Kur'an da Geçen Muhkem Ve Müteşabih Ayetler Konusu.

2015-02-17 14:05:00
 
Kur an da Muhkem Ve Müteşabih Ayetler Konusu.
 
Kur an da Muhkem Ve Müteşabih Ayetler Konusu.
 

 

Kur’an ı anlamaya çalışırken, dikkatimizi çeken bir konuda, MUHKEM ve MÜTEŞABİH ayetler konusudur. Ne yazık ki bu konu, yanlış anlamlar verilerek topluma anlatılmış ve böylece hurafe ve yanlış itikatların çok daha rahat, İslam dinine girişi sağlanmıştır.
 
Allah Kur’an ı bizlere, imtihanımızın bir rehberi olarak gönderdiğini söyler. Gelin bu konuyu rehberimize danışıp, akıl ve mantık süzgecinden geçirerek, anlamaya çalışalım. Allah muhkem ve müteşabih konusuna, bakın nasıl bir açıklık getiriyor ayetinde. 
 
Ali İmran 7:  Kitap'ı sana indiren O'dur: Onun ayetlerinden bir kısmı muhkemlerdir ki; onlar Kitap'ın anasıdır. Diğer ayetlerse müteşâbihlerdir. Şu var ki, kalplerinde bir eğrilik ve bozukluk bulunanlar, fitne aramak, onun teviline öncelik tanımak için Kitap'ın sadece müteşâbih kısmının ardına düşerler. Onun tevilini ise bir Allah bilir, bir de ilimde derinleşmiş olanlar. Bunlar, "Ona inandık, hepsi Rabbimizin katındandır." derler. Gönül ve akıl sahiplerinden başkası gereğince düşünemez.
 
Allah Kur’an da, iki türlü ayet olduğundan bahsediyor. Birincisi muhkem ayetler. Bu ayetlerin kitabın anası olduğunu, sorumlu olduğumuz tüm bilgilerin açıklandığı, ayetler olduğunu belirtiliyor. Muhkem sözcüğünün anlamı da zaten, sağlam kuvvetli söz, şüphe duyulmayacak kadar açık bilgi anlamındadır. 
 
Müteşabih konusuna gelince. İşte üzerinde dikkatle düşünmemiz gereken konuda burası. Çünkü bu konuya çok yanlış anlamlar yüklenerek, dine istedikleri hurafeleri rahatlıkla sokabilmişlerdir. Allah yukarıdaki ayette, bakın bizlerin bu konuda nasıl dikkatini çekiyor.
 
(Şu var ki, kalplerinde bir eğrilik ve bozukluk bulunanlar, fitne aramak, onun teviline öncelik tanımak için Kitap'ın sadece müteşâbih kısmının ardına düşerler.)
 
Bu sözlerden de anlıyoruz ki, müteşabih ayetlerin anlamları, okuyanlar tarafından tam anlaşılamıyor. Daha açıkçası,  anlamların ortaya çıkması için beşeri ilmi bilgilere muhtaç. Peki, bunlar neler olabilir? 
 
Din ve iman adına sorumlu olduğumuz, farz ibadetlerimizi kapsayan konuların, asla müteşabih ayetler olmadığını, zaten ayette açıklanmıştı. Sorumlu olduğumuz ayetlerin dinin anası, temeli olan muhkem ayetler olduğu ve bu ayetlerinde anlamlarının, şüphe duyulmayacak kadar açık ayetler olduğu konusunda da, çok net açıklama yapılmış.  
 
Ali İmran suresi 7. ayetinde, içinde fitne ve fesat olanlar, Kur’an ın müteşabih ayetleri hakkında bilgisi olmadan, yorumlar yaparak ardı sıra gittiklerini söylüyor. Demek ki bu ayetler hakkında, gelişi güzel konuşmak büyük yanlış olduğunu anlıyoruz.
 
Peki, kimler müteşabih ayetler hakkında konuşa bilir? Eğer bu ayetlerin mahiyetini doğru anlayabilirsek, kimlerin bu konuda konuşabileceğini de doğru anlayabiliriz. Ali İmran 7. Ayetin son bölümü üzerinde dikkatle düşünelim.
 
(Onun tevilini ise bir Allah bilir, bir de ilimde derinleşmiş olanlar. Bunlar, "Ona inandık, hepsi Rabbimizin katındandır." derler. Gönül ve akıl sahiplerinden başkası gereğince düşünemez.)
 
