Kur'an ı Herkes Anlayamaz Diyerek, Bölündük, Parçalandık, Dinden

2016-03-16 20:28:00

Kur an ı  Herkes Anlayamaz Diyerek, Bölündük, Parçalandık Ve Dinden Saptık.

 

 

Yazdığım yazılara cevap veren kardeşlerimizin büyük kısmının itirazı, Kur’an ı herkesin anlayamayacağı, tam olarak yalnız peygamberimizin anladığı, çünkü muhatabının bizzat kendisi olduğu söylenmektedir. Gerçektende Allah, tüm kullarını sorumlu tuttuğunu açıkça söylediği Kur’an ı, yalnız elçisinin anlayacağı bir şekilde göndermiş olması mümkün mü? Kur’an ın muhatabı yalnız peygamberimiz midir? Elbette peygamberimiz, Allah ın verdiği ilimle en güzel bir şekilde anlamıştır Kur’an ı, bunda hiç şüphe yok. Ama tam olarak yalnız peygamberimiz anlamıştır demek, sizce Kur’an a saygısızlık olmuyor mu?
 
Hatırlatırım din ferdi yaşanır, onun içinde Allah bizzat kişiye hitap eder ve birey olarak bizleri sorumlu tutar. PEYGAMBERİMİZ NE KADAR KUR’AN IN MUHATABIYSA, BİZLERDE EN AZ O KADAR KUR’AN IN MUHATAPLARIYIZ, lütfen bu gerçeği göz ardı etmeyelim. Kur’an Allah ın kullarına hitabıdır, seslenişidir, uyarısıdır. Bir daha da bizlere başka uyarısı olmayacağını, bu son seslenişi olduğunu açıkça bildirmiştir Kur’an da. Sizce bu uyarıyı ve detaylarını yalnız peygamberimizin anlayabildiğini ve bizlerin okuduğumuzda anlayamayacağımızı söylememiz mantıklı mı?
 
Allah Kur’an ı bizlere anlatırken, yemin olsun ki bu kitabı, sizler için kolaylaştırdım diye apaçık söyler. Emin olmadığınız bilgilerin ardına düşmeyin diye uyarır bizleri. Biz her şeyden nice örnekleri, değişik ifadelerle açıkladık ki anlayasınız diyerek, Kur’an ı anladığı dilden okuyan ve üzerinde düşünen herkesin anlayacağını apaçık bizlere bildirir. Tüm bu uyarı ayetlerden sonra, nasıl olurda Kur’an ı herkes anlayamaz, yalnız peygamberimiz anlamıştır deriz? Yüce Rabbimiz yarattığı kullarına istediklerini anlatamayacağını, onu aracısız anlayamayacağımızı nasıl söyleriz. TÜM BU İFTİRALARIN HEPSİ, BİZ MÜSLÜMANLARA BİR TUZAKTIR. ALLAH IN VE ELÇİSİNİN ADINI KULLANABİLMEK VE DİNE HURAFE, FESAT SOKABİLMEK İÇİN UYDURULMUŞ TUZAKLARDIR. Lütfen bu yalanlara kanmayalım, yoksa çok pişman oluruz.
 
Nahl 44. Ayette, İNSANLARA AÇIKLAYASIN DİYE, KUR’AN I SANA İNDİRDİK diye geçer. Bu cümleyi kendilerine kanıt alan, batıl savunucuları, işte bakın yalnız peygamberimiz anlamış ki Kur’an ı, sen anlat diyor diyerek kanıt gösteriyorlar. Hâlbuki bu ayetteki açıklama, ANLAŞILMAYAN BİR KONUYU AÇIĞA ÇIKARMA DEĞİL, tam tersine batılın peşi sıra giden topluma, ehlikitaba daha önceki yaptığı yanlışları, batıl inançlarını yeni indirilen tebliğ Kur’an ile uyararak, yaptıkları hataları onlara izah etmek ve onlardan uzaklaşmalarını sağlamak anlamında kullanılmıştır. BİR BAŞKA DEYİŞLE PEYGAMBERİMİZİN AÇIKLAMASI, İZAH ETMESİ, O GÜNKÜ YANLIŞ İNANÇLARI, ALLAH IN İNDİRDİĞİ KUR’AN İLE YÜZLEŞTİRMEK, ONLARI GERÇEKLERE DAVET ETMEK ANLAMINDA KULLANILMIŞTIR.
 
