Haluk GÜMÜŞTABAK 12 Takipçi | 0 Takip
Kategorilerim

MİRAÇ KONUSU

BAŞÖRTÜSÜ KONUSU

MEHDİ, MESİH VE HZ. İSA NIN GELECEĞİ .

NAMAZ, ORUÇ HAC, ZEKAT KONUSU

MEZHEP, HADİSLER, BATIL KONULAR.

GENEL İSLAMİ YAZILAR.

KUR AN AYETLERİ.

PEYGAMBERİMİZ İLE İLGİLİ YAZILAR.

İMAