İslam ı Yaşarken.......

2015-01-30 19:41:00

İslam ı Yaşarken......

 

 

Değerli din kardeşlerim. Bir işe başlamadan önce, o işle ilgili doğru ve kesin kaynaklardan bilgiler alırız, ondan sonra araştırırız ve öyle yaparız. Çünkü doğru kaynaklardan araştırmadan başladığımız iş, mutlaka bizlere zarar verir.
 
Bu düşünceden yola çıkarak inancımızı nasıl yaşamalıyız, dinimizi öğreneceğimiz asıl kaynak nedir diye, kendimize önce sormalıyız.  Sizce dinde hüküm veren ve sorumlu olduğumuz makam kimdir? Elbette yalnız Allah tır. Bugün söylendiği gibi, dinde hüküm veren Allah ve elçisidir dersek, Rabbimizi peygamberimiz ile eş tutarız ki, bu düşünce Kur’an ın tamamına ters düşer.
 
Eğer buna inanırsak, İslam dininde hüküm koyan iki makam ortaya çıkar. Bunun da bizleri nerelere götürdüğünü, hepimiz çok iyi biliyoruz. Dinde bölünme, düşmanlık ve aynı kitaba inananlar arasında, bir birine duydukları kin ve nefret. Konumuzu araştırmaya geçmeden önce, samimiyetine inandığım bir kardeşimiz, bir yazıma verdiği cevabında, bana göre günümüz inancını çok güzel yansıtan bir cevap vermiş. Önce onu sizlere nakletmek istiyorum ki, konumuzu düşünürken bizlere çok faydası olacaktır.
 
(Her birimizin birer din âlimi olmadığını hesaba katacak olursak, Efendimizin sünnetini kuran ölçüleriyle değerlendiremeyeceğimiz gerçeği ortaya çıkar. Bu yüzden din âlimlerinin ittifak ettiği ve SAHİH DİYE TABİR EDİLEN HADİSLERİ KABUL ETMEK DURUMUNDAYIZ. Kaldı ki günümüzde dinin sadece Kur andan ibaret olduğunu söyleyip, Efendimizin sünnetini hiçe sayan dalkavukların ekmeğine yağ sürmek gibi anlamlar çıkarılabilir. )
 
Kardeşimiz cevabında, çok dikkat çekici ve düşünmemiz gereken sözler söylüyor. Konuya bu sözlerden yola çıkarak devam edelim. 
 
Önce şunu kendimize sormalıyız. Dinin anası olan ve hepimizin sorumlu olduğu Kur’an ın muhkem ayetlerini anlamak için, âlim mi olmamız gerekir? Buna inanırsak İslam inancında RUHBAN SINIFI VARDIR DEMİŞ OLURUZ: Bunu söylemek Kur’an dan zerre kadar nasiplenmemek anlamına gelir. Çünkü Allah Kur’an ı, bizlere rehber olsun diye, yemin ederek kolaylaştırdığını söyler. Ayrıca ruhban sınıfını, asla kabul etmez.
 
Kur’an birçok ayetinde, sizlere apaçık nice örneklerle izah edilmiş bir tebliğ, bir nur indirdim der. Eğer Allah kullarına bir rehber gönderiyorsa, o rehberi tüm kullarının anlayamayacağını söylemek, Yaradan a saygısızlıktır. Çünkü Allah sizleri Kur’an dan hesaba çekeceğim diyor. Yaradan her okuyan aklı başında kulunun, anlayamayacağı sorumlu olduğu bir rehber gönderip, daha sonrada o kitaptan hesap sorar mı? Bu adaletsizliği, nasıl olurda Rabbimize isnat ederiz.
 
Gelelim peygamberimizin hadislerinin, Kur’an ölçüleri ile değerlendirilip değerlendirilememe konusuna. Sizce bu mümkün mü? Allah öyle bir nur/rehber gönderiyor ki, elçisinin sözleri, Kur’an ile kıyas edilemiyor. Peygamberimiz Kur’an ın sınırlarında konuşmadı damı bunları söyleyebiliyoruz. HANİ ALLAH AYETİNDE, KUR’AN IN SINIRLARINI AŞMAYIN DİYE BİZLERİ UYARIYORDU? Peygamberimiz bu ayeti görmezden gelerek, tek bir söz söylemiş olabilir mide, Kur’an ile kıyas yapamıyoruz. Peygamberimiz Kur’an ın dışından, bunlarda Allah emridir diye, dine hüküm koymuş olabileceğini, aşağıdaki ayeti tebliğ alan ve ona iman eden bir insan nasıl düşünebilir?
 
