Kur'an da EVLATLIK Konusu Ve Bilinen Yanlışlar.

2015-01-10 23:29:00
Değerli din kardeşlerim, bugün sizlerle İslam dininde evlatlık edinme konusunu konuşmak ve sizleri bu konuda düşünmeye davet etmek istiyorum. Konu çok önemli, onun için detaylı yazmak zorunda kaldım, uzun bir yazı oldu. Lütfen sabırla okuyunuz. Günümüzde hiç bahsedilmeyen, hatta konuşulmaktan sanki kaçınılan bir konu gibi geldi bana, evlatlık konusu.
 
Yaptığım araştırmalarda ise, geleneksel İslam ın uyguladığı ile Kur’an ın söylediklerinin çeliştiğini üzülerek gördüm. Demek ki ülkemizde yetimleri evlatlık almakta şüphelere düşüren, kafalarının karışmasına sebep olan düşünceler var ki, günümüzde devletin yetimhaneleri ağzına kadar dolu. Bizlerde birilerinin uydurmalarına inanarak, araştırma yapmadan kabul etmişiz tüm yanlışları. Gazetelerde okuyoruz, devlet yetiştirme yurtlarında ortaya çıkan olaylar, toplum olarak bizleri üzüyor. Acaba tüm bunlardan toplum olarak, bizler sorumlu değil miyiz?
 
Akıl ve mantık dini olan İslam ı yaşarken, ne yazık ki aklını kullanmaya gerek duymayan bizler, ne hale getirmişiz güzelim dinimizi. İsterseniz önce Rabbimiz sizler için her konudan bahsettim ve de nice örnekler verdim dediği Kur’an a bir bakalım, bu konuda neler söylüyor bizlere. 
 
Ahzap 4: Allah, bir adamın göğüs boşluğunda iki kalp yaratmamıştır. Zıhar yaptığınız eşlerinizi sizin anneniz yapmamıştır, EVLATLIKLARINIZI DA SİZİN OĞULLARINIZ KILMAMIŞTIR. Bu konularda söylediğiniz sözler, ağızlarınızın bir lakırdısıdır. Allah, hakkı söyler ve O, gerçek yola kılavuzlar. 
 
Ayette nelerden bahsediliyor, önce ona dikkat edelim. Tabiat kanunlarına atıfta bulunarak, gerçeklerin asla değiştirilemeyeceğini, önce üstüne basa basa söylüyor Allah. Siz hiç iki kalpli insan gördünüz mü diyor. Örneğin Zıhar yaptığınız eşleriniz derken, evlendiğiniz kadını annesi gibi kimse göremez diyor, buda Allah ın kanununa aykırıdır örneğini veriyor.
 
Örneklere dikkat ediniz lütfen. Ayet bizleri önce tabiatın değişmez kanunlarında bir hikmet aramamızı ve bunu kabul etmemizi, kendimizle de karşılaştırmamızı özellikle anlatmaya çalışıyor. Tabiat kanunlarına ters hareket etmeninde, yanlışlığını hatırlatıyor bizlere. Evlatlık konusuna da açıklık getiriyor ve evlatlıklarınız sizin gerçek evladınız olmadığı gerçeğini unutmadan, onlara sahip çıkın diyerek açıklamada bulunuyor. DEMEK Kİ İSLAM DA EVLATLIK KONUSU, BİRİLERİNİN SÖYLEDİĞİ GİBİ YASAK DEĞİL, TAM TERSİNE KURALLAR KONARAK DÜZENLENEN, ÖNEMSENEN BİR KONUYMUŞ.
 
Konuyla ilgili düşünmeye devam edelim. Evlatlık aldığımız fakir ya da kimsesiz bir çocuğu dünyaya getiren kimdir, kendi annesi ve babası? Tabii ki Rabbimiz o insanı dünyaya getirdiği ortamda, ne maksatla getirdiğini bizler bilemeyiz. Bir imtihan mı vardır, yoksa ibret mi vardır bizlere, bunu sorgulama ve anlama kabiliyetine de sahip değiliz? İşte bizler bunu sorgulamaya kalktığımızda, işin içinden çıkmamız mümkün olmayacaktır. YANİ DÜZENİ BİZ KURMADIĞIMIZDAN, SEBEP SONUÇ İLİŞKİSİNİ BİZLER KURAMAYIZ. 
 
