KUR'AN IN NAMAZ KONUSUNDA VERDİĞİ DETAYLAR.

2016-10-16 11:34:00
Bugün sizlerle Kur’an dan araştırmaya çalışacağımız konu, acaba Rabbimiz Kur’an da en çok bahsettiği, namaz kılın emrini verip, nasıl namaz kılacağımızdan ve detaylarından, bazılarının söylediği gibi, Kur’an da yeteri kadar bahsetmemiş olabilir mi, onu birlikte araştırmaya çalışalım. Konu doğru anlaşılabilmesi için, detaylı ele alındığından biraz uzun. Lütfen sabırla okuyunuz. Önce aşağıdaki ayeti dikkatle okuyalım ve üzerinde düşünelim ki, bahsettiğimiz konuda yanılma ihtimalimizi, en aza indirmiş olalım.
 
Hud 1: Elif, lâm, râ. Bu, hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan Allah tarafından ayetleri önce sağlam kılınmış, SONRA DA DETAYLANDIRILIP AÇIKLANMIŞ BİR KİTAPTIR.
 
Hatırlatmak isterim, Allah namaz kılma, oruç tutma, zekât verme, Hacca gitme konusunu, İbrahim peygamberden bu yana, tüm dinlere emrettiğini bizlere açıklıyor. Hatta Kabenin kurulmasını, İbrahim Peygamberimize emrettiğini ve tüm inananların ziyaret edip, çevresinde hep birlikte namaz kılmalarını, tavaf etmelerini emrediyor. Hud suresi 1. ayette de Allah Kur’an için, açık bir hüküm veriyor ve ayetler önce sağlamlaştırıldı, daha sonrada DETAYLANDIRILIP AÇIKLANDI DİYOR. Ama bizler Kur'an da detay yoktur diyoruz ve fıkıh inancının namaza ilaveleri olmasaydı, namazımızı kılamazdık diyebiliyoruz. Sizce bu ayetleri gördüğümüz halde, bunları düşünmeden, söylememiz doğrumu?
 
Bu durumda, Allah namaz kılın diye emir verdiyse, nasıl kılınacağını açıklamamış olduğunu söylememiz doğru olmaz, önce bunu kabul edelim ve araştırmalarımızı bu yönde yapalım. İsterseniz şimdide aşağıdaki ayete bakalım. 
 
Bakara 239: Eğer korkarsanız, yaya veya binekte iken salât edin (namazı) kılın. Güvenliğe girdiğinizde ise, yine Allah'ı, BİLMEDİĞİNİZ ŞEYLERİ SİZE ÖĞRETTİĞİ GİBİ ZİKREDİN.
 
Bakın Allah ne söylüyor namaz konusunu anlatırken.
 
(BİLMEDİĞİNİZ ŞEYLERİ SİZE ÖĞRETTİĞİ GİBİ ZİKREDİN.)
 
Buradan da çok açık anlıyoruz ki, Allah Kur’an da SALÂT(namaz,dua) ya da emrettiği herhangi bir farz hükmü, gerektiği kadarını açıklamış ve bizlere öğretmiştir Kur’an da. Detaya girmeden şunu da söylemeliyim ki, Salât kelimesini Allah Kur’an da, bizim Türkçeye çevirdiğimiz şekliyle NAMAZ, DUA ve DESTEK anlamlarında kullanmıştır. Her gördüğümüz salât kelimesini de, namaz diye tercüme etmemek gerekir. 
 
Allah Bakara suresi 128. ayetinde, İbrahim peygamberimizin Kâbe de, Allah a yaptığı dua üzerinde düşünelim şimdide.
 
 
Bakara 128: “Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. BİZE İBADET YERLERİNİ VE İLKELERİNİ GÖSTER.( İbadet usullerini göster) Tövbemizi kabul et. Çünkü sen, tövbeleri çok kabul edensin, çok merhametli olansın.”
 
İbrahim peygamberimiz Yaradan a yakarıyor ve bizlere ibadet yerlerini ve buralarda yapmamız gereken ilkelerini-usullerini kurallarını göster, anlat diye dua ediyor. Örneğin Allah namaz kılın diye emir verdiyse, İbrahim peygamberimizde nasıl kılacağı konusunda ilkelerini açıklamasını istiyor Rabbinden. Demek ki şöyle demiyor, ey resulüm ben detayları sana bırakıyorum, ana hükmü ben veriyorum demiyor.
 
Namaz kılmak bizden öncekilere de farz olduğu halde, bazılarının söylediği gibi, kılınışı ve nasıl dualar okuyacağımız ve rekât sayıları konusunda, Kur’an ın hiçbir şey bahsetmediğini söyleyip, bu konudaki detayları, Allah ın elçisine bıraktığına inanmamız, Kur’an a göre normal midir? Hacca gitme ve oruç konusunda en ince detaya giren Kur’an, neden namaz konusunda bizlere, gereken detayları vermesin? Bu konuyu Kur’an ı bir bütün olarak düşünüp, ÖĞRENDİĞİMİZ RİVAYETLERİN ETKİSİNDE KALMADAN, bu konuya Kur’an dan cevap arayalım, Allah ın izniyle.
 
Namaz konusunda Kur’an da detay yoktur diyenler, acaba peygamberimizin dine ilaveler yaptığını mı düşünüyorlar. Hani Allah ne diyordu bir ayetinde? BİZİM İNDİRDİKLERİMİZE, TEK KELİME KENDİ SÖZÜNÜ, BİZİM SÖZÜMÜZDÜR DİYE EKLESEYDİ, ONUN ŞAH DAMARINI KESERDİK, demiyor muydu?
 
Hani Allah Kur’an ın ipine sarılın diyordu? HANİ SİZLERİ KUR’AN DAN HESABA ÇEKECEĞİM DİYORDU? Hani her şeyden nice örnekleri, değişik ifadelerle verdik ki anlayasınız diyordu. Sakın emin olmadığınız bilgilerin ardına düşmeyin, sorumlu olursunuz diye ikaz etmiyor muydu bizleri, ne oldu bu ayetlerin hükümleri? Lütfen dikkat, farkında olmadan inkârcı konumuna düşeriz, Allah korusun.
 
