Haluk GÜMÜŞTABAK 17 Takipçi | 0 Takip
Kategorilerim

MİRAÇ KONUSU

BAŞÖRTÜSÜ KONUSU

MEHDİ, MESİH VE HZ. İSA NIN GELECEĞİ .

NAMAZ, ORUÇ HAC, ZEKAT KONUSU

MEZHEP, HADİSLER, BATIL KONULAR.

GENEL İSLAMİ YAZILAR.

KUR AN AYETLERİ.

PEYGAMBERİMİZ İLE İLGİLİ YAZILAR.

İMAM-I AZAM EBU HANİFE Yİ TANIYALIM

RİSALE-İ NUR ÖĞRETİSİNE DİKKAT.

ÇOK EŞLİLİK VE KADINLARIMIZ İLE İLGİLİ..

KUR AN İLE İLGİLİ YAZILAR.

ÖLÜMLE YÜZLEŞEBİLMEK

KABİR AZABI KONUSU.

ZEKAT KONUSU VE KUR\'AN

HURAFELERİN ANA KAYNAĞI

EVLATLIK KONUSU.

MİRASIN DAĞITILMASI

ATATÜRK VE DİN

ÖN SÖZ

Diğer İçeriklerim (472)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (17)

Bakara 184. Ayeti Nasıl Anlamalıyız.

2015-01-12 07:07:00

  Bizler her zaman Kur’an ı anlayarak okuyup, üzerinde düşünmeliyiz diyor ve buna çok önem veriyoruz. Fakat elimizdeki Kur’an tercümeleri bazen, ne yazık ki bizleri şüphede bırakıp, tedirgin edebiliyor. Çünkü bir kelimeye öyle anlamlar veriliyor ki, acaba hangisi doğru, hangisi yanlış konusunda arada kalıyoruz.   Bu konuya bir örnek vermek istiyorum. Bakara suresi 184. ayetinde geçen bir kelimeye, farklı anlamlar vererek, bakın ayette verilen mana nasılda değişiyor. Önce Diyanetin mealini yazalım, daha sonrada farklı anlamlar veren cümleleri karşılaştıralım.   Bakara 184: Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. ORUCA GÜCÜ YETMEYENLER İSE, BİR YOKSUL DOYUMU FİDYE VERİR. Bununla birlikte, gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.   Yukarıdaki ayette oruca gücü yetmeyenler, bir yoksulu doyumu fidye versin diye çevrilmiş. Aynı cümleyi, bir başka mealden aldığımızda, anlamının tamamen değiştiğini görüyoruz.   (ORUCA GÜCÜ YETENLERE BİR MUHTACI DOYURARAK FİDYE VERMEK, BİR YÜKÜMLÜLÜKTÜR.)   Ne kadar ilginç, çünkü anlamı diğer tercümenin tamamen tersi. Siz olsanız tedirgin olmaz mısınız? Elbette olursunuz. Konuyu anlamamıza yardımcı olması için, daha farklı üç tercümeden de, aynı cümleyi yazmak istiyorum.   (Ona dayanıp kalacaklar üzerine de fidye.)   (Oruca (güç) d... Devamı

Mübarek Ramazan Ayını İdrak Edebilmek.

2015-01-12 06:49:00

On bir ayın sultanı, Kur’an ın indirilmeye başlandığı, O mübarek aya ulaşmayı, Rabbimiz bizleri nasip etsin inşallah. Dilerim bu ayda, Kur’an ı bolca anlayarak okuyup, ayetler üzerinde düşünerek, dinimize sokulan hurafe ve batıldan kurtuluruz. Bunu yapabilene ne mutlu. Oruç un bizden önceki Ehli kitaba da, farz olduğunu ve bakın orucu neden farz kıldığını söylüyor Yaradan.   Bakara 183: Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. UMULUR Kİ KORUNURSUNUZ.   Bir ayet sonrasında ise yine orucun önemini anlatırken, bakın nasıl bir bilgi veriyor. İki farklı meallerden yazalım ki, konuyu daha açık anlayabilelim.   (Zira oruç tutmak kendinize iyilik yapmaktır -keşke bunu bilseydiniz.)   (Eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.)   Demek ki oruç tutmak, bizlerin sağlık bulması, korunması adına çok önemli.  Oruç tutabilecek durumda olanların, bu fırsatı kaçırmaması gerektiğini anlıyoruz ayetlerden. Kur’an hayatın şifrelerini verir ve yol gösterir. Bizlere düşen, bu gerçeklerin farkında olmak adına, çaba göstermek olmalıdır. Oruç bedenimize sağlık getirdiği gibi , ruhumuzunda bazı gerçeklerle buluşmasına vesile olmaktadır.   Oruç tutmaktaki asıl amaç aç kalmak değil, yokluğun ve bazı şeylere ulaşamamanın verdiği duyguyu da yaşamaktır. Bizler ne yazık ki orucun bu yönü üzerinde, fazla durmayız. Hatta orucumuzu mükellef, arzuladıklarımızın eksiksiz olduğu bir sofrada  açarak bozarız. Böyle oluncada hissetmemiz gereken duyguları, çok fazla hissetmeyiz. Oruç farklı gelirdeki insanların, eşitlendiği bir andır.&nbs... Devamı

Yaptığımız Yanlışa Çarpıcı Bir Örnek.

2015-01-12 06:33:00

Bir kardeşimiz yazılarımdan, peygamberimizi devre dışı bıraktığım izlenimini almış.  Müslüman ım diyen bir insan, bunu aklından bile geçiremez.  Arkadaşımız bana verdiği cevabında, Kur’an ın peygamberimize itaati, örnek almamız gerektiğini söylüyor ve benim yazdığım yazılarda, bunu göremediği izlenimini aldığını da belirtmiş.     Bende bugünkü yazımı, bu konuya ayırdım. Ayrıca bu kardeşimiz, beni Kur’an a uymaya çağırmış, buna çok memnun olduğumu söylemeliyim. Yalnız tek bir şartla, KUR’AN I RİVAYETLERE GÖRE ANLAMAMAK ŞARTIYLA. Günümüzde bu şekilde Kur’an anlaşılmaya çalışıldığı için, dinde bölündük, parçalandık. Daha da kötüsü, Kur’an a uyduğumuzu zannederken, Kur’an ı kendimize uydurduk, bunun farkında bile değiliz.     Bizler eğer Kur’an, rivayet hadisler olmasaydı kapalı kalırdı, anlaşılmazdı diye inanırsak, bu peygambere uymak değil, RİVAYET VE SANIYA TABİ OLMAK OLUR, ÖNCE BUNU UNUTMAYALIM. Kur’an a uymak, onu bir bütün olarak anlamaya çalışmakla olur. Parçacı olarak kelimelere anlamlar vererek anlamak, Kur’an ı anlamak değil, Kur’an ı nefsimize uydurmaktır.     Arkadaşımızın söylediği gibi, Allah Kur’an da elçime uyun emrini vermiştir. Peki, peygamberimiz e nasıl bir görev, sorumluluk verilmiştir? İşte bunu görmezden gelip de, bizlere öğretilenleri doğru çıkarmak adına, Kur’an da asla bahsedilmeyen, birçok hükümleri de peygamberimiz koymuştur dine dediğimiz andan itibaren, Kur’an dan sapmış, Kur’an a değil RİVAYETLERE uymuş oluruz. Amacım, bunun fark edilmesi adınadır.     AKLA DEĞİL, KUR’AN A TESLİM OLALIM demiş kardeşimiz, bana verdiği cevapta. Bu tabir doğr... Devamı

Sınır Tanımayan Bir DİN Yarattık.