Ayete devam edelim. Ayetin son kısmında da evlatlıklarınızı sizin oğullarınız kılmamıştır diyor. Tam bu esnada tekrar düşünelim. Evladı olmayan aileleri bir düşünün, nasıl çırpınıyorlar evlatları olsun diye, hatta ne kadar tedavi görüyorlar ama olmuyor. Düşünün lütfen, herkesin evladı olduğu bir düzen olsaydı, sizce evladı olmadığında çırpınışın, arzunun ve bu duygunun ne demek olduğunu bizler en azından izleyebilecek, ya da hissedebilecek miydik? 
 
Elbette hayır. Her kez sağlıklı yaşasa bu dünyada, sağlığın kıymetini bilen olur muydu? Değerli arkadaşlarım, işte Rabbimiz de verdiğim örnekler doğrultusunda bazı duyguları tatmamızı, hatta o acıyla imtihandan geçmemizi istiyor. Hepsi bir imtihan.
 
DEMEK Kİ YARADAN ALDIĞIMIZ EVLATLIKLARIN KENDİ ÇOCUĞUMUZ DEĞİL, BİR BAŞKASININ ÇOCUĞU, HATTA BİZLERE EMANETİ OLDUĞUNU, HİÇBİR ZAMAN UNUTMAMIZI İSTEMİYOR. Ayetin sonunda da bakın ne söylüyor. Bu konuda söylediğiniz sözler, ağzınızın bir lakırdısıdır diyor. Örneğin çocuğun gerçek ailesini unutturup, gerçeklerin saklanması asla istenmeyen bir davranış olduğunu görüyoruz. İşte Yaradan bu konuyla ilgili de, bakın ne söylüyor.
 
Ahzap 5: EVLATLIKLARINIZI ÖZ BABALARINA NİSPET EDEREK ÇAĞIRIN! Böyle yapmanız Allah katında adalete daha uygundur. Eğer onların babalarını bilmiyorsanız, o takdirde onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Yanılarak işlediğiniz şeyde, üzerinize günah yoktur; fakat kalplerinizin kastetmiş oldukları müstesna. Ve Allah Gafûr ve Rahîm'dir. 
 
Bakın ne diyor Allah, evlatlık edindiğiniz kimseleri öz babalarını nispet ederek çağırın. Bu sözlerle ne anlatılmak isteniyor, nispet ederek sözüyle? Öz babalarını unutturmadan, babalarının verdiği isim ve lakapla çağırmamızı istiyor. Nispet kelimesinin anlamı bağıntı, ilgi, ilgili anlamındadır, bu ne olabilir? Babalarının taktığı isim, lakap günümüzde ise soyadı gibi. Ayette açıklık getiriyor, bu şekilde yapılmasının adaletli olacağını belirtiyor bizlere. Neden diye sorduğunuzda ise, onu dünyaya getiren aileye saygı ve hiç tahmin edemediğimiz, belki şuanda aklıma gelmeyen ama bir gün anlayacağımız, Yaradan ın düzeninin gerçekleri diyebiliriz.
 
Kur’an her şeye açıklık getirdiğini boşuna söylemiyor. Bakın kafamızda beliren sorulara hemen devamında cevapta veriyor. EĞER BABALARI BELLİ DEĞİLSE, demek ki ayetin başlangıcında babalarına nispet şartı ortadan kalkıyor. Yalnız bir şartla yeri geldiğinde bu durumu ona söylenmesini istiyor. Bu durumda olanların eğer yanında öz evlatlarınız varsa bilmesi gerektiğini, çünkü onlar birbirlerinin din kardeşidir diyor.
 
Bunu sorgulamak bizlere düşmez. İçimizden ben söylemek istemiyorum diyen çıkabilir. Bunu şuna benzetirim ancak yetersiz aklımla. RABBİMİZ İN İMTİHAN SORUSUNU KENDİ KAFAMA GÖRE DEĞİŞTİRMEYE ÇALIŞMAK. Bunu da aklımdan bile geçirmek istemem doğrusu. Yaradan böyle söylüyorsa, nedenini düşünemiyorsam, bu doğrudur derim emre uyarım. Dünyada örneklerini görüyorum, doğrusuda bu olduğu er ya da geç çıkıyor ortaya. Evlatlık olduğu geç haberi olan çocukların, büyük bir yıkımla olayı kabul etmeleri zor oluyor. DEMEK Kİ BU BİR GERÇEK VE DOĞRU OLANDA ONA ZAMANINDA SÖYLEMEK OLDUĞU ÇIKIYOR ORTAYA.
 