Bizlere Kur’an dışından gelen ve bir rivayete göre diye başlayan bilgilerin tümünü, hiçbir kontrolden geçirmeden kabul etmemiz, bizleri büyük yanlışlara götürmektedir. Bu yanlışları yapmamızın en büyük etkisi, beşeri FIKIH inancıdır. Kur’an ı Allah ben koruyorum diyor, sormak isterim hiç sorgu sual etmeden, bizlere gelen bilgileri, rivayetleri kimler koruyor olabilir? Bizlere Kur’an benzeri, Rahmanın garantisini veren var mı aramızda? Allah Kur’an ın ipine sarılın derken, neden yalnız Kur’an ipi demişte, başka kaynaktan söz etmemiş, bunu da sanırım çok iyi düşünmeliyiz. 
 
Bizlerin yaptığı en büyük yanlış,  mezheplerin ve zamanla geleneklerin, namazın şekline yaptığı ilaveleri, yani FIKIH İNANCINI BİZLER DİN ZANNETMİŞİZ ve onları da Kur’an da aramamızdan kaynaklanmaktadır. Kur’an da bulamadığımızda ise, BAKIN DEMEK Kİ HER ŞEY KUR’AN DA YOKMUŞ, yazmıyormuş deme gafletine düşmemiz, bizleri yanıltmaktadır. 
 
Allah bizlere, her şeyden nice örnekleri değişik ifadelerle verdim ki anlayasınız diyorsa, namaz konusunda bizlerden istediklerini de SADE, KOLAY BİR ŞEKİLDE MUTLAKA KUR’AN DA ANLATMIŞTIR, ÖNCE BUNU BİLMELİYİZ. Çünkü bu kitabı Allah, yemin olsun ki, sizler için kolaylaştırdım, her şeyden nice örnekleri verdim, demiyor mu birçok kez?
 
Gelin Kur’an a birlikte bakalım, acaba bizden öncekilere de farz olan, namaz kılın emriyle Allah bizlerden ne istiyor. Daha önce Rabbimiz bizleri nereye yönlendiriyordu, Kur’an dan başka dine hüküm koyan kaynaklar var mı, onları Kur’an dan anlamaya çalışalım.
 
Enam 104:  Gerçek şu ki, size RABBİNİZDEN GÖNÜL GÖZLERİ GELMİŞTİR. KİM GÖRÜRSE KENDİSİ YARARINA, KİM KÖRLÜK EDERSE KENDİSİ ZARARINA... Ben sizin üzerinize bekçi değilim.
 
Yasin11: SEN ANCAK O KURAN'A UYAN VE GÖRMEDİĞİ HALDE RAHMAN'DAN KORKAN KİMSEYİ UYARIRSIN. Böylesini, bir bağışlanma ve seçkin bir ödülle müjdele.
 
Araf 3; RABBİNİZDEN SİZE İNDİRİLENE UYUN; O'nun berisinden bir takım velilerin ardına düşmeyin! Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz.
 
 
Nisa 105: Kuşku yok ki, biz bu Kitap'ı sana, insanlar arasında ALLAH'IN SANA GÖSTERDİĞİ İLE HÜKMEDESİN DİYE HAK OLARAK İNDİRDİK. Sakın hainlere yardakçı olma.
 
Maide 49: Sen de aralarında, ALLAH'IN İNDİRDİĞİYLE HÜKMET. Onların keyiflerine uyma.
 
Maide 67:  EY RESUL! RABBİNDEN SANA İNDİRİLENİ TEBLİĞ ET. Eğer bunu yapmazsan O'nun elçiliğini yapmamış olursun.
 
Enam 50: ….. YALNIZ BANA VAH YEDİLENE UYARIM BEN!"…..
 
Zühruf 43: Sen, SANA VAH YEDİLENE SIMSIKI SARIL!  Hiç kuşkusuz, sen, dosdoğru bir yol üzerindesin.
 
 
Yukarıdaki ayetleri elbette çoğaltabiliriz. Dikkat ediniz, Allah tamamında bizleri Kur’an a sarılmamızı emrediyor. Kur’an için bizlere gelen, gönül gözü olduğunu söylüyor. Allah a ve Resulüne inanın, çünkü elçim o Allah ın kitabını sizlere tebliğ edecek, onun ardından gidin diyor. Sen ancak Kur’an a inanan insanları uyarabilirsin, Rabbinizden size indirilen Kur’an a uyun, onun berisinden başka velilerin ardına düşmeyin, sana Kur’an ı insanlara onun la hükmedesin diye indirdik, SENDE İNSANLARA ONUNLA HÜKMET DİYOR.
 
Şimdi birlikte düşünelim, namaz gibi Kur’an ın çok önemsediği ve çok bahsettiği konularda, Kur’an gereken açıklamayı yapmayıp, detay vermemiş olabilir mi? Sımsıkı sarılmamızı istediği bir rehberde namaz, gerektiği kadar detaylı açıklanmamış olabilir mi? YOKSA BİZE KUR’AN DIŞINDAN ÖĞRETİLENLERİ, KUR’AN DA BULAMADIĞIMIZ DAMI BİZLER BU YANLIŞI YAPIYORUZ? Ayetlerin ve namaz konusunun gerektiği gibi Açıklanmadığına, detay verilmediğine inanmak, Kur’an ı inkâr etmektir hatırlatırım. Önce yazımızın başında, İbrahim peygambere Hac yerini, Kabeyi ne maksatla yaptırdığını ve çevresinde bakın nasıl namaz kılmamızı istediğini bizlere anlatıyor, onu anlamaya çalışalım.
 
Hac 26: Bir zamanlar İbrahim için, o evin yerini, şöyle diyerek hazırlamıştık: Bana hiçbir şeyi ortak koşma, evimi; tavaf edenler, KIYAMDA DURANLAR, RÜKÛ-SECDE EDENLER İÇİN TEMİZLE.
 
Bakara 125: Hatırla o zamanı ki, biz Beytullah'ı insanlar için sevap kazanmaya yönelik bir toplantı yeri ve güvenli bir sığınak yaptık. Siz de İbrahim'in makamından bir dua yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şu sözü ulaştırmıştık: "TAVAF EDENLER, KENDİNİ İBADETE VERENLER, RÜKÛ-SECDE EDENLER İÇİN EVİMİ TEMİZLEYİN.
 
Ayeti okuduğunuzda, Allah İbrahim peygambere şu anda kıldığımız namazın, olmazsa olmazını ne kadar güzel anlatıyor. O evi benim için kıyamda duranlar, rükû-secde edenler için temizle. Demek ki Allah huzurunda saygıyla durulmasını, onun önünde saygıyla eğilmesini ve yine ona saygıyla secde edilmesini istiyor. İşte namazın nasıl kılınacağının şekli izahı, o günde aynı, günümüzde de aynı, PEYGAMBERLER ARASINDA NAMAZIN FARKLI KILINDIĞINI DÜŞÜNMEK, BÜYÜK YANLIŞ OLUR. FIKIH inancının dine, namaza ilavelerini lütfen Kur’an ada aramayalım. Ayrıca mezheplerini fıkıh inancının ilavelerini Kur’an da görmediğimizde, sanki bir eksiklik varmış gibide davranmayalım, büyük saygısızlık yapmış oluruz. Allah her konuda bizlere kolaylık sağlamıştır, ama FIKIH inancı bu kolaylıklara her konuda ilaveler yapmıştır, bunu anlamak mümkün değil. Devam edelim Kur’an a namaz konusunda bakmaya.
 
Ali İmran 43: Ey Meryem, RABBİNE DİVAN DUR, SECDEYE KAPAN VE RÜKÛ EDENLERLE BİRLİKTE RÜKÛ ET.
 
Bu ayette de Allah, Meryem anamıza sesleniyor ve bakın yine günümüzde Allah ın huzuruna namaz kılarken durduğumuz ve saygıyla el bağladığımız, rükû ve secde ettiğimiz namazın kılınmasını anlatıyor bizlere, dikkat ederseniz bu emir, peygamberimizden çok önceki bir zamana, daha Hz. İsa bile doğmamış döneme ait. İbrahim peygamberimiz zamanında dahi, namaz konusunda yapılması gerekenler aynı, KIYAMDA DUR, RÜKÛ ET, SECDE ET, ALLAHA DUA ET. Devam edelim Kur’an a bakmaya.
 
Hac 77: Ey iman edenler! RÜKÛ EDİN, SECDE EDİN; Rabbinize ibadet edin, hayır işleyin ki kurtulabilesiniz.
 
Furkan 64: Onlar, Rablerine SECDE EDEREK VE KIYAMA DURARAK GECELERLER.
 
Fetih 29: Muhammed, Allah'ın resulüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çok çetin, kendi aralarında çok merhametlidirler. SEN ONLARI RÜKÛ EDER, SECDEYE KAPANIR HALDE GÖRÜRSÜN. Allah'tan bir lütuf ve hoşnutluk ister dururlar……….
 
Şuara 218–219: O ki görüyor SENİ KIYAM ETTİĞİN ZAMAN, SECDE EDENLER ARASINDA dönüp dolaşmanı da.
 
Tevbe 112: O tövbe edenler, o ibadet edenler, o ham dedenler, o oruç tutanlar, O RÜKÛA VARANLAR, O SECDEYE KAPANANLAR, o iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın koyduğu sınırı koruyanlar... Müjdele o müminleri.
 
Yukarıdaki ayetleri okuduğunuzda, sanırım sizde namazın olmazsa olmazı olan ve Allah ın tarif ettiği namazın, KIYAM ETMEK yani onun huzurunda saygıyla durmak, RUKÜ ETMEK yani onun önünde saygıyla eğilmek, SECDE ETMEK yani onun yüceliği önünde secdeyle yerlere kapanmak, ona teslim olmak namazın şekli boyutuymuş, çok açıkça anlatıyor Kur’an. Bu namaz şekli, İbrahim peygamberden bu yana aynı, hiç değişmemiş. Bunun dışında olanlar, mezheplerin ve fıkıh inancının ilaveleridir. Yani beşeri ilavelerdir. Bunlar olmazsa, namazımızı kılamayız nasıl deriz. 
 
Demek ki namazı Allah, Kur’an da anlatmıyor demek, çok büyük bir yanlış olduğu anlaşılıyor. Şimdide namazlarımızda ne okuyacağımız da Kur’an da yazmaz, hadisler olmasa namazımızı kılamazdık, sözlerine bakalım. Gerçekten Kur’an namazlarımızda neler söyleyeceğimizi ne okuyacağımızı, nasıl Rahmanla iletişim kuracağımızdan, bahsetmiyor olabilir mi? Yoksa günümüzde bu duaları okumadığımızda, namaz kabul olmaz diyenlerin, büyük bir yanılgı içinde olduğunu mu söylüyor Kur’an.
 
Müzzemil 20:…… O HALDE KUR’AN'DAN, KOLAY GELENİ OKUYUN. Sizden hastalar olacağını bildi. Bir kısmının yeryüzünde dolaşıp Allah'ın lütfundan bir şeyler isteyeceklerini, diğer bir kısmının da Allah yolunda çarpışacaklarını bildi. O HALDE KUR’AN'DAN, KOLAY GELENİ OKUYUN! NAMAZI KILIN!......
 
Bakara 45: Sabra ve NAMAZA SARILARAK YARDIM DİLEYİN. Hiç kuşkusuz bu, kalbi ürperti duyanlardan başkasına çok ağır gelir.
 