2015-01-12 06:08:00

Allah Kur’an ın tümüne iman etmiş görünüp de, hurafe inançlarını yaşamaya devam etmek için, ayetlerin bir kısmının üstünü örten, görmezden gelenlere Kur’an KÂFİR der. Yani Kur’an ın tüm ayetlerine, koşulsuz ve şartsız iman etmemizi emreder.     Peygamberimiz e iman eden bir kısım Ehli kitap, kendi hurafe inançlarına da iman etmeye devam etmek istemişlerdi. Bunu Allah asla kabul etmedi ve Kur’an dan başka hangi söze inanacaklar, yada yine bir başka ayetinde, Allah dan ve onun ayetlerinden sonra, hangi söze inanacaklar diye uyarıp, bizlerin sorumlu olduğu yalnız Kur’an olduğu gerçeğini, çok açık bildirilmiştir.      Bu konuya çok önem veren Rabbimiz, imanımızın Kur’an ile sınırlandığını, asla sınırları aşmamamız gerektiği konusunda da bizleri uyarır. Kim ALLAH'IN SINIRLARINI AŞARSA İŞTE ONLAR ZALİMLERDİR diyerek, Allah Kur’an ile kendi sınırlarını çizmiş ve bizlerin bu sınırlar içinde İslam ı yaşamamızı emretmiştir.     Peki, bizler bu sınırlarda mı İslam ı yaşıyoruz? Bu soruyu lütfen kendimize soralım ve cevabını da titizlikle arayalım. Allah ın bizlerden istediği şu iki konu üzerinde birlikte düşünelim.     1. Kur’an ın tamamına ve hiçbir ayeti görmezden gelmeden, üstünü örtmeden iman etmek ve öyle yaşamak.     2. Kur’an ın sınırlarını tanımak ve o sınırları asla aşmamak.     Gerçektende bu iki konu, çok ama çok önemli. Acaba bugün bizler Allah ın bu emirlerini hayata geçiriyor muyuz, ne dersiniz? İlk yazdığımız konu üzerinde düşünelim. Bizlere sorulduğunda hepimiz Kur’an ın tamamına iman ediyoruz deriz. Deriz ama daha so... Devamı

İslam a İftira Atanların Hezeyanı.

2015-01-12 00:02:00

Bizler Kur’an ı öyle bir terk ettik ki, hurafe ve batıl iliklerimize kadar işlemiş, ama bunun farkında bile değiliz. Yaşadığımız dinin adı İslam, yani Allah a boyun eğmek, teslim olmak ama bizler ne yazık ki Allah a değil, beşerin uydurduğu rivayet ve sanı bilgilere inanıyor ve onların batıl sözlerine boyun eğerek, inancımızı yaşıyoruz.     Bu tespitlerimin bir tezahürünü gördük basında. Yaşını başını almış, toplumda belirli bir topluluğa din adına konuşmalar yapan bu kişi, geçen gün öyle şeyler söyledi ki İslam ve din adına, aklı başında olan, Kur’an dan nasiplenmiş hiç kimse, bunu kabul etmez.      Bu kişi, Kur’an a iman eden bir Müslüman ın, şunlara inanması gerektiğini söylüyor ve diyor ki; “İSLAM DİNİNDE EVLENME KONUSUNDA BİR YAŞ HADDİ YOKTUR, BULUĞ ÇAĞINDAN ÖNCEDE, BİR ÇOCUK EVLENEBİLİR”. Açıklamasında ise çocuğun reşit olması gerekmediğini söyleyebilmesi, bu zihniyetin ne derece Kur’an dan uzak bir inanç yaşadığını göstermektedir. BU SÖZLER VE BU DÜŞÜNCE KUR’AN A İFTİRADIR.     Bizler ne yazık ki ayetlerin anlamını, kendi nefislerimizde öyle eğip büküyoruz ki, ALLAH IN SÖYLEDİĞİNİ DEĞİL, NEFSİMİZİN İSTEDİĞİNİ ANLIYORUZ. BÖYLE OLUNCA DA KUR’AN A UYMAK YERİNE, KUR’AN I KENDİMİZE UYDURUYORUZ. Bakın çocuk yaşta evlenebilmenin kanıtını, Kur’an dan nereden aldığını söylüyor. Ayet evli olup ta, boşanmış kadınların bekleme sürelerine açıklık getiriyor ve bakın nasıl bir açıklama yapılıyor.     Talak 4:  Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, HENÜZ ÂDET GÖRMEYENLER hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme s&uu... Devamı

Tüm Ehli Kitabı Hoş Görüye Davet.

2015-01-11 20:28:00

Allah tüm peygamberlere gönderdiği dinin adının, İSLAM olduğunu söyler. Yani Yahudi, Hıristiyan ve Müslümanların ortak dinin adı İSLAM dini olduğunu Kur’an dan anlıyoruz. Kur’an, Allah indinde tek din İslam dır diye bizlere açıklama yapar. Çünkü bu kelimenin anlamı teslimiyet ve Allah a itaat anlamındadır. Yahudi, Hıristiyan ve Müslüman ismi ise, peygamberlere inanan toplumlara verilen isimlerdir ve her topluma bazı konularda değiştirilmiş, nesh edilmiş yerine daha iyisi getirilmiş şeriatlardır. En son Allah ın şeriatıda, peygamberimiz Hz. Muhammed e indirilen Kur'an şeriatıdır. Ama asıl amaç değişmez, aynıdır.   Müslümanlıkta ruhban sınıfı yok deriz, ama bu lafta böyledir. Bizler diğer Ehli kitabı aratmayacak bir ruhban sınıfını, edindiğimiz veliler, şeyhler ve efendiler yoluyla kurduk, ama bunu itiraf edemiyoruz.   Hâlbuki tüm şeriatlar, yani Yahudilere, Hıristiyanlara ve Müslümanlara indirilen, özde aynı konuyu işleyip, toplumu uyarmış ve doğruya, güzele davet etmiştir bizleri. Allah ın bizlerden istediği şu üç şey tüm inançların ortak noktasıdır ki, bunu gerçekleştiren Allah katında mükâfatlandırılacaktır der Kur’an.   1. Allah ın birliğine iman etmek. 2. Ahi ret gününe inanmak ve iman etmek. 3. İyi ameller işleyip, hayra ve barışa yönelik işler yapmak.   Allah bizleri yaratmasının nedeni olarak, imtihan olduğumuzu söyler ama bakın asıl amacı nasıl açıklar.   Mülk 2: O, HANGİNİZİN DAHA GÜZEL İŞ YAPACAĞINIZI DENEMEK İÇİN ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır.   Bizler ne yazık ki bu gerçeklerden uzak, öyle bir inanç yarattık ki kendimize tüm Ehli kitap o... Devamı

Hadis Yazımı Ve nakli Konusuna Farklı Açıdan Bakış.

2015-01-11 08:52:00

Kur’an da öyle ayetler vardır ki, üzerinde düşünmediğimiz de okur geçeriz. Ama üzerinde inceden inceye düşünmeye başladığımızda, inanın daha önce idrak edemediğimiz, anlayamadığımız birçok sorumuzun da cevabını alırız.     Günümüzde İslam toplumları içinde, çok tartışılan bir konuda, peygamberimizin hadis yazımına ve nakline izin verip vermediği konusudur. Peygamberimizin önce hadis yazımına ve nakline izin verdiği, ama daha sonra yasakladığı rivayet edilir. İslam âleminin bir kısmı ise, önce yasaklamış ama daha sonra peygamberimiz tekrar izin vermiştir fikrini savunur.     Daha sonra izin vermiştir diyenler, ilk yasaklamasının nedeni olarak, Kur’an ile karışmasını engellemek adına olduğu savunmasını yaparlar. Peki, daha sonra peygamberimizin hadis yazımına ve nakline tekrar izin vermesi, Kur’an ile karışma, ya da Kur’an ı bir kenara koyma tehlikesini oluşturmaz mı? Yani söyledikleri gibi, ilk önce görülen tehlike, daha sonra hadis yazımı ve naklinin serbest bırakılmasıyla, tekrar gündeme gelip daha kötüsü, yazılan rivayet hadisler el üstünde tutulup, KUR AN DEVRE DIŞI KALMAZ MI?     Bu konu üzerinde birçok yazılar yazdım, örnekler verdim. Onun için çok fazla detaya girmek istemiyorum. Yalnız hatırlatmak istediğim konu, peygamberimizin ölümünden sonra, dört halife devrinin tamamında, hadis nakli ve yazımı yasağının, titizlikle devam ettiğini görüyoruz. Bu demektir ki peygamberimiz, daha sonra hadis nakli ve yazımına asla izin vermemiştir. Birkaç örnek verelim.     Hz. Ebu Bekir, peygamberin vefatından sonra Müslümanları toplayarak şöyle demişti: “Sizler, Peygamberden hadis rivayet ediyorsunuz ve bu hadislerde ihtil... Devamı

Bizleri İşte Böyle Kur'an dan Uzaklaştırıyorlar.