Allah müteşabih ayetlerin anlamını, ilk önce kendisinin bildiğini söylüyor. Peki, bu ayetlerin anlamını bizler hiç bilemeyecek miyiz? Elbette bunu söylemek ve inanmak Kur’an ın birçok ayetine ters düşer. Hiç bilemeyeceğimiz bir bilgiyi Allah, neden Kur’an a alsın ve bizlere rehber olarak göndersin?
 
Ayetin son kısmını dikkatle düşünürsek, Allah ilim adamlarının, bu ayetlere inandığını, bu inceliği fark ettiğinden bahsediyor. Demek ki müteşabih ayetlerinin anlamını, zamanla ilim adamlarının bulacağını söylüyor ayet bizlere. 
 
Bizlerin yaptığı en büyük yanlış, ayette bahsedilen kişilerin yanlışına, bugün bizlerin de düşmesidir. Allah nasıl ikaz ediyordu bunu yapanları?
 
(Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için, müteşabih âyetlerinin ardına düşerler.)
 
İşte bizlerde aynısını yapıyoruz ve ne diyoruz? Kur’an ayetleri açık anlaşılır değildir. Bazı ayetler şifreli verilmiş ve çok özel kişiler, veli insanlar ancak anlar bunları diyerek, Müteşabih ayetleri olur olmaz açıklayan, hatta büyücülerin kullandığı birçok gizli yöntemlerle ayetleri anlama yolunda olanların peşine düşüyoruz. Ne yazık ki bu insanlar, çok da kabul görmektedir günümüzde.  Din kardeşlerimizin, ayetteki Rabbin uyarısını, dikkate almalarını öneririm.
 
Müteşabih ayetlere Allah, bir örnek vermiş ve bakın yine kalplerinde eğrilik olanlara neler söylüyor.
 
Müddesir 30–31: Üzerinde ondokuz vardır onun.  Biz, cehennem yârânını hep melekler yaptık. Ve biz, onların sayılarını da küfre sapanlar için bir imtihandan başka şey yapmadık. Ta ki, kendilerine kitap verilenler iyice ve apaçık bilsinler. İman etmiş olanların imanı artsın. Kendilerine kitap verilmiş olanlarla iman sahipleri kuşkuya düşmesin. Kalplerinde hastalık olanlarla küfre sapmış bulunanlar da; "Allah bununla neyi örneklendirmek istiyor?" desinler. İşte böyle. Allah, dilediğini/dileyeni saptırır, dilediğini/dileyeni de doğruya ve güzele kılavuzlar. Rabbinin ordularını ancak O bilir. Bu, insan için bir öğüt verici ve düşündürücüden başka şey değildir. 
 
Yukarıdaki ayette, üzerinde (19) vardır diyor. Bu ayette geçen ondokuz rakamının hala gizemi çözülememiştir, neden 19? Çok farklı şeyler söyleyende vardır. Kur’an adına çalışma yapanlar, Kur’an ın 19 rakamı üzerinde durmasının, araştırmasını yapıyorlar. İşte bu ve buna benzer konulardaki ayetler, hala ilmi araştırmaların sonucunu bekliyor. Bu konuda güzel çalışmalarda var günümüzde.
 
Ayete dikkat edersek, iman edenler bu konularda açıklamalar, kanıtlar gördüğünde imanlarının arttığından bahsediyor. Kalplerinde hastalık olanlar, hurafe itikatların peşi sıra gidenlerde, Allah bununla neyi örneklendirmek istiyor diyerek, ayetin bahsetmediği anlamların peşine düşecekleri örneğini veriliyor.
 
Buradan da anlıyoruz ki, müteşabih ayetlerin, ilmin ışığında yapılan çalışmaların sonunda gerçek anlamlarının ortaya çıkacağını açıklıyor Kur’an. Böylece iman edenlerin imanlarının artacağı örneğini de veriyor. Kur’an ayetlerine baktığımızda, ayetlerin sonunda Allah kullarını düşünmeye, aklını kullanmaya yönlendirdiğini görürüz. Onun içindir ki İslam dini akla, ilme önem veren bir din olarak ortaya çıkıyor. Müteşabih ayetlerin asıl konumu görevi de, bizleri araştırmaya, ilme karşı yönlendirmek adınadır. Ama biz bunun farkında bile değiliz.
 
Allah müteşabih ayetlerin anlamını, bir kendisinin birde ilim tahsil edenlerin anlayacağını belirterek, ilmi çalışmalar yapmanın kutsal bir görev olduğu bilincini, topluma aşılamaya çalışmıştır. Ne yazık ki bu gerçek günümüzde, hala anlaşılamamış ve yanlış yönlere çekilerek, gerçek anlamının üstü örtülmüştür.
 
