KUR'AN DA GEÇEN MUHKEM VE MÜTEŞABİH AYETLER KONUSU.

2015-02-18 00:05:00
Kur’an ı anlamaya çalışırken, dikkatimizi çeken bir konuda, MUHKEM ve MÜTEŞABİH ayetler konusudur. Ne yazık ki bu konu, yanlış anlamlar verilerek topluma anlatılmış ve böylece hurafe ve yanlış itikatların çok daha rahat, İslam dinine girişi sağlanmıştır. Gelin önce konumuzla ilgili ayeti yazalım, daha sonra üzerinde birlikte düşünelim.
 
Ali İmran 7:  Kitap'ı sana indiren O'dur: Onun ayetlerinden bir kısmı muhkemlerdir ki; onlar Kitap'ın anasıdır. Diğer ayetlerse müteşâbihlerdir. Şu var ki, kalplerinde bir eğrilik ve bozukluk bulunanlar, fitne aramak, onun teviline öncelik tanımak için Kitap'ın sadece Müteşabih kısmının ardına düşerler. Onun tevilini ise bir Allah bilir, bir de ilimde derinleşmiş olanlar. Bunlar, "Ona inandık, hepsi Rabbimizin katındandır." derler. Gönül ve akıl sahiplerinden başkası gereğince düşünemez.
 
Allah Kur’an da, iki türlü ayet olduğundan bahsediyor. Birincisi muhkem ayetler. BU AYETLERİN KİTABIN ANASI OLDUĞUNU, SORUMLU OLDUĞUMUZ TÜM BİLGİLERİN AÇIKLANDIĞI, AYETLER OLDUĞUNU BELİRTİYOR. Muhkem sözcüğünün anlamı da zaten, sağlam kuvvetli söz, şüphe duyulmayacak kadar açık bilgi anlamındadır. Müteşabih konusuna gelince. İşte üzerinde dikkatle düşünmemiz gereken konuda burası. Allah yukarıdaki ayette, bakın bizlerin bu konuda nasıl dikkatini çekiyor.
 
(ŞU VAR Kİ, KALPLERİNDE BİR EĞRİLİK VE BOZUKLUK BULUNANLAR, FİTNE ARAMAK, ONUN TEVİLİNE ÖNCELİK TANIMAK İÇİN KİTAP'IN SADECE MÜTEŞABİH KISMININ ARDINA DÜŞERLER.)
 
Bu sözlerden de anlıyoruz ki, Müteşabih ayetlerin anlamları, okuyanlar tarafından tam anlaşılamıyor. Daha açıkçası,  anlamların ortaya çıkması için beşeri ilmi bilgilere muhtaç. Peki, bunlar neler olabilir? Kimler Müteşabih ayetler hakkında konuşa bilir? Eğer bu ayetlerin mahiyetini doğru anlayabilirsek, kimlerin bu konuda konuşabileceğini de doğru anlayabiliriz. 
 
Müteşabih ayet konusunu şöyle açıklayanlarda var, onların düşüncelerine de bakalım üzerinde birlikte düşünelim. Bakın nasıl açıklıyorlar bu konuyu.
 
“Müteşabih bir ayetin, benzeştiği başka bir ayeti bulunuyor demektir. Benzeşen anlamındadır. Yani açık anlaşılır bir ayetin başka benzeyen bir ayeti olduğu anlamındadır. Bu şekilde ayetler anlaşılmaktadır. Yani Müteşabih ayetler muhkem ayetleri açıklar, daha iyi anlaşılmasını sağlar.”
 
“Kısaca Muhkem: “Tek manası olan”, Müteşabih ise: “Birden fazla manaya gelebilen”, yahut muhkem: “Anlaşılması için başka bir delile ihtiyacı olmayan”, Müteşabih:“Anlaşılması için kendi dışında bir delile ihtiyaç hissettiren” demektir.”
 