Hakka 44–45–46: Eğer (Peygamber) BİZE İSNAT EDEREK BAZI SÖZLER UYDURMUŞ OLSAYDI, MUTLAKA ONU KUDRETİMİZLE YAKALARDIK. Sonra da onun şah damarını mutlaka keserdik. 
 
Ayeti görüyor musunuz? Elçim eğer sizlerin sorumlu olduğunuz Kur’an ın dışından bazı sözleri, bunlarda Allah emridir deseydi, onun canını alırdık diyor. Bu ayetleri görmezden gelip, üstünü mü örtüyoruz, yoksa inanmıyor muyuz? Peygamberimizin Kur’an dışından dine hiçbir ilave yapmadığının kanıtı, yine bizzat günümüze gelen kendi sözleridir. Örnek verelim.
 
(BENDEN KUR'AN DIŞINDA BİR ŞEY YAZMAYIN. KİM, BENDEN KUR'AN DIŞINDA BİR ŞEY YAZMIŞSA, ONU İMHA ETSİN." )
Muslim-Zuhd/72(3004) /4137 Ebu Davud-İlm/3(3647) /4136 Musned-c.3/12,21,39 Darimi-Mukaddime/42
 
Sizce bu sözleri söyleyen peygamberimiz, daha sonra bu düşüncenin tam tersi sözleri söylemiş olabilir mi? İşte hadis nakli bu kadar risklidir. Onun içinde mutlaka Kur’an ın onayını almalıyız. Dine nifak sokanlar, yaptıkları fitne anlaşılmasın diye, Kur’an ile nasıl karşılaştıracaksınız, onda her bilgi yok ki, hadi namaz nasıl kılınır, bana Kur’an dan gösterin, şeklindeki ifadeler, ne yazık ki toplumu Kur’an dan uzaklaştırmış, rivayet ve sanı bilgilerin esiri yapmıştır. Allah namaz kılın diyorsa Kur’an da, onunda mutlaka gerektiği kadar bilgisini vermiştir. Bizler geleneklerin dine ilavelerini Kur’an da bulamadığımızda, BAKIN KUR’AN DA HER ŞEY OLMUYORMUŞ, DEME YANILGISININ TUZAĞINA, NE YAZIK Kİ DÜŞÜYORUZ.
 
Arkadaşımız bana verdiği cevabında, yine günümüzde yaptığımız yanlışı tekrarlamış ve hatırlayalım ne demişti.
 
(BU YÜZDEN DİN ÂLİMLERİNİN İTTİFAK ETTİĞİ VE SAHİH DİYE TABİR EDİLEN HADİSLERİ KABUL ETMEK DURUMUNDAYIZ.)
 
Bu sözlere cevap yine Kur’an dan geliyor ve bakın Allah nasıl uyarıyordu bizleri.
 
İsra 36:  HAKKINDA KESİN BİLGİ SAHİBİ OLMADIĞIN ŞEYİN PEŞİNE DÜŞME. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.
 
Allah bizleri uyarıyor ve sakın emin olmadığın sözlere inanma diyor, yoksa sizleri sorumlu tutarım. Sormak isterim, rivayet hadislerin tamamının doğru olduğuna, ya da hangilerinin doğru olduğu konusunda karar verebilecek, kişi ya da makam var mı aramızda? Eğer yok diyorsanız, lütfen bu konuda çok dikkatli olalım. ÇÜNKÜ HEM PEYGAMBERİMİZE İFTİRA ATMA RİSKİ VAR, HEM DE YARADAN IN DOĞRU YOLUNDAN SAPMA TEHLİKESİ VAR. Şunu da unutmayalım. Peygamberimiz sağlığında hadisleri asla yazdırmamıştı. Önce nakline izin vermiş, ama sözlerinin ilavelerle çok farklı anlamlara dönüştürüldüğünü görünce, hemen yasaklanıştır. Allah elçisine bakın yalnız ne öğretildiğini apaçık nasıl söylüyor.
 
