Müslümanlar Olarak Bizler, EMPATİ Yapabiliyor Muyuz?

2015-12-20 13:33:00
 
Müslümanlar Olarak Bizler, EMPATİ Yapabiliyor Muyuz.
 

 

Yurt dışında çalışan işçilerimiz olsun, biz ülkemizde yaşayan vatandaşlarımız olsun, yabancıların Müslümanları sevmediklerini her zaman dile getiririz. Özellikle Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda gibi ülkelerde yaşayan Türk kardeşlerimizin, bu yöndeki üzüntülerini, tepkilerini çok duyarız. Peki, biz Müslümanlara karşı, bu ön yargılı oluşlarının nedenlerini, tarafsız ve objektif bir şekilde kendimize sorup, EMPATİ yaptık mı? Onların yerine kendimizi koyarak, hiç düşündük mü, bu tepkilerinin nedenlerini araştırdık mı?
 
Hiç sanmıyorum, bunu yapmak sanırım işimize gelmedi. Çünkü hep kendimizi haklı gördük, karşımızdakini suçladık. Onun içindir ki bizler, önce bize düşen görevi yapmalıyız, daha sonrada hala bizi eleştiriyor ve bizlere tavır alıyorlarsa, işte o zaman bunun ardında farklı şeyler arayabiliriz.
 
Gelin bir an şöyle düşünelim. Biz Alman, Hollandalı ya da Belçika vatandaşıyız ve Müslüman değiliz. İslam dini adına çevremizde yaşayan Müslümanlara, ya da dünyada yaşanan, kendilerine Müslüman diyen kişilerin yaptığı katliamları, acımazca davranışları nasıl karşılardınız ve Müslümanlar hakkında ne düşünürdünüz? Yakın geçmişte, Fransa da yaşanan bombalama olayında ölen, suçsuz, günahsız insanları düşünün lütfen. Tüm bunları yapanların Müslümanlar olduğunu söylüyorlar, bu durumda siz böyle bir inanca ve mensuplarına nasıl yaklaşırdınız, tavır alırdınız?
 
İnanın, bugün onlar nasıl yaklaşıyorlarsa, tavır alıyorlarsa biz Müslümanlara, sizlerde aynı şekilde yaklaşırdınız, hiç farkınız olmazdı. Hemen şunu söylemek isterim, insanları bu şekilde öldüren, çoluk çocuk demeden suçsuz insanları katledenler, bırakın Müslüman olmayı, bu insanları hiçbir din kabul etmez ve Allah da böyle davrananları lanetler. Bizleri üzen, bu kişilerin kendilerini Müslüman ismiyle anmalarıdır. Bizlerin görevi, bu kişilerin Müslüman maskesi takmış Müslümanlıkla, İslam dini ile hiçbir ilgilerinin olmadığını anlatmak olmalıdır. Bunu gerektiği gibi, ne yazık ki yapamıyoruz. ÇÜNKÜ ONLARIN SÖYLEMLERİNDE GEÇEN BATIL VE HURAFE İNANÇLAR, HALA BİZLERİN DİN ADINA İNANDIĞIMIZ, BATIL İNANÇLARIMIZ ARASINDA VAR.
 
Sizce Müslümanlara karşı tavır alan, Hıristiyan toplumlarının, biz Müslümanlara karşı tavır almalarına başka nedenler neler olabilir? Kur’an kadın olsun, erkek olsun dışarıda dolaşırken, giyilecek bir kıyafetin şeklini asla belirlememiştir, GELENEĞE TÖREYE BIRAKMIŞTIR. Ancak bazı sınırlar koymuştur. Bu sınırlar tüm ehli kitapta zaten vardır. Kur’an ın giyilecek kıyafette, herhangi bir şekil emret memesinin nedeni, aslında düşünülmelidir. ÇÜNKÜ BİR İNSANIN İNANCI, İTİKADI DIŞARIDAN BAKILDIĞINDA ANLAŞILMAMALI VE TOPLUMLAR İÇİNDE FARKLILIK YARATMAMALIDIR. ÇÜNKÜ İNANÇ, ALLAH İLE KULU ARASINDADIR. İslam dini şekle değil, amaca yöneliktir. Kıyafet farkı ancak, kültürler arasında öne çıkmalıdır. Ne yazık ki bizler, Kur’an da ki bu gerçeği görmezden, anlamazlıktan gelerek, nefislerimiz de din adına öyle kıyafetler sunduk ki topluma, şimdide diğer inanç ve onların toplumları ile yan yana gelemiyoruz, onlarla aynı ortamı paylaşamıyoruz. Farklı oluşumuz hemen dikkat çekiyor.
 