İlk söylenen üzerinde düşünelim. Müteşabih ayet, benzeşen farklı anlamlara gelip, diğer ayetleri açıkladığına inandığımızda, şöyle bir durum çıkıyor ortaya. Bu ayetleri okuyan herkes anlayamıyor ama bazı kişiler anlıyor, sorumlu olduğumuz dinin anası olan muhkem ayetlerin, daha iyi, doğru anlaşılmasını sağlıyor dediğimiz andan itibaren, Kur’an adeta herkesin anlayamayacağı, özel kişilerin açıklamalarına muhtaç bir konumuna düşüyor. Bu düşünce Kur’an ın birçok ayetine ters düşer. Dinin anası, temeli olan Muhkem oluşuna da aykırıdır. Böyle olduğunu düşünürsek, kendi kendimize İslam dininde RUHBAN SINIFI YARATIRIZ. Dikkat ederseniz Müteşabih ayetler okunduğunda, açıkça anlamını okuyan anlayamıyor. BU DURUMDA BİZLERİN SORUMLU OLDUĞUMUZ, DİĞER AYETLERİ AÇIKLAYAN AYETLER OLDUĞUNU NASIL SÖYLERİZ.
 
Diğer bölümde bahsedilen konu ise, söyledikleri gibi muhkem tek ve açık manası olan, anlaşılması için başka delile ihtiyacı olmayan anlamındadır diyor ve çok doğru söylüyor. Müteşabih konusundan bahsederken, birden fazla manaya gelebilen açıklamasını yapıyor. Devamında ise anlaşılması için ayetin kendisi, bahsettikleri dışında, bir delile ihtiyacı olan demektir diye izah edilmiş. Bu düşüncenin son bölümü çok doğru ama bu ayet birçok anlama geliyor demek doğru olamaz. Allah bir ayeti farklı anlamalara gelecek şekilde gönderip, kullarını tedirgin etmez, çelişkide asla bırakmaz. Bu düşünce Kur’an anlayışına, öğretisine aykırıdır.
 
Allah Ali İmran 7. ayetinde ne diyordu? Kalplerinde eğrilik olanlar Müteşabih ayetlerin peşine düşerler diyor. Yani okunduğunda anlamı açık olmayan, anlaşılamayan, net anlaşılmadığı halde, insanların kendi nefislerine göre yorumladıklarından bahsediliyor ve bunun yanlış olduğu açıklaması yapılıyor. Peki, bu ayetlerin gerçek anlamını kimler bilir diyor? Dikkat ederseniz ayette, gerçek anlamını bir Allah bilir diyor devamında da, ilimde derinleşmiş olanlar, ilim tahsil etmişler bilir, onlar bu gerçeklerin farkına varıp, bunlar Allah katındandır diye iman ederler diyor.
 
BU AYETTEN ŞUNU ÇOK AÇIK ANLIYORUZ. BU AYETLER BİZLERİN SORUMLU OLDUĞUMUZ, DİNİN ANASI OLAN AYETLERLE HİÇBİR İLGİSİ YOKTUR. Çünkü bu ayetler zamanla, ilmin gelişmesiyle ortaya çıkacak ayetler olduğu anlaşılıyor. Bizlerin okuduğumuzda anlayamadığımız bir ayetten, elbette bizleri Allah asla sorumlu tutmaz. BİRDE HER OKUYANIN ANLAYAMADIĞI BİR AYET, KUR’AN DA BİR BAŞKA AYETİN AÇIKLAYICISI DA ASLA OLAMAZ. Bunu kabul ettiğimiz andan itibaren, veliler, efendiler edinmeye başlar, ruhban sınıfını ellerimizle yaratırız. Müteşabih ayetlere Allah, bir örnek vermiş ve bakın yine kalplerinde eğrilik olanlara neler söylüyor.
 
