Kur'an ın Emrettiği NAMAZ,ORUÇ ve ZEKATIN, Özünü Amacını Doğ

2014-12-30 03:39:00

Kur’an ı anlamadan doğru yaşamamız mümkün olamaz. Belki birilerinden, Kur’an hakkında çok şeyler öğrenebiliriz, ama doğruluğundan asla emin olamayız. Emin olabilmek içinde, önce kendimiz mutlaka Kur’an ile buluşmalı ve onu anlamak adına çaba harcamalıyız. Çaba harcamadan, kendimizden bir uğraş vermeden, imtihanımızda başarılı olacağımızı da düşünmemeliyiz. 

Eğer birileri siz Kur’an ı anlayamazsınız, onu veli insanlar ancak anlayabilir diyorlarsa, şunu unutmayınız ki, BUNU SÖYLEYENLERİN KUR’AN DAN GİZLEMEYE ÇALIŞTIKLARI BİR ŞEYLER VAR DEMEKTİR. Allah sizleri Kur’an dan sorumlu tutuyorum dedikten sonra, asla kullarının anlayamayacağı bir rehber gönderip, daha sonrada ondan sorumlu tutmaz.

Bugün sizleri düşünmeye davet etmek istediğim konu, acaba Allah ın Kur’an da bolca bahsettiği, bizlere önerdiği, NAMAZ, ORUÇ, ZEKÂT GİBİ İBADETLER, bizlerin Allah a borcumudur? Çünkü günümüzde namaz her Müslüman ın Allah a borcudur denir. Gerçekten Yaradan ın bizlere Kur’an da zikrettiği, ibadetleri Allah a borcumuzu ödemek için mi yapıyoruz? Ya da onun için mi yapmalıyız? Bu önemli konuyu, gelin birlikte Kur’an ışığında düşünelim, anlamaya çalışalım.

Önce namazı ele alalım. Eğer namaz bizlerin Allah a borcumuz olsaydı, borç alacak ilişkisini Yaradan la kurmamız gerekirdi ki, sanırım bu borcu bizlerin ödemesi çok zor olurdu. Borç alacak ilişkisi, aynı değerde kişiler arasında olur. YARADAN LA BİZ ACİZ KULLARININ ARASINDA, SİZCE BÖYLE BİR ALIŞ VERİŞ OLABİLİR Mİ?

BORÇ ALACAK İLİŞKİSİ İLE ALLAH A YAKLAŞIRSAK, ONUN YÜCELİĞİNE, EŞİ BENZERİ OLMAYAN MAKAMINA, SAYGISIZLIK YAPMIŞ OLURUZ. 

Namazı Kur’an da bolca zikreden Allah, bu yolu bizlere neden öneriyor olabilir. Namazla ulaşılmak istenen amaç, fayda nedir? Önce bunu gerçek anlamda doğru anlamalıyız ki, namazın faydasını görebilelim. 

Dikkat ederseniz, Kur’an namazdan bahsederken, bu yolla Yaradan ile bir bağ kurulacağını ve bu irtibat sayesinde, Allah tan yardım istenebileceği örneğini verir. 

Bakara 45: SABIR VE NAMAZ İLE ALLAH'TAN YARDIM İSTEYİN. Şüphesiz o (sabır ve namaz), Allah'a saygıdan kalbi ürperenler dışında herkese zor ve ağır gelen bir görevdir.  

Demek ki namazın asıl amacı, Allah ile diyalog kurmak, ondan yardım istemekmiş. Eğer namazın asıl amacını anlayamayıp, Allah a borcumuzu ödüyoruz fikrinden yola çıkarsak, namazın asıl amacını anlamamış oluruz. ALLAH IN BİZLERİN NAMAZ KILMASINA İHTİYACI YOKTUR. 

NAMAZ, YARADAN LA KULUNUN BİR OLDUĞU ANDIR. NAMAZ, ALLAH IN HUZURUNDA SAYGIYLA BOYUN EĞİP, TÜM BENLİĞİMİZLE ONA TESLİM OLDUĞUMUZ ANDIR. NAMAZ RİYADAN, HER TÜRLÜ KÖTÜLÜKTEN, KİNDEN, NEFRETTEN UZAK KALABİLMENİN YOLUDUR. 