Kur’an da bu iki ayet çok açık bir şekilde evlatlık konusunu açıklıyor, yani evlatlık İSLAM DİNİNDE YASAKLANMAMIŞ, TAM TERSİNE BİR DÜZENE SOKULMUŞTUR. Şimdide günümüzde bu konu nasıl algılanıyor, bu ayetleri nasıl yorumluyorlar, daha doğrusu acaba bu ayetleri görmezden gelip, her zaman yaptığımız gibi beşerin rivayetlerine göre mi davranıyoruz bu konuda, ona bakalım.
 
Şöyle bir araştırdığımda, doğrusu çok üzücü şeylerle karşılaştım. Bakın bir alıntı yaparak bu konuya girmek istiyorum.
 
(İslam, kimsesiz, bakıma ve yardıma muhtaç olan çocuklara sahip çıkılmasını teşvik etmiştir. Ancak bir çocuğu gerçek ana-babasıymış  gibi büyütüp, ona ana-baba dedirtmek. Onu aile fertleri arasına almak ve varis yapmak İslam da yoktur. Bu bir cahilliye âdetidir. Bu şekilde evlatlık Allah'ın hükmüne karşı çıkmak demektir.)
 
Değerli arkadaşlarım, yukarıdaki iki ayeti lütfen hatırlayın. Ayetlerin içinde bahsettiğimiz evlatlıkların gerçek ana baba şefkatiyle büyütülmesine ve aynı aile ortamında bulunmasına karşı çıkan tek bir söz duydunuz mu?
 
Ayrıca büyüttüğünüz evlatların, kendisine anne ya da baba demesini yasaklayan bir ima dahi var mı? Kesinlikle yok. İkaz edilen ve uyarılan, evlatlık aldığınız çocuğun, babasına nispetle çağrılması ve onun gerçek evladın olmadığı bilincinin asla unutturulmaması anlatılmıştır. Hatta daha sonra hatırlatacağım Bakara suresi 220 ayette bu sözlere daha da açıklık getiriyor, onu da göreceğiz. Orada istenen şey aile reisinin unutmaması gereken, o evladın gerçek babasını, ailesini unutturmadan yetiştirmesidir. TABİİ Kİ BU O EVLADIN AKIL BALİ OLDUĞUNDA, HATTA DOKTOR KONTROLÜNDE YAPILMASI GEREKENLERDİR. Yoksa küçücük bir çocuğa senin baban başka birisi gibi sözlerle, onun idrak edemeyeceği şeyleri söylemek doğru değildir, çünkü İslam dini akıl ve mantık dinidir. 
 
Bizler namazı ve orucu nasıl belirli yaşa geldiğinde çocuklarımıza öğretiyorsak buda aynıdır, zamanı geldiğinde söylenmelidir. Yukarıdaki alıntı sözler, Kur an ın onay vereceği sözleri asla değildir. O çocuğun aile içinde ayrım yapılmadan büyütülmesi için, ana ya da baba demesinde Rabbimiz in bir yasağı asla olmamıştır, bunun tersini söylemek Kur’an öğretisine İslam ın güzelliğine, hoşgörüsüne ters düşer.
 
İşte Kur’an dan uzaklaştığımızda, Kur’an ın onay vermediği rivayetlerin peşinden gittiğimizde, İslam toplumu ne hallere düşürülüyor. Düşünün lütfen, İslam öyle bir dindir ki, kalplerin kırılmasına asla müsaade etmez. Köle ve cariyelere bile bu şekilde hitap edilmesini istemez Allah, onlar ile birlikte aynı sofrayı paylaşmamızı ister. Ama aklını zerre kadar kullanmayan birisi çıkıyor ve evlatlığı kendi evlatlarının arasına almanın, İslam da olmadığını söyleyebiliyor. BU NE CÜRET, ANLAMAK MÜMKÜN DEĞİL. Bu konuda bir ayet örneği veriliyor ve bu ayete göre de evlatlığın yasaklandığı söyleniyor. 
 