Bu konu ile ilgili bir örnek vermek istiyorum. Allah gönderdiği kitaplar arasında bazı emirlerini/hükümlerini değiştirdiğini söyler. Örneğin daha önce Tevrat ve İncil de hükmedilen konuların, Kur’an da değiştirilmiş olarak gördüklerinde, bu konuda sorular sormaya başlanmış. Maide 101. Ayette bu konuya açıklık getiriyor ve Allah bakın ne diyor.
 
(Size AÇIKLANINCA hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. Kur an indirilirken onları sorarsanız size açıklanır. Allah onları affetti/kaldırdı.)
 
İşte peygamberimizin topluma, özellikle Ehli kitaba açıklaması ve izah etmesi gereken konular bunlardı. Onlara anlatıp, onları ikna etmek, Allah ın yeni indirdiği hükümlerine davet etmekti görevi. Yoksa Kur’an ayetleri okunduğunda anlaşılmıyor değildi. Ayetler anlaşılmıyor olsaydı, Allah bizleri ayetlerin sonunda düşünmeye davet eder miydi? Anlamadığımız bir Kur’an dan sorumlu tutarak bizleri imtihan eder mi? Kur’an ın açık, seçik, anlaşılır ve kolaylaştırılmış olduğu tebliğinden bazı örnekler verelim.
 
Kamer 17: Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan? (Diyanet meali)
 
Hac 16: İşte böylece biz o Kur'an'ı AÇIK SEÇİK AYETLER HALİNDE İNDİRDİK. Gerçek şu ki Allah dilediği kimseyi doğru yola sevkedir. (Diyanet vakfı meali)
 
Nur 1: Bu indirdiğimiz ve uygulanmasını farz kıldığımız bir suredir. Düşünüp öğüt almanız için ONDA AÇIK AÇIK AYETLER İNDİRDİK. (Süleyman Ateş meali)
 
Şuara 2: Bunlar, apaçık Kitab’ın âyetleridir. (Diyanet meali)
 
Bakara 99: Andolsun, biz sana apaçık âyetler indirdik. Bunları ancak fasıklar inkâr eder. (Diyanet meali)
 
Bu ayetlere benzer birçok uyarı ve tebliğler vardır ki, Kur’an anlaşılması ve hayata geçirilmesi için kolaylaştırılmış ve nice örneklerle açıklanmış olduğu, bizzat Kur’an ın kendisi tarafından bizlere tebliğ edilmiştir. Tabi bunları hatırlattığımızda, atalarının inançlarından vazgeçmek istemeyenler, hemen batıl düşünce ve itikatlarını korumaya alarak, KUR’ AN KOLAYDA NEKADAR KOLAY, BU İŞLER BU KADAR BASİT Mİ? NE YANİ, PEYGAMBERİMİZ POSTACIMIYDI, diyebiliyorlar.
 
Peygamberimiz elbette postacı değildi. Ama hâşâ peygamberimiz, sanki Allah ın ayetlerinde bizlere anlatamadıklarını anlatabilen, açıklayabilen konumunda da değildi. Bunu söylemek Rabbimize saygısızlıktır. ALLAH İSTERSE, İSTEDİĞİ KULUNUN GÖNLÜNE AYETLERİ İNDİRİR, OKUMASINA BİLE GEREK YOK. Ama bizler hala neler söylüyoruz.
 
Herhangi bir konuda, kitap yazmak isteyen bir yazarın, ilk dikkat etmesi gereken konu, yazdığı kitabın, hitap edeceği toplumun anlayacağı üslupta olmasıdır. Kitabı piyasaya çıkmış bir yazarın kitabı hakkında kendisine, okuduğumda ne anlatmak istediğinizi tam anlayamadım derseniz, o yazar çok üzülür ve kendisini başarısız bulur. Ne dersiniz bu örnekten ne demek istediğimi anladınız mı? Sanırım anlayan anladı, anlamayana ya da anlamak istemeyene sözüm meclisten dışarı.
 
Bir başka düşüncede, yalnız peygamberimizin Kur’an ı anladığı düşüncesinden kalbi tatmin olmadığından olsa gerek, Kur’an ı herkes anlayamaz, onu veli, âlim, Müceddit insanlar anlar diyerek, kişi ve şahıs odaklı bir inancın temellerini atmışlardır. Elbette bu düşünce anlayışı da İslam ı bölmüş ve birbirine düşman hasımlar haline getirmiştir.
 