Müddesir 30–31: Üzerinde ondokuz vardır onun.  Biz, cehennem yârânını hep melekler yaptık. Ve biz, onların sayılarını da küfre sapanlar için bir imtihandan başka şey yapmadık. TA Kİ, KENDİLERİNE KİTAP VERİLENLER İYİCE VE APAÇIK BİLSİNLER. İMAN ETMİŞ OLANLARIN İMANI ARTSIN. Kendilerine kitap verilmiş olanlarla iman sahipleri kuşkuya düşmesin. KALPLERİNDE HASTALIK OLANLARLA KÜFRE SAPMIŞ BULUNANLAR DA; "ALLAH BUNUNLA NEYİ ÖRNEKLENDİRMEK İSTİYOR?" DESİNLER. İşte böyle. Allah, dilediğini/dileyeni saptırır, dilediğini/dileyeni de doğruya ve güzele kılavuzlar. Rabbinin ordularını ancak O bilir. Bu, insan için bir öğüt verici ve düşündürücüden başka şey değildir. 
 
Yukarıdaki ayette, üzerinde (19) vardır diyor. Bu ayette geçen ondokuz rakamının hala gizemi çözülememiştir, neden 19? Çok farklı şeyler söyleyende vardır. Kur’an adına çalışma yapanlar, Kur’an ın 19 rakamı üzerinde durmasının, araştırmasını yapıyorlar. İşte bu ve buna benzer konulardaki ayetler, hala ilmi araştırmaların sonucunu bekliyor. Bu konuda güzel çalışmalarda var günümüzde.
 
Ayete dikkat edersek, iman edenler bu konularda açıklamalar, kanıtlar gördüğünde imanlarının arttığından bahsediyor. Kalplerinde hastalık olanlar, hurafe itikatların peşi sıra gidenlerde, Allah bununla neyi örneklendirmek istiyor diyerek, ayetin bahsetmediği anlamların peşine düşecekleri örneğini veriliyor.
 
Buradan da anlıyoruz ki, Müteşabih ayetlerin, ilmin ışığında yapılan çalışmaların sonunda gerçek anlamlarının ortaya çıkacağını açıklıyor Kur’an. Böylece iman edenlerin, ayetler açığa çıktıkça imanlarının artacağı örneğini de veriyor. Kur’an ayetlerine baktığımızda, ayetlerin sonunda Allah kullarını düşünmeye, aklını kullanmaya yönlendirdiğini görürüz. Onun içindir ki İslam dini akla, ilme önem veren bir din olarak ortaya çıkıyor. Müteşabih ayetlerin asıl konumu görevi de, bizleri araştırmaya, düşünmeye, ilme karşı yönlendirmek adınadır. Ama biz bunun farkında bile değiliz.
 
Allah Müteşabih ayetlerin anlamını, bir kendisinin birde ilim tahsil edenlerin anlayacağını belirterek, ilmi çalışmalar yapmanın kutsal bir görev olduğu bilincini, topluma aşılamaya çalışmıştır. Ne yazık ki bu gerçek günümüzde, hala anlaşılamamış ve yanlış yönlere çekilerek, gerçek anlamının üstü örtülmüştür.
 
Hud suresi 1 ve 2. ayetinde bizlerin sorumlu olduğu, imtihanımızı yaşadığımız muhkem ayetlerin, bakın nasıl açıkça anlatıldığını söylüyor ve neden ayetleri açıkça gönderildiğini de, bakın nasıl açıklıyor Yaradan.
 
Hud 1–2: Elif Lâm Râ. Bu öyle bir kitaptır ki, ayetleri muhkem kılınmış, sonra da her şeyden haberdar olan hikmet sahibi Allah tarafından ayetleri ayrıntılı olarak açıklanmıştır. (Şöyle ki:) ALLAH'DAN BAŞKASINA KULLUK ETMEYİN. Ben size O'nun tarafından müjde vermek ve uyarmak için gönderilmiş gerçek bir peygamberim.
 
