MESCİD-İ HARAM ZİYARETİMDEN İZLENİMLERİM.

2016-05-12 09:52:00
 
MESCİDİ HARAM ZİYARETİMDEN İZLENİMLERİM.
 
MESCİDİ HARAM ZİYARETİMDEN İZLENİMLERİM.
 
MESCİDİ HARAM ZİYARETİMDEN İZLENİMLERİM.
 
MESCİDİ HARAM ZİYARETİMDEN İZLENİMLERİM.
 
MESCİDİ HARAM ZİYARETİMDEN İZLENİMLERİM.
 

 

Şükürler olsun ki, Mescid i  Haram ziyaretimi, İbadetlerimi gerçekleştirmeyi, Rabbim nasip etti. Bu ziyaretim ile ilgili izlenimlerimi, sizlerle paylaşmak istiyorum.  Bu ziyaretimi özellikle haram ayda yapmayı planlamıştım ve Recep ayının ilk günlerinde yolculuğum başladı.
 
İlk önce Mekke ye gideceğimizden, daha uçağa binmeden hava alanında, bizleri mezheplerin ve fıkıh inancının şekillendirdiği, Kur’an ın hiç bahsetmediği, örneğini bile vermediği, İHRAM kıyafetini giydik. Bildiğiniz gibi ihram iki parçadan oluşan, dikişsiz iki parça havludan oluşuyor.  
 
Bu elbiseye farklı anlamlar yüklenmiş, insanların aynı koşullarda eşit bir şekilde ibadet ettikleri, kefene benzeyen bir kıyafet giyerek o anı yaşamak şeklinde açıklandığı gibi, ihram elbisesi egoizm ve bencilliği reddetmenin bir tür göstergesidir diye de izah edildiğini görürüz. Kendimize şu soruyu nedense sormuyoruz, tüm bu özellikler neden yalnız erkekler içindir de kadınları kapsamaz. Çünkü kadınlar normal kıyafetleri ile Hac ve Umre ziyaretlerini yapıyorlar. Yalnız erkekler mi Mescidi Haramda eşit olduklarını hatırlayacaklar. Ya da bu kıyafete yüklenen duygu ve düşünceleri, kadınların hissetmesi gerekmez mi?
 
İşte fıkıh inancı, dini böyle şekillendiriyor. Sorgulamak yok, itiraz etmek yok, ne söylenirse yap anlayışı hakim. Hâlbuki Allah Kur'an da, İHRAMA GİRMEK sözleriyle, asla belirli bir kıyafetten bahsetmemiş, HACCA VE UMREYE NİYET ETMEK ANLAMINDA KULLANMIŞTIR. Eğer bir kıyafetten bahsetmiş olsaydı, onun da açıklamasını mutlaka yapardı bizlere Kur’an. Çünkü İhrama girdiğinizde yani Hacca ve Umreye niyet ettiğinizde, Allah ın Kur’an da koyduğu bazı yasaklara, tabi olmamız gerekmektedir, bunlarda açıkça Kur’an da vardır. 
 
Bende topluma uyarak, herkes gibi iki parçadan oluşan, dikişsiz İHRAM adı verilen kıyafeti giydim ve Allah ın emrettiği yolculuğum başladı. Mekke sokaklarının, çok iyi temizlendiğini söyleyemem. Burada temizlik yapan kişilerin genel çoğunluğunun, maaşlı insanlar olmadığını, halkın bu kişilere verdiği hayırlarla, zekâtlarla geçindiklerini söylediler. Doğrusu buna bir anlam veremedim. Onun içinde Mekke sokaklarının temiz olmasını beklemek, hayal olsa gerek. Tabi tüm bu işleri yapanların Arap halkı olmadığı, dışarıdan Müslüman ülkelerden gelen insanlar olduğunu da söylemeliyim. İş yerlerinde de çalışan bu kişilerin, hiç birisinin iş güvencesi, sosyal hakları yok. Bu düşünce bana hala, bu topraklarda köleliğin izlerini hatırlattı. Yani köleliğin çağımıza uyarlanmış hali diyebiliriz. Kur’an HARAM ayların, HAC aylar olduğunun örneklerini verir.
 
