz Kur'an'ı, ANLAŞILIP ÖĞÜT ALINMASI İÇİN KOLAYLAŞTIRDIK. O halde düşünüp &o... Devamı

Kur'an Neden Koruma Altına Alındı.

2015-01-06 22:14:00

Hıristiyanlar Kur’an da geçen bir ayette, Rabbin Kur’an ı biz indirdik, onu koruyacakta biziz sözlerine atıfta bulunarak, şöyle söylüyorlar kendi sitelerinde. Madem diğer kitaplarda Allah katından indi, onları niçin korumadı Allah? Elbette bu sözler ilk söylendiğinde, düşünmeden çok mantıklı geliyor. Allah Kur’an ı koruma garantisi verdide, daha önce gönderdiği kitapları neden koruma garantisi vermedi? Gelin bu konuyu yine, Kur’an dan aldığımız bilgilerden yola çıkarak, anlamaya çalışalım.   Bizler her şeyden önce çok özel yaratılmışız, akılla ve özgür iradeyle donatılmışız. Allah bizlere Kur’an da bazı örnekler verir, hatta gönderdiği elçiler ve kitaplarından bahseder. Bizlerin dersler alması için uyarılarda bulunur. Bahsettiği peygamberler dışında da yüzlerce peygamberler geldiğini söyler. Hepsi bir amaç uğruna yapılan, bir imtihanın sahneleridir. Bu sahnede özgürce rol alan bizler, kendi rolümüzü kendimiz oynamaktayız.    Şöyle düşünelim Âdemin yaratılışından beri, yüzlerce peygamber ve sayısını bilemediğimiz kitaplar gelip geçmiş günümüze kadar. Peki, neden bu kitaplar günümüze kadar Allah tarafından korunmamış burası önemli. Allah kullarının yaşadığı dönemlere özgü bir yaşamın sağlanması için, o devrin özelliklerine göre bir hayat öngörmüştür kullarına. Gönderdiği rehber kitapları, bir sonra göndereceği kitaba kadar koruması altına almış, daha sonra gönderdiği kitabı korumasına almıştır. Konuyu Kur’an dan anlamaya çalışalım.   Yunus 94: Sana indirdiğimizden şüphede isen, SENDEN ÖNCE KİTAP OKUYANLARA SOR! Andolsun, sana Rabb... Devamı

Yalnız Allah dan Yardım Dilemek. (Fatiha Suresi 5. Ayet)

2015-01-06 09:00:00

Değerli din kardeşlerim, bizler her gün namazlarımızda Yaradan a Fatiha suresini okurken bir söz veriyoruz. Ne sözü verdiğimizin farkında mısınız?     Fatiha 5: Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.      Acaba gerçekten her gün bu sözü verirken Rabbimiz e, sözümüz de duruyor muyuz dersiniz. Yaradan Kur’an da bakın ne söylüyor bize iletilmesi için.      Zümer 44; De ki: "şefaat, tümden ve sadece Allah'ın dır. Göklerin ve yerin mülkü onundur. Sonunda O'na döndürüleceksiniz.     Bu ayete baktığınızda çok açık ve net şefaat, yani bağışlama yetkisinin Allah tan başka kimsede olmadığını söylüyor bizlere. Şefaatin Kur’an da ki anlamı affetmek ve bağışlamaktır, onun içindir ki Yaradan, affetme yetkisinin tamamen kendisinde olduğunu söylüyor. Ama bizler bu ve buna benzer, onlarca ayete inandığımızı söylediğimiz halde, Allah tan başka öyle şefaatçiler edindik ki, ayetin yerinde yeller esiyor     İşin kötüsü Allah ın ayetlerinin tam tersine bizleri inandıranlar, bu bilgiler peygamberimizin bizlere ilettiği sözleridir dediler. Bizler Kur’an ile bağımızı kuramadığımız için, her söylenene ne yazık ki inandık. Elimize alıp ta Allah ne diyor diye, anlayarak Kur’an ı hiç okumadık. Onun içindir ki bizler suçluyuz, hem de çokkkkkkk suçluyuz.     Allah Fatiha suresinde, yalnız Allah tan yardım istenmesi gerektiğini, bizlerinde böyle dua etmesini istediğini fark edemedik. Çünkü her zaman ayetleri anlamadığımız dilden okuduk. Daha doğrusu bizlere anlamasan da oku, Allah sevap yazar dediler. Daha da ileri giderek, Arapçasından... Devamı

Vaktimiz Yaklaşıyor Farkında Mısınız......

2015-01-06 06:04:00

      EKİM       Bizler hayatımızı nasıl sorgusuz, düşüncesiz yaşıyorsak, inancımızı ve dinimizi de ne yazık ki genelde aynı düşünceyle yaşıyoruz. Hayata atıldığımız, yuvamızı kurduğumuz günden itibaren, kurulmuş bir çalar saat gibi, BİRİLERİNİN GÜDÜMÜNDE yaşıyoruz ömrümüzü.   Kendi nefislerimizde planlar yaparız, beş yıl sonra arabam olmalı, on yıl sonra evim olsun deriz, onar yılın planını yaparız aklımızca. Unuttuğumuz şey ise, sanki birisinden o yıllara ulaşacağımız garantisini almış gibi hareket etmemizdir. Onca telaşın içinde, ruhumuzun derinliklerinden gelen sese de kulak veririz bazen. Bizim bir yaratıcımız, sahibimiz var onu da unutma der adeta benliğimiz bize. Kendi hayat tela şemiz den, yaptığımız ileriye dönük planlardan çok az vakit ayırırız Allah ı anlamaya, onu tanımaya.   Bazı art niyetli insanlar, bu gafletimizi iyi kullanır ve içimize öyle bir girerler ki din, iman, Allah diye, anlamayız hangisi doğru hangisi yanlış olduğunu. Çünkü düşmüşüz dünya telâşe sine. Öyle olunca da Allah ile aldatıcılar türer çevrimizde bolca. Bizlere nefislerimizin etkisiyle, dünya telaşesi, mal mülk ağır basmış. Neredeyse aklımıza gelmez Rabbimizi anmak. İyi ki kendimize getirir Rabbimiz, ara sıra bizlere verdiği hastalık ve acıyla. Yoksa nefisler ağır basacak, şeytanlaşmışların safında olacağız. Allah ın rehberi ile gerektiği gibi tanışmadığımız için, DİN ADINA İNANMAK ZORUNDA KALMIŞIZ, HER SÖYLENENE.   Kolayımıza gelmiş, zaman ayırmadan, düşünmeden Allah ı ve dini anlatanları dinlemek.&nbs... Devamı