Hud suresi 1 ve 2. ayetinde bizlerin sorumlu olduğu, imtihanımızı yaşadığımız muhkem ayetlerin, bakın nasıl açıkça anlatıldığını söylüyor ve neden ayetleri açıkça gönderildiğini de, bakın nasıl açıklıyor Yaradan.
 
Hud 1–2: Elif Lâm Râ. Bu öyle bir kitaptır ki, âyetleri muhkem kılınmış, sonra da her şeyden haberdar olan hikmet sahibi Allah tarafından âyetleri ayrıntılı olarak açıklanmıştır. (Şöyle ki:) ALLAH'DAN BAŞKASINA KULLUK ETMEYİN. Ben size O'nun tarafından müjde vermek ve uyarmak için gönderilmiş gerçek bir peygamberim.
 
Yukarıdaki ayet aslında, bizlere çok şeyler anlatıyor. Allah Kur’an ın nasıl bir kitap olduğunu, bakın ne kadar güzel söylüyor bizlere. Bu öyle bir kitap ki, her şeyden haberdar olan, hikmet sahibi Allah tarafından ayrıntılı açıklanmıştır diyor. Tabi bizler bu ayetleri sanki tebliğ almamışçasına, ayetleri görmezden gelerek, Kur’an ı herkesin anlayamayacağını iddia ediyoruz. Allah bizleri affetsin.
 
Ayetin sonunda Yaradan, Kur’an da sorumlu olduğumuz muhkem ayetlerdeki tüm konuların, neden ayrıntılı açıklandığını, bakın ne güzel açıklıyor bizlere. Aklı olana, aklını başkalarına emanet etmeyenlere elbette.
 
( ALLAH'DAN BAŞKASINA KULLUK ETMEYİN.)
 
Ne kadar güzel açık ve net söylüyor nedenini.  Allah tan başka veliler, dostlar edinmemeniz için, sizlerin sorumlu olduğunuz muhkem ayetleri, apaçık gönderdim ve açıkladım diyor. 
 
Bizler Allah ın rehberi ile aramıza veliler, şeyhler koyduğumuz sürece, elbette bu gerçekleri görmemizde mümkün olmayacaktır. Şefaati, bağışlanmayı yalnız Allah dan dilememiz gerekirken, edindiğimiz velilerden, şeyhlerden şefaat dilememiz, müteşabih ayetleri, birilerinin nasıl yanlış ve tehlikeli bir silah olarak kullandığına güzel bir örnektir.  Allah edindikleri velilere, dostlara kulluk etme konusun da, başka bir ayetinde bizleri bakın nasıl uyarır.
 
Zümer 3: Dikkat et, halis din yalnız Allah'ındır. O'nu bırakıp kendilerine bir takım dostlar/veliler/evliya edinenler: Onlara, bizi sadece Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz, derler. Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve inkârcı kimseyi doğru yola iletmez.
 
Yukarıdaki ayette yapılan yanlışlar, bugün günümüzde de aynen yapılmaktadır. Velisi olmayanın cennete gidemeyeceğine, Kur’an ı doğru anlayamayacağına, müteşabih ayetlerin anlamını yalnız veli insanların anlayacağına inandırılmışsak, bizlerin İslam ı doğru yaşaması da, elbette mümkün olmayacaktır.
 
Allah Kur’an da müteşabih ayetler yoluyla, kullarını ilme yönlendirmiştir. Ama bizler hala bu gerçeğin farkına varamadık. Nedeni de bu ayetlerin konumunu, doğru tespit edemediğimizden kaynaklanmaktadır.
 
Müteşabih ayetlerin, dine hüküm koyan, bizlerin din ve iman adına, farz görevlerimizin uygulanması ve yaşanması adına uyması gereken ayetler olmadığını, önce net bir şekilde bilmeliyiz. Çünkü Allah anlamı tam olarak anlaşılmayan bir ayetten, bizleri asla sorumlu tutmaz. Önce bu gerçeği göz ardı etmeyelim.
 
Peki, nasıl ayetler olabilir müteşabih ayetler? Yaradan gökyüzünden, yıldızlardan, aydan, gökyüzünün katmanlarından, güneşle dünya arasına koyduğu koruyucu tabakadan, burçlardan bahseder. Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir der detay vermez, bizlerin bu konuda ilmi araştırmalar yapmamızın yolunu açar. 
 
