Kutuplarda Oruç Nasıl Tutulur.

2015-02-12 00:28:00
 
Kutuplarda Oruç Nasıl Tutulur ?
 

 

Değerli din kardeşlerim,  dünyanın az da olsa bazı bölgelerinde altı ay gece, altı ay gündüz yaşanıyor. Bu durumda oruca nasıl başlayacağız, nasıl bitireceğiz sorusu karşımıza çıkıyor. 
 
Kur’an akıl ve mantık dinidir. Ayrıca bir sorunumuzu Kur’an a arz ettiğimizde, ayetlerde verilen örneklerin anlamlarını, bizlere zikrediliş şekilleri ve asıl amacı üzerinde dikkatle düşündüğümüzde, bu bölgede olan Müslümanların oruca nasıl başlayacaklarına, çok kolay karar vereceklerini düşünüyorum. Tabi bizler ayetlerin anlamlarını daraltıp, kendi nefislerimizce ayetlerin anlamlarını değiştirmiyorsak bunu yapabiliriz.
 
Bizlere oruca başlama, ya da namaz vakitleri öyle dakika hesabı yapılarak öğretilmiştir ki, bizde zannediyoruz bunun esnekliği yok. Hâlbuki ayetlere dikkatle baktığımızda, yaradan çok sınırlı bir zamandan asla bahsetmemiştir. Allah yemin ederek, bu dini/kitabı sizler için kolaylaştırdım diyorsa birçok kez, sizce çok kısıtlı bir zamanı, bu konular için ayırmış olabilir mi?
 
Diyelim ki biz o bölgede yaşıyoruz ve bilim adamlarının bu bölgenin istisnai konumu hakkında detaylı bilgisi yok. O zaman bu konularda, ne yapmamız gerekir? Ya da bu bölgede yüzlerce yıl önce yaşadığımızı kabul edelim. Allah oruca ne zaman başlayıp, ne zaman bitirmemizin tarifini nasıl yapıyor önce ona bakalım. Bakara suresi 187. ayetinde, iki farklı mealden yazdım, örnek alarak bakın ne diyor.
 
( Tan yerinde, beyaz iplik siyah iplikten sizce ayırt edilinceye kadar, yiyin için, sonra orucu geceye kadar tamamlayın.)
 
(Gecenin karanlığından tanyerinin aydınlığı fark edilinceye kadar yiyip içebilirsiniz. Sonra gece çökünceye kadar oruca devam edersiniz.)
 
Şimdide bu tariften biz ne anlıyoruz? YA DA BU TARİF EDİLEN ZAMAN İÇİNDE, BİZLERİN NASIL BİR YAŞANTISI VAR? Önce onu düşünelim. Dikkat ederseniz ayette bahsedilen, evimizde akşam geçirdiğimiz bir günün bitimi, uykumuzu aldığımız, uyanmak üzere güne başladığımız bir zamanı tarif ediliyor. Lütfen bizlere, günümüzde oruca başlatılan zamanla karşılaştırmayınız, çünkü bizlere zifiri karanlıkta oruca başlatıyorlar. Hâlbuki Allah ın Kur’an da tarifi, günün aydınlanmaya yüz tuttuğu zamanı tarif ediliyor. Bu vakitte zaten, yeni güne başlangıç ve işe gidenlerin kalkma vaktidir. 
 
Bu durumda işimiz çok kolay. Bahsettiğimiz bölge, altı ay gündüz bile olsa, hepsinin sabah işe gitmek için kalktıkları bir zaman vardır. O TOPLUMUN GELENEKSEL YAŞAMINDA, ZATEN DEĞİŞMEZ BİR YAŞAM ŞEKLİDİR. Hatta altı ay gece bile olsa, yine yaşantı hiç değişmeden devam eder.
 
Bu durumda işe gitmek için kalktığımız andan itibaren, yemeyi içmeyi keseriz. Yine bu bölgede gündüz çalışma vakti bellidir. Bu zaman dolunca herkes evlerine çekilir, yemek vakti gelene kadar da kimse hiçbir şey yemez.  Daha sonra hep birlikte oruçlarını bozarlar. 
 
Bu durumda bazı sorular gelebilir akla. O zaman herkes farklı bozmaz mı oruçlarını diye. Bu soruyu eğer 200-300 yıl önce yaşıyor olsaydık, sanırım kendimize sormazdık.  Çünkü o devirde, aynı anda ne namaz kılınabilirdi ezan okuyarak, nede aynı anda oruçlarımızı bozabilirdik. Hele dağınık yaşayan göçebe toplumlarda, bu zaten mümkün değildir. Bu mantığı göz ardı etmeyelim, konuyu daha iyi anlayabilmek için.
 