NAMAZ, YARADAN A AÇILAN BİR KAPIDIR. O kapının da anahtarı yalnız ve yalnız Kur’an da gizlenmiştir. Onu bulmak isteyen, aklını kullanmalıdır. Aklını kullanmayan, birilerine koşulsuz teslim olan, asla Yaradan a açılan kapıdan geçemez. İşte tüm bu gerçeklerin farkında olan, ancak namazın faydasını görebilecek, o anahtara sahip olacaktır. Başaramayan ise, nefsini aldatmaktan öteye gidemeyecektir.

Düşünerek Kur’an ı okuyan bir Müslüman, geçmiş namazların kılınmasından, Allah ın bahsetmediğini görecektir. Böyle bir sorumluluktan Kur’an bahsetmez. ALLAH GEÇMİŞE DEĞİL, YAŞADIĞIMIZ O ANA VE GELECEĞİMİZE YÖN VERİR. ÇÜNKÜ GEÇMİŞ YAŞANMIŞTIR, ANCAK GEÇMİŞTEN DERSLER, İBRETLER ALARAK GELECEĞİMİZE YÖN VEREBİLİRİZ. Eğer namaz, Allah a borcumuz olsaydı, geçmiş kılmadığımız namazlarımızın da kılınmasını isterdi bizlerden. Ama Allah ın böyle bir emri Kur’an da yoktur. 

PEKİ, GEÇMİŞ NAMAZLAR KONUSUNDA NE SÖYLEYEBİLİRİZ? GEÇMİŞ KILMADIĞIMIZ NAMAZLARIMIZIN, BİZLER İÇİN BÜYÜK BİR KAYIP OLDUĞUNU SÖYLEYEBİLİRİZ. YARADAN İLE BAĞLANTI KURMADIĞIMIZ, ONUN HUZURUNA DURMAKTAN UZAK, ONUN NURUNDAN, ÖNERİLERİNDEN KOPUK YAŞADIĞIMIZ, BİZLER İÇİN KAYIP GÜNLERİMİZ DİYEBİLİRİZ. 

Geçmişte kılmadığımız namazlarımızı bugün kılarak, yaptığımız yanlışlarımızı düzeltebilir miyiz? Elbette hayır. Yaptığımız her şeyin hesabını vereceğiz. Bugün kılacağımız namazlarımızla belki, geçmişte yaptığımız hataların affı için dua edebiliriz.  

Buradan da anlaşılıyor ki, bizlerin kıldığı namaza Rabbin ihtiyacı yok,TAM TERSİNE BİZLERİN İHTİYACI VARDIR. Çünkü namazla bizler Allah a yaklaşır, onun nuru ile nurlanır, gönül gözlerimizi onun ışığıyla aydınlatırız. Yaradan ı hatırlarız, onu zikrederiz, tespih ederiz ve hayatımıza onun önerileri ile yön veririz. Doğru, güzel yaşamanın tadını, nefsimizde hissederiz. Bakın Allah namaz konusunda ne diyor.

Bakara 277: İMAN EDİP İYİ İŞLER YAPAN, namaz kılan ve zekât verenler var ya, onların mükâfatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur, onlar üzüntü de çekmezler.

Dikkat ederseniz Allah, namaz kılanların, yani Allah ile irtibat kuranların, mükâfatlandırılacağını söylüyor. Peki, neden mükâfat verileceğini söylüyor, bolca namaz kılanların mı mükâfatlandırılacağını söylüyor? Lütfen bu ayete dikkat edelim.  İMAN EDİP, İYİ İŞLER YAPMALARI HALİNDE. Yoksa ben iman ettim, bol bolda namaz kılıyorum demekle değil.

Buradan da anlıyoruz ki, gerçek anlamda kılacağımız namaz, bizleri doğruya, güzele yaklaştıracaktır. Tabi elimizde, Allah ın rehberi olmak şartıyla. Onun çizdiği yoldan yürüyerek, onun kelamını ciddiye alıp, onda her şey yazmaz, her açıklama, detay yoktur demeden, hakka batıl karıştırmadan Kur’an a yaklaşarak, Allah ın hoşnutluğunu kazanabiliriz.

Allah birçok ayetinde, üstünde durduğu bir konu vardır. İYİLİK, GÜZELLİK, BARIŞ VE HAYIRDA YARIŞMAK.  Hatta cennetinin en güzel makamını hayırda ve barışta yarışanlar için ayırdığı örneğini verir. Dikkat ediniz namazı çok kılan, orucu tam tutan demiyor. Önemli olan sonucu alabilmektir. NAMAZ, ORUÇ BİZLERİ İYİLİĞE, GÜZELE, DOĞRUYA, HAYRA, BARIŞA ULAŞTIRMANIN YOL VE YÖNTEMLERİDİR. 