Göklerde ve yerde ne varsa Allah ın der, ama gökyüzünde nelerin olduğu konusunda açıklama yapmayarak, bizleri bu konuda araştırmaya yönlendirir.  İlme bizleri yönlendirmesinin de, elbette çok önemli bir nedeni vardır. Allah ın yarattığı tabiatı, gökyüzünü ve birbirine nasıl eşsiz ve şaşamaz bir düzenle bağlandığını, her şeyin nasıl kusursuz çalıştığını, ilim sayesinde anladığımızda, Yüce Yaradanımıza daha bir coşkuyla, aşkla derinden bağlılığımızı göstermiyor muyuz? 
 
Biz acı suyla tatlı suyu yan yana getiririz, fakat bir birine karıştırmayız ayeti, sizce yüzlerce yıl önce nasıl anlaşılmış olabilir? Bir ilim adamının, bu ayette bahsedilen konuyu açığa çıkarmasıyla, İMAM EDENLERİN NASILDA İMANLARI DAHA DA GÜÇLENDİ, İNANCIMIZLA GURUR DUYDUK.  Bu bilgi iman ettiğimiz Kur’an da, yüzlerce yıl önce bizlere bildirilmişti demedik mi gururla. 
 
Biz ibret olsun diye, etini kemiğini koruyacağız, ayetinde bahsedilen Firavun, bildiğiniz gibi Nil nehrinin altında, eti kemiği korunmuş bir şekilde, ilim adamları tarafından bulundu.  Sizce bu ayet, yüzlerce yıl önce acaba nasıl anlaşılıyordu? Kim bilir bu ayet için, neler söyleniyordu geçmişte. 
 
Müteşabih ayetlerin Kur’an da yer almasının asıl amacı, böylece ortaya çıkıyor. Bizleri ilme, bilime, araştırmaya yönlendirmek ve böylece Yaratıcımızın gücünü, büyüklüğünü gözlerimizle görmemizi sağlamaktır asıl amaç. 
 
Bir sivrisineği, örümceği örnek veren Rabbimiz, boşuna vermiyor. Şunu lütfen siz araştırınız, Allah neden velilerin ardına gidenlerin tehlikesini anlatabilmek için, onların dişi örümceğin yaptığı eve sığınanlara benzetiyor, peki dişi örümceğin yaptığı evin ne özelliği var? Lütfen araştırın ve o güzel gerçeği sizde keşfedin.
 
Hala anlamı bilinmeyen, tam açığa çıkmamış müteşabih ayetlerde vardır. Bizlere düşen Allah ın uyarısında olduğu gibi, Kur’an ın hali hazırda anlamları tam bilinmeyen, müteşabih ayetlerinin ardı sıra gitmek yerine, gelin Allah ın sizlere rehber olsun ve Allah tan başkasına kulluk etmeyelim diye gönderdiği, anlamları açık, anlaşılır, sağlamlaştırılmış, her şeyden nice örneklerle gönderdiği, muhkem ayetlerin peşi sıra gidelim. Elbette ilim adamlarının araştırmalarını da izleyelim, kayıtsız kalmayalım.
 
Bizler eğer imtihanda olduğumuz bilincindeysek, imtihan olduğumuz kitabında Kur’an olduğuna iman ediyorsak, veliler, şeyhler edinmeden, Allah tan başka güvenilecek, yardım istenecek, dayanılacak veli olmadığı bilinciyle, gelin el birliğiyle yardımlaşarak, elimizde Kur’an, imtihanımız için çalışalım, çaba harcayalım. Bakın o zaman Rabbimiz, gönül gözlerimizi nasıl aydınlatacak ve bizlerin dualarına nasıl çok daha farklı, cevap verecek göreceksiniz. 
 
Allah Kur’an ı bizlere, rehber olsun diye gönderdiğini söylüyorsa, O Kur’an dan sorumlu olduğumuz hükümler, anlaşılması asla zor olamaz. Çünkü Yaradan yemin ederek birçok kez, sizler için kolaylaştırdım diyor Kur’an ı. Fakat bizler beşerin etkisinde olduğumuz için, Rabbin ayetlerini görmezden gelerek, Kur’an ı herkes anlayamaz, veli insanlar anlar diyerek, farkında olmadan Yaradan la inatlaştığımızın, O ne derse neredeyse tersini yaptığımızın, farkında bile değiliz.
 
Dilerim, yaptığımız bu büyük yanlışın farkında oluruz. Yine dilerim Rabbin gerçeklerini gören, duyan, hisseden HALİS kullarından oluruz.
 
Saygılarımla 
Haluk GÜMÜŞTABAK
http://hakyolkuran.com/index.php

806
0
0
Yorum Yaz