Başörtüsü Allah Emri Olsaydı....

2014-12-26 21:05:00

 

Günümüzde başörtüsü konusu, topluma bazı çevreler tarafından istedikleri doğrultuda o kadar dikta ettirilmiş ki, özellikle kadınlarımız, YA BAŞÖRTÜSÜ ALLAH EMRİYSE kuşkusu ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu konuya değişik bir bakış açısıyla bakmak istiyorum.
 
Kur’an ı anlayarak okuyan bir insan, Kur’an ın hiçbir yerinde ALLAH KADIN SAÇINI ÖRTMELİDİR DİYE TEK BİR SÖZ, EMİR BULAMAZ. Ne yazık ki başörtüsünün Allah emri olduğunu söyleyenler, Kur’an dan delil bulabilmek için, Nur suresi 31. ayette geçen HIMAR, yani örtü sözcüğüne, başörtüsü anlamını vererek delil bulma çabasına girmişlerdir. Bir kısım meal tefsirinde (Başörtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler.) (Başörtülerini (göğüs) yırtmaçlarının üstüne koysunlar.) Bazılarında ise, (Örtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar.) diye çevirmektedirler.
 
Allah herkesin kendisinden sorumlu olduğunu söylüyor da, bizleri düşünmeye akıl yürütmeye davet ediyorsa, bizlerde kimsenin etkisinde kalmadan bunun çabası içinde olmalıyız. Aradığımız cevap, YA GERÇEKTEN ALLAH KADININ BAŞINI ÖRTMESİNİ İSTİYORSA sorusuna cevap olduğuna göre, düşüncemizi ve araştırmalarımızı en kötü ihtimalden yola çıkarak yapmayı deneyelim. Aslında Kur’an da HIMAR sözcüğü ve ondan türetilen kelimeler mecaz anlamları dâhil, örtü anlamında kullanılmasına rağmen, biz korktuğumuz sorunun doğruluğundan yola çıkarak, gerçek doğruyu bulmaya çalışalım, Allah ın yardımıyla.
 
Önce şöyle düşünelim, acaba peygamberimiz bu ayetten ne anlamış ve bu ayeti ümmetine nasıl tebliğ etmiş olabilir onu düşünelim. Güzel huylu, aklını kullanan ve bizlere örnek olan peygamberimiz, acaba kadınları toplayıp bu ayeti tebliğ ederken, Ey iman eden kadınlar, başörtülerinizin alt kısımlarını göğüs yırtmaçlarının üzerine salınız ki, göğüs dekolteniz görünmesin. Bu ayet dolaylı olarak ta kadınlara saçınıza da örtün diyor, bu Allah ın sizlere bir ayeti bir emridir mi demiş olabilir sizce?
 
Bir an, evet aynen böyle tebliğ etmiştir, çünkü birçok Kur’an tercümesinde, başörtülerinizle diye başlıyor ayet diyebiliriz. Önce şunu hatırlatmak isterim, Kur’an ın anlatım biçimi, izahı ve kullandığı kelimeler o kadar özel ve özenle seçilmiştir ki, emri alan hiç kimse konuyu anlamakta zorlanmaz ve başka anlamlar asla çıkaramaz. Çünkü MUHKEM ayetler böyledir. Yeter ki insanlar kendisine öğretilenleri, Kur’an dan aramak adına, sözcüklerin anlamları ile oynamasın.
 
Şimdi yukarıda yazdığım, peygamberimizin o günkü kadınlara, özellikle tebliğ ettiğini kabul ettiğimiz şekli ile ayeti hatırlayalım. Eğer bu din özgür insan, köle ya da cariye diye ayırt etmeden tüm iman edenlere inmiş ise ki, Kur’an böyle olduğunu söylüyor, bu ayeti peygamberimiz iman eden özgür, köle, cariye tüm iman edenlere bu şekliyle tebliğ ettiğini kabul etmemiz gerekir. Ayrıca eğer böyle tebliğ etmiş ise, peygamberimizde bu ayetten başörtüsünün Allah emri olduğunu anlamış olmalı diye de düşünebiliriz.
 