Ahzab 40: Muhammed içinizdeki adamlardan hiç birinin babası değildir" 
 
Bu ayetle evlatlık yasaklanmıştır deniyor.  Bu ayetle evlatlık edinmenin kalktığını söylemek, Allah ın ayetini tahrif etmekle aynıdır. Bundan önceki 37. ayette de açıklanan şey yalnız ve yalnız evlatlıkların kan bağı olan evladı ile aynı olmadığını göstermek için verilen bir örnektir. Bu ayet ile evlatlık kaldırılmıştır sözünü söylemek, yukarıda bahsettiğim ve ayrıca birçok ayeti görmezden gelmek demektir. 
 
Gelelim varis e, yani miras konusuna. Bu konuda ne yazık ki günümüzde başlı başına yanlış anlaşılan bir konu. Fazla konuya girmeden bahsetmek istiyorum. Kur’an miras konusunda ilk önce istediği vasiyettir. Evlatlıklara/yetimlere miras bırakılmayacağını söyleyenler, ayetlerden habersiz insanlardır. Bakın Allah ne diyor.
 
Nisa 8: Yakınlar, YETİMLER ve yoksullar miras taksiminde hazır bulunursa, bundan onları da rızıklandırınız ve onlara güzel söz söyleyiniz.
 
Bu konu ile ilgili araştırma yaparken, şöyle bir yazı ilişti gözüme, Allah evlatlık edinmeyi kaldırmıştır diye. Hâlbuki gelen ayetin başında ne diyordu, (EVLATLIKLARINIZI ÖZ BABALARINA NİSPET EDEREK ÇAĞIRIN!.) Demek ki kalkmamış ama babaları unutturulmasın demiş. Bu sözünde doğru olmadığının kanıtıdır bu ayet. Çünkü bazı yazılarda evlatlık hukukunun lav edildiği yazılmış, hâlbuki kaldırıldığı değil, düzene sokulduğu, açıklık getirildiği Kur’an dan açıkça görülmektedir.
 
Şimdide Ahzab suresi 37. ayete gelmek istiyorum. Bakın bu konuda da Rabbimiz nasıl bir açıklık ve detay getirmiş evlatlık konusuna. 
 
Ahzap 37:  Zeyd o kadından ilişiğini kesince onu sana nikâhladık ki, evlatlıkları eşleriyle ilişkilerini kestiklerinde, müminler için o kadınlarla evlenmede bir güçlük olmasın. Zaten Allah'ın emri yerine getirilmiştir.
 
Allah çok fazla insanın belki karşılaşmayacağı bir konu için bile, nasıl ince bir açıklık getiriyor. Yaradan evlatlıkların eşleri ile ilişkilerini kesmeleri, yani boşanmaları halinde, dikkat edin ince ve hassas bir detay, boşandıkları eşleriyle evlenmesini serbest bırakıyor, sakınca görmüyor. Burada ne demek isteniyor onu açalım önce. Hani Allah Kur’an da, kimlerle evlenemeyeceğimiz konusunda açıklık getirirken, kendi oğlumuzun boşadığı eşlerinden de bahsediyordu. Nedeni oğlu ile kan bağı olduğu için evlenmeyi yasaklamıştı. 
 
Gelelim ayette izin verilmesinin nedenine. Burada evlatlık aldığımız erkek çocukla, herhangi bir kan bağı olmadığından, boşadığı eşiyle evlenilmesinde bir sakınca olmadığı konusunda açıklama getiriyor. LÜTFEN DİKKAT EDİN EVLATLIĞI İLE EVLENİLMESİNDEN BAHSETMİYOR, SAKIN KARIŞTIRMAYALIM. Evlatlığının boşandığı karısından bahsediyor. Böylelikle gerçek kan bağı olan evladı ile evlatlığı arasındaki farkı, hassas bir şekilde örnek vererek açıklıyor. 
 
Dikkat ediniz lütfen, hiçbir ayette evlatlıklarımız için, evin içinde belli bir yaştan sonra namahremdir sözünü özellikle kullanmıyor. Tam aksine onlar birbirinin din kardeşidir yakıştırması ile bazı şeylerden bahsetmiyor. Ne gibi derseniz, birbiri ile evlenip evlenemeyeceğinden özellikle söz etmiyor.
 