Bakara 153: Ey iman sahipleri! SABRA VE NAMAZA SARILARAK YARDIM DİLEYİN. Hiç kuşkunuz olmasın ki, Allah sabredenlerle beraberdir.
 
Ali İmran 113: Ama hepsi bir değildir. Ehlikitap içinden Allah için baş kaldıran/Allah huzurunda el bağlayan/hak ve adaleti ayakta tutan/kalkınıp yükselen bir zümre de vardır; gece saatlerinde SECDELERE KAPANMIŞ OLARAK ALLAH’IN AYETLERİNİ OKURLAR.
 
Sanırım yukarıdaki ayetler, bu sorumuza da gereken cevabı veriyor. Ayrıca Kur’an da nasıl yardım dileyeceğimiz konusunda da, birçok ayet örnekleri veriyor. Hani namazlarımızda ne okuyacağımız yazmıyordu Kur’an da? Demek ki Kur’an ı anlayarak, düşünerek okumadığımızda, ya da taraflı ve yanlı okuduğumuzda, bizleri Allah ın doğru yolundan saptırmaları ve asla düşünmememiz gereken şeyleri düşünmemiz, kaçınılmaz olacaktır.
 
Namaz konusunda, Allah ın farz hükümleri dışında, bugün bazı ilaveler vardır, bunlar her mezhepte farklıdır. Bunların olmasının bir zararı da elbette yoktur, tabi Kur’an ın hükümlerine ters düşmemek şartıyla. YANLIŞ OLAN BUNLAR OLMASAYDI, BİZLER NAMAZIMIZI KILAMAZDIK DEMEKTİR. Lütfen bunu unutmayalım. Sanırım şimdide bu satırları okuyan bazı kardeşlerim, eeeee bakın namazımızı kaç rekât kılacağımızda yazmıyor, bu durumda ne yapacağız dediklerini duyar gibiyim. Bu konuya açıklık getirmeden önce, Kur’an da kısaltılmış namazın, bizzat peygamberimiz tarafından kıldırıldığı örneği vardır ona bakalım.
 
Nisa 102: Sen içlerinde olup da onlara NAMAZ kıldırdığın vakit, içlerinden bir grup seninle NAMAZA dursun; silahlarını da alsınlar. BUNLAR SECDEYE VARINCA, DİĞERLERİ ARKALARINDA BEKLESİNLER. SONRA NAMAZ KILMAMIŞ OLAN DİĞER GRUP GELİP SENİNLE BİRLİKTE KILSINLAR. ………
 
Nisa 101: Yeryüzünde dolaştığınız zaman, küfre sapanların size tedirginlik vermesinden korkarsanız, NAMAZI KISALTMANIZDA SİZİN İÇİN BİR SAKINCA YOKTUR. Şu bir gerçek ki, küfre batanlar sizin için açık bir düşmandır.
 
Nisa 103: Korku halindeki namazı tamamlayınca, artık Allah'ı ayakta, oturarak, yan yatmışken anın. Sükûnet bulduğunuzda, NAMAZI TAM BİR BİÇİMDE YERİNE GETİRİN. Namaz, müminler üzerine vakti belirlenmiş bir farz olmuştur.
 
Yukarıdaki ilk ayet örneğinde, bizzat peygamberimizin imamlığında yapılıyor ve dikkat ederseniz, zor bir anımızda kılınan namazın ilk secde de bittiğini görüyoruz. Buda demektir ki bizim anlayacağımız şekliyle, kısaltılmış namaz bir rekâttır. Allah hiçbir detay vermeden, istenileni anlatıyor. Yalnız savaş değil, herhangi bir zor anımızda, tedirgin durumumuzda namazı kısaltabileceğimiz kolaylığını, çok şükür Rabbimiz bizlere veriyor. Namazımızı kısa tutabileceğimizin örneğini veren Rabbimiz, eğer normal şartlarda istediği bir uzunluk ya da rekât sayısı olsaydı, onunda hükmünü bizlere kesinlikle verirdi. SİZCE ALLAH VERMEDİĞİ BİR HÜKÜMDEN, BİZLERİ SORUMLU TUTAR MI?
 
Dikkat ederseniz verilen namaz örneğinde, namazın bitişinde, günümüzde verdiğimiz selamdan bahsedilmiyor. Çünkü onlar farz olanlar değil, daha sonra geleneklerin ve mezheplerin, FIKIH İNANCININ ilaveleridir. Zaten sorduğunuzda bunların sünnet olduğu, farz olmadığı söylenir. Bunları yapmanın hiçbir sakıncası da elbette yoktur. 
 
Namazın bitimindeki selam konusunu, mezheplerde ve rivayet hadislerde araştırdığımızda, çok farklı bilgilere ulaşırız. Bir kısım hadislerde, peygamberimizin her iki tarafa selam verdiğinden bahsedilir. Bir kısmında yalnız sağ tarafa selam verdiğini söyledikleri gibi, yalnız öne selam vererek, namazını bitirdiği de rivayet edilir. Hepside bugün elimizde olan, Kütüb-i sitede geçer. Acaba hangisi peygamberimizin uygulamasıdır diye kendimize sorduğumuzda, sanırım tedirgin oluruz. Uydudan diğer Müslüman ülkelerin, namaz kılışlarındaki farklılıkları izlerseniz, ne anlatmak istediğimi anlayacaksınız. Bizzat ben Mekke Medine arasında otobüsle seyahat ederken, ikindi namazı için mola verdiğimiz bir camide, imam yalnız sağa selam vererek namazı bitirdi. Çok ilginçtir, bir kısım Müslümanların, namaz kılarken, kıyam halinde eller açılıp, namazda dua eder şeklinde, kıyam da durduklarını da görebilirsiniz. Hatta kıyamdayken elde Kur’an okuduklarına da şahit olursunuz. Ellerin yana salıverilmiş şeklide namaz kılmaları da, mezheplerin farklılıkları arasındadır.
 