Peygamberimiz bahsettiğimiz ayetin tebliğini, eğer bu şekilde yapmış olsaydı, bakın cariyeler nasıl bir soru soracaktı o zaman peygamberimize? EY ALLAHIN RESULÜ, SİZ BAŞÖRTÜLERİNİZİ GÖĞÜS YIRTMAÇLARININ ÜZERİNE SALINIZ DİYOR VE BUNUN ALLAH EMRİ OLDUĞUNU SÖYLÜYORSUNUZ, AMA BİZ KÖLE VE CARİYELERE BAŞIN ÖRTÜLMESİ YASAKTIR BİLDİĞİNİZ GİBİ. ÖZGÜR VE CARİYE KADINLARIN AYIRT EDİLEBİLMESİ İÇİN, BİZLERİN BAŞINI ÖRTMEMİZ YASAKLANMIŞTIR, BU DURUMDA BİZLER NASIL ÖRTELİM GÖĞÜS DEKOLTESİNİ, BİZİM BAŞÖRTÜMÜZ YOK DİYECEKLERDİ.
 
Şimdi düşünmeye devam edelim. Sizce peygamberimiz bu ayetten, kadın saçını örtmelidir emrini anlamış olup, bu ayeti bu şekliyle iman edenlere tebliğ etmiş ise, cariyelerin başının açık gezmelerine izin vermesi mümkün değil. HATIRLATMAK İSTERİM BU AYET İNDİRİLDİKTEN SONRA DA MÜSLÜMAN CARİYELERİN BAŞLARINI ÖRTMESİ YİNE YASAKTI. Bu durumda peygamberimizin bu ayetten ne anladığı konusunu, lütfen düşününüz. 
 
Bunu hatırlattığım bazı arkadaşlar, yine beşerin öğretisini savunmak adına, Kur an ı delil almaktan uzak, cariyelerin ve kölelerin hakları, kanunları ayrıdır deme yanlışlığını, hatasını gösterebiliyorlar. Hâlbuki Allah her şeyden nice örnekler verdim dediği Kur’an da, onların lehine elbette bazı ayrı kuralların uygulanmasını açıklamıştır. Örneğin aynı suçu işlemiş köle ya da cariyeye, özgür bir insana göre, cezanın yarısını verin emrini vermiştir. Onların da evlendirilmesi, özgürleştirilmesi için kurallar koymuştur. BU KURAL VE KANUNLAR, ASLA DİNİ YAŞAMAK ADINA HÜKÜMLER DEĞİLDİR.
 
Eğer peygamberimiz bu ayetten, başın örtülmesi Allah emridir anlamını çıkarsaydı, asla ayrım yapmadan cariye, köle, özgür kadın herkesin başının örtülmesini emrederdi. Bunun tersini düşünmek, hem ayetin anlamını kendi düşüncemize göre saptırmak, hem peygamberimize, İslam dinine saygısızlıktır. Allah eğer bu ayette, kadının başının örtülmesini emretseydi, bunu ayrım yapmadan emrederdi. Ayrıca Allah nice örnekleri, değişik ifadelerle açıkladım ki, anlayasınız ayrılığa düşmeyesiniz, ayetlerine de uymaz. Allah kadının saçını örtmesini emretmiş olsaydı, AÇIKÇA KADIN SAÇINI ÖRTMELİDİR DERDİ. MUHKEM AYET OLMANIN KURALI BUDUR. ŞÜPHE GÖTÜRMEYECEK ŞEKİLDE, AÇIK VE ANLAŞILIR OLMAK. Allah hükümlerini hiçbir zaman dolaylı değil, açıkça vermiştir Kur’an da.
 
Bizler Kur’an ı anlayarak okumadığımız ve Allah ın emrettiği gibi özgür irademizle düşünmediğimiz sürece, bize öğretilenlerin etkisinden kurtulmamız mümkün olmayacaktır. Peygamberimiz devrini düşünün, o devirden gelen hadislerde bile, kadın erkek birlikte abdest aldıkları örnekleri verilir. Birlikte abdest alan kadın, başını mesh ettiğinde saçını açacaktır. Kadının erkeğe saçını göstermesi haram olsa, bunu nasıl yapar lütfen düşünün. Yine o devri hatırlayın, Arap kadınlar saçını uzatıp örgü yaparlar ve arkalarına atarlardı, yani açıkta kalırdı saçlar. Eğer kadın saçının günümüzde söylendiği gibi, bir telini göstermesi haram olsa, peygamberimiz nasıl müsaade ederdi tüm bunlara, bunları hiç mi düşünen yok?
   