Bizler böyle yaparak, Allah ın indirdiği en son ve en mükemmel dini, Ehli kitaba ve diğer inançlara hiçte hoş tanıtmadık. SİZCE BU KONULARDA, BİRAZ OLSUN SUÇLU HİSSETMİYOR MUYUZ KENDİMİZİ? Avrupa toplumu Müslümanlara karşı kötü tavrını, son yıllarda daha sertleştirdi. Çünkü İslam ismini kullanan terör olayları arttı, ayrıca İslam toplumları arasında İslam dini, öyle farklı ve aşırı uçlarda yaşanır oldu ki, Avrupalıları bile tedirgin etti. EĞER AVRUPALILAR, YALNIZ MÜSLÜMAN DİYE BİZLERE TAVIR ALMIŞ OLSALARDI, ONCA MÜSLÜMAN I ÜLKELERİNE DAVET EDEREK, YILLAR ÖNCE ARALARINA ALIRLAR MIYDI?
 
Demek ki biz Müslümanlarında, kendimize sormamız ve yaptıklarımızla yüzleşmemiz gereken çok önemli görevlerimiz var. Bizler öyle bir İslam yaşıyoruz ki günümüzde, Müslüman olmayan bir kadın, Müslüman toplumlarında kadına karşı takınılan tavırdan dolayı, gördükleri karşısında asla Müslüman olmaz. Demek ki bizler önce yaptıklarımızı sorgulamalıyız ve bizlere din diye öğretilenlerin, gerçekten Allah ın emri olup olmadığını araştırmalıyız. Yoksa huzuru mahşerde, Allah a ve peygamberimize mahcup oluruz. Peygamberimizden aldığımız emanet Kur’an ı, gerektiği gibi toplumlara anlatarak, İslam ı olması gereken yere getiremeyiz. DAHA AÇIKÇASI, UYDURULAN İSLAM I DEĞİL, İNDİRİLEN İSLAMI YAŞAMALIYIZ.
 
Size bir örnek vermek istiyorum. Yıllar önce Müslüman olan İngiliz sanatçı, Cat Stevens (Yusuf İslam) bakın nasıl bir itirafta bulunmuş, sanırım bizlere çok önemli bir ders veriyor.
 
"MÜSLÜMANLARI GÖRSEYDİM MÜSLÜMAN OLMAZDIM, İYİ Kİ İSLAMI KUR'AN' DAN ÖĞRENMİŞİM."
 
Ne dersiniz, ders alacağımız çok şeyleri anlatmıyor mu bu sözler. Lütfen dikkat, daha önce Hıristiyan olup, daha sonra Müslüman olan bir kişinin tespitleri bu sözler. Aynı mantık ve düşünceden yola çıkarak, çevremizdeki Hıristiyan dostlarımızı, komşularımızı düşünelim. Günümüzde İslam adına yapılanları gören bu insanlar, biz Müslümanlara tavrı nasıl olurdu? Elbette tepkili olacaklardır, bu insanın doğasında var. Tabi İslam dininin adını kullanan bu kişilere karşı, biz Müslümanlar, bunların bizim inançlarımızla hiçbir ilgisinin olmadığını anlatıp, gereken tepkiyi gösterebilirsek, çok daha farklı olacağına inanıyorum.
 