BU YOLU, YÖNTEMİ DOĞRU KULLANMIYORSAK, İŞİN ÖZÜNE İNMEDEN GÖRÜNTÜYE, GÖSTERİŞE ÖNEM VERİYORSAK, İSTENİLEN AMACA DA ULAŞMAMIZ MÜMKÜN OLMAYACAKTIR. BU DURUMDA MÜKÂFAT BEKLEMEK ELBETTE DOĞRU OLAMAZ.  Tüm bunları, doğru bir toplum yaratmak için Allah ister bizlerden. 

Eğer Müslüman olduğunu söyleyen bir toplum, barıştan, yardımlaşmadan, iyilikten uzak bir toplum olarak yaşıyorsa, bu toplum NAMAZIN özünde isteneni kavrayamamış, şekilsel boyutta namazı yaşayarak, boşa zamanlarını harcıyorlar demektir. Sanırım İslam toplumunun büyük bir çoğunluğu, bu gerçeği kavrayamamış görünüyor. Maun suresinde Allah ın gerektiği ölçülerde namaz kılmayanlara,YAZIKLLAR OLSUN O NAMAZ KILANLARA sözleri, dikkatle düşünülmelidir.

Gelelim oruç tutma konusuna. Oruç tutmamız da, Yaradan a bir borcumuz olmayıp, tam tersine bizlerin hayatında, sağlıklı yaşamanın çok önemli bir yoludur. Eğer Allah a borcumuz mantığıyla bakarsak, oruç tutamayanların borcunu ödemediği çıkar ki, bu düşünce ve fikir yanlıştır. Allah bizlerin ne namazına, nede oruç tutmamıza ihtiyacı yoktur. Çünkü onun eşsizliği, yüceliğinin hesabını dahi bizler yapamayız.

Allah oruçtan bahsederken, bakın ayetinde nasıl bir bilgi verir.

Bakara 183: Ey iman sahipleri! Oruç sizden öncekiler üzerine yazıldığı gibi sizin üzerinize de yazılmıştır. BU SAYEDE KORUNMANIZ UMULMAKTADIR.

Demek ki orucun emredilmesinin amacı, bizlerin korunması sağlığına kavuşması için olduğu anlaşılıyor.

Yine oruç konusunda açıklama yapan Allah, bulunduğumuz oruç ayında tutamadığımız günleri de, daha sonra fırsatını bulduğumuz, sağlığımıza kavuştuğumuz en kısa zamanda tutmamızı ister. Hiç tutamayanlarında, fakiri doyurmaları yolunu gösterir. Dikkat ediniz geçmiş yıllarda tutulmayan oruçlar konusundan da hiç bahsetmez Kur’an. Çünkü geçmiş artık geçmişte kalmıştır. GEÇMİŞ YILLARIMIZI, ORUÇLA DEĞERLENDİRMEDİYSEK, SAĞLIKLI OLMANIN YOLUNU KAÇIRMIŞIZ DEMEKTİR DİYEBİLİRİZ. Elbette buda bizlerin, bedenimiz ve ruhumuz için büyük bir kayıptır. Bunu yapmakla, Yaradan ın bizlere verdiği emanetini, doğru kullanmadığımızı söyleyebiliriz. 

Zekât konusunda Allah, çok dikkat çekici bir örnek verir.

Bakara 245: Kimdir o adam ki, ALLAH'A GÜZEL BİR BORÇ VERSİN DE, Allah da ona kat kat fazlasıyla (verdiğini) ödesin! Allah (rızkı) kısar da, açar da. Hep O'na döndürüleceksiniz.

Ayetin güzelliğine bakar mısınız lütfen. Allah fakire,  maddi imkânı olmayana zekât vermeyi, ihtiyacını karşılamayı, kendisine borç verme olarak kabul ediyor. Elbette bunu yapan, karşılığını Allah tan görecektir. Allah zekât konusuna Kur’an da çok önem verir ve derki; Zekât sizlerin malınızın, paranızın bereketidir. Zekât verilen bir toplumda, toplumsal barışın sağlanacağı, insanların daha huzurlu ve mutlu olacağı açıktır.