Bakara 197: HAC, BELLİ AYLARDA YERİNE GETİRİLİR. Kime hac farz olup hacca giderse orada şu davranışlar ona yasak olur……..( Bayraktar Bayraklı meali)
 
Haram aylarda Müslüman toplumların, rahat bir şekilde Hac yapmalarının yolunu açar, savaşı yasaklar. Haram aylar konusuna bakın nasıl açıklık getirir Kur’an.
 
Bakara 217: SANA HARAM AYDA SAVAŞMAYI SORUYORLAR. De ki: “O AYDA SAVAŞ BÜYÜK BİR GÜNAHTIR. ALLAH’IN YOLUNDAN ALIKOYMAK, ONU İNKÂR ETMEK, MESCİD-İ HARAM’IN ZİYARETİNE ENGEL OLMAK VE HALKINI ORADAN ÇIKARMAK, Allah katında daha büyük günahtır………( Diyanet meali)
 
Kur’an a göre haram aylar, Hac aylarıdır ve Hacca niyet ettiğinizde Hac ibadetinizi yapmış olursunuz. Tabi mezheplerin şekillendirdiği fıkıh inancı, buna el atmış ve Hac ibadetimizi Kur’an ın, aklın ve mantığın kabul edemeyeceği yılda birkaç günle sınırlandırmıştır. Böylece Allah ın yemin olsun ki bu kitabı/dini sizler için kolaylaştırdım hükmüne, taban tabana zıt bir hale gelmiştir Hac konusu. 
 
Mescidi Haram ziyaretimde, ibadetlerimde, Kâbe yi tavafımda büyük mutluluk huzur duydum ve duygulandım. Rabbim ibadetlerimi kabul etsin inşallah. Allah ın Kur'an da bahsettiği, Safa ve Merve tepelerini de ziyaret ettim. Tabi Kur’an da tepe diye bahsedilen yer, Kâbe nin yanında kapatılmış, mermerler döşenmiş neredeyse düz bir zemin haline getirilmiş. Tabi fıkıh bu konuda da devreye girerek, Kâbe yi tavafta olduğu gibi, burada da belirli sayılarda yapılması gerektiği anlatılıyor. Kur’an ın böyle bir sınırlaması yoktur belirtmek isterim. Tüm bu ziyaretler ihram kıyafetiyle yapılıyor. En sonunda da saçımızdan bir parça kesilmesi, yada tıraş olunması gerektiği umre yada hac yapan kişilere öğretiliyor. Hâlbuki Allah Hac ve Umreye gidecek kişilerin, daha gitmeden önce tıraş olması, kendisine çeki düzen vermesi gerektiği, Bakara suresi 196. Ayet ve Fetih 27. Ayette anlatılmaktadır. Hac ve Umre tavafını bitirmiş, ibadetlerini Allah ın huzurunda yapmış bir kişinin görevinin bitiminde kendisine çeki düzen vermesi doğru değil, Rabbin huzuruna çıkarken tıraş olması, toplum içine girerken gerekir ki, Allah ın emri de öyledir zaten. Bugün yapılan ibadetlerin bitiminde, saçımızdan bir miktar kesilmesini, Allah a kendi saçımızdan bir parça kurban edilmesi şeklinde açıklama yapılması, akla ve mantığa uymadığı gibi, Kur’an a da uymaz. 
 
Bakara 196: Haccı ve umreyi Allah için tam yapın. Eğer (bunlardan) alıkonursanız kolayınıza gelen kurbanı gönderin. Kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. Sizden her kim hasta olursa yahut başından bir rahatsızlığı varsa, oruç veya sadaka veya kurban olmak üzere fidye gerekir.
(Hac yolculuğu için) emin olduğunuz vakit kim hac günlerine kadar umre ile faydalanmak isterse, kolayına gelen bir kurban kesmek gerekir. KURBAN KESMEYEN KİMSE HAC GÜNLERİNDE ÜÇ, MEMLEKETİNE DÖNDÜĞÜ ZAMAN YEDİ OLMAK ÜZERE ORUÇ TUTAR Kİ, HEPSİ TAM ON GÜNDÜR.Bu söylenenler, ailesi Mescid-i Haram civarında oturmayanlar içindir. Allah'tan korkun. Biliniz ki Allah'ın vereceği ceza ağırdır. (Diyanet vakfı meali)
 