2015-01-11 04:38:00

Yazdığım yazıma cevaben bir kardeşimiz, Kur’an ı nasıl anlamamız gerektiği konusunda, bakın neler söylüyor. Verilen cevapların, İslam toplumunda, inancımızı ne derece yanlış yaşadığımız boyutlarını da, açıkça gösteriyor.     ( Tek kaynak Kuran-ı Kerim tabiki, ama bunu sen tek başına anlayıp yaşayabilir misin? Kitabı anlamak için tefsirde lazım fıkıhta şimdi tefsir ve fıkıh ya da ilmihal kitabı Kur an’dan üstün diyebilir miyiz? Risale okuyanlarda Kuran-ı Kerimi daha iyi anlamak için okuyorlar buna emin olun.)     Bu sözleri duyduğumda, Yahudi ve Hıristiyanların inançlarını yaşarken, ruhban sınıfını nasıl yarattıkları geldi aklıma. Aynı sözleri bugün hahamlar ve papazlarda söylüyor ve diyorlar ki, sizler dini tek başına anlayamazsınız, yaşayamazsınız.      Şimdide bu sözler üzerinde birlikte düşünelim. Bir kitap yazmak isteyen bir yazarın, ilk dikkat etmesi gereken konu nedir? YAZDIĞI KİTABIN, HİTAP ETTİĞİ TOPLUMUN SEVİYESİNDE, ANLAŞILIR BİR ŞEKİLDE OLMASI ÇOK ÖNEMLİDİR. Yani hitap ettiği toplum, kitabı okumaya başladığında, alınması gereken her bilgi, aktarılmak istenen her konu, okuyucu tarafından anlaşılabilmelidir. Bu düşünce ışığında sizlere sorsam ve desem ki, Rabbimiz gönderdiği ve sorumlu tuttuğu rehberini, bu koşul ve şartlarda bizlere göndermemiş olabilir mi?     Bir başka deyişle, kitabı anlayabilmek için, yine başka bir kitaba ya da kişilere ihtiyaç olmamalıdır. EĞER OLURSA, ANLATILMAK İSTENEN KONUYA, VERİLMEK İSTENEN BİLGİLERE ANLATANIN, AÇIKLAYANIN DÜŞÜNCE VE FİKİRLERİNİN KARIŞMASI ENGELLENEMEZ.     Bu kural, her yazarın en çok üzerinde durduğu ve kitabın başarısını da etkileyen, önemli bir unsurdur. Çünkü anlaşılması zor bir ki... Devamı

Atatürk ün Vasiyetini Gerçekleştirelim.

2015-01-11 03:58:00

ATATÜRK ÜN VASİYETİNİ EL BİRLİĞİYLE GERÇEKLEŞTİRELİM.     Atatürk ismini telaffuz edenler, onun ülkemize yaptıklarını anlatmaya çalışanlar, neredeyse günümüzde dışlanıyor ve önlerine set çekilmek isteniyor. Açıkçası Atatürk sevgisi, yeni nesillerden adeta silinmek isteniyor. Peki, neler oldu da, bu sevgiyi, saygıyı bazı kişiler, düşmanlığa dönüştürmek için var gücü ile çaba harcıyor? Tüm dünyanın, hatta düşmanlarının bile saygısını hala yitirmeyen bu lider, ülkemizde ne maksatla unutturulmak isteniyor olabilir?     Atatürk ülkesini parsel parsel, yabancılara mı sattı, KENDİ MENFAATİ, YAKINLARININ MENFAATİ İÇİN DEVLETİN GÜCÜNÜ, İMKÂNLARINI MI KULLANDI. Yoksa ülkeyi bir bütün değil de, parçalara bölme planlarımı gün yüzüne çıktı? Yoksa toplumu inançları ile aldatarak, kandırarak kendi çıkarlarına mı alet etti. Ne yapmıştı da, Atatürk sevgisini yok etmek için, gönüllere zehir akıtanlar, yalan ve iftirada bulunanlar çıktı aramızdan?     Sanırım ne olduğunu anlamak, o kadar zor olmasa gerek. Atatürk bu ülkeyi düşmanlardan temizlemek adına, halkı tek yumruk yapmakla kalmadı ve öyle sağlam temel direkler dikti ki, yıkıcı, yakıcı, bölücü mihraklar çok önemli konumlara gelmelerine rağmen, bu yapıyı, halkın ATASINA karşı sevgisini, yok etmeyi başaramadılar, başaramayacaklarda.      Bugün direniyorsak, Atatürk ün attığı temellerin gücü sayesindedir. Toplumu Kürdü, Türkü, Çerkez i, tek yumruk yaparak, düşmana karşı direnen anlayışı, düşünceyi bozmak isteyenler, bugün ne yazık ki ortalıkta, ellerini... Devamı

Enam Suresi 116. Ayet ve Uyarıları.

2015-01-11 03:22:00

EKİM       Değerli din kardeşlerim. Bugün sizlere öyle bir ayet hatırlatmak istiyorum ki, biraz düşündüğümüzde, günümüzde yapılan yanlışları, adeta Rabbimiz yüzümüze vuruyor ve bizleri ikaz ediyor. Önce ayeti yazalım, daha sonrada üzerinde birlikte düşünelim.   Enam 116: EĞER YERYÜZÜNDEKİLERİN ÇOĞUNA UYARSAN, seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar.   Ayetteki uyarıyı görüyor musunuz? Bu sözleri duyunca aklıma bir kardeşimizin, benim yazıma verdiği cevap geldi. “Kendini akıllımı zannediyorsun, bu söylediklerini İslam toplumunun genel çoğunluğu kabul etmiyor. ÇOĞUNLUĞA MI UYALIM, SİZİN GİBİ AZINLIĞA MI” demişti.    Gerçektende bu sözler çok söyleniyor, toplum arasında. Bir başka deyişle inancımız Kur’an a göre değil, genel çoğunluğun kabul gördüğü, kabul ettikleri, inandıkları din adına kıstas alınıyor. Bu ne büyük yanılgı. Eğer Kur’an ı bir kez anlayarak, düşünerek okumuş olsaydık, bu sözleri söyleyenlerin aldatmacalarına asla inanmazdık.   Din çoğunluğa göre değil, yalnız ve yalnız Kur’an ın apaçık hükümlerine göre yaşanır, lütfen bu gerçeği unutmayalım. Eğer unutursak, yukarıdaki ayetin sonunda Allah ın söylediği gibi, dinimizi, imanımızı ZANNA yani şüphelere göre, emin olmadığımız bilgiler, rivayetlere göre yaşarız. BUNU YAPANLARIN ALLAH, SADECE YALAN SÖYLEDİKLERİNİ, KENDİLERİNİ KANDIRDIKLARINI SÖYLÜYOR. Bu duruma düşmek istemiyorsak, lütfen emin olmadığımız bilgilere g&o... Devamı

Ali İmran 100. Ayetten İbretlik Dersler.

2015-01-11 01:16:00

Değerli din kardeşlerim, aşağıdaki ayet üzerinde sizleri düşünmeye davet etmek istiyorum. Önce ayeti yazalım.     Ali İmran 100: Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi döndürüp KÂFİR yaparlar.     Önce şunu unutmayalım ki, Kur’an ın tüm ayetleri, o günün yoldan sapmış toplumların yaptığı yanlışları düzeltmek için indirilmiştir. Yukarıdaki ayeti de önce bu doğrultuda düşünelim. Elbette tüm ayetleri bugün bizler, o gün yapılan yanlışlardan ders alıp, günümüze uyarlamalı ve dersler çıkarmalıyız. Çünkü Kur’an her devre, her zamana hitap edecek üslupta indirilmiştir. Dikkat ederseniz ayette, daha önce kendilerine kitap indirilmiş, Ehli kitabı kast ederek söylüyor ve diyor ki;      (Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi döndürüp kâfir yaparlar.)     Çok dikkat çekici değil mi? Bu ehli kitabın hepsi Allah a ve gönderdiği kitaplara inanıyor. Peki, bu insanların yaptığı ortak yanlış nedir ki, Allah bunlara uyarsanız KÂFİR olursunuz diyor?     Bu sözler peygamberimize uyan, ona itaat eden Müslümanlara hitaben söylenen sözler onları uyarıyor. Aslında bu sözlerden kasıt Allah neleri kast ediyor, onu eğer doğru anlarsak, bugün bizler aynı hataya, yanlışa düşmeyiz.     Allah Yahudi ve Hıristiyanların bu yaptığı büyük yanlışlardan ötürü, onların içinden bir peygamber göndermemiş ve özellikle ÜMMİ bir peygamber göndermiştir. Onun içindir ki özellikle Yahudiler kendi içlerinden bir peygamber göndermediği i&c... Devamı

Namaz Kılmayana Kur'an ın Öngördüğü Bir Ceza Var Mıdır?