Şimdi bu örnekten yola çıkarak düşünelim. İleri teknolojinin, ilmin olduğu dünyamızda, bu bölgede istersek bu zamanı tespit eder ve toplumla paylaşabiliriz. Böylece aynı anda hem oruca başlarız, hem de orucumuza son veririz. ZATEN BU BÖLGEDE İLMİ ARAŞTIRMA YAPANLAR, GÜNEŞİN BATMASI GEREKTİĞİ HALDE, TEKRAR BATMADAN DOĞDUĞU ANI, TESPİT ETMİŞLER. Ya da tam tersi konumunu. Yani ilim bunu tespit etmiş belirlemiş. Bu durumda işimiz çok daha kolay. Bir söz vardır hiç unutmam ve benim için çok önemlidir.
 
(BİR İŞİN YAPILAMAYACAĞINI DEĞİL, NASIL YAPILACAĞINI SÖYLE.)
 
Bu düşünceden yola çıkarak, biz Müslümanların bu bölgelerde ibadetlerimizi nasıl yerine getireceğimize mutlaka akıl-Kur’an ekseninde çaresini bulmalıyız. Çaresiz ibadeti Allah asla emretmez, önce bunu unutmayalım. Kur’an ayetlerinde Allah ın bizlere verdiği örneklere baktığımızda, Allah çok fazla detaya girmemiş, toplumun genel çoğunluğunun hayatından örnekler vererek, kafalarının karışmasına müsaade etmemiştir. 
 
Örneğin teknolojinin, ilmin çok fazla gelişmediği o dönemde, altı ay gece, altı ay gündüz olan bölgeler konusunda örnekler vermiş olsaydı Kur’an da, sanırım toplumun kafası çok karışırdı.  Allah böyle istisnai konuları, verdiği diğer örneklerden yola çıkarak sorunlarımızı çözmemizi istemiştir. Onun için Kur’an akla ve düşünmeye çok önem verdiğini, birçok ayetinde göstermiştir. Namaz konusu da aynıdır. Bu bölgede güneş doğup batmıyor, bizler bunu göremiyoruz o zaman burada namaz da kılamayız diyebilir miyiz? Elbette hayır. Yeni güne kalktığımızda, Allah ın huzuruna durarak başlayıp, gün bitiminde de yine Rabbimize, şükranlarımızı, saygımızı salâtla/namazla göstermeliyiz.
 
Tekrar özetlersek, Allah ın oruç konusunda verdiği hükme ve örneklerine baktığımızda, yeni güne ilk başladığımız an ile iş gününün bitip, evlere gittiğimiz zamanı tarif ettiğini görürüz. Dünyada yaşayanların genel çoğunluğuna hitaben verdiği örnekte, günün ilk aydınlanması anında, yani fecir vaktinde oruca başlanmasını, bitimini ise havanın kararmaya başladığı anını tarif eder. 
 
İslam dini akıl dinidir. Allah düşünmemizi ister bizlerden. Bu her konu için geçerlidir. Kur’an her konuda detaya girmez örnek vermez, ama bizleri her konuda düşünmeye davet eder. Dini konularda verilen bir hükmü, gerçekleştirmek için, verilen örneklerden yola çıkarak, yani kıyas ederek, yaşadığımız yere uyum sağlanmasıdır asıl amaç. ÖNEMLİ OLAN AMAÇ TIR. ARAÇ, AMACI GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN ZAMAN VE MEKÂNA GÖRE DEĞİŞEBİLİR. Onun için bizlerin Kur’an da verilen emirlerin AMACINI, DOĞRU ANLAMALIYIZ. Namazlarımızı da, aynı mantıktan yola çıkarak kılabiliriz.
 
Yazdıklarım benim Kur’an dan anladıklarımdır, yalnız beni bağlar. Sizlere düşen elde Kur’an, onu anlayarak ve düşünerek okuyup, inancımıza yön vermek olmalıdır. DÜŞÜNÜYORSAK, ÖYLEYSE DOĞRU YOLDAYIZ DEMEKTİR. Düşünmeden söyleneni kabul ediyorsak, işte orada bir sorun olma ihtimali, her zaman vardır. Dilerim Allah dan cümlemiz, elde Kur’an düşünerek iman edenlerin safına oluruz.
 
 
Saygılarımla
 
Haluk GÜMÜŞTABAK
 
 
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/index.php

105
0
0
Yorum Yaz