Fetih 27: Andolsun ki Allah, Peygamberine rüyayı doğru çıkardı. Allah dilerse, MESCİD-İ HARÂM'A GÜVEN İÇERİSİNDE, BAŞLARINIZI TIRAŞ EDEREK VE SAÇLARINIZI KISALTMIŞ OLARAK KORKUSUZCA GİRECEKSİNİZ. Allah sizin bilmediğinizi bilir. Bu rüyadan sonra size yakın bir fetih nasip edecektir.( Bayraktar Bayraklı meali)
 
Acaba Allah tüm Müslümanları burada toplamakla, bizlere neler anlatmaya çalışıyor ve asıl amaç ne olabilir. Yoksa Allah a ibadeti kendi ülkemizde de yapabiliriz, onu zikredip anabiliriz. Tabi bu konuda çok farklı şeyler söylenebilir, farklı ülkelerdeki insanlarla birlikte ibadetin vereceği huzurdan bahsedilebilir.
 
Her renkte ve kültürde insanları bir araya getiren Rabbimizin, bence birbirimizden alacağı, etkileneceği çok şeylerin olduğunu düşünüyorum. Toplumların kültürleri çok farklı olabilir, bu zenginliktir ama yaşantımızda, inançlarımızda ve ilmi konularda, hatta ticarette birbirimize yardımcı olabileceğimiz bu ortamdan, acaba bizler ne kadar faydalanıyoruz? Sanırım bizleri bu konu hiç ilgilendirmemiş olsa gerek ki, aramızda inanılmaz farklılıkların, hatta uçurumların olduğunu gördüm ve çok üzüldüğümü söyleyebilirim.  Burada yalnız ibadet değil, bir birimizle diyalog içinde olmamız gerekirken, ancak karşılıklı birbirimizi seyrediyoruz. Yani yapılması gerekenler, ne yazık ki yapılmıyor.  İbadetlerimizde, farklı mezheplerin batıl ve hurafelerin çok etkili olduğu da açıkça görülüyor.
 
Temizlik, hijyenden söz etmek mümkün değil. Müslüman temiz olmalıdır sözde kalmış, hayata geçirilmemiş. Düşünebiliyor musunuz, Kâbe nin içinde bile, üstünü silip peçeteyi yere atabilen bir zihniyet, hala İslam toplumlarında hâkim. İkaz etseniz bile işe yaramıyor. Dayanamayıp yerden alıp, çöpe attım ama bu gerçeği değiştirmedi. 
 
Ne yazık ki İslamiyet özünde değil, sözde yaşanıyor, bu farklılık burada çok açık görülüyor. Çünkü İslam mezhep ve fıkıh inancıyla öyle şekillendirilmiş ki ibadetlerimizde, Kur’an ı anlayışımızda bile büyük farklılıklar var. Bırakın İslam ı mezheplere bölmeyi, onlarda kendi içinde bölünmüşlüğünü, Kâbe nin huzurunda guruplar halinde, ihtişamlı kıyafetleri ile öne çıkarmakta ve bunlarla öğünmekten gurur duymakta olduklarını görmek, beni ziyadesi ile üzmüştür. Allah ın huzurunda guruplaşarak öne çıkmanın Müslüman toplumlara hiçbir faydası olmamıştır. Bu yanlışı ne Yazık ki özellikle Ülkemizden gelen, cemaat ve guruplaşan Müslüman toplumlarında görmekteyiz. İsimlerini söylemek istemiyorum ama bu kişilerin en pahalı otellerde kalıp, daha sonrada tüm insanlarla eşit olduklarının simgesi olduğu söylenen, İHRAMI giymeleri,  aldatmacadan öte gidemez. Önce nefsimizi eğitmeliyiz. Yoksa her şey sözde kalır.
 