2015-01-11 00:50:00

İnternette gezinirken, bir yazı dikkatimi çekti. Yazının konusu, namazı terkin dini cezası konusu ile ilgiliydi. Merak ettim ve okudum. Doğrusu okuduklarıma hiç şaşırmadım, çünkü bizler İslam ı Kur’an dan o kadar uzak yaşıyoruz ki, bu konuda da Kur’an ın onay vereceği bir bilgiyle karşılaşmayı, zaten beklemiyordum. Konuyla ilgili yazıdan alıntılar yapalım önce, daha sonra üzerinde, Kur’an ışığında birlikte düşünelim.     Namazı terkin dini cezası:   Namazı inkâr eden kâfir olur. Çünkü kat'i delille sabittir. Umursamayarak yani tembelliğinden dolayı kasten namazı terk eden fasık olur. (İbni Abidin, Reddü'l Muhtar, c. 2, s.7).    Farz olduğunu inkâr etmemekle birlikte beraber tembellikle namazı kılmaya uygulanacak dünyevi cezanın ne olacağı mezhepler arasında itilaflıdır.    Hanefîlere Göre; namazı kılmayan fasıktır. Namaz kılıncaya veya ölünceye kadar hapsedilir ve dövülür.    Mâlikîlere Göre; vaktin sonuna kadar beklenir, bu müddet zarfında kılarsa serbest bırakılır, kılmazsa ceza olarak (kâfir sayarak) öldürülür.    Şâfiîlere Göre; vaktin sonuna kadar beklenir, sonra tövbeye davet edilir. Tövbe edip namazını kılarsa, serbest bırakılır. Aksi halde ceza olarak öldürülür. Öğleyi ve ikindiyi terkten dolayı güneş batıncaya kadar, akşam ve yatsıyı terkten fecir, sabahı terkten dolayı da güneş doğuncaya kadar ceza tatbik edilmez. Ancak kendisinden namazı vaktinde eda etmesini istemek şarttır.    Hanbelîler Göre; namazı tembellik göstererek terk eden kimseyi devlet başkanı veya naibi namazı kılmaya davet eder. Eğer sonra ki namazın vakti daralıncaya kadar kılmazsa katl... Devamı

Nefsini Terbiye Eden, Dertleri İle Yüzleşmesini Bilir.

2015-01-11 00:15:00

  Bizler yaşantımıza, Kur’an ın eğitiminden, rehberliğinden uzak, beşeri inançlarla yön verdiğimiz için, elbette karşımıza çıkan zorluklarla da, mücadele etmesini ne yazık ki beceremiyoruz. Kur’an biz insanların kullanma kılavuzudur. Eğer bizler bu kılavuzdan uzak yaşayarak anlayamıyorsak, olaylar karşısında da, doğru tepkiler vermemiz, çözümler bulmamız mümkün olmayacaktır.     Bir aracı/cihazı kullanırken, onun kullanma kılavuzunda yazdığı şekliyle kullanmadığımız takdir de, araç zamanından önce bozulacağı gibi, bizleri ekonomik olarak ta zora sokacak, çok sorunlar yaratacaktır. İşte hayatımız yani bedenimizde aynen böyledir. Onu nasıl kullanacağımız, içimizdeki ruhu nasıl terbiye edeceğimiz çok önemlidir. Terbiye edilmemiş bir ruh, nefis ne yapacağını bilmeden uçan kuşa benzer. Bir o yana, bir bu yana anlamsız uçar durur.      Bizler yaşantımızda karşılaştığımız zorlukları, doğru analiz edip üzerinde hiç düşünmeden, kötümser anlık düşünüp, ruhumuza/nefsimize oradan da bedenimize büyük zararlar vermekteyiz. Hâlbuki Allah bizleri zorluklarla imtihan ettiğinin örneklerini rehberinde açıklayarak vermiştir. Her zorluğun sonunda bir güzellik vereceğini de müjdeler bizlere.     Karşımıza çıkan zorlukların, adeta bizleri olgunlaştırdığını, doğruya yöneltmenin, doğruları anlayabilmenin, bir yöntemi olduğunu anlatır. Daha açıkçası Kur’an bizler için doğruyu bulmanın ana kaynağı, psikolojik terapinin merkezidir. Allah Kur’an dan bahsederken, ona FURKAN ismini vermiştir. Furkan eğriyi doğrudan ayıran demektir. Ondan yararlanmasını doğru öğrenemediğimiz için, olaylar karşısında adeta yaşam şevkimizi kaybedip, hem ruhumuza/nef... Devamı

Kur'an da MİRASIN Dağıtılması Nasıl Anlatılır.

2015-01-10 23:54:00

  Bu yazımda Kur’ an da geçen, MİRAS konusunu konuşmak ve sizleri bu konuda düşünmeye davet etmek istiyorum. Bildiğiniz gibi bu konu, çok farklı şekillerde anlatılır. Konuyu  Kur’an dan detaylı bilmeyen toplumumuz, erkeğin kadından bir pay daha fazla alması gerektiği, Kur’an ın asıl emri olarak gösterilir.   Gerçektende mirasın dağıtımında Kur’an birinci öncelikle, erkek kadından bir pay fazla almalımıdır diyor, yoksa bu bahsedilen dağıtım şeklinin çok özel bir durumda, vasiyet bırakılmadığında, KADININ ÇOK DAHA AZ BİR PAY ALMASINI MI ÖZELLİKLE ENGELLİYOR. Gelin bu konuyu, Kur’an bütünlüğünde birlikte düşünelim. Genelde bizler Kur’an dan, kendi nefsimize göre kelimeleri, cümleleri cımbızlayarak ayetleri anlamaya çalışırız. Kur’an ı bir bütün olarak hiç düşünmeyiz. Bizler Kur’an a uymak yerine, Kur’an ı kendimize uydurmaya çalışırız. Nefsimiz her zaman bu konuda ağır basar.   Allah Bakara suresinde, kendisine ölüm yaklaşmış olan birisinin mal varlıklarını, ne şekilde miras olarak dağıtmasını öneriyor ona bakalım önce.   Bakara 180: Birinize ölüm geldiği zaman, eğer mal bırakıyorsa, ana babaya, yakınlara, uygun bir tarzda VASİYET ETMESİ, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir borç olarak SİZE FARZ KILINDI.   Demek ki mallarımızı, yakınlarımıza ölmeden önce VASİYET ederek bırakmamız, Allah ın öncelikli emri. Bizler için bu görev FARZ, yani öncelikle yapmamız gerenken bir emir.  Ne yazık ki bu gerçek, göz ardı edilmektedir. Hatta vasiyet şahitler karşısında yapılması gerektiğini de söyleyerek, şahitleri de bağlayıcı ayetlerle sağlama alıyor.   Maide 106:&n... Devamı

Kur'an da EVLATLIK Konusu Ve Bilinen Yanlışlar.

2015-01-10 23:29:00

Değerli din kardeşlerim, bugün sizlerle İslam dininde evlatlık edinme konusunu konuşmak ve sizleri bu konuda düşünmeye davet etmek istiyorum. Konu çok önemli, onun için detaylı yazmak zorunda kaldım, uzun bir yazı oldu. Lütfen sabırla okuyunuz. Günümüzde hiç bahsedilmeyen, hatta konuşulmaktan sanki kaçınılan bir konu gibi geldi bana, evlatlık konusu.   Yaptığım araştırmalarda ise, geleneksel İslam ın uyguladığı ile Kur’an ın söylediklerinin çeliştiğini üzülerek gördüm. Demek ki ülkemizde yetimleri evlatlık almakta şüphelere düşüren, kafalarının karışmasına sebep olan düşünceler var ki, günümüzde devletin yetimhaneleri ağzına kadar dolu. Bizlerde birilerinin uydurmalarına inanarak, araştırma yapmadan kabul etmişiz tüm yanlışları. Gazetelerde okuyoruz, devlet yetiştirme yurtlarında ortaya çıkan olaylar, toplum olarak bizleri üzüyor. Acaba tüm bunlardan toplum olarak, bizler sorumlu değil miyiz?   Akıl ve mantık dini olan İslam ı yaşarken, ne yazık ki aklını kullanmaya gerek duymayan bizler, ne hale getirmişiz güzelim dinimizi. İsterseniz önce Rabbimiz sizler için her konudan bahsettim ve de nice örnekler verdim dediği Kur’an a bir bakalım, bu konuda neler söylüyor bizlere.    Ahzap 4: Allah, bir adamın göğüs boşluğunda iki kalp yaratmamıştır. Zıhar yaptığınız eşlerinizi sizin anneniz yapmamıştır, EVLATLIKLARINIZI DA SİZİN OĞULLARINIZ KILMAMIŞTIR. Bu konularda söylediğiniz sözler, ağızlarınızın bir lakırdısıdır. Allah, hakkı söyler ve O, gerçek yola kılavuzlar.    Ayette nelerden bahsediliyor, önce ona dikkat edelim. Tabiat kanunlarına atıfta bulunarak, gerçeklerin asla değiştirilemeyeceğini, önce üstüne basa basa s... Devamı

Öyküden Alınacak Kıssadan Hisse.