Gördüğünüz gibi mezheplerde namaz kılma, şekil bakımından hepsinde farklılıklar arz eder, ama farzlarda yani Allah ın emrinde hiçbir değişiklik, farklılık yoktur. Sorduğunuzda peygamberimiz böyle kılarmış derler. İŞTE RİVAYETLERİ FARZLAŞTIRMANIN TEHLİKESİ, BURADA DAHA İYİ ANLAŞILIYOR. Kendilerine sorduğumuzda hepsi peygamberimiz böyle kılarmış, diye kendilerini savunurlar. Rivayet hadisleri örnek gösterirler. Acaba kimin söylediği doğrudur sizce? ALLAH VE ELÇİSİ BİZLERE, ÇOK ÖNEMSENEN NAMAZIN DETAYLARINI, BU YOLLA ULAŞTIRMIŞ OLABİLECEĞİNE İNANIYOR MUSUNUZ? BU MÜMKÜN DEĞİL, RABBİMİZ BUNA ASLA İZİN VERMEZ.
 
YÜCE RABBİMİZ BİZLERE, NAMAZIN DETAYLARINI KENDİ KORUMASINDA Kİ KUR’AN DA BİLDİRMEYİP, BİZLERİ RİVAYETLER YOLUYLA BİLGİLENDİRMİŞ OLABİLİR Mİ? LÜTFEN BÖYLE DÜŞÜNCELERE KAPILMAYALIM.
 
Hatırlayınız lütfen, Allah emin olmadığınız bilgilerin ardına düşmeyin, sizleri sorumlu tutarım diyordu. Bu durumda emin olan, en garanti verilen yol hangisidir? İmanımızı, inancımızı nereden öğrenmeliyiz diye kendimize mutlaka sormalıyız. Bu sorunun doğru cevabını, Kur’an dışından arayanların yanılgıda olacağını, Yaradan birçok kez ayetlerinde bizlere anlatıyor. Tam bu esnada sizlere bir örnek vermek istiyorum. Bu konu ile ilgili bir yazıma, bakın bir kardeşim, bana nasıl bir cevap vermişti.
 
(Benim elimde 6 ciltlik, bilmem kaç bin sayfa siyer kitabı var.. ORADA CEBRAİL ALEYHİSSELAMIN PEYGAMBERİMİZE NAMAZ KILMAYI GÖSTERDİĞİ YAZIYOR.. Cebrail bir melek ve peygamberimiz (sav) ile Allah'ımız arasında elçi…)
 
Bu kardeşimiz namazın kılınışını, Cebrail in peygamberimize öğrettiğini, dini bugün bizlere anlatan, ciltlerce dolusu FIKIH KİTAPLARINDA yazdığını söylüyor. Bunu söylemesine söylüyoruz ama neden şu soruyu kendimize sormuyoruz. Allah namazın kılınışının detaylarını, neden Kur’an da açıklamayıp, özellikle peygamberimizin bizzat kendisinin öğrenmesini, Cebrail aracılığıyla sağlamıştır? Hani Allah sizleri Kur’an dan sorumlu tutuyorum, biz her konudan nice örnekler verdik ki anlayasınız Kur’an da  diyordu. PEYGAMBERİMİZ BU ÇOK ÖNEMLİ DETAYLARI NEDEN KUR’AN A GEÇİRMEDİ? Bu sözlere nasıl inanırız. Allah ın bizleri sorumlu tuttuğuna hükmettiği kitapta, nasıl olurda namazın detayları olmaz. Peygamberimiz namaz konusunda aldığı bilgileri, nasıl olurda Kur’an a geçirmediğini söyleriz ve buna inanırız.
 
Düşünebiliyor musunuz buna inanmakla, yüzlerce ayeti görmezden gelmiş, üstünü örtmüş oluyoruz. Allah Cebrail yoluyla elçisine ilettiği her konunun, Kur’an a geçirilmesini ve tebliğ edilmesini bizzat kontrol ettiğini belirtmiştir Kur’an da. Kısaltılmış namazın bizim anlayışımızla, bir rekât olduğunu Kur’an örneğinde de görüyoruz. Normal durumlarda kılacağımız rekât sayısı neden zikredilmemiş, bunu hiç düşündünüz mü?
 
Yüce Rabbimiz yemin ederek, sizler için bu kitabı kolaylaştırdım hükmünün, bir tezahürünü görüyoruz. NAMAZIMIZI KAÇ REKÂT YA DA UZUNLUKTA KILACAĞIMIZI, ALLAH BİZLERE BIRAKMIŞTIR VE BİZLERİ BAĞLAYICI BİR HÜKÜM BU KONUDA ASLA VERMEMİŞTİR. Sizce açıkça vermediği bir hükümden, Allah bizleri sorumlu tutar mı? Hatırlatırım, sizleri Kur’an dan sorumlu tutuyorum diyordu. 
 
Bakın ne diyor Rabbimiz, SÜKÛNET BULDUĞUNUZDA, NAMAZI TAM BİR BİÇİMDE YERİNE GETİRİN. Eğer bu sözlerden, yani tam bir biçimde yerine getirin sözünden, belirli bir kalıp ve şekil ya da belli bir rekât anlaşılsaydı, Allah her şeyden nice örnekleri verdim diyorsa, onu da açıkça bizlere söylerdi. Demek ki kılacağımız namazlarda, rekât sayısını da Allah bizlere bırakmıştır. TAM BİR BİÇİMDE YERİNE GETİRMEK, HUŞUYLA RABBİN HUZURUNA DURUP, ONU TESPİH ETMEK VE ONDAN YARDIM İSTEMEKTİR.
Bakın namazı Rabbimiz ne için bizlere emretmiş?
 
Ankebut 45: (Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. ÇÜNKÜ NAMAZ, İNSANI HAYÂSIZLIKTAN VE KÖTÜLÜKTEN ALIKOYAR. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor.
 
