MEZHEPLERE, FIRKALARA BÖLÜNMEK VE KUR'AN IN BUNA CEVABI.

2015-01-21 05:17:00
İnternette bir yazıyı okurken, çok ilginç bir soru ve cevabıyla karşılaştım. Bakın sorduğu soruya verilen cevabı, önce sizlerle paylaşmak, daha sonrada üzerinde birlikte sizleri düşünmeye davet etmek istiyorum.
 
"SUAL: Bazı kimseler, (Peygamber, ne Hanefi, ne de Şafii idi, Sünni de değil idi) diyor. Sünnet ne demektir?
 
CEVAP
Demek ki mezhep de, sünnet de, bilinmiyor. Askerlikte, kara, hava ve deniz kuvvetleri vardır. Genelkurmay, karacı, havacı veya denizci değildir diyerek bu kuvvetlerden ayrı sayılır mı? Kuvvetler genelkurmaya bağlı olduğu gibi, mezhepler de Resulullaha bağlıdır.
 
Nasıl ki kuvvet komutanlıkları birbirinin yardımcısı ise, mezhepler de öyledir. Kendi mezhebine göre yapılması güç olan bir iş başka mezhebe göre yapılır. Mezhepler, bir elin parmakları gibi, aynı ele hizmet eder."
 
Bizler Kur’an dan uzak inançlarımıza, yine Kur’an dan uzak örneklerle inanmaya, kanıtlar aramaya devam ettiğimiz sürece, Allah a ulaşan en doğru yolu bulmamızda mümkün olmayacaktır. Gelin yukarıdaki cevap üzerinde birlikte düşünelim.
 
Kur’an bölünmeyi, fırkalara, mezheplere ayrılmayı kabul edip onay veriyor mu da, bu sözlere inanabiliyoruz, önce ona bakalım. Aynı olaylar cahiliye toplumunda da yaşanmış. Ehli kitap toplumu da, bölünmüş ve mezheplere ayrılmış haldeydiler, aşağıdaki ayetlerden sanırım çok net anlaşılıyor.
 
Şura 13: Sizin için, dinden, Nuh’a önerdiğini, sana vah yettiğini, İbrahim'e, Musa’ya ve İsa'ya önerdiğimizi şöyle diyerek kanunlaştırdı: "Dini dosdoğru tutun; ONDA BÖLÜNÜP FIRKALARA AYRILMAYIN!" ONLARI ÇAĞIRDIĞIN BU TUTUM, ŞİRKE BULAŞANLARA ÇOK AĞIR GELMİŞTİR. Allah, dilediğini kendisi için seçer ve hakka yönelenleri kendisine iletir.
 
Lütfen ayetin açık ve net anlatımına bakar mısınız? Allah Benim gönderdiğim din, farklı bir din değil diyor. Hepsinde vah yettiğim en önemli emir;
 
"DİNİ DOSDOĞRU TUTUN, ONDA BÖLÜNÜP FIRKALARA AYRILMAYIN!"
 
Peki, bizler bu apaçık sözleri işittiğimiz halde, nasıl olur hala dinde mezheplere bölünüp, bir de verdiğimiz beşeri Genelkurmay örneğiyle, aynı tutarız. Din Allah ın dinidir, hükmü veren yargılayan yalnız kendisidir. Hatırlayalım, peygamberimiz vefat ettikten sonra en yakınlarına dahi, benim görevimi artık sizlerden birisi yürütecek demiş midir? Tabiî ki hayır. Çünkü peygamberimize görevi veren Allah tır, onun vefatıyla da dinin yayılması, anlatılması görevi, tüm Müslümanların görevi olmuştur.  Ama tebliğ yalnız Kur'an dır.
 