Ben Diyanetin organizasyonu ile gittim. Memnundum size de tavsiye ederim. Çünkü cemaat ve tarikat eksenli organizasyonlar, toplumu çok daha fazla yanlış ve hurafelerle etkileyebilir ve ziyaretlerinizi zorlaştırabilir. Tabi asıl olan bizlerin kendisini yetiştirmesi ve bu konuda Kur’an ın emirlerini doğru anlamak olmalıdır. İslam ı ne yazık ki Kur’an değil, beşeri Fıkıh inancının şekillendirdiği, burada daha açık fark ediliyor. Öyle olunca da Kur'an ve mantık  devre dışı kalmış. Bazı gurupların teşvikleri ile birden fazla umre yapın diyerek, araçlar kiralanıyor ve şehrin dışına çıkıp, tekrar girilerek ihram kıyafetiyle, tekrar tavaf ettiriliyor. Böylece birden fazla umre ya da Hac yapmış olursunuz düşüncesi anlatılıyor topluma. Şehirden çıkıp, tekrar girmenin ne fark edeceğini sorgulayan bile yok.BİZLER NE YAZIK Kİ İNANCIMIZI, SAYILARLA ÇOĞALTARAK YAŞAMAYI ÖĞRENDİK. İŞİN ÖZÜNE HİÇ İNEMEDİK. 
 
Elbette tüm bu yanlışları, olumsuzlukları görmemiz, bizleri Hac ve Umre ziyaretinden asla alı koymamalıdır. Her Müslüman kendi yaptıklarından sorumludur. Mekke den sonra Medine ye gittik. Peygamberimizi ve en yakın dostlarının kabrini ziyaret etmekten, büyük mutluluk ve huzur duyduğumu söylemeliyim.
 
Mescidi Nebevi, çok büyük ve güzel bir esere dönüştürülmüş. İnşallah aynı itina, Kâbe içinde gerçekleşir. Çünkü Mescidi Haram ın girişinde namaz kılanlar için büyük dev şemsiyeler yok, insanlar açıkta güneşe açık yerde namaz kılıyor. Ama Medine de Mescidi Nebevi nin bahçesine çok ihtişamlı ve büyük açılıp kapanan dev şemsiyeler var. Bu farklılığı doğrusu, hala çözemedim. Mescidi Nebevi de dikkatimi çeken ve beni üzen bir konuda, burasının neredeyse Kâbe ile aynı konuma getirme çabaları var toplumda. Medinede tek bir ezan okunuyor oda Mescidi nebevvide. Şehrin her yerinden duyulmuyor. Otelimiz çok yakın olmasına rağmen, genelde ezan sesi duymuyorduk. Çünkü diğer cami ve mescitlerde ezan okunmuyor ve namaz kılınmıyor. Toplum Mescidi nebeviye gitmesi isteniyor. Bu görüntü ve düşünce doğrusu beni tedirgin etti. 
 
Mescidi Nebevi de, Türk hacılarının yaptığı bir yanlışı, Arap yöneticileri ikazları ile düzeltmeye çalışıyorlar. Bizler bırakın Peygamberimizin kabrini, ulema saydığımız ya da yatırlara giderek ellerimizi açıp onlardan yardım istiyor, ya da şefaat etmelerini diliyoruz. Tabi ki bu Kur’an a asla uymaz. Şefaat ve yardım yalnız Allah dan istenir. Tabi bu yanlışı bizim gurubumuzda yaptı ve peygamberimizin kabrine doğru eller açılıp, dua edildiği için ikaz edildik. Dua edecekseniz kıbleye doğru dönün ikazı alındı. Tabi Allah a dua etmenin yönü yoktur, ama burada yapılan ikaz, peygamberimizden şefaat dilenmemesi adınaydı. Gerçi bu konuda tartışılabilir. Her ellerini peygamberimizin kabrine doğru açan,  peygamberimizden şefaat dileyecek değildir. Burada da farklı mezheplerin inançlarının tezahürünü gördük. Daha açıkçası bu ziyaret ve ibadetimde, İslam toplumlarının Allah a ibadetlerinde, Kur’an anlayışlarında, inanılmaz farklılıklarını görmekte beni üzmüştür. 
 
Allah a şükürler olsun ki, Allah ın Farz emrini yerine getirmeyi bana nasip etti. Rabbim ibadetlerimi ve dualarımı kabul etsin inşallah. Bizler orada yaşanan her türlü olumsuzluklara rağmen, Allah ın emrini yerine getirmeliyiz. Tabi gördüğümüz olumsuzlukları ve yanlışları da açıkça söylemeliyiz ve uyarmalıyız ki, hatalardan vazgeçilsin. 
 
Dilerim Allah, dileyene ve arzu edene, bu toprakları ziyaret etmeyi ve ibadetlerini bu makamda yapmayı nasip etsin.
 
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK
 
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/index.php

118
0
0
Yorum Yaz