Başını Örtenlerin, Örtmeyenlere İffetsiz Yakıştırması.

2015-01-19 16:45:00

Başörtüsü konusu, ne yazık ki toplumumuzda çok tartışılan, ama bir ortak noktası bulunamayan bir konudur. Bu yazımda sizleri başörtüsü konusunda, farklı bir yönde düşünmeye yönlendirmek istiyorum.

Çarşıda ya da okulda, iki çok samimi kız arkadaş,  kol kola birisi türbanlı, diğeri başı açık bir şekilde gezdiğini, hepimiz görmüşüzdür. Her ikisinin de diğerine, asla art niyet düşünmediğine de kesinlikle eminim. Birbirilerine gönülden saygılı oldukları, görünüşten anlaşılıyor.
 
Buraya kadar çok normal, çünkü herkes inancından kendisi sorumludur. Bir kişi karşısındakini inancından dolayı kınayamaz, saygısızlık yapamaz. Küçük düşürecek sözler de söyleyemez. Çünkü kimin Allah katında, en doğru yolda olduğunu, yalnız Rabbimiz bilir. Bunu Kur’an söylüyor ve diyor ki, kendinizi temize çıkartarak, karşınızdakini kınamayınız.
 
Şimdide bu iki düşüncenin, bu söylediklerimi nasıl kabullendiğine ve karşısındaki inanca nasıl baktığına gelelim. Türbanın Allah emri olduğunu savunan düşünce, kadın saçının tek bir telini gösterdiğinde, cehennemlik olacaklarına inanır. Başı açık kadın İFFETSİZDİR der ve bunu da açıkça söylemekten çekinmez. Buna inan başı örtülü bir insan, sizce başı açık bir arkadaş edinir mi? Düşünün hem cehennemlik, hem de iffetsiz bir arkadaşınız, olmasını ister misiniz?
 
Yani başın örtülmesi, günümüz ismiyle türban takmak, ne yazık ki günümüzde, NAMUSLU KADININ BİR SİMGESİDİR. Bazı kardeşlerimiz, buda nereden çıktı şimdi diyebilirler. Onu da izah etmek isterim. Cahiliye döneminde, bildiğiniz gibi başın örtülmesi ÖZGÜR KADINLARA HAS bir gelenekti. Yani cariyeler, özgür olmayan kişiler Müslüman bile olsalar, başlarını isteseler de asla örtemezlerdi. YANİ BAŞI ÖRTÜLÜ KADIN ÖZGÜR, NAMUSLU VE İFFETLİ BİR KADIN GÖSTERGESİYDİ. Bu Arapların geleneğiydi. Kur’an ın tamamlanmasına, hatta peygamberimizin ölümüne kadarda, bu gelenek değişmedi. Bakın burası çok önemli.
 
İşte bugünde aynı zihniyetteki insanlar, başı açık kadınları, cahiliye dönemindeki cariyelere benzetiyorlar ve diyorlar ki, onlar özgür olmayan iffetsiz kadınlardır. Bu satırları bile yazarken ben utanıyorum, ama ne yazık ki bunlar gerçekler. Günümüzde başın örtülmesi, gerçekten bir simge haline dönüştürüldü. Ama neyin simgesi olduğunu, toplum ne yazık ki farkında değil.
 
Gelelim yan yana, dostça ve kardeşçe birisinin başı açık, diğerinin türbanla dolaşan kardeşlerimize.  Başı türbanlı olan kardeşimiz, aslında hiç farkında değil, yanındaki can arkadaşına iffetsiz bir kadın yakıştırması yapıyor. Eğer söyledikleri doğru olsaydı, iffetsiz bir arkadaş edinir miydi? Ama bunun bilincinde değil. Başını örtmeyenlere atılan iftiranın, farkında bile değil türbanlı kardeşim. Sorsanız bu söylediklerime karşı çıkar. Ama ne yazı ki bu söylediklerim İslam âleminin acı gerçekleri. 
 
Ama başı açık olan kızımız, yanındaki türbanlı kardeşi için, asla hiçbir ön yargı hissetmeden, ya da başını örtenlere örtmeyenler, asla bir yakıştırma yapmadan, onların inançlarıdır der saygı duyarlar. İşte iki inancın arasındaki dağlar kadar fark. 
 
Elbette istisnalar kaideleri bozmaz. Bunun tersini yapan, başını örtenlere karşı toplumumuzda asla kabul görmeyen, bazı mantıksız karşı çıkışlarda vardır. Başörtüsünü farklı amaçlar için kullananlara, bir tepki niteliğinde bile olsa, tertemiz niyetli din kardeşlerimize, bu davranış asla kabul edilemez. Aramızda ne yazık ki, başörtüsünü kullanan bazı menfaat şebekeleri var. Bizler onların tuzağına düşmekteyiz. Lütfen bu gerçeği görelim ve art niyetlilerin tuzağına düşmeyelim.
 
Hepimiz imtihandan geçiyoruz. ÖMÜR UZUN BİR MARATON DEĞİL DOSTLAR. İnanın bir nefes alımı kadar kısa. Ama bunu şimdi, hiç birimiz fark edemiyoruz. Sanırım emaneti teslim vaktimiz geldiğinde, her şey gözlerimizin önüne, bir film şeridi gibi gelecek. ONCA YIL NASIL GEÇTİ DİYECEĞİZ.
 
Dilerim o gün geldiğinde, çok fazla pişman olanların safında olmayız. Allah cümlemizin yardımcısı olsun. Vaktin dolduğu saat çalmadan, gelin batıl ve hurafenin ipine değil, yalnız ve yalnız Kur’an ın ipine sarılalım.
 
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

28
0
0
Yorum Yaz