2015-01-10 22:41:00

  Sizlere ders alacağımız, güzel bir öykü aktarmak istiyorum. Kıssadan hisse düşer diye, sizlerle paylaşmak istedim.     ( ÖYKÜ bu ya, dünyadaki her türlü kötülüğün sorumlusu olarak gösterilen şeytan, üstüne yüklenen bu ağır suçlamadan bıkmış, Bir gün bir fırsat yaratayım da insanlar ne kadar iyiliksever olduğumu anlasınlar demiş.   Günlerden bir gün şeytanın yolu bir köye düşmüş. Keyfi yerinde olan şeytan, sırtını bir ağaca dayamış ve buzağısı kazığa bağlı olan ineği sağan genç bir kadını uzaktan izlemeye başlamış.   Şeytan, kadını epeyce izledikten sonra yerinden kalkıp kazığa bağlı buzağının ipini biraz gevşetmiş. Buzağı bu, az ötede annesinin sütünün kovaya sağılmasını aç karnına izlemeye daha fazla dayanamamış. Buzağı yerinde debelendikçe boynundaki ip biraz daha gevşemiş ve sonunda yular hepten çözülmüş.   Koşarak annesini emmeye giden buzağı, süt kovasına çarpmış ve bütün sütler yere dökülmüş.   Sağdığı süt ziyan olunca siniri tepesine çıkan genç kadın, eline geçirdiği odunu buzağının kafasına vurmasıyla yavru kan içinde yere yıkılmış. Yavrusuna saldırılmasına kayıtsız kalmayan inek bir tekmede kadını yere serip öldürmüş.   Uzaktan geçmekte olan kadının kayınpederi, ineğin gelinini öldürdüğünü görüp, elindeki tüfekle ateş ederek ineği öldürmüş.   Silah sesini duyan koca koşup gelmiş. Karısını yerde cansız yatar, babasını da elinde tüfekle görünce, belinden silahını çekip, tek atışta babasını öldürmüş.   Kısa bir süre sonra gerçeği öğrenen genç ad... Devamı

KEHF SURESİ 65.....82.AYETLER VE HIZIR KONUSU.

2015-01-10 22:30:00

Kur’an bizler için bir rehberdir, gönül gözüdür. Eğer onun rehberliğine hurafe ve sanı karıştırarak anlamaya çalışırsak, doğru anlamamız mümkün olmayacaktır. Allah ayetlerin üzerinde düşünmemizi ve Kur’an ı bir bütün olarak anlamamızı emreder. Bir başka deyişle, bir kısmına inanıp bir kısmının hükmü kalkmıştır dersek, ayetleri anlamamızda mutlaka kopukluklar olacaktır. Çünkü Allah Kur’an ın tümüne iman etmemizi ister bizlerden.   Kur’an bizlere yol gösterirken, kıssadan hisselere çok önem verir, çünkü bu yol ve yöntemle verilmek istenen ders çok daha iyi anlatılır.  Bu kıssaları bir masal gibi dinlerde, ne anlatmak istediğini düşünmezsek, bizlere hiçbir faydası olmaz. Hatta kıssalarda bahsedileni anlamak yerine, geleneklerimizi kıssalara ilave etmeye çalışırsak, Kur'an dan asla doğru faydalanamayız. Bu yazımda Kehf suresi 65 ve 82. ayetler arasında anlatılan, kıssadan acaba bizler nasıl bir hisse çıkartmalıyız, gelin birlikte düşünelim. Önce ayetleri yazalım.   Kehf Suresi:   65. Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.    66. Musa ona, “Sana öğretilen bilgilerden bana, doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?” dedi.    67. Adam, şöyle dedi: “Doğrusu sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin.”    68. “İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?”    69. Musa, “İnşallah beni sabırlı bulacaksın. Hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim” dedi.    7... Devamı

Kur'an ı Ölmüşlerimize Okumak.

2015-01-10 22:02:00

Yapmak istediğimiz bir şeyi, eğer doğru yapmak istiyorsak, önce o işe en doğru yerden başlamalıyız ki, iyi bir sonuç alabilelim. Peki, bizler İslam ı yaşarken, doğru yerden başlıyor muyuz? İşte çok önemli bir soru. Bu sorunun genel anlamda cevabını bizler kendi nefsimize, doğruya en yakın bir şekilde verdiğimiz ölçüde, imtihanımız dan başarılı olarak çıkabilir ve İnancımıza da doğru yerden başlamış oluruz.   Sevap kazanmak, bir değer oluşturduğumuzda, alınacak mükâfattır Allah katından. Allah tan mükâfat alabilmemiz için, bizlere gönderdiği rehberinde geçen hükümlere uyduğumuz da, yerine getirdiğimizde bizlere sevap yazacağını ve mükâfatlandırarak cennetine alacağını söyler. Bir bilgiyi sözlü olarak tekrar etmek değil, onu uygulamak la sevap kazanacağımızı artık anlamalıyız. Anlamını bilmeden okuduğumuz Kur’an ın, hiç kimseye bir faydasının olamayacağını fark edemiyorsak, bu işe baştan yanlış başlamışız demektir.   Allah Kur’an sizlerin gönül gözünüzü açacak, kalplerinizdeki kabukları kıracaktır diyor, ama bir şartla, okuduğunuz bilgiler üzerinde düşünüp, akıl edip, söylenenleri yerine getirmek şartıyla. Düşünebilmek için önce anlamak gerekir. Bugüne kadar bizlere, anlamını bilmesen de oku, Allah sevap yazar dediler. Bu düşünce bizleri Rabbimize değil, BU SÖZLERİ SÖYLEYENLERE YAKLAŞTIRACAKTIR. Bunun da sonu nereye varır, onu da Allah bilir.   Anlamını bilmeden okuduğumuz Kur’an, bizlerin ne gönül gözünü açacak, nede gönüllerimizin taşlaşmış kabuklarını kıracaktır. ALLAH BİLMEDEN, ANLAMADAN, ALLAH IN REHBERİNDEN UZAK, BATIL BİLGİLER IŞIĞINDA OKUDUĞUMUZ KİTABIN ÖRNEĞİNİ, MERKEBİN TAŞIDIĞI KİTAPLARA BENZETİR.&nbs... Devamı

Ali İmran 78. Ayet Ve Bizleri Uyarıları.