Her şeyden örnekler veren Rabbimiz, bu konuda bence bizlere rahmetini, bağışlayıcılığını, istisnasını, şefkatini gösteriyor. Biliyorum bu sözlerime itiraz edecek karşı çıkarak birbirlerine nikâh düştüğünü söyleyecekler çıkacaktır. Ama tam bu sırada size yine peygamberimizin yaşantısından örnek vermek istiyorum. Hz. Ali yi peygamberimiz beş yaşından itibaren yanına almış, evinde büyütmüş ve kendi kızıyla evlendirmiştir.
 
PEYGAMBERİMİZİN DE AYNI ŞEKİLDE EVLATLIK OLARAK BÜYÜDÜĞÜNÜ UNUTMAYALIM. Belli yaştan sonra, hiçbir zaman evden uzaklaştırılmamıştır. Aile efradından uzak bırakılmamış, tam tersine ailenin tüm fertleri ile birlikte yaşamışlardır. Herhalde biraz önce söylediğim sözü, şimdi daha iyi anlamış olmalısınız. Peygamberlerin hayatı, yaşamı bizler için örnektir, lütfen bunları unutmayalım. Allah bu örnekleri bizzat elçilerine yaşatarak, bizler dersler vermiştir.
 
RABBİMİZ BİR ŞEYDEN ÖZELLİKLE BAHSETMİYORSA, ONDA MUTLAKA BİR RAHMET, BİR GÜZELLİK ARAMALI VE KENDİ KAFAMIZDAN FİKİRLER YÜRÜTMEMELİYİZ DÜŞÜNCESİ ÇIKIYOR ORTAYA. Bakın sizlere bir örnek vermek istiyorum.  Peygamberimiz bakın bizleri nasıl uyarmış.
 
Allah bazı farizalar vazetmiştir, onları aşmayın. Bazı hadler koymuştur, onlara yaklaşmayın. Bazı şeyleri haram kılmıştır, onları yapmayın. BAZI ŞEYLERİ DE UNUTMAKSIZIN SİZE RAHMET OLMASI İÇİN HATIRLATMAMIŞTIR, ONLARI DA ARAŞTIRMAYIN. 
Mahmud Ebu Reyye, Muhammedi Sünnetin Aydınlatılması, sayfa 403 
 
Allah Kur’an da öyle detaylara girmiş ki, bakın nasıl bilgiler vermiş. Aynı anneden emen sütkardeşlerin, birbiri ile evlenemeyeceği uyarısını yapmış. Yolda kasıla kasıla yürümeyin, uyarısında bile bulunmuş. Kadın boşandığında tekrar evlenmesi için geçen süre konusunda da bilgi vermiş. Bizlere mirasımızı nasıl dağıtacağımız ayrıntısından bahsetmiş, en ince detayına kadar girmiş. Su bulamadığımızda nasıl abdest alacağımızı izah etmiş. Bir bebeğin kaç ay süt emmesi bilgisini dahi bizlere bildirmiş. Lütfen dikkat ediniz, namaz kılarken okuyacağımız duanın ses tonunu dahi söylemişse Kur’an da, MÜSAADE EDİN DE, RABBİMİZ EVLATLIK ALINAN ÇOCUKLAR, EĞER AİLE İÇİNDEKİLERE NAMAHREM OLSA, BİRLİKTE YAŞAMALARI YASAK OLSA, MUTLAKA BU KONUDA DA AÇIKLAMA GETİRİR BİZLERE SÖYLERDİ. 
 
Ailenize küçük yaşta aldığınız, büyüttüğünüz bir çocuk için, erkekse altına kaka yaptığında temizleyen, onu doyuran, onu yıkayan onu kollarında şefkatle seven bir insana, yaşı 12 ya da 13 yaşına geldiğinde, nasıl o büyüten insana namahremdir diyebiliriz. Bunu Rabbimiz söylemediği halde nasıl düşünebiliriz, bunu hala anlayamıyorum. Bunu düşünmekle, İslam dinine çok büyük bir iftira atmış olacağımızın, lütfen bilincinde olalım.
 
Şöyle bir araştırdığınızda da, asla tersi yönde kötü bir örnekte oluşmamıştır hiçbir zaman. Şunu belirtmeliyim ki, tek kural koyucu Yaradandır, oda bundan asla söz etmemiş yasak koymamıştır. Rabbimiz söylemeyi unuttu da birilerimi hatırladı Allah korusun (HÂŞÂ). Bunları söyleyerek hem dine zarar veriyor, hem de o öksüz yavruları yalnızlığa itiyoruz.
 