Yukarıdaki ayet aslında, bizlere çok şeyler anlatıyor. Allah Kur’an ın nasıl bir kitap olduğunu, bakın ne kadar güzel söylüyor bizlere. Bu öyle bir kitap ki, her şeyden haberdar olan, hikmet sahibi Allah tarafından ayrıntılı açıklanmıştır diyor. Tabi bizler bu ayetleri sanki tebliğ almamışçasına, ayetleri görmezden gelerek, muhkem ayetleri de Müteşabih ayetler açıklıyor ve bunları da herkes anlayamaz diye iddia ediyoruz. Allah bizleri affetsin. Ayetin sonunda Yaradan, Kur’an da sorumlu olduğumuz muhkem ayetlerdeki tüm konuların, neden ayrıntılı açıklandığını, bakın ne güzel açıklıyor bizlere. Aklı olana, aklını başkalarına emanet etmeyenlere elbette.
 
( ALLAH'DAN BAŞKASINA KULLUK ETMEYİN.)
 
Ne kadar güzel açık ve net söylüyor nedenini.  Allah tan başka veliler, dostlar edinmemeniz için, sizlerin sorumlu olduğunuz muhkem ayetleri, apaçık gönderdim ve açıkladım diyor. Eğer Müteşabih ayetler muhkem ayetlerin benzerleri olup onları açıklamış olsaydı, bu durumda sorumlu olduğumuz muhkem ayetleri anlayabilmemiz için, bazı kişilere muhtaç olurduk.
 
Bizler Allah ın rehberi ile aramıza veliler, şeyhler koyduğumuz sürece, elbette bu gerçekleri görmemizde mümkün olmayacaktır. Şefaati, bağışlanmayı yalnız Allah dan dilememiz gerekirken, edindiğimiz velilerden, şeyhlerden şefaat dilememiz, Müteşabih ayetleri, birilerinin nasıl yanlış ve tehlikeli bir silah olarak kullandığına güzel bir örnektir.  Allah edindikleri velilere, dostlara kulluk etme konusun da, başka bir ayetinde bizleri bakın nasıl uyarır.
 
Zümer 3: Dikkat et, halis din yalnız Allah'ındır. O'nu bırakıp kendilerine bir takım dostlar/veliler/evliya edinenler: Onlara, bizi sadece Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz, derler. Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve inkârcı kimseyi doğru yola iletmez.
 
Yukarıdaki ayette yapılan yanlışlar, bugün günümüzde de aynen yapılmaktadır. Velisi olmayanın cennete gidemeyeceğine, Kur’an ı doğru anlayamayacağına, Müteşabih ayetlerin anlamını yalnız veli insanların anlayacağına inandırılmışsak, bizlerin İslam ı doğru yaşaması da, elbette mümkün olmayacaktır.
 
Müteşabih ayetlerin, dine hüküm koyan, bizlerin din ve iman adına, farz görevlerimizin uygulanması ve yaşanması adına uyması gereken ayetler olmadığını, önce net bir şekilde bilmeliyiz. Çünkü Allah anlamı tam olarak anlaşılmayan bir ayetten, bizleri asla sorumlu tutmaz. Önce bu gerçeği göz ardı etmeyelim ve şunu tekrar söyleyelim. MÜTEŞABİH AYETLER YORUMA AÇIK, DÜŞÜNMEYE, ARAŞTIRMAYA YÖNLENDİREN, BAHSEDİLEN KONU HAKKINDA BİLİMSEL ÇALIŞMALARLA ORTAYA ÇIKARTILACAK AYETLERDİR.
 
Bu konulara örnek vermek gerekirse. Yaradan gökyüzünden, yıldızlardan, aydan, gökyüzünün katmanlarından, güneşle dünya arasına koyduğu koruyucu tabakadan, burçlardan bahseder. Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir der detay vermez, bizlerin bu konuda ilmi araştırmalar yapmamızın yolunu açar. 
 
Göklerde ve yerde ne varsa Allah ın der, ama gökyüzünde nelerin olduğu konusunda açıklama yapmayarak, bizleri bu konuda araştırmaya yönlendirir.  İlme bizleri yönlendirmesinin de, elbette çok önemli bir nedeni vardır. Allah ın yarattığı tabiatı, gökyüzünü ve birbirine nasıl eşsiz ve şaşmaz bir düzenle bağlandığını, her şeyin nasıl kusursuz çalıştığını, ilim sayesinde anladığımızda, Yüce Rabbimize daha bir coşkuyla, aşkla derinden bağlılığımızı göstermiyor muyuz? 
 