Allah zekâtımızı, hayrımızı, yapacağımız infakı özellikle belirlememiş ve miktarını özellikle bizlere bırakmıştır. Çünkü imtihanın gereği de, bu değil mi zaten. Allah bu konuda bizleri bilgilendirirken, gelirinizden ihtiyacınızdan arta kalanından verin infak edin der bizlere. 

Dikkat etmemiz gereken bir konuda, Kur’an da en çok zikredilen, Rabbin bizlere önerdiği, namaz kılmayana, oruç tutmayana ve zekâtını vermeyenlere karşı bir yaptırımdan, cezadan söz etmemesidir. Çünkü dinde zorlama olmadığını ve herkesin yaptıklarının karşılığını Allah dan alacağını, bu dünyada imtihanda olduğumuzu söyler. Fakat bu ibadetlerin yapılması halinde, bizlerin Allah ın istediği yoldan gideceğimiz örneklerini verir ve bizleri teşvik eder.

Açıkça Allah bizleri, bu dünyada özgür bıraktığını söylerken, yapılan her şeyin bir karşılığı olacağının da dikkatini çeker.  Emredilen ibadetlerin yapılmadığında, bu dünyada beşeri kanunlarla bir ceza verilmesinden bahsetmez. ÇÜNKÜ EMRETTİĞİ İBADETLERİN, YERİNE GETİRİLMEMESİNİN MUHATABI, ALLAH IN BİZZAT KENDİSİDİR. CEZAYI DA MÜKÂFATI DA ALLAH YALNIZ BEN VERİRİM DER.Toplumun huzurunu, düzenini sağlamak adına koyduğu GENEL kuralların uygulanmasında, elbette beşeri cezalar konmuştur. Örneğin toplumda fuhşun, hırsızlığın çoğalmaması için konmuş olan kurallar gibi.

Duaların karşılık bulmasını istiyorsak, söz dinleyen, Allah ın önerileri ile yaşayan bir kul olmalıyız. Allah ın bir başka ayetinde söylediği gibi, iman ettim demekle gerçek iman etmiş nasıl olunmuyor da, Yalnız Rabbin buyruklarına, batıl karıştırmadan teslim olunması, boyun eğilmesi gerekiyorsa, Allah ın önerdiği şekliyle, namazını gereği gibi kılmayanlarında, NAMAZIN faydasını görmeleri mümkün olmayacaktır.

Allah her şeyden nice örnekler verdik diyorsa Kur’an da, namazını göstermelik kılanlar içinde elbette bir uyarısı var. Maun suresinde Allah, namazını kılan bir toplumdan söz ederek bakın ne diyor.

Peki, bizler namazımızı nasıl kılıyoruz? ANLAMINI DAHİ BİLMEDEN AYETLERİ OKUYARAK, NAMAZ KILDIĞIMIZI ZANNEDİYORUZ.Anlamını bilmeden okuduğumuz içinde, Yaradan la huşu içinde onun huzurunda olamıyoruz. Yaradan la doğru yöntemle irtibat kuramadığımız için, boşa geçiriyoruz zamanımızı. Böyle namaz kıldığımız için, namazda aklımıza öyle şeyler geliyor ki, bununda suçunu şeytana atıyoruz ve bakın şeytan vesvese veriyor diyoruz. KENDİMİZDE HİÇ SUÇ ARAMIYORUZ BİLE. 

Allah hüküm vermediği halde, Camide namaz kılmanın sevabının, kat kat daha fazla olduğunu söyleyerek, hatta bu konuda hadisler uydurarak, ne yazık ki camileri siyasete alet ediyoruz ve toplumlara istedikleri gibi yön vermenin, kendi çıkarları doğrultusunda kullanmanın merkezi yapılmasına seyirci kalıyoruz.

Allah ın bizlere emrettiği tüm ibadetlerin, bizlere faydası olması adına olduğunu unutmamalıyız. Bizlere düşen Allah ın bizlere önerdiklerini doğru anlayıp, elimizden geldiğince yerine getirmeye çalışmalıyız ki, dualarımız karşılık bulsun.

Saygılarımla 
Haluk GÜMÜŞTABAK

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel

http://halukgta.blogcu.com/

http://kuranyolu.blogcu.com/

http://hakyolkuran.com/

58
0
0
Yorum Yaz