BU SÖZLERİ RABBİMİZ SÖYLEMEDİĞİ HALDE SÖYLEYENLER, YETİMLERİ AİLE ŞEFKATİNDEN UZAKLAŞTIRANLAR, LÜTFEN BİR DAHA DÜŞÜNSÜNLER DE, NASIL BİR VEBAL ALTINA GİRDİKLERİNİ HATIRLASINLAR İNŞALLAH.
 
Ayrıca ince bir konu vardır ki, onu da bahsetmeden geçmek yanlış olur düşüncesindeyim. Evlatlık aldığımız, eğer çocuk kız ya da erkek, bebekken alınıp anne tarafından emzirilir ise, bu durumda alınan evlatlık, çok daha değişik konumda olacaktır ve sütanne konumunda olduğundan her iki tarafa da, hatta varsa evin çocuklarına da nikâh düşmeyecektir. Bakın hem bu durumda hem de emzirmediği durumda, evin içinde birlikte olmanın yasaklandığı tek bir ayet, Allah ın hükmünü göremezsiniz.
 
Bu konuyu geleneksel İslam ın inandığı şekliyle araştırmaya devam ettiğimde, daha da üzücü bilgilere, inançlara şahit oldum. Evlat almayı düşündüğünü, ama sonra vazgeçirildiğinden bahsediyor, bir aile ve bir başkası da ona akıl veriyor ve şöyle diyor.
 
( Yani eğer Allah çocuk vermiyorsa bir insana çocuğa ayıracağı vakti başka yararlı şeylerle (ilim Gibi) değerlendirebilir. Veya yetim çocukları evlatlık almaktan ziyade onlarla dışarıdan ilgilenip yardımcı olunabilir. 
 
Aslında çocuk sahibi olmak büyük bir mesuliyettir. Olmaması da bence bu mesuliyetten kurtulmanın bir nimeti olarak düşünülürse güzeldir.)
 
Bizler ne yazık ki bir konu hakkında, fazla bilgimiz olmasa bile, çok güzel fikirlerde(!) böyle üretebiliyoruz. Yani herhalde pratik zekâ bu olsa gerek. Düşünün lütfen, yetim çocuğa vereceği şeyin, yalnız para ve maddiyat olacağını düşünen bir insanın, kendi çocuklarını nasıl yetiştirdiğini görmek istemem doğrusu. Evlatlık konusuna, peygamberimizi örnek vermek isterim, bakın neler söylemiş. Allah resulünde bizler için, gerçekten güzel örnekler böyle alınmalıdır. 
 
(“Yetimlere, gayet merhametli ve şefkatli olan BABA GİBİ OLUNUZ.” Buyurmuşlardır.)
 
(Onların ıslahını düşünmek, talim ve terbiyelerine bakmak, her türlü maddi ve manevî ihtiyaçlarını, üzüntülerini gidermeye çalışmak, yetimlere yapılacak en güzel iyiliklerdir; aynı zamanda İslâm dininde yüksek bir mertebedir.)
 
(Evlerinizin Allah’a en sevimli geleni, içinde ikram gören bir yetimin bulunduğu yerdir.”) 
 
(“MÜSLÜMANLAR HAKKINDA EN HAYIRLI EV, İÇİNDE KENDİSİNE İYİ BAKILAN BİR YETİMİN BULUNDUĞU EVDİR. Müslümanlar hakkında en kötü ev ise, içinde kendisine iyi davranılmayan bir yetimin bulunduğu evdir. Ben ve yetime bakan cennette şu iki parmak gibiyiz.”)
 
(Yetimi himaye eden kimse ile ben cennette şahadet parmağı ile orta parmak gibi yakın olacağız") 
 
Yukarıdaki sözler, peygamberimizin sözleri. Acaba bu sözlerden siz, evinizde sizinle birlikte evlatlıklarınızla yaşamanız namahremdir, yasaktır diye mi anladınız? Peygamberimizin ve Hz. Ali nin nasıl evlatlık yetiştiğini, evde asla bir ayrım yapılmadan, şefkatle bağırlarına basıldığı gerçeğini, lütfen unutmayalım. Bakın Rabbimiz den bir ayet örneği daha vermek isterim, konunun daha iyi ve net bir şekilde anlaşılması için.
 
Bakara 220; Dünya ve âhiret hakkında... Sana yetimlerden de soruyorlar. De ki: "Onları, işe yarar hale getirmek kendileri için daha hayırlıdır. EĞER ONLARLA BİR ARADA YAŞARSANIZ, onlar sizin kardeşlerinizdir." Allah, bozguncuyu barışseverden ayırmasını bilir. Eğer Allah dileseydi, sizi zora sürerdi. Allah, tüm onurların sahibi, tüm hikmetlerin sahibidir.
 
Değerli din kardeşlerim, bu ayetler bu kadar açık iken, nasıl olurda birileri çıkarda aynı evde yaşamaları doğru değildir, namahremdir der? Doğrusu bu konularda o kadar çok yanlış konuşan, inanan var ki, söylemeye utanıyorum.
 
Şimdide konuyla ilgili ayetleri, birlikte düşünelim. Lütfen hiçbirinde aldığınız evlatlıklarla beraber oturmayın diyor mu? Ya da aldığınız evlatlıkları, şu ya da bu yaşa getirdikten sonra evden çıkarın diyor mu? Hem nereye çıkaracaksınız, gidecek yeri mi var? Böyle bir inancı nasıl olurda İslam a layık görürüz.
 
Yine bahsettiğimiz ayetlerde bu çocuklar, evin hanımına ya da beyine veya beraber yaşadığı kardeşlerine namahremdir diyor mu? Kesinlikle hayır. Hatta evlatlarınızdan ayırmadan onlara eşit davranın diyor. Peki, ne diyor? ONLARI İŞE YARAR HALE GETİRİNCEYE KADAR EVİNİZDE YETİŞTİREBİLİRSİNİZ.
 
Eğer bir arada yaşarsanız, onlar sizlerin kardeşinizdir diyor. İnsan kardeşi gibi görmesini istediği biri için, nasıl olurda namahremdir damgasını vurabilir? Bunu Rabbimiz açıkça söylemiş. Bakın Allah bozguncuyu barışseverden ayırmasını bilir diyor ayetinde. Doğrusu insanın niyeti bozuksa, kalbi fesatsa, bu tür insanlar bozguncudurlar, Rabbimizde bu tür insanları barışsever insanlardan ayırmasını, ben bilirim diyor.
 
Sizlere bu konu hakkında, Diyanet İşleri başkanlığına sorduğum soruya verilen cevabın içinden, özet olabilecek bir parağrafıda aynen sunmak istiyorum, fikir vermesi açısından.
 
(Bu itibarla, mahremiyet ile ilgili dini kayıt ve şartlara riayet etmek kaydıyla, gerek kimsesiz çocukları sırf hayır işlemek amacıyla bakıp yetiştirmelerinde; gerekse çocuğu olmayan ailelerin çocukları gibi büyütmek üzere evlatlık edinmelerinde bir sakınca görülmemektedir.)
 
Değerli dostlarım, ben elimden geldiğince Kur’an dan, Rabbim in ayetlerinden anladıklarımı sizlerle paylaştım. Doğruyu gerçek doğruyu RABBİMİZ bilir. Eğer yanlışım varsa Rabbimiz in şefkatli kollarına sığınır, bağışlamasını dilerim. 
 
Sizlere düşen bu sözlerimin doğruluğunu, Kur’an a danışarak ve onun ayetleri üzerinde düşünerek, anlamaya çalışmak olmalıdır. Bende bir beşerim yanılabilirim. Güveneceğimiz dayanacağımız en güvenilir kaynak Rabbin kelamı KUR’AN DIR. Bizler dinin kurallarını KUR’AN DAN almadığımız sürece, gerçek İslam ı yaşamamız asla beklenemez. Hüküm veren, kural koyan Yüce Rabbimizdir. Bunu unutmadan imanımızı güçlendirmeli ve yaşamalıyız. 
 
Dilerim Allah dan, bizleri FURKAN ın güneşinden istifade eden, onun nuruyla nurlanan, sanı ve rivayetin ardı sıra gitmeyip, Kur’an ın ipine sarılan, Rabbin halis kulları arasında oluruz. 
 
Saygılarımla 
Haluk GÜMÜŞTABAK
 

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel

http://kuranyolu.blogcu.com/

http://hakyolkuran.com/

 

 

 

4097
0
0
Yorum Yaz