Biz acı suyla tatlı suyu yan yana getiririz, fakat bir birine karıştırmayız ayeti, sizce yüzlerce yıl önce nasıl anlaşılmış olabilir? Bir ilim adamının, bu ayette bahsedilen konuyu açığa çıkarmasıyla, İMAM EDENLERİN NASILDA İMANLARI DAHA DA GÜÇLENDİ, İNANCIMIZLA GURUR DUYDUK.  Bu bilgi iman ettiğimiz Kur’an da, yüzlerce yıl önce bizlere bildirilmişti demedik mi gururla. 
 
Biz ibret olsun diye, etini kemiğini koruyacağız, ayetinde bahsedilen Firavun, bildiğiniz gibi Nil nehrinin altında, eti kemiği korunmuş bir şekilde, ilim adamları tarafından bulundu.  Sizce bu ayet, yüzlerce yıl önce acaba nasıl anlaşılıyordu? Kim bilir bu ayet için, neler söyleniyordu geçmişte. Müteşabih ayetlerin Kur’an da yer almasının asıl amacı, böylece ortaya çıkıyor. BİZLERİ İLME, BİLİME, ARAŞTIRMAYA YÖNLENDİRMEK VE BÖYLECE YARATICIMIZIN GÜCÜNÜ, BÜYÜKLÜĞÜNÜ GÖZLERİMİZLE GÖRMEMİZİ SAĞLAMAKTIR ASIL AMAÇ. 
 
Bir sivrisineği, örümceği örnek veren Rabbimiz, boşuna vermiyor. Şunu lütfen araştırınız, Allah neden velilerin ardına gidenlerin tehlikesini anlatabilmek için, onların örümceğin yaptığı eve sığınanlara benzetiyor, peki örümceğin yaptığı evin ne özelliği var? Lütfen araştırın ve o güzel gerçeği sizde keşfedin.
 
Hala anlamı bilinmeyen, tam açığa çıkmamış Müteşabih ayetlerde vardır. Bizlere düşen Allah ın uyarısında olduğu gibi, Kur’an ın hali hazırda anlamları tam bilinmeyen, Müteşabih ayetlerinin ardı sıra gitmek yerine, gelin Allah ın sizlere rehber olsun ve Allah tan başkasına kulluk etmeyelim diye gönderdiği, anlamları açık, anlaşılır, sağlamlaştırılmış, her şeyden nice örneklerle gönderdiği, muhkem ayetlerin peşi sıra gidelim. Elbette ilim adamlarının araştırmalarını da izleyelim, kayıtsız kalmayalım. Elbette şunu yapmayalım, işimize gelmeyen bizlere ibretlik muhkem ayetleri, anlamamazlıktan gelip, bu müteşabihtir demeyelim, bu düşünce bizleri yanlışa yönlendirir, doğruyu gerçeği mutlaka araştıralım.
 
Allah Kur’an ı bizlere, rehber olsun diye gönderdiğini söylüyorsa, O Kur’an dan sorumlu olduğumuz hükümler, anlaşılması asla zor olamaz. Çünkü Yaradan yemin ederek birçok kez, sizler için kolaylaştırdım diyor Kur’an ı. Fakat bizler beşerin etkisinde olduğumuz için, Rabbin ayetlerini görmezden gelerek, Kur’an ı herkes anlayamaz, veli insanlar anlar diyerek, farkında olmadan Yaradan la inatlaştığımızın, O ne derse neredeyse tersini yaptığımızın, farkında bile değiliz.
 
Dilerim, yaptığımız bu büyük yanlışın farkında oluruz. Yine dilerim Rabbin gerçeklerini gören, duyan, hisseden HALİS kullarından oluruz.
 
Saygılarımla 
Haluk GÜMÜŞTABAK
 
 

1274
0
0
Yorum Yaz