Berat Kandili Ve Kur'an.

2015-01-24 02:15:00
Bu yazımda, Beraat kandili konusu üzerinde konuşmak istiyorum. Eğer bir gelenek, güzele ve doğruya yönlendiriyorsa, elbette kutlamaya devam edelim, ama içinde yanlışlar varsa da, düzeltelim bilinçli olalım. 
 
Önce şunu belirtmeliyim ki, kutsak gecelerin hiçbirisi peygamberimiz zamanında yoktu. Yani bu geceler, peygamberimizden çok sonra kutlanmaya başlanmıştır. Bu gecelerde bolca ibadet yapılmasını önermenin, hiçbir sakıncası yoktur. Yanlış olan, bu gecelerde yapılan ibadetlerin, bilmem kaç gün oruca ya da namaz kılmaya bedel olduğunu söylemektir. 
   
Önce Beraat Kandilinde, geleneksel İslam anlayışında, nelerin olduğu anlatılır, onları önce yazalım. Daha sonrada bu sözleri Kur’an ile karşılaştıralım, bakalım söylenenler Allah ın ayetlerine uygunluk gösteriyor mu?
 
1.Bu geceyi ibadetle geçirenlere yardımcı olması amacıyla Allah tarafından melekler gönderilir.
 
2.Bu gece bağışlanma ve af gecesidir.
 
3.Bu gecede yapılan ibadetlerin faziletleri çok büyüktür.
 
4.Bu gece peygamberimize şefaat yetkisinin tamamı verilmiştir. Bu yetkinin üçte biri Şaban ın 13. günü, Üçte biri Şaban ın 14. günü, geri kalan üçte biride Şaban ın 15. günü verilmiştir.
 
5.Cenabı hak bu gece güneşin batmasıyla yeryüzüne iner ve şöyle der. Benden af dileyen yok mu? Onu affedeyim. Rızık isteyen yok mu? Rızık vereyim. Şifa isteyen yok mu? Şifa vereyim der. 
 
6.Bu gecede hayır namazı adıyla 100 rekât bir namaz vardır ki kılan kimse o sene ölünce şehitlik mertebesine nail olur.
 
Değerli din kardeşlerim, aslında bu geceyle ilgili daha birçok rivayetler var. Ben özet olarak aldım, konunun daha iyi anlaşılması için. Yukarıdaki bilgileri okuduğumuzda, gerçekten insan bu gece ye çok önem verip, elinden geldiğince bu geceyi ibadetle geçirmek isteyecektir. Peki ya diğer geceler? Bu ve buna benzer düşünceler ne yazık ki, bizleri kolaycılığa yönlendirmiştir. Bu bilgilerin ve sözlerin, Kur’an ile hiçbir ilgisi yoktur. Kur’an bu düşünceye asla onay vermez. Önce bunu söylemeliyim.
 
Allah Zuhruf suresi 44. ayetinde, sizleri Kur’an dan sorumlu tutuyorum diyor da, böyle bilgileri asla vermiyorsa, bizlerin izleyeceği yol çok açıktır. Kur’an asla hiçbir geceden özellikle bahsetmez. Çünkü Allah böyle bir geceyi özellikle söylemiş olsaydı, kullarının bu geceyi ne hala sokacaklarını çok iyi biliyordu. Söylemediği halde, bizler kendi nefsimizde çok özel geceler belirleyip, birde Allah ın bahsetmediği vasıfları yükleyerek, neler söylüyoruz.
 
Allah şefaat tümden bana aittir, hiçbir şefaatin fayda etmediği o günden sakının diyorsa, şefaat yani bağışlama yetkisini de, kimseye vermeyeceği açıktır. Muhammed suresi 19 ayeti sizlere hatırlatmak isterim.
 
Muhammed 19: Allah'tan başka tanrı olmadığını bil; HEM KENDİ GÜNAHIN, hem de inanan erkek ve kadınların günahları için af dile! Allah dönüp dolaşacağınız yeri bilir.
 
Peygamberimiz bile kendi günahları için, Allah a dua ediyorsa, bizlerinde yapacağı şey, yalnız Allah a dua ederek, ondan bağışlanma dilemek olmalıdır. Ayete dikkat ederseniz, peygamberimiz kendisine iman etmiş erkek ve kadınlarında günahları adına Allah a dua etmesini söylüyor. Bizlerde mahşer günü peygamberimizin yüzüne bakabilenlerden olmak istiyorsak, onun dualarına mazhar olma, çabasını göstermeliyiz.
 
Bizlerin yapması gereken, hesabın görüleceği O çetin gün gelmeden, peygamberimizin şahitliğinde, ona mahcup olmamak adına, batıl ve hurafelerin ardına düşmeden, yalnız Kur’an ın ipine sarılmak olmalıdır. Allah dan başka şefaatçi olmadığının bilinciyle her günümüzü ve her gecemizi, Allah ı zikreden, Rabbin halis kulları arasında olma çabasını göstermeliyiz. 
 
Kendi nefsimizde geceler ilan ederek, o gecelere sığınarak yaptıklarımızdan kurtulacağımızı sanmayalım. Hepimiz yaptıklarımızın karşılığını göreceğiz. Bundan kaçış yok. Bahsedilen bu geceye atfedilen sözler, Allah ın sorumlu tuttuğunu ilan ettiği Kur’an da olmadığı gibi, Kur’an ın öğretisine ve yüzlerce ayetini de tamamen ters düşer, bunu unutmayalım.
 
Örneğin İbrahim peygamberimizin babası, iman etmeyen bir kişiydi. Bildiğiniz gibi, İbrahim peygamberimiz, Allah tarafından övgüyle söz edilen bir elçidir. O dahi babasına Allah katında, hiçbir şey yapamayacağını, yalnız babası için dua edebileceğini söylüyor.
 
Değerli din kardeşlerim, günümüzde belirlenen bu ve benzeri gelenekselleşmiş özel geceleri kutlayalım, ama bu gecelere lütfen Allah ın vermediği değerleri yüklemeyelim. Bunu yaparsak yalan söylemiş oluruz. Bu gecelerde bir birimizi, büyüklerimizi arayalım. Onların hatırlarını soralım. İbadetlerimize ağırlık verelim. Bunlar güzel gelenekler. Ama dediğim gibi, bu gecelere lütfen, Allah ın vermediği değerleri yüklemeyelim.
 
Kur’an da tek bir geceden bahsedilir. Oda Ramazan ayı içinde Kur’an ın indirilmeye başlandığı Kadir gecedir. Ama Yaradan özellikle bu gecenin hangi gece olduğunu dahi söylememiştir. Tüm Ramazan ayını, aynı değerde yaşayabilmemiz için. Bu gecenin hangi gece olduğunu, peygamberimize sorduklarında verdiği cevapta düşündürücüdür.
 
( BİLİYORDUM AMA ALLAH BANA UNUTTURDU)
 
Sanırım bu cevapta her şey çok açık anlatılıyor. Dilerim her gecemizi, Kadir gecesi gibi yaşayabilen, Allah ın halis kullarından oluruz.
 
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

16
0
0
Yorum Yaz