Değerli din kardeşlerim. Önce bizler kendimizle mutlaka yüzleşmeliyiz, ondan sonrada inanç ve itikatlarımızı mutlaka Kur’an ile sorgulamalıyız. Din adına yapılan yanlışların, aslında İslam diniyle ilgisi olmadığı anlatabilmek içinde, önce bizler kendimize çeki düzen vermeliyiz, yani yanlışlarımızın farkına varmalıyız.
 
Bunu yapabilmek içinde, diğer inanç sahiplerinden farklı olmadığımızı, hatta doğruluk, dürüstlük ve adalet anlayışlarımız la ön plana çıkarak, İslamiyet’in özünde barış ve adalet yattığını onlara göstermeliyiz. Tabi bunu yapabilmek için, toplum içinde antipati yaratmadan, kendilerinden aslında hiç farklı insanlar olmadığımızı, onlara göstermeliyiz. Bu çabayı özellikle, Avrupa da yaşayan Türk vatandaşlarımız göstermelidir. ÇÜNKÜ ONLARLA YAN YANA YAŞIYORLAR.
 
Tüm bu söylediklerimi yapabilir miyiz? Doğrusu karamsar olmak yerine, bir yerlerden başlamanın zamanı geldi sanırım. EĞER BAŞARAMAZSAK, DİĞER TOPLUMLARLA İÇ İÇE OLAMAZSAK, ONLARI KENDİMİZE DÜŞMAN ETMEKTEN DE ALIKOYAMAYIZ. Avrupa da, Amerika da çalışan Türk kardeşlerimiz, kendi seçimleri ile o ülkelere gittiler, daha iyi imkânlara sahip olmak için.
 
Eğer gittiğiniz, yaşadığınız toplumlardan ayrışır sanız, farklılaşırsınız saf dışı olursunuz. Bu kural bizim ülkemizde yaşayan, diğer inançlar içinde geçerlidir. Nasıl ki bizim toplumumuza ayak uyduruyor ve bizlerin gelenek ve törelerine ters düşen görünüşte hiçbir davranışları yoksa bizlerde onların ülkelerinde yaşarken, onların toplumuna mutlaka ayak uydurmalıyız. Bu demek değil ki onların inançlarını yaşayacağız. Tam tersine İslam adına yaşanan yanlışlıkları, bizzat onların gözleri önünde gerçeğini, aslını yaşayarak onlara göstermeliyiz. Tabi bunu yapabilmek içinde, dinde bölünmeden, batıl ve hurafeden uzak, yalnız KUR’AN IN EMRETTİĞİ İSLAMI YAŞAMALIYIZ.
 
Avrupa ve Amerika, laik devlet anlayışı ile yönetilen ülkelerdir, elbette bizim ülkemizde. Onun içinde her türlü inanç, devletin güvencesindedir. Hatta bazen şöyle diyenleri duyarız Avrupa da yaşayan Türk işçilerinden, KENDİ ÜLKEMİZDE BİLE İNANCIMIZI, BU KADAR RAHAT YAŞAYAMIYORUZ.
 
Bu konuda ben Müslüman ım diyen, herkese görev düşüyor. Özellikle Avrupa da, Amerika da yaşayan vatandaşlarımızın, bu konularda sorumlulukları sanırım biraz daha büyük. Allah Kur’an da, Ehli kitapla bizlerin en güzel bir şekilde yakınlaşmamızı ve onlarla barış içinde yaşamamızı emreder. Ayrışmadan, kutuplaşmadan. Bunun nedeni, Kur’an ı onlara anlatmak, ısındırmak ve İslam a onları davet etmektir. Sizce bu şartlarda ve bu ortamda, bizler Ehli kitabı İslam a davet edebilir miyiz? Böyle bir ortamı günümüzde, bizler yarattık mı? Yorum ve karar sizlerin.
 
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK
 
http://hakyolkuran.com/
 
http://kuranyolu.blogcu.com/
 
 

58
0
0
Yorum Yaz