2015-01-10 21:16:00

İnsan düşünen, özgür iradesi olan bir varlıktır. Onun içindir ki Allah, yaptıklarınızdan, sorgu suale çekileceksiniz der Kur’an da. Madem sorgu suale çekileceğimiz kitap Kur’an, gelin onun içinden çok dikkat çekici bir ayet üzerinde, birlikte düşünelim. Bakın Yaradan ayetinde ne diyor ve bizlerin dikkatini nasıl çekiyor.     Ali İmran 78: Onlardan bir grup var ki, KİTAPTA OLMAYAN BİR ŞEYİ SİZ KİTAPTAN SANASINIZ DİYE, DİLLERİYLE KİTABI ÇARPITIRLAR VE ALLAH'TAN OLMADIĞI HALDE, “BU, ALLAH KATINDANDIR!” DERLER, böylece bile bile Allah hakkında yalanlar uydururlar.     Ayeti okuduğunuzda, sanırım daha önce öğretilenler geldi aklınıza. Ne öğretmişlerdi?     (Kur’an da din ve iman adına her bilgi yoktur,  her şey Kur’an da yazmaz. Kur’an özet bilgileri içerir. İslam ı Allah ın emrettiği gibi tam ve doğru öğrenmek, yaşamak için, fıkıh kitaplarına bakmalıyız.)     Ne dersiniz, Allah ın ayetinde bizleri uyarısıyla, bugün bizlere öğretilen beşeri öğreti, bir birine uyuyor mu? Uymadığı gibi, verilen bilgiler, birbirinin tamamen tersi. Sizce kime inanacağımız çok açık değil mi?     Ayetten çıkaracağımız en önemli ders, Allah ın Kur’an da bahsetmediği, hüküm vermediği hiçbir konuda sorumlu olmadığımız ve bahsedilmeyen bir konuyu, hiç kimsenin dine ilave yapamayacağı, sorumluluk sınırlarımıza ilave edemeyeceği gerçeğidir.  Ayrıca Kur’an da olmadığı halde, bunlarda Allah katındandır diyenlere inanırsak, Allah a açıkça yalan uydurmuş, iftira atmış oluruz, bunu da lütfen unutmayalım.     Ayet üzerinde önce birlikte düşünelim. Din adına kendile... Devamı

Peygamberimizin Veda Hudbesinden Alacağımız Dersler.

2015-01-10 09:23:00

EKİM       Peygamberimizin veda hutbesini okudunuz mu bilmiyorum, ama okumanızı tavsiye ederim. Çünkü peygamberimizin sözlerinde, çok dikkat çekici uyarılar ve açıklamalar var.    Peygamberimizin veda hutbesini, yüz binden fazla kişinin dinlediği rivayet edilir. İlginçtir bunca kalabalığın dinlediği veda hutbesi, günümüze birçok değişik şekilde ulaşmıştır. Elbette bunun bile bizlere vereceği, çok önemli dersler vardır. Bunca kalabalık bir halka söylenen sözler, günümüze çok farklı şekillerde naklediliyorsa, iki ya da üç kişinin şahit olduğu iddia edilen sözlerin, günümüze nakil yoluyla nasıl farklı geleceği konusu üzerinde, çok dikkatle düşünmeliyiz. Bizlere düşen rivayet edilen her sözü, her bilgiyi Kur’an süzgecinden geçirmek olmalıdır.   Bu yazımda peygamberimizin veda hutbesinden bazı alıntılar yaparak, bizlerin peygamberimizin gerçek ümmeti olup olamadığımızı, tavsiyelerinin ardı sıra gidip gitmediğimizi, sorgulamaya açmak istiyorum. Sözlerinin ilk bölümlerinde, peygamberimiz ümmetine bakın ne tavsiyede buluyor.   (Sakın benden sonra ESKİ SAPIKLIKLARA DÖNMEYİNİZ VE BİRBİRİNİZİN BOYNUNU VURMAYINIZ! Bu vasiyetimi, burada bulunanlar, bulunmayanlara ulaştırsın. Olabilir ki, burada bulunan kimse bunları daha iyi anlayan birisine ulaştırmış olur. )   Ne dersiniz, peygamberimizin bu vasiyetini dinleyen bir toplum olduğumuzu, sizce açık yüreklilikle söyleyebilir miyiz? Tam tersine, Allah ın dinde sakın bölünmeyin diye hüküm verdiği halde, bizler bölünmekte bereket vardır dedik, daha so... Devamı

Başörtüsü Konusu Ve Kur'an.

2015-01-10 06:08:00

  İslam inancında, kadınlarda başın örtülmesi Kur’an emri midir? Gelin bu soruya, farklı bir yoldan Kur’an a bakarak cevap arayalım.   Önce Kur’an ın bizlere verdiği hükümleri, nasıl izah ettiği konusuna-yöntemine bakalım Kur’an dan. Bu konuda sizlere bazı ayet örneklerini hatırlatmak istiyorum ki, sizlerin başörtüsünün Allah emri olup olmadığını düşünürken, referans olsun. Bakın Allah ayetlerini nasıl göndermiş bizlere.   İsra 89: Muhakkak ki biz, bu Kur'an'da insanlara HER TÜRLÜ MİSALİ ÇEŞİTLİ ŞEKİLLERDE ANLATTIK. Yine de insanların çoğu inkârcılıktan başkasını kabullenmediler.   Hud 1: Elif, lâm, râ. Bu, hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan Allah tarafından ayetleri önce sağlam kılınmış, SONRA DA DETAYLANDIRILIP AÇIKLANMIŞ BİR KİTAPTIR.   Hicr 1: Elif, Lam, Ra. Bunlar Kitap'ın ve APAÇIK OLAN KURAN'IN AYETLERİDİR.   Araf 52: Çünkü Biz, gerçekten de onlara, inanacak bir toplum için bir doğru yol, içinde bilgiye dayalı AYRINTILI AÇIKLAMALARDA BULUNDUĞUMUZ BİR KİTAP ulaştırmıştık”.   Kehf 54: Andolsun, BİZ BU KUR’AN’DA İNSANLAR İÇİN HER TÜRLÜ MİSALİ, DEĞİŞİK ŞEKİLLERDE AÇIKLADIK. Fakat insan tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür.   Yukarıdaki ayetler üzerinde dikkatle düşündüğümüzde, Allah ayetlerini detaylı, apaçık, ihtilafa düştükleri konularda yol gösteren, her şey için bir açıklama, HER TÜRLÜ MİSALDEN DEĞİŞİK ÖRNEKLERLE, apaçık delillerle gönderdiğini söylüyor. En son yazdı... Devamı

Nerede Yanlış Yapıyoruz.

2015-01-10 05:23:00

      Cuma hutbesinde vaiz, cemaate seslenerek, nerede gençlik, neden aramızda yok diye sitemde bulundu. Devamında da nerede yanlış yapıyoruz da, bu gençlik bu toplumun arasında yok diye de ekledi. Gerçektende nerede yanlış yapıyoruz da, dinamik, akıllı, özgür düşünebilen gençliği camilerde göremiyoruz?     Evet, nerede yanlış yapıldı da, camilerden din konuşulan topluluklardan gençlik uzaklaştı. Aslında bu soruyu kendilerine sormaları gerekenler, topluma dini anlatan, gerek din görevlileri, gerekse kendilerini bu konuda yetkili görenler olmalı.      Bu sözleri neden söylediğime gelince. Din konusunda herhangi bir konuda konuşmaya, yazmaya kalkanları, bugüne kadar hep susturdular ve dediler ki, DİNİ DE ANLATMAYI BİZE BIRAKIN, BU BİZİM İŞİMİZDİR. İşte böylece bu sözleri söyleyenler, İslam dininde de ruhban sınıfını yarattılar, ama sorsanız İslam da ruhban sınıfı yoktur derler.     Bizler bu çelişkiler içinde, İslam ı hep birilerinden öğrendik. Hem de öyle güvendik ki onlara, elimizdeki Kur’an a bakma gereği bile duymadık. Biraz düşünen Kur’an a hele bir bakalım, Allah ne diyor diyenler içinde önlem elbette alındı. HERKES KUR’AN I ANLAYAMAZ, SENİN İLMİN NE Kİ KUR’AN I ANLAYASIN, sözleri ile toplum korkutuldu, ürkütüldü.     Değerli din kardeşlerim, eğer bugün camilerde, mescitlerde gençlik yoksa, bunun suçlusu dini korku dini hale getiren ve Kur’an ı anlamayı-anlatmayı kendilerine has bir görev zanneden, Müslüman ruhban sınıfında aramalıyız.     İnsanoğlu çocukluk, gençlik ve yetişkinlik evrelerinde, çok farklı duygular içindedir. Çocuk yönlendirilmey... Devamı

Yasin Suresi 6. Ayeti Nasıl Anlamalıyız.