Yasin 69: Biz ona (Peygamber'e) şiir öğretmedik. Zaten ona yaraşmazdı da. Onun söyledikleri, ancak Allah'tan gelmiş bir öğüt ve APAÇIK BİR KUR'AN'DIR.
 
Allah açıkça biz elçimize, Kur’an ı öğütledik diyor. Tüm bu ayetlerden,  Kehf suresi 26. ayetinde de uyardığı gibi; ALLAH KENDİ HÜKMÜNE KİMSEYİ ORTAK ETMEZ sözlerinden sonra, sizce peygamberimiz Kur’an ın dışından da, dine hüküm koymuş olma ihtimali var mıdır?  
 
Dinin ve inancımızın kaynağı, sorumlu olduğumuz yalnız Kur’an olduğunu, bizzat Allah ın ayetleri söylüyorsa, nasıl olurda dinin hüküm kaynağının yanına, emin olamayacağımız rivayet hadisleri de koyarız. Allah elçisine böyle bir görev, yetki verdimi? Gelin ona da bakalım, acaba elçisinin görev ve sorumluluğunu nasıl sınırlamış.
 
Rad 40: Onlara va’dettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) senin ruhunu alsak da SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR. Hesap görmek ise bize aittir.
 
Ahkaf 9: De ki: “Ben türedi bir peygamber değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. BEN SADECE APAÇIK BİR UYARICIYIM.
 
Nur 54: “Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin” de. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ona yüklenen sorumluluğu ancak ona ait; size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. PEYGAMBERE DÜŞEN ANCAK APAÇIK BİR TEBLİĞDİR.
 
Bu kadar açık ayetlerden sonra, hala peygamberimizi, dinde Allah ın ortağı gibi gösterip, NE YANİ PEYGAMBERİMİZ POSTACIMIYDI diyenlere hatırlatırım. YOKSA PEYGAMBERİMİZ DİNDE ALLAH IN ORTAĞIMIYDI? Bunlara inananları, emaneti teslim etmeden, Kur’an a davet ederim. Kur’an peygamberimizi bizler için örnek göstermiş ve bakın ne demiş.
 
Ahzap 21: Yemin olsun, Allah resulünde sizin için, Allah'ı ve âhiret gününü arzu edenlerle Allah'ı çok ananlara GÜZEL BİR ÖRNEK VARDIR.
 
Demek ki peygamberimiz, bizler için örnek bir insanmış. Peki, bu örnek kişiliğinden ne anlamalıyız. Peygamberimiz hayatıyla, yaşamıyla, adalet anlayışı ile sorunları çözmek adına takındığı tavırlarıyla bizlere örnekti. Hatta yaşadığı dönemde bile en güvenilen insandı. Yoksa peygamberimiz, Kur’an da hükmedilmeyen konularda hüküm veren, Allah ın dinde ortağı asla değildi. Adı üstünde peygamberimiz elçiydi. Elçi aldığı bilgiyi, hiçbir ilave yapmadan ileten sorumlu demektir. Tam bu esnada yine peygamberimizin, Kur’an ı anlatan, o güzel sözleri geldi aklıma.
 
Allah’ın kitabında helal kıldığı helal, haram kıldığı haramdır. HAKKINDA SUSTUĞU İSE SERBESTTİR. ALLAH’IN SERBEST BIRAKTIKLARINI KABUL EDİN VE BİLİN Kİ ALLAH HİÇBİR ŞEYİ UNUTUCU DEĞİLDİR. 
Ebu Davud K. Etime 39/Tırmizi K. Libas 6 İbni Mace K. Etime 60/ El-Müracaat sayfa 20 
 
Aslında her şey çok açık, ama gönüller ne yazık ki yanlış bilgilerle ele geçirilmiş. Nefsimiz doğru ve hak bilgilerle savaş halinde. GELİN HURAFE VE BATILI, ELDE KUR’AN GÖNÜLLERİMİZDEN KAPI DIŞARI EDELİM. Kur’an ın ipine sarılarak, peygamberimizin gerçek ümmeti olma şansına erişelim.
 
Saygılarımla 
Haluk GÜMÜŞTABAK

13
0
0
Yorum Yaz