Verilen cevabı hatırlayınız lütfen. Mezhepleri askerlikteki Kuvvet komutanlarına benzetmiş, peygamberimizi de Genelkurmay başkanı ilan etmişlerdi. Biraz düşünen bu örnekteki yanılgıyı hemen anlar. Peygamberimizin sağlığında, asla din fırkalara, mezheplere bölünmemişti. TAM TERSİNE BÖLÜNEN DİN, BİRLEŞTİRİLMESİ İÇİN KUR’AN İNDİRİLMİŞTİ. Dört halife devrinde de asla din mezheplere, ya da fırkalara bölünmemişti. DİNDE BÖLÜNMEK, KUR’AN IN YOLUNDAN SAPMAKTIR.  Dinde bölünmenin normal olduğunu savunan zihniyet, bakın bu bölünmeyi nasıl savunuyor.
 
"Elbette ki mezhepler doğal parçalardır, mezhep olmadan dini yaşamak mümkün değildir. Din Allah'tan gelip insan Zihnine düştüğü anda yoruma dönüşür. İşte bu yorumun adına da mezhep denir."
 
Bu zihniyet ve düşünce Kur'an dan sapmadır, şirktir. Mezhep din adına takip edilen yol görüş, anlayış, inanç demektir ki, Allah ın görüşünden inancından başka bir inanç düşünülemez. Onun için Allah yalnız Kur'an ın ipine sarılmamızı emretmiş ve dinde bölünmeyin emri vermiştir. Mezheplere bölünmeyi Allah doğal değil, dinden sapmak olarak kabul ediyor. Din Kur'an dır ve elçisi kanalıyla önce sözlü, daha sonrada yazılı hale getirilerek bizlere ulaşmıştır. Bizlerin sorumlu olduğumuz dinin anası olan MUHKEM ayetler açık ve  nice örneklerle anlaşılır hale getirildiğini ve asla YORUMA AÇIK OLMADIĞINI ALLAH SÖYLÜYOR. ONUN İÇİN MUHKEM DİYOR. Yorum, açık olmayan sözlere yapılır. Allah ın ayetleri yorumlandığı için, dinde bölündük ve birbirimize düşman olduk. ALLAH BUNLARI SÖYLEYENLERE VE İNANANLARA MÜŞRİK DİYOR.
 
Dört halife devrinden sonra, siyasi anlaşmazlıklar sonucunda kurulmuş mezheplerle, ne yazık ki İslam dini, Allah ın sakın bölünmeyin emirlerini görmezden gelip, bölünmüştür. Şimdide bu yanlışı topluma masum bir olaymış gibi hala yaşatmaya, savunmaya kalkıyorlar. Gelin Kur’an a bakmaya devam edelim. Acaba Allah dinde bölünme konusunda neler söylüyor ve dikkatimizi çekiyor, onu daha iyi anlamaya çalışalım.
 
Şura 14: Onlar kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki çekememezlik yüzünden AYRILIĞA DÜŞTÜLER. Eğer belli bir süreye kadar Rabbinden bir (erteleme) sözü geçmiş olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilirdi. Onlardan sonra kitaba vâris kılınanlar da onun hakkında derin bir şüphe içindedirler.
 
Yukarıdaki ayette Allah, Ehli kitabın yaptığı yanlışa örnek veriyor. Allah ın gönderdiği kitaplar haricinde, atalarından miras kalmış hurafe inançlarına da inanmakta ısrar edip, çekişmeye giren, itirazda bulunmalar yüzünden bölündüklerini, ayrılığa düştüklerini söylüyor. Sanırım bizler günümüzde aynı hatanın tekrarını yaşıyoruz. Kur’an dan bu konuyu araştırmaya devam edelim.
 
Rum 32: DİNLERİNİ PARÇALAYAN VE BÖLÜK BÖLÜK OLANLARDAN OLMAYIN. Bunlardan her fırka, kendilerinde olan ile böbürlenmektedir.
 
Enam 159: DİNLERİNİ PARÇA PARÇA EDİP GURUPLARA AYRILANLAR VAR YA, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir.
 
Ali İmran 103: HEPİNİZ ALLAH'IN İPİNE SIMSIKI SARILIN. DAĞILIP AYRILMAYIN. Ve Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar.
 