2015-01-10 04:58:00

Allah Yasin suresinde, hikmet dolu Kur’an ın Allah tarafından, elçisi yoluyla bizlere tebliğ edildiğinden bahseder. Ayrıca 6. ayetinde de çok dikkat çekici bir söz söyler. Önce ayeti yazalım, daha sonra üzerinde birlikte düşünelim.     Yasin 6: Babaları/ataları uyarılmamış, bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalmış bir toplumu uyarman için (seni gönderdik).     Önce babaları ya da ataları uyarılmamış cümlesini, Kur’an bütünlüğünde doğru anlamaya çalışalım. Bu ayetin indirildiği zamanı düşünelim önce. Allah o günkü toplumu uyarmak için, Kur’an ı gönderdiğini söylüyor. Peki, o günkü toplum ya da onların babaları, ataları Allah tarafından uyarılmamış mıydı?      Elbette bunu düşünmemiz mümkün değil. Çünkü o günkü toplumun genel çoğunluğu ya Yahudi ya da Hıristiyan’dı. Yani ellerinde hem Tevrat, hem de İncil vardı. Bu durumda o günkü toplumun atalarının Allah tarafından uyarılmadığını söylememiz mümkün değil. Peki, ayette anlatılmak istenen ne?     Bu düşüncemizi yine Kur’an bütünlüğünde anlamaya çalışalım. Bakın Allah ne söylüyor.     Saffat 69: Çünkü onlar, babalarını sapıtmış kişiler halinde bulmalarına rağmen,  70. Kendileri de hâlâ onların eserleri ardınca koşturuyorlar.  71. Yemin olsun, daha önce ilk nesillerin çoğu da sapmıştı.  72. Yemin olsun, onların içlerinde uyarıcılar görevlendirmiştik.      Sanırım bahse konu Yasin suresi 6. ayet çok daha açık anlaşıldı. Yaradan Kur’an ı yine kendi içind... Devamı

İnmemiştir Hele Kur'an Bunu hakkıyla Bilin.

2015-01-10 04:42:00

Bizler dinimizi öğrenmek ve onun öğretisinde yaşamak için, bizzat elde Kur’an çaba harcıyor muyuz? Eğer hiçbir çaba harcamıyor da, birilerinin sözleriyle yaşıyorsak imanımızı, doğru bir yol üzerinde olduğumuza, asla emin olamamayız. Bu çok büyük bir risk, değil mi sizce?     Allah sizleri doğru yola ulaştıracak, FURKAN ı gönderdim diyorsa, onu anlayarak ve düşünerek mutlaka okumalı ve yalnız Kur’an ın hükümleri doğrultusunda mutlaka yaşamalıyız. Çünkü peygamberimiz ümmetine, yalnız Kur’an ile hükmetmiştir.     Nur 54: “Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin” de. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ona yüklenen sorumluluğu ancak ona ait; size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. PEYGAMBERE DÜŞEN ANCAK APAÇIK BİR TEBLİĞDİR.     Bizler bu konuda büyük yanlışlar yapıyoruz. Her yazımda bu konuya dikkat çekmeye çalışıyorum. Bu yazımda yazarımız, şairimiz merhum Mehmet Akif in bir şiiriyle sizleri baş başa bırakıp düşünmeye davet etmek istiyorum. Anlayana sivrisinek saz, anlamayana ne söylesem az.     —Çünkü biz bilmiyoruz dini. Evet, bilseydik,   —Çare yok, gösteremezdik bu kadar sersemlik.   —Böyle gördük dedemizden!” diye izmihlali   —Boylayan bir sürü milletlerin olsun hali,   —İbret olmaz bize, her gün okuruz ezber de!   —Yoksa bir maksat aranmaz mı bu ayetlerde?   —Lafzı muhkem yalnız, anlaşılan, Kuran’ın:   —Çünkü kaydında değil hiçbirimiz mananın  &n... Devamı

Peygamberimizin ÜMMİ Oluşundan Alacağımız Dersler.

2015-01-10 01:56:00

Kur’an öyle rehber ve yol gösterici bir kitap ki, onu anlayarak, bilerek ve düşünerek okuduğumuzda, gönül gözümüzü açacağını ve o Kur’an ın NURU ile gönlümüzü aydınlatacağını anlatır bizlere.    Yazıma başlamadan önce, sizleri peygamberimizin yaşadığı dönemi düşünmeye davet ediyorum. Acaba peygamberimiz, Allah tan elçilik görevini almadan önce ne konumdaydı. Yani peygamberimiz yoldan sapmış, sanı ve rivayetlerle yaşanan Yahudi ya da Hıristiyan toplumundan mıydı?   Bu sorunun cevabını vermeden önce, Yahudilerin ve Hıristiyanların o devirde itikat ve inançlarının durumu nasıldı? Yine Kur’an dan öğrendiğimize göre,  Allah ın kitapları devre dışı bırakılmış, rivayetler, atalarından gelen hurafeler ve batıl dine hükmeder olmuş bir durumda olduğunu anlıyoruz. Allah tan yardım isteneceğine, edindikleri şefaatçilerden/velilerden putlaştırılmış insanlardan medet umar durumdaydılar.    Peygamberimizde yaşanan dinin yanlışlığının farkında olarak, her zaman büyük bir arayış içinde olmuş ve Allah a sürekli yalvararak, doğruyu arama çabasında olduğunu, Kur’an dan bakın nasıl anlıyoruz.    Bakara 144: Biz senin, YÜZÜNÜN HABİRE GÖĞE DOĞRU ÇEVRİLDİĞİNİ ELBETTE GÖRÜYORUZ. Hoşlanacağın bir kıbleye seni elbette döndüreceğiz. Artık yüzünü Mescid-i haram yönüne çevir. Nerede olsanız yüzünüzü Mescid-i haram yönüne döndürün. Kendilerine kitap verilenler, onun, Rablerinden bir gerçek olduğunu çok iyi bilirler. Allah onların yapıp ettiklerinden habersiz değildir.   Yukarıdaki ayeti Kur’an bütünlüğünde, dikkatlice incelediğimizde, peygamberimi... Devamı

Yahudilerden Bizlerin İnancına Geçen, Sünnet Olma Konusu.

2015-01-10 00:54:00

İslam toplumları olarak, inançlarımızı öyle yaşıyoruz ki, hiç sorgulama gereği bile duymuyoruz. Hâlbuki Allah ayetlerini gönderdiği halde, bizlerin üzerinde düşünmemizi istemiş, böylece sorgulayan, düşünen bir toplum olmamızın yolunu açmıştır. İmtihanında özünde, bu düşünce yapmıyor mu zaten.     Allah bizlere gönderdiği, ayetlerin bile üzerinde düşünmemizi istiyorsa, bizlere Kur’an dışından din adına anlatılanlara, çok daha fazla titizlik gösterip düşünmeliyiz, araştırmalıyız ki aldatılanlardan olmayalım.      Tüm bunları söyleme nedenim olan, yazımın konusuna gelelim. İslam toplumlarında Müslüman olmanın, olmazsa olmazı olan bir konu vardır. Erkeklerin sünnet olması konusu. Gerçekten Müslüman olmanın şartlarından mıdır sünnet? Yoksa geleneksel bir durum mudur? Müslüman olmak isteyen bir Hıristiyan’a, önce sünnet olmanız gerekir deriz. Adam gelmiş 70 yaşına, bunu duyunca şöyle bir düşünür, hatta çekinir. Peki, bu sözlerimizle doğrumu yaparız.     Sizlere sorsam ve desem ki, Kur’an da Allah ın emretmediği bir konuda, bizler dinin ana hükümleridir, bunu yapmadığımızda gerçek Müslüman olamayız, diyebilir miyiz? Eğer diyemeyiz diyorsanız, sünnet olma konusunu tekrar düşünün derim. Çünkü erkeklerin sünnet olma konusu, KUR’AN DA TEK KELİME DAHİ GEÇMEZ.     Kur’an ın emri olmayan bir konuyu, buda Allah ın emridir dersek, büyük hata yapmış oluruz. Başka bir deyişle, Kur’an a şirk koşmuş oluruz. Çünkü dine hüküm koyan yalnız Allah benim diyor. Sünnet olmak bizlerin geleneğidir demeliyiz. Bana göre hi... Devamı

İçimize Sokulan Hurafelerin Kaynağına ,Dikkat Çekici Örnekler.