Ta-ha 14: Muhakkak ki ben, yalnızca ben Allah'ım. Benden başka ilah yoktur. BANA KULLUK ET; BENİ ANMAK İÇİN NAMAZ KIL.
 
Bizlere namazın, ne maksatla emredildiğini, bakın ne kadar güzel açıklıyor ayetler. Namaz bizleri hayâsızlıktan ve kötülüklerden alıkoyacağını belirtiyor. Demek ki huşuyla kendimizi vererek, ne kadar çok namaz kılarsak, o kadar Allah a yakın olur, kötülükten uzak kalırız. Hatırlayınız peygamberimizin, bazen saatlerce namaz kıldığını, secdede dahi uzun kaldığı anlatılır. Tabi namazı, anlamını bilmeden ayetleri okuyarak kılarsak, bu güzelliklerinden de istifade edemeyiz. 
 
Daha önce söylediğim gibi, mezheplerde namaz, hepsinde farklılıklar arz eder. Fakat hiç birisinde Allah ın emrettiği KIYAM, RÜKÛ VE SECDENİN olmadığı bir namaza rastlamazsınız. Kimisi başlangıcında ilave yapmıştır, kimisi kıyam duruşu, yani saygıyla Allah huzurunda duruş sözünden elleri yana salmıştır, diğeri ise elleri bağlamıştır. Ellerin bağlanış şekli bile mezheplerde değişiktir. Namaz esnasında bazı hareketleri ilave etmişlerdir kendi düşünceleri ve itikatları, gelenekleri doğrultusunda. Elbette bu ilavelerin yapılmasında bir sakınca yoktur.
 
Kadınlarda, erkeklerde bile farklı uygulamalar olmuştur. Namazda okudukları dualarda, mezheplerde hepsinde aynı değildir. Mezheplerde rekât sayıları bile farklıdır. Kur’an ışığında baktığımızda hiç kimsenin kıldığı namaza, bu namaz yanlıştır diyemeyiz. Çünkü her mezhebin kıldığı namaz da Allah ın emrettiği kıyam, rükû ve secde yapılmaktadır. Yani farzlar yerine getirilmektedir. Belki okunacak dua konularında söylenecek söz olabilir, ODA BENİM HUZURUMA DURDUĞUNUZDA, BENDEN BAŞKA KİMSEYİ MUHATAP ALMAYIN VE ARACI KOYMAYIN SÖZLERİ UNUTULMAMALIDIR DİYEBİLİRİZ. 
 
Tüm bunları düşündüğümüzde, eğer peygamberimiz nasıl kıldıysa öyle kılmalıyız, çünkü namazın kılınış şekli ve okunacak dualar, hatta rekât sayıları peygamberimizin koyduğu kurallardır dersek, günümüzde kılınan namaz şeklinin hangisinin peygamberimizin kıldığı namaz, ya da hangilerinin peygamberimizin gösterdikleri olduğu konusunda, sanırım mezheplerin anlaşması çok zor olacaktır. Her mezhep benim yaptığım en doğru diyerek, işin içinden sıyrılıyor.
 
Buradan yola çıkarak düşündüğümüzde, namazın olmazsa olmaz şeklini ve namazlarımızda neler okunabileceği konusunda, bizlerin sorumlu olduğu konularda, Kur’an gerektiği kadar detaylı açıklama yapmıştır. Namazlara yapılan tüm ilaveler de bir sakınca olmadığı gibi, bir zenginliktir diyebiliriz, yeter ki bunlar olmadan namaz olmaz denmemesi şartıyla. 
 
MEZHEPLERİN VE FIKIH İNANCININ, BİZLERE ÖĞRETTİKLERİNİ KUR’AN DA BULAMADIĞIMIZDA, DEMEK Kİ HER ŞEY KUR’AN DA YOKMUŞ DERSEK, BÜYÜK HATA YAPMIŞ OLACAĞIMIZ GİBİ, KUR’AN A DA SAYGISIZLIK YAPMIŞ OLURUZ.
 
Cami kültürü zamanla toplumda yaygınlaştıkça, rekât sayılarının toplumlarca belirlenmesi, camilerde bir kargaşayı önlemiş olabilir, elbette hiçbir sakıncası yoktur, ama Kur’an gerçeklerini anlamak ve bilmek şartıyla. Allah Kur’an da toplu kılınan namaz olarak yalnız CUMA namazından bahseder. Normal vakit namazlarımızda, çağrılmaktan bahsetmez, nerede olursak olalım, VAKTİ GİRDİĞİNDE NAMAZINIZI KILIN DER. 
 
Allah Kur’an da her şeyi yazmamıştır, bir kısmını da hüküm vermek için peygamberimize bırakmıştır diyenlere, özellikle aşağıdaki ayeti hatırlatmak istiyorum. Bakın peygamberimizden bazı konularda hüküm isteyenlere, bizzat kendisi nasıl cevap vermesini istiyor ALLAH?
 
Enam 57: De ki: "Ben Rabbimden gelen bir beyyine üzerindeyim. Ama siz onu yalanladınız. Acele istediğiniz şey benim yanımda değil. HÜKÜM YALNIZ VE YALNIZ ALLAH'INDIR. HAKKI O ANLATIR. AYIRT EDİP ÇÖZÜM GETİRENLERİN EN HAYIRLISI O'DUR.
 
Değerli dostlar, bakın Allah peygamberimize, deki onlara diyerek bizlere ne söylemesini istiyor, hala düşünmeyecek miyiz? Peygamberimiz sizin istediğiniz hüküm benim yanımda değil, yani ben hüküm veremem diyor. Ben Rabbimden gelen bilgileri, hükmü sizlere aktarırım. HÜKÜM YALNIZ VE YALNIZ ALLAH INDIR diyor, hakkı o anlatır ve ayırt edip çözüm getiren, detaylandıran, anlatan yalnız Allah tır diye apaçık belirtiyor. HÜKMÜ VERENİN, NASIL UYGULANACAĞINI DA AÇIKÇA BİLDİRMEMİŞ OLABİLECEĞİNİ, NASIL DÜŞÜNÜRÜZ.
 