Peygamberimiz eğer, Nur suresi 31. ayette geçen HIMAR sözcüğünden, başörtüsü emrini anlamış olsa ve bu ayetten kadının saçını örtmesi Allah emri olduğunu çıkarmış olsa, bunu tüm iman edenlere uygulatırdı. Allah da kadının saçını örtmesini isteseydi, AÇIKÇA KADIN SAÇINI ÖRTMELİDİR derdi. Çünkü Allah ayetlerini, bakın nasıl gönderdiğini söylüyor?
 
Kehf 54 ; Yemin olsun, biz, bu Kuran'da, İNSANLAR İÇİN HER TÜRLÜ ÖRNEĞİ DEĞİŞİK İFADELERLE GÖZLER ÖNÜNE KOYDUK. İnsan ise varlığın, tartışmaya en çok tutkun olanıdır.
 
İsra suresi 89 ; Yemin olsun, biz bu Kuran'da, İNSANLAR İÇİN HER BENZETMEDEN NİCE ÖRNEKLER SIRALADIK. Ama insanların çoğu inkâr ve nankörlükten başka bir şeyde diretmediler.
 
Sizlere sormak istiyorum, bırakın onlarca ayeti, yukarıdaki iki ayete de uyuyor mu? Nur suresi 31. ayette geçen sözlerden kadın başını örtmelidir emrini nasıl çıkarabiliriz? Hani Rabbimiz bizler için her türlü örneği, değişik ifadelerle vermişti? Hani her benzetmeden nice örnekleri sıraladım diyordu? Doğrusu Allah da böyle yapacaklarını bildiğinden, bakın bu sözlerin sonunda ne diyor? AMA İNSANLARIN ÇOĞU İNKÂR VE NANKÖRLÜKTEN BAŞKA BİR ŞEYDE DİRETMEDİLER. Evet Rabbimiz, asla söylemediğin sözleri, senin sözün diye ortaya sürdüler, elbette bunun hesabı çetin olacaktır. Doğruyu, gerçek doğruyu Rabbimiz bilir. Bizlere düşen, peygamberimizin bizlere tebliğ ettiği Kur’an ı, bir kul olarak diğer canlılardan farklı oluşumuzun tek özelliği olan, Rahmanın bizlere bahşettiği aklımızı kullanmak olmalıdır. Onu kullanmıyorsak, bakın onlar için neler söylüyor Allah.
 
Enfal 22 : Çünkü yeryüzünde debelenenlerin Allah katında en kötüsü, AKILLARINI İŞLETMEYEN SAĞIR-DİLSİZLERDİR.
 
Kur’an kadının saçını örtmesini emretmiyor, ama örtmek isteyene e kimse aç diyemez, karışamaz. Başın örtülmesi tıpkı Araplarda olduğu gibi bir gelenektir ve iklimin gerekliliğidir. Bakın bu konuda sorduğum bir soruya Diyanetin cevabından bir alıntı yapmak istiyorum.
 
(İslâm dini tesettüre böyle önem vermekle birlikte, örtünmenin şekli konusunda ayrıntıya girmemiş, BUNU ÖRF VE ÂDETE BIRAKMIŞTIR. Böylece HER ÇAĞDA VE HER BÖLGEDE BU EMRİN YERİNE GETİRİLMESİNE İMKÂN VERİLMİŞTİR. Sonuç olarak tesettür evrensel, sürekli bir hüküm; örtünmenin şekli ise yereldir.) 
 
Allah örtünmeyi emreder, hatta açıklamaya çalıştığımız ayette dikkat ediniz, göğüs kısmının bile örtülmesi ayrıntısına girer. Namuslu ve iffetli yaşamamızı emreder, erkek ya da kadın olarak ayrım yapmaz. Dikkat ediniz, Diyanetin açıklamasında olduğu gibi, örtünme hem örf ve adet, hem de bölgeye iklime göre değişen bir olgudur. Amaç iffetli ve namuslu yaşamaktır. NAMUS VE İFFET KUR’AN IN BAHSETMEDİĞİ SAÇTA DEĞİL, Allah korkusuyla, toplumun hoş görebileceği şekliyle giyinmektir. ALLAH ASLA KADIN YA DA ERKEK BİR KIYAFET ŞEKLİ BİZLERE BELİRTMEMİŞTİR, AMA BİZLERİN DİKKATİNİ ÇEKEREK UYARMIŞTIR.
 