2015-01-08 20:36:00

Değerli din kardeşlerim. Yazdığım yazılarımda, bizlere dinin emri diye sunulan bazı konuların, Kur’an da yani İslam dininde olmadığını, yine Kur’an ayetlerini örnek vererek, elimden geldiğince açıklamaya, izah etmeye çalışıyorum.    Örneğin İslam toplumunda başörtüsü öyle kangren olmuştur ki toplum içinde, bazı kardeşlerime göre olmazsa olmazdır İslam dini için. Tabi sorulduğunda, açık bir kanıt her ne hikmetse Kur’an dan değil, yüzlerce yıl öncesinden günümüze rivayet yoluyla ulaşan fıkıh kitaplarından verilir. Başörtüsü konusunu bu yazımda konuşmak istemiyorum ama bunlarla bağlantılı bir yazı yazmak istiyorum.   Ben yazılarımda başörtüsünün Allah emri olmadığını söylerken, dayanağım elbette Kur’an dı. Kur’an dan delil gösterilmeye çalışılan Nur suresi 31. ayette, bir kelimeye HIMAR sözcüğüne yüklenen bir anlam ile başörtüsüne delil aranmaktadır. Bu ayette geçen HIMAR sözcüğünün genel anlamı örtü olmasına rağmen burada başörtüsü anlamındadır denerek, ayete verilen hüküm göğüs açıklığının örtülmesi olmasına rağmen, bu ayette aslında DOLAYLI OLARAK başında örtülmesi emrediliyor denmektedir.   Bu konu ile ilgili, sitelerde yazdığım bir yazı üzerine, Sayın Sami Hocaoğlu ile başörtüsü konusunda yaptığım bir tartışmada, bana şöyle bir cevap vermişti, aynen aktarıyorum yazısından alıntı olarak.   (Nur 31. ayetin başörtüsünü emreden cümlesi aslında neyi emretmektedir? Açık ve net olarak şunu: Cahiliye döneminde bir aksesuar olarak başın üzerinden sırta atılan örtüyü bütün bir boynu ve gerdanı da kap... Devamı

Hurafelerin Nerelerden İçimize Girdiğine Bir Örnek.

2015-01-09 05:45:00

Değerli din kardeşlerim, sizlere günümüzde hala geleneklerimiz arasında bulunan ve hatta uygulanılan bir geleneğin, içimize Yahudilerden nasıl geçtiğini ve bizlere nasıl kabul ettirildiğine örnek vermek istiyorum.     Günümüzde bazı bölgelerde uygulanılan, bir gelenek vardır. Büyük ve birlikte oturan ailelerde, eğer bir erkek kardeş oğlu olmadan ölmüş ise, gelini dışarıdan birisi ile asla evlendirilmez. Yaşına bakılmadan diğer erkek kardeş ile evlendirilir. Hala günümüzde bile gazete başlıklarında rastlarsınız bu mantıksız geleneğe. Acaba hiç düşündünüz mü, bu gelenek ana kaynağını?          TEVRATTAN BİR ALINTI.   Bölüm 25   Yas.25: 5 "Birlikte oturan kardeşlerden biri oğlu olmadan ölürse, ölenin dulu aile dışından biriyle evlenmemeli. Ölenin kardeşi dul kalan kadına gidecek. Onu kendine karı olarak alacak, ona kayınbiraderlik görevini yapacak.   Yas.25: 6 Kadının doğuracağı ilk oğul, ölen kardeşin adını sürdürsün. Öyle ki, ölenin adı İsrail'den silinmesin.   Yas.25: 7 Ama adam kardeşinin dul karısıyla evlenmek istemiyorsa, dul kadın kent kapısında görev yapan ileri gelenlere gidip şöyle diyecek: 'Kayınbiraderim İsrail'de kardeşinin adını yaşatmayı kabul etmiyor. Bana kayınbiraderlik görevini yapmak istemiyor.   Yas.25: 8 Kentin ileri gelenleri adamı çağırıp onunla konuşacaklar. Eğer adam, 'Onunla evlenmek istemiyorum diye üstelerse,   Yas.25: 9 kardeşinin dul karısı ileri gelenlerin önünde adamın yanına gidecek, onun ayağındaki çarığı çıkaracak, yüzüne tükürecek ve 'Kardeşine soy yetiştirmek istemeyen adama böyle yapılır diyecek.   ... Devamı

Anneye Babaya Hayır, Zekat Verilir mi?

2015-01-09 05:05:00

  Zekât Allah yolunda, onun rızasını kazanmak adına, harcayacağımız para ya da mal olarak kazancımızdan, gelirimizden, durumu iyi olmayanlara, ihtiyacı olanlara verdiklerimizdir. Bunun Kur'an da geçen geenel ismi İNFAK yani ihtiyaçtan fazlasını vermektir. Kur'an da yine aynı anlamlara gelen hayır, sadaka olarak değişik isimlerde de adlandırılır. Hepsindeki ana amaç Allah adına, malımızdan ya da kazancımızdan olmayanlara, ihtiyaç sahiplerine vermek, onların ihtiyaçlarını gidermektir.    Mezheplerin fıkıh inancı, Kur'an da geçen bu farklı kelimelere, anlam bakımından Kur'an ın farklı bir açıklaması, izahı olmadığı halde, farklı açıklamalar yapılarak topluma anlatılmıştır. Lütfen şunu unutmayalım, Kur'an da geçen sözcüklerin, kelimelerin ne anlama geldiğini anlatan ve açıklayan yalnız Allah dır. Eğer bu konuda, Yaradan farklı bir anlam vermiyorda, hepsini infak etmek anlamında birleştiriyorsa, bunun tersini düşünüp, bizler farklı anlamlar veremeyiz.   Allah bir ayetinde bizleri zekât vermeye, hayırlarda bulunmaya davet için, öyle güzel bir benzetme yapar ve örnek verir ki, üzerinde çok ama çok düşünmemiz gerekir.    Bakara 245: KİMDİR ALLAH’A GÜZEL BİR BORÇ VERECEK O KİMSE Kİ, Allah da o borcu kendisine kat kat ödesin. (Rızkı) Allah daraltır ve genişletir. Ancak O’na döndürüleceksiniz.   Allah için hayır yapan bir kişinin, (zekât veren, infakta bulunan, sadaka veren) Rabbimiz kendisine borç vermiş sayıyor. Bu ne güzellik, bu ne muazzam bir fırsat bizler için. Bir atasözü vardır, sanırım bu ayetten sonra, bu sözün doğru olmadığını anlayacağız. ( Kefenin cebi yoktur.) Demek ki varmış. ... Devamı

Kur'an ın Emrettiği ZEKAT, Mezheplerin Öğrettiği Zekat.

2015-01-09 01:57:00

Bir sitede zekât ile ilgili bir yazı okumuştum. Doğrusu bu yazıyı Kur’an ile karşılaştırdığımda, bizlerin hadis adı altında her konuya hemen inanmayıp, söylenenlere dikkatle yaklaşıp, Kur’an ile karşılaştırmamız ve onun süzgecinden geçirmemiz gerektiğini, çok daha iyi anladım. Zekât konusu ile ilgili yazımı yazarken, istedim ki birlikte bu konuyu, Kur’an ayetleri ile onun ışığı altında düşünelim. Allah Kur’an da bakın ne diyor, bizlere gönderdiği rehber için.   Kamer 17: Andolsun biz, KUR’AN'I ÖĞÜT ALMAK İÇİN KOLAYLAŞTIRDIK.Öğüt alan yok mudur?    Kamer 22: Yemin olsun ki biz, KURAN'I ÖĞÜT VE İBRET İÇİN KOLAYLAŞTIRDIK. Fakat düşünen mi var?   Kur’an da ki bu iki ayeti okuduğumuzda, Rabbimiz in bizlere gönderdiği, İslam dinini bizler için kolaylaştırdığını, açık bir şekilde belirtiyor. Bu yazımı yazmaya neden olan bir sitede, zekât konusunda yazılmış yazıda dikkatimi çeken sözleri, önce sizlerle paylaşmak istiyorum.   ( Zekâtı verilen malın üreyeceği, bereketleneceği ve temizleneceği Kuran-ı Kerim’de beyan olunmuştur.)   Gerçekten ne güzel sözler. Doğrudur zekâtı verilen malın, ya da paranın üreyeceği, bereketleneceği, esas önemlisi hayrının görüleceğidir. Gelelim yazılan yazının diğer bölümlerinde, anlatmak istediği bilgilerden, önce alıntı yapalım.    ( Fıkıh lisanında ise; “Bir malın, dini usullere göre tayin edilen miktarını, Müslüman zenginin SENEDEN SENEYE, zekât alabilecek sekiz sınıftan birine temlik etmesi; yani hiçbir menfaat ve istifade alâkası olmamak üzere vermesi demektir.”)   Yine yazıda, zekâ... Devamı