Say. M. Şevket Eygi nin, Sorunları Çözme Yöntemi (!)

2015-01-23 05:54:00
Bizler her nedense sorunlarımızı çözmede yöntem olarak, hem kavgayı seçmişiz, hem de sorunlarımızın cevabını kendi yöntemlerimizle, almaya çalışıyoruz. Ondandır ki bir birimizi de dinlemez olmuşuz. Hâlbuki yöntem bellidir. Allah Kur’an ı sizler için rehber gönderdim, onun ipine sarılan doğru yolu bulur diye bizlere öğüt verir.
 
Bizler Allah ın rehberine, Kur’an da din adına her bilgi, detay yoktur, özet bilgiler içerir, Kur’an ı herkes anlayamaz, Kur’an ı anlayabilmemiz için şu ya da bu kişinin kitaplarını okumalıyız diyerek, toplum ile Kur’an ın arasına beşeri soktuğumuz sürece, sorunlarımıza da gerçek, kökten, doğru çözümler bulmamız mümkün olmayacaktır. 
 
Sayın Mehmet Şevket Eygi köşesinde, kendi fikri doğrultusunda karşılaştığı sorunları çözmek adına, ULEMA ŞURASI TOPLANMALIDIR DERKEN, gördüğü yanlışları çözme yöntemi de, elbette kendi düşünce ve inancının yansımasıdır. Toplamak istediği şurayı tarif ederken de, bakın bu şura üyelerinin özelliklerini nasıl sayıyor.
 
Önce şura üyelerinin şartlarını sayayım:
(1) İcazetli âlim, fakih ve müftü olacak. (İcazetsizler katılamaz)
(2) İslam’ı yaşayan, sahip oldukları bilgileri hayatlarına aksettirip uygulayan ahlaklı ve faziletli kimseler olacak.
(3) Reformcu, mezhepsiz, ılımlı İslamcı, dinde yenilik ve değişim taraftarı, BOP’çu, Fazlurrahmancı, Kemalist olmayacak.
(4) Cumhur-i ulema yolundan gidecek.
(5) Sevad-ı Azam dairesi içinde bulunacak.
(6) Halkın güven, hürmet ve sevgisini kazanmış olacak.
 
İşte Sayın Eygi nin şurasının özellikleri. Bizler eğer din kardeşlerimizi karşımıza alıp, onları adeta düşman, hasım gibi görürsek, bırakın sorun çözmeyi, sorunlar yumağını ellerimizle sarmış oluruz. 
 
Sayın Eygi yazısında bazı sorular yazmış ve bu soruların cevaplarını toplamak istediği şuranın vermesini istiyor. Ne kadar güzel, şartları ben koyarım, benim imanım ve inancım gibi iman edeceksiniz, kararları da benim inancım doğrultusunda ki şura heyeti verecek. Karşımdaki düşünceye, inanca yer yok zihniyeti. İşte günümüzdeki inanç anlayışımıza çok çarpıcı örnek. Ne yazık ki her mezhep ya da tarikat, aynı düşünceyle hareket ederek, kardeşkanını akıtmaktan bile çekinmiyorlar. İşte bizler İslam ı böyle anlıyor ve bu mantıkla yaşamaya çalışıyoruz. Onun içinde acı, keder, toplumumuzdan eksik olmuyor.
 
Sayın Eygi, gördüğü sorunları, yine kendi yöntemi ve kendi fikri doğrultusunda kişileri toplayıp, bir araya getirerek, çözmenin yolunu gösteriyor. Acaba önerdiği yöntem doğrumu?
 
Aslında hiç şaşırmamak lazım, bu yanlış günümüzde çok yapılıyor. Sorduğu soruların cevabını önerdiği, kendi ölçütlerinde toplamak istediği kişilere sormak yerine, Rahmanın rehberine sormayı deneseydi, bence kesin ve net cevapları zaten alırdı. Toplumu bölmeden parçalamadan. 
 
Sayın Eygi Kendisince, şura üyelerinin şartlarını sayarken bile, toplumun birçok kesimini karşısına alıyor. Onları adeta küçümseyerek kendisini de temize çıkarıp, en iyi en doğru inanç benim inancım, düşüncem dercesine, sorunlara çözüm öneriyor. Bu çözüm yolu Allah ın Kur’an da, ortaya yolu izleyen bir ümmet olun önerisine uyuyor mu? Gerçi uysa da oldu uymasa da uydu, mantığına alıştık artık.
 
Gerçekten Sayın Eygi, günümüz politikasının içler acısı halinden örnekler vermiş yazısında. Şikâyette bulunuyor yapılanlardan. Acaba bu içler acısı halin bir başka yüzünü, olayların kökenini bizler zaten İnancımızın, imanımızı yaşayışımızın içinde yaptığımız yanlışlarla, tüm bunlara zemin hazırlamıyor muyuz?  Sayın Eygi nin kendi kıstasları içinde toplayıp, çözüm getirmeye çalıştığı soruların doğru cevaplarını, topladığı şurada alabileceğinden bu kadar nasıl emin olabiliyor? Yoksa bu önerdiği yöntem, sorunlara bir sorun daha eklemesin. Yorum sizlerin.
 
İşte bizlerin sorun çözme yöntemi. Birileri dindar liderlerimiz olduğunu söylemişti hatırlayınız. Acaba o dindarlık kıstasları, ölçüsü hangi şurada belirlendi dersiniz? İşte bizler Rabbin rehberinden uzak, beşerin menfaat içerikli inancı ile yaşamaya devam ederde, edindiğimiz velilerin yarattığı itikatlarla hayatımızı, yaşamımızı yönlendirirsek, içimizden çıkacak liderlerden de şikâyet etme hakkımız olmayacaktır.
 
İmamı Azam Ebu Hanife yi hatırlayınız, zamanın yöneticilerinin, kendisine vermek istedikleri görevi almama nedeninin üzerinde dikkatle düşünmeliyiz. BEŞERİN HÜKÜMLERİ İLE İNANÇ YÖNLENDİRİLEMEZ. İman, Allah ın hükümleri ile yönlendirilir, şekillendirilir ve karar verilir. Oda şükürler olsun elimizin altında dimdik, apaçık duruyor. Ama bakan yok, çünkü toplumun Kur’an ile ilişiği kesilmiş, beşerin hükümlerine itibar edilir olmuş.
 
Bizler Allah ın, sakın bölünmeyin sözlerini kulak arkası ettiğimiz sürece, tek bir yumruk olmamız mümkün değildir. Bizler Allah ın rehberinden, gereği gibi istifade etmeden, hala birilerine sorular sorarak cevap alma yolunu seçiyor da, Rabbin rehberine danışmıyorsak, elbette onun nurundan da istifade etmemiz mümkünde olmayacaktır. 
 
Saygılarımla 
Haluk GÜMÜŞTABAK

36
0
0
Yorum Yaz