Şimdide bu konuyu farklı bir açıdan düşünelim ki, batıl savunucularına belki faydamız dokunur. Şöyle düşünelim, evet Kur’an ı tam ve eksiksiz yalnız peygamberimiz anlamıştır. Bunu söyleyince, hemen şöyle sorular geliyor aklınıza biliyorum. Peki, bu durumda peygamberimiz Kur’an ı bizlerin anlayacağı şekilde neden kaleme aldırmamış ve bizlere bu şekilde ulaşmasını neden sağlamamıştır? Bakın ne kadar mantıksız bir sonuca ulaştık. Diyelim ki peygamberimiz, ayetleri tercüme etme yetkisini kendisinde bulmadığı için, bunu yapmamış olabilir diyelim. Bu durumda sağlığında, Kur’an ı yazdırdığı gibi, Kur’an ın yanında onu anlatan, açıklayan bir kitabı da yazdırması gerekmez mi?
 
Bakın yanlışa yöneldiğimizde, ne kadar mantıksız sorularla karşılaşabiliyoruz. Bu durumda şöyle bir savunma yapılabilir. PEYGAMBERİMİZİN HADİSLERİ VAR YA KUR’AN I AÇIKLAYAN. Hemen bu sözlerin üzerinde düşünelim. Değerli din kardeşlerim, lütfen araştırınız, peygamberimiz sağlığında önce izin verdiği hadis nakli ve yazımına, daha sonra kesinlikle yasaklamıştır. Çünkü peygamberimizin sözlerini, aradan birkaç gün geçmesine rağmen, çok farklı anlamlarda naklettiklerini, şahısların kendi düşüncelerini ilave ederek anlattıklarını görünce, kesinlikle peygamberimiz yasaklamıştır.
 
Peygamberimiz din ve iman adına, Kur’an dışından hiç bir şey nakledilmesine izin vermemiştir. Hatta hadis nakli yasağı, dört halife devrinde de, çok sıkı bir takiple devam etmiştir. Sizce Kur’an ı yalnız peygamberimiz anlamış olsaydı, böylemi yapardı? ALLAH KUR’AN I BEN KORUYORUM DİYORSA, NASIL OLURDA KUR’AN I GELECEK NESİLLERE ANLAŞILMAYACAK BİR ŞEKİLDE ULAŞILMASINA İZİN VERİR VE ANLAYABİLMEMİZ İÇİNDE BİZLERİ RİVAYETLERE VE KİŞİLERE MUHTAÇ EDER. Bunları söylemek ve düşünmek, hem Rabbimize hem de Kur’an a büyük saygısızlıktır. Allah ne diyordu ayetinde. Sakın velilerin ardına düşmeyin, güvenilecek veliniz yalnız Allah dır.
 
Hadis toplama yarışı, dinin mezheplere bölünmesi, peygamberimizin vefatından 150-200 yıl sonra, hız kazandığı rivayet edilir. Tabi bu hadis toplama yarışı öyle bir hal almıştır ki, din parçalanmış, bölünmüş ve adeta Müslümanlar bir birine düşman olmuştur. Çünkü bir mezhebin kabul ettiği hadisi, diğeri kabul etmemiş hurafe demiştir. Sonucunu bugün İslam toplumları içinde görmekteyiz. Dinde sakın bölünmeyin diye uyaran Rabbimize inatla, bugün Diyanet ve cemaatler, tarikatlar, DİNDE BÖLÜNMEKTE BEREKET, ZENGİNLİK VARDIR DİYECEK KADAR, KUR’AN DAN UZAKLAŞTIK.
 
Din ve iman adına, bizlerin sorumlu olduğu ayetlere Kur’an, MUHKEM ayetler adını vermiştir. Muhkem kelimesinin anlamı yorumsuz, açık, anlaşılan, güçlü bir şekilde izah edilmiş, şüphe götürmeyen anlamındadır. Allah din ve iman adına bizlere gerekli olan bu ayetler için MUHKEM diyorsa, hala bizler nasıl olurda bu ayetleri herkes anlayamaz deriz? Bu kadar mı düşünmeyi, aklı başkalarına bıraktık. Allah sizleri Kur’an dan hesaba çekeceğim diyecek, ama bizler okuduğumuzda Kur’an ın, muhkem ayetlerini anlayamayacağız öylemi? Bu nasıl bir imtihan.
 
Bir Müslüman a düşen, din kardeşini yalnız Kur’an ile uyarmaktır. Bizlerin Kur’an ı anlayamayacağımızı söyleyenler, bizleri Kur’an dan uzaklaştıranlardır unutmayalım. Kur’an dan uzaklaşan, şeytana yaklaşacağını da bilmelidir.
 
 
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK
 
http://hakyolkuran.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
 

93
0
0
Yorum Yaz