PEYGAMBERİN ÖNÜNDEN VE ARDINDAN GÖZETLEYİCİLER GÖNDERİRİZ.

2016-11-30 22:41:00
 
PEYGAMBERİN ÖNÜNDEN VE ARDINDAN GÖZETLEYİCİLER GÖNDERİRİZ. Cin Suresi  26-27-28
 

PEYGAMBERİN ÖNÜNDEN VE ARDINDAN GÖZETLEYİCİLER GÖNDERİRİZ. Cin Suresi 26-27-28. Ayetler.

Bizler eğer Kur’an ı rehber almış ve Allah ın uyarılarının bilincinde olsaydık, bugün yaptığımız çok büyük yanlışları asla yapmazdık. Onun için bizlere düşen en önemli görev, Kur’an a sarılıp, onun ışığıyla aydınlanmak olmalıdır. Size bu yazımda öyle bir ayet hatırlatmak istiyorum ki, bugün yaptığımız çok önemli yanlışlarımıza ışık tutuyor. Ayeti önce yazalım.
 
Cin suresi 26–27–28: Allah bütün gaybı bilir. Sırlarını kimseye açıklamaz. Ancak hoşnut olduğu peygamber hariçtir. ÇÜNKÜ O, PEYGAMBERİNİN ÖNÜNDEN VE ARDINDAN GÖZETLEYİCİLER GÖNDERİR Kİ, RABLERİNİN EMİRLERİNİ TEBLİĞ ETTİKLERİNİ BİLSİN. Allah onları çepeçevre kuşatmıştır ve her şeyi bir bir saymıştır. (Bayraktar Bayraklı meali)
 
Aslında ayette ilk dikkatimizi çeken, gaybı yalnız Allah ın kendisinin bildiği, herkese açıklamadığı ama yalnız istediği elçilerine açıkladığını bildiriyor. Peki, açıkladığı elçileri, bu bilgileri kendisine mi saklıyor? Burası çok önemli. Eğer Allah ın elçisi, verilen bilgiyi saklamış olsaydı, bizlere hiçbir faydası olmazdı. 
 
Ayetin devamında ise bu sorumuza da cevap veriyor ve diyor ki Yaradan. Gaybın sırlarını bildirdiğimiz elçimizi izleriz, takip ederiz. Önünden ve arkasından gözetleyici melekler göndeririz ki, Allah ın verdiği bilgileri, topluma tam ve doğru bir şekilde tebliğ edip edilmediği bilinsin. Bu bilgi çok önemli. Buradan da anlıyoruz ki, Allah ın elçisine bildirdiği her şey, kontrol altında ve izleniyor tebliğ ediliyor tabi kayda alınıyor.
 
Bu bilgilerin ışığında, günümüzde yaptığımız bir yanlışı aydınlatalım şimdi de. Acaba peygamberimiz, Allah ın bildirdiklerinin dışında, bunlarda benim sözlerim diye din ve iman adına başka sözler söylemiş olabilir mi? Bunun mümkün olmadığını anlıyoruz. Çünkü Allah yalnız elçisine söylediklerini tebliğ edilmesini istiyor ve ayrıca, melekler ile de takip ettiriyor. Peygamberimiz onun için, vahiy dışından sağlığında tek bir söz ümmetine, din adına bildirmemiştir, kayda geçirmemiştir. Hatta Allah Hakka suresi 44. ayetinde, “Eğer bazı lafları, bizim sözlerimiz diye ortaya sürseydi, onun can damarını keserdik.” Demiştir.
 
Peygamberimiz ümmetine, yalnız Kur’an ile hükmetmiştir. Çünkü Allah ın emriydi bu. Ayrıca bu ayetten alacağımız farklı bir derse gelince. Kur’an ın dışından bizlere iletilen bilgilere, asla güvenemeyeceğimiz gerçeğidir. Çünkü bilgiler nakil esnasında, mutlaka değişecek ve kişinin düşünce ve fikirleri ile farklı anlamlara bürünecektir. Çünkü emin olabileceğimiz hiçbir kontrol yok. Hatta kötü niyetli kişilerin de, araya girip girmediğini hiç birimiz bilemeyiz. Çünkü Allah, yalnız vahyini koruma altına almış, elçisini bile izletmiş takip etmiştir.
 
Kur’an indirilirken, peygamberimizin yakınlarındakiler, her zaman vahiyle, elçisinin sözlerini ayıra bilmek için peygamberimize, “BU SİZİN SÖZÜNÜZ MÜ, YOKSA ALLAH IN VAHYİMİ” diye özellikle soruyorlarmış. Ne yazık ki bu titizliği, bizler günümüzde gösteremiyoruz. Onun içinde Allah ın dini bölündü, parçalandı, şimdide Müslümanlar bir birine düşman oldu.
 
Günümüzde milyonları bulan hadisler, yani peygamberimizin sözleri olduğu iddia edilen bilgiler, peygamberimiz tarafından, asla kayda alınmamıştır. Çünkü peygamberimiz, Kur’an dışından benden söz nakletmeyin diye uyarmıştır sağlığında. Bu uyarı ve ikaz, dört halife devrinde de devam etmiş ve hadis nakletmek yasaklanmıştı. Yasaklanmasının nedeni, peygamberimizin adı kullanılarak, ilaveler ve kendi düşünceleri ile sözler farklı şekillerde iletiliyor, insanların böylece yanlış bilgilendirilmesi sağlanıyordu. Onun için de, peygamberimiz önce izin vermiş, ama bu sakıncaları gördükten sonra yasaklamıştır. 
 
Hadis yazımı ve kayda alınması, dört halife devrinin sona ermesi, dinin mezheplere bölünmeye başlaması ile peygamberimizin ölümünden yaklaşık 200–250 yıl sonra toplanmaya, kayda alınmaya başlanmıştır. BU BİLGİLER, SÖZLER PEYGAMBERİMİZİN SAĞLIĞINDA BİLE YANLIŞ VE FARKLI ŞEKİLDE İNSANLAR ARASINDA DOLAŞIYOR NAKLEDİLİYORSA, BUNDAN 250 YIL SONRA, BU BİLGİLERİN NE DERECE SAĞLIKLI İLETİLECEĞİ KONUSUNUN YORUMUNU, SİZLERE BIRAKIYORUM. 
 
Onun içindir ki Allah, emin olmadığın bilginin ardına düşmeyin diye bizleri uyarmıştır. Bunları söylediğimizde, rivayet hadisleri de Kur’an ayeti gibi gören kişiler, şöyle bir savunma yapıyorlar. “Allah peygamberimizin hadislerini de, tıpkı Kur’an gibi koruma altına almıştır.” Örneğini verdiğimiz Cin suresinde, Allah elçisine ilettiği bilgileri, melekleri tarafından izlettiğini ve doğru tebliğ edilip kayda alınıp alınmadığını kontrol ediyorsa, bunun dışında, hatta peygamberimizin vefatından sonra kayda alınmış bu bilgilerin, doğruluğuna nasıl inanırız ve Kur’an gibi doğru ve sağlam nasıl kabul ederiz. Bunu söylemek ve inanmak, Kur’an a şirk koşmaktır, lütfen unutmayalım. 
 
Onun içindir ki, bizlerin sorumlu olduğu yalnız Kur’an dır. Allah sizleri yalnız Kur’an dan sorumlu tutuyorum diye bizleri uyarmış ve apaçık hükmünü vermiştir.
 
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK
 

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel

http://kuranyolu.blogcu.com/

http://hakyolkuran.com/

 

43
0
0
Yorum Yaz