Sanırım peygamberimiz için, ne yani peygamberimiz postacımıydı diyerek, belki de bilmeden, Allah ın elçisine saygısızlık edenler, dilerim birazcık bu ayetten yanlış yaptıklarını anlayabilirler. Çünkü Allah ayetinde, BEN HÜKMÜME KİMSEYİ ORTAK ETMEM, biz Kur’an da hiçbir eksik bırakmadık diyorsa, lütfen bu uyarıları dikkate alalım.
 
Lütfen şu konuyu hepimiz, dikkatle düşünelim. Diyelim ki namaz konusunda gereken bilgiler Kur’an da yok, peki niçin peygamberimiz sağlığında, bizlere gereken bu bilgileri yazdırmamıştır? Hadislere dikkat ediniz, hepsi bir rivayete göre diye başlar ve bir kişinin duyduğunu, bir başka kişiye ya da kişilere nakledilmesi şeklindedir.
 
Daha da ilginci aynı konuda çok farklı kişiler, peygamberimizin bahsedilen konuda çok farklı namaz kıldığını rivayet etmişlerdir. Acaba hangisi doğru, bilen var mı? Peygamberimiz namaz kılarken, Kur’an ın bahsetmediği ve bizlerin sorumlu olduğu bir konu olsaydı, sizce tüm bu bilgileri yazılı olarak, sağlığında bizlere Kur’an ın yanında iletmez miydi? Elbette iletirdi. Ama böyle bir kitap, bilgi peygamberimizin devrinden bu güne ulaşmamıştır. HEPSİ YÜZLERCE YIL SONRA DERLENEN, YAZILAN RİVAYETLERDİR, BU GERÇEĞİ LÜTFEN UNUTMAYALIM, GÖZ ARDI ETMEYELİM.
 
Hadis yazımını, peygamberimizin sağlığında önce serbest bırakılmış, daha sonra yanlış sözlerle, anlamını değiştiren ilavelerle iletildiğini, nakledildiğini gördüğünden, peygamberimiz hadis naklini yasaklamıştır. Daha sonra peygamberimiz serbest bırakmıştır diyenlere, dört halife devrinin tamamında, hadis yazımı ve nakli ile ilgili yasağın, nasıl devam ettirildiğini araştırmalarını öneririm. 
 
Peki, hadisler ne zaman yazılmaya başlandı. Dört halife devrinin sona ermesi ve toplumların siyasi çekişmeleri ile dini mezheplere bölmeleri sonucu, her mezhep kendince hadis toplamaya başladı. İşin ilginci o dönemde toplanan hadis sayısı 500 civarında olduğu söylenir. Ya bugün günümüzde hadis sayısının nerelere geldiğini biliyor musunuz? Doğrusu sayısını tam bilen yok ama milyonları geçtiğini söyleyebilirim. Sizce bu yolla mı imanımızı yaşamalıyız ve ibadetlerimizi yapmalıyız yoksa…..? Yoksa nın cevabını, herkes kendisi mutlaka bulmalıdır.
 
Ben sizlere Kur’an dan, Rabbin sözlerinden açıkça anladıklarımı aktardım, SİZLERİ DÜŞÜNMEYE DAVET ETTİM. Bu yazdıklarım benim imtihanımdır, yalnız beni bağlar. Sizlere düşen benim söylediklerimi Kur’an süzgecinden geçirmeden, yani Kur’an ile karşılaştırmadan kabul etmek olmamalıdır. İmtihanında gereği, bu değil midir zaten. Kur’an ı rivayetler den ve sanı bilgilerden istifade ederek anlamak ve yaşamak yerine, yine Kur’an ın diğer ayetlerinden faydalanarak, anlama yolunu seçmeliyiz. Çünkü Kur’an kendisini anlatan, açıklayan eşsiz bir nurdur.
 
Bende bir beşerim elbette hata yapabilirim, ama ben Allah ın sözlerini anlamaya ve onun söylediği gibi ayetleri düşünmeye, hakka batıl karıştırmamaya, elimde Kur’an aklım ile iman etmeye çalışıyorum. Bu yolu öneren Yüce Rabbimiz dir unutmayalım. YA ALLAH IN AYETLERİNİ BEN ANLAYAMAM DİYEREK, EMİN OLAMADIĞIMIZ BEŞERİN SÖZLERİNE HİÇ DÜŞÜNMEDEN İNANSAYDIM, İMANIMI BAŞKALARININ ELLERİNE BIRAKSAYDIM, BENİM HATA YAPMA RİSKİM VE DOĞRUYA ULAŞMA ŞANSIM SİZCE NE OLURDU? 
 
Allah yardımcımız olsun, gerçekten gözlerimizi kapatmış yürüyoruz bir meçhule. Allah ın verdiği aklı ise hiç kullanmıyoruz. Çünkü içi o kadar yanlış ve boş bilgilerle doldurulmuş ki, doğru bilgiyi içine koyacak yer kalmamış. ZORLA SOKULAN DOĞRU BİLGİ İSE, DAHA ÖNCE METABOLİZMANIN ALIŞIK OLDUĞU YANLIŞ BİLGİLERE GÖRE YAPILANDIRILDIĞINDAN, DOĞRU BİLGİLER KABUL EDİLMEYİP, NE YAZIK Kİ DIŞARIYA ATILMAKTA. 
 
DAHA AÇIKÇASI GÜNÜMÜZDE DOĞRULAR YANLIŞ, YANLIŞLAR DOĞRU GÖRÜNÜR OLMUŞ TOPLUMA. Doğruları anlatmak, Kur’an dan örnekler vermek bile artık yeterli gelmiyor. Çünkü Rehber Kur’an, yüksek bir yere asılmış, beşerin rivayet kitapları rehber olmuş. Daha doğrusu peygamberimizin hesap günü söyleyecek söz gerçek olmuş. KUR’AN TERK EDİLMİŞ RİVAYET VE SANI BEŞERİ FIKIH İNANCI, DİN DİYE YAŞANIR OLMUŞ.
 