Başını örtenin iffetli sayıldığı zihniyetin tezahürünü, günümüzde çok iyi görmekteyiz. Başını örtüp tüm cazibelerini sergileyenler, yanlış zihniyetin bir ürünüdür. Daha 25–30 sene öncesine kadar, analarımızın ve nenelerimizin başını nasıl örttüklerini hatırlayınız lütfen. Birde şimdiki halini düşünün, ne oldu da bir tek saç telinin görünmesi cehennemlik yaptı insanları. Yoksa hâşâ birisine vahiy mi indi dersiniz?
 
İşte apaçık rehber Kur’an, işte güzel dinimiz. Onu anlayarak, düşünerek okursan bizlere rehber ve bir güneş olur. Eğer anlamadan, düşünmeden aklımızı devre dışı bırakarak okursak, Rahmanın ne söylediğini ilk elden tebliğ almıyorsak, beşerin her söylediğine şüphe duymadan inanıyorsak, asla doğru yolda olduğumuzu bilemeyiz ve Kur’an ın rehberliğinden ve ışığından faydalanamayız. 
 
İslam ı kullanan cemaatler, tarikatlar bu ve buna benzer örgütler, İslam ı kullanıp toplumun beynini yıkayarak, kendi nefislerinde yarattıkları bir inancı, topluma Allah ın emri diye sunan zalimlerin, hem insanlara hem de ülkemize nasıl zararlar verdiğini hep birlikte şahit olduk. Binlerce aileyi yıktılar, acı ve keder getirdiler. Ülkemizde türbanı ortaya çıkaran ve Allah emri diye sunan şekillendiren ve ülkemizi kaosa sürükleyen bu zalim kişi, başörtüsü konusunda bakın neler söylemişti.
 
FETHULLAH GÜLENİN 1995 YILINDA SÖYLEDİĞİ SÖZLERİ;
(Kadınların başlarını örtmesi iman meselesi ölçüsünde önem arz etmez. Allah’a karşı kulluk, umumi manada kulluk ölçüsünde önem arz etmez bunlar. Teferruata ait meseledir. Nitekim Allah’a iman meselesi Mekke’de Efendimize tebliğ edilmiş, namaz meselesi orada bize farz kılınmış, daha sonra da zekât bize farz kılınmış. Ama tesettür meselesine gelince biraz farklı. Zannediyorum Peygamberliğin 16. ve 17. senesinde Müslüman kadınların başları açıktır. Temel meseleler varken, teferruatla uğraşılmamalı.”)
 
Dinimizle oynayanlar, menfaatleri doğrultusunda şekillendirmeye çalışanlar, bir gün Rabbin huzurunda hesap verecektir. Bu ülkede türban kelimesi bilinmezken, gündeme getiren, topluma Allah emridir diye kabul ettiren bu şahıs, Otuz- otuz beş sene önce İzmir de bu zihniyetin filizlendiği ilk yıllarda, bende onları tanıdım ve nasıl bir zehir şaçtıklarına gençliğimde şahit oldum. O günlerde İzmir in o sıcağında genç kızlarımıza giydirdikleri giysi yanında, ellerine eldivende giydiriyorlardı. Çünkü o günlerde, kadın ellerini de göstermesi günahtı diyor ve kızlarımıza kadınlarımıza, İzmir in o yaz sıcağında, bu eziyeti reva görüyorlardı. Daha sonraları sanki hâşâ vahiy gelmiş gibi eldivenler çıktı ve ellerin serbest olduğu söylendi. Yapılan bunca yanlışların, eziyetin hesabını kim verecek, onu da huzura gittiğimizde göreceğiz. 
 
Bizlere düşen, İslam ı kendi çıkarları için kullanan cemaat ve tarikatlardan uzak durmak olmalıdır. Bizler imtihanımızı bizzat Kur’an dan öğrenmeli ve asla hakkın yolundan sapmamalıyız. 
 
Saygılarımla 
Haluk GÜMÜŞTABAK
 
 

96
0
0
Yorum Yaz