Ne dersiniz bu sözler, bugün bizlerin yaptığı yanlışı anlatmıyor mu? Allah dinde bölünmeyin diye emir veriyor, fakat bizler hala bölünmeyi kendi nefsimizi tatmin için, verdiğimiz örneklerle aklamaya çalışıyoruz. Htta mezhepler olmasa dini yaşayamazdık diyecek kadar Allah ın dinine saygısızlık yapmaktan çekinmiyoruz. Yaradan ne söylüyorsa, bizler tersini yapıyor ve yaptığımız yanlışlara da öyle örnekler veriyor ve inanıyoruz ki, doğrusu söyleyecek söz bulamıyorum. Bizler Allah ın kitabına uymak yerine, Allah ın kitabını ne yazık ki kendimize uydurmuş yaşayıp gidiyoruz. Bakın yukarıda mezhepler konusuna verilen cevapta, bunu çok iyi anlıyoruz.
 
"KENDİ MEZHEBİNE GÖRE YAPILMASI GÜÇ OLAN BİR İŞ, BAŞKA MEZHEBE GÖRE YAPILIR."
 
Aman Allah ım, bu nasıl büyük bir yanılgı. Nasıl bir inanç yaratmışız ki kendimize, yapmakta güçlük çektiğimiz konularda, daha kolayını kabul etmiş mezhebin uygulamasına uyabiliyoruz. OHHHH NE ALA. ALLAH SİZLER İÇİN YEMİN OLSUN Kİ KOLAYLAŞTIRDIM DEDİĞİ DİNİ, ELLERİMİZLE ZORLAŞTIRIP, DAHA SONRADA YARATTIĞIMIZ BÜYÜK YANLIŞLARDAN KURTULMANIN DA YOLUNU, NE GÜZEL BULMUŞUZ.

Her şey o kadar açık ki, yapılan yanlışlar, ben yanlış yoldayım diye bağırıp duruyor, ama kulaklar paslı duymuyor. Çünkü kulaklarımız Kur’an ın ışıltısını, nurunu almamış onun aydınlığıyla aydınlanmamış, elbette yaptığımız yanlışın farkına varamayacağız.

 
Ali İmran 105: Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, PARÇALANIP AYRILIĞA DÜŞENLER GİBİ OLMAYIN. İşte bunlar için büyük bir azap vardır.
 
Bunca açık ayetleri görmezden gelenlere, söyleyecek çok fazla söz olmasa gerek. gözler perdeli olup gönüller mühürlenince sanırım gerçekler böyle fark edilemiyor.
 
"KENDİLERİNE APAÇIK DELİLLER GELDİKTEN SONRA, PARÇALANIP AYRILIĞA DÜŞENLER GİBİ OLMAYIN."
 
İşte günümüzde de yapılan, büyük hata katlanarak devam ediyor. Bizlere gelen apaçık hak olan, Kur’an delili olduğu halde bizler, bunu yeterli görmeyip ne yazık ki parçalanmış, bölünmüş ve hepimizde Kur’an dışından edindiklerimizle öğünerek, İslam ı yaşar olmuşuz. Ama Allah sakın bunlar gibi olmayın dediğini, hala kulakları paslı olanlar duymamakta ısrar ediyor. Onlara söyleyecek hiçbir sözümüz yok.
 
İslam âlemi, cahiliye dönemindeki büyük yanlışları yaşadığının farkında bile değil. Peygamberimizin mahşer günü söyleyeceği, bizlerin yüreklerini sızlatması gereken o acı olay, ne yazık ki gerçek oldu. Hatırlamakta yarar var.
 
Furkan 30; Ey Rabbim! BENİM TOPLUMUM BU KUR’AN' I DEVRE DIŞI TUTTULAR. 
 
Çetin bir mücadelenin, zorlu bir ortamın içinde, imtihanımızı vermenin ne denli zor olduğunu biliyorum. Dilerim Rabbimizden, hurafe ve batıla değil, Kur’an ın ipine sarılan, Allah ın halis kullarından oluruz. 
 
Saygılarımla 
Haluk GÜMÜŞTABAK
 

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

http://halukgta.blogcu.com/

http://kuranyolu.blogcu.com/

http://hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

0
0
0
Yorum Yaz