Elbette Kur’an konusunda yazılmış, birçok âlimin kitaplarını okumalıyız, araştırmalıyız. Hepimiz Kur’an ı aynı kapasitede anlayamayız. AMA BİZLERİN DİKKAT ETMESİ GEREKEN, ÖNCE BİZZAT KUR’AN I ANLAYARAK OKUMAK, ONUN ÖZÜNE İNMEK VE ÜZERİNDE DÜŞÜNMEK OLMALIDIR. Çünkü Allah ayetlerinin, bizlerin gönül gözlerini açacağını söylüyor.
 
Furkan 30; Ey Rabbim! Benim toplumum BU KURAN' I DEVRE DIŞI TUTTULAR.
 
Peygamberimiz bu ayeti ilk tebliğ aldığında, sanırım çok üzülmüştür. Çünkü kendisine tabi olan, Müslüman toplum, kendisinden sonra Kur’an ı devre dışı bırakarak, tıpkı cahiliye döneminde olduğu gibi, atalarının inancını sanı ve rivayetlerle yaşayacağını daha sağlığında öğreniyor. Sizce bunu duyan peygamberimiz, Kur’an ın dışından dine, tek kelime ilave etmesi mümkün mü? Asla mümkün olamaz. İşte bunun içindir ki Allah ın resulü bakın ne diyor.
 
(Biz hadis yazarken Hz. Peygamber yanımıza geldi ve “Yazdığınız şey nedir?” dedi. “Senden işittiğimiz hadisler” dedik. Hz. Peygamber: “ALLAH’IN KİTABINDAN BAŞKA KİTAP MI İSTİYORSUNUZ? SİZDEN EVVELKİ MİLLETLER ALLAH’IN KİTABI YANINDA BAŞKA KİTAPLAR YAZDIKLARI İÇİN YOLDAN ÇIKTILAR.” )
El Hatib, Takyid 33 
 
4106 - el-Muttalib İbnu Abdillah İbni Hantab radıyallahu anh anlatıyor: "Zeyd İbnu Sabit Hz. Muaviye radıyallahu anhüma'nın yanına girmişti. Hz. Mu'aviye ona bir hadisten sual etti. Zeyd de hadisi ona söyledi. Hz. Muaviye (orada hazır bulunan bir adama) hadisi yazmasını emretti. Zeyd müdahalede bulunarak Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, HADİSLERİNDEN HİÇ BİR ŞEY YAZMAMAMIZI EMRETMİŞTİ" DEDİ. BUNUN ÜZERİNE HZ. MUAVİYE YAZILANI DERHAL İMHA ETTİ."
Ebu Davud, İlm 3, (3647).
 
Ne yazık ki günümüzde, toplumu Kur’an ile uyarmaya kalkanlar, peygamber düşmanı ilan ediliyor. Sen peygamberimizi devre dışımı bırakıyorsun sözleri ile rivayetler koruma altına alındı adeta. Peygamberimizin yalnız Kur’an ı tebliğ ettiği ve yalnız Kur’an ile hükmetme görevini aldığı ayetlerin üstü örtüldü, sırf atalarının itikatlarını yaşatmak adına.
 
 
Özet olarak şunu tekrar söylemek isterim. Allah sizleri Kur’an dan sorumlu tutuyorum diyor da, biz Kur’an da hiç eksik bırakmadık, gereken açıklamayı birçok örneklerle anlattık, izah ettik diyorsa, lütfen geleneklerin ve rivayetlerin dine yaptığı ilaveleri Kur’an da göremediğimizde, bakın demek ki Kur’an da her şey olmuyormuş demeyelim. Bilelim ki Allah ibadetlerimizi ve sorumlu olduğumuz hükümleri, bizler için kolaylaştırmış, açıklamış ve öyle göndermiştir. Allah unutucu değildir bunu unutmayalım. ALLAH IN YEMİN EDEREK KOLAYLAŞTIRDIĞI DİNİ, LÜTFEN NEFİSLERİMİZİN ESİRİ OLUP ZORLAŞTIRMAYALIM, YOKSA BUNUN HESABINI VEREMEYİZ.
 
 
Namaz Allah ile bizlerin bir olduğu andır. RABBİMİZE ŞÜKRANLARIMIZI, İSTEKLERİMİZİ, DİLEKLERİMİZİ, ÜZÜNTÜLERİMİZİ İLETECEĞİMİZ ÇOK ÖNEMLİ BİR İBADETİMİZDİR. Namaz Allah ı zikirdir, tespihtir. Namaz Allah a açılan yoldur, kapıdır. Bizler bu kapıdan girerek, Rabbimize istediğimiz niyazda bulunur, istediğimiz isteklerimizi Rabbimize sunabiliriz. Allah buna sınır getirmeyip, YALNIZ ŞEKLİNİ BELİRLEMİŞSE, lütfen kendi nefislerimizde, beşeri fıkıh inançlarımızda şekillendirdiğimiz namazı, olmazsa olmaz diye sunmayalım, hata ederiz. 
 
 
Allah cümlemizin yardımcısı olsun. Çünkü çok ama çok zorlu bir dönemden geçiyoruz. Batıl, sanı ve rivayetler öyle güç kazanmış ki günümüzde, Kur’an din ve imanımızı yaşamamız için, yeterli açıklamanın olmadığı, herkesin anlayamadığı bir rehber olarak, yüksek bir yere asıldı. Böyle yaparak ona, saygı gösterdiğimizi zannediyoruz. Allah bizleri affetsin.
 
 
Saygılarımla 
Haluk GÜMÜŞTABAK 
 

177
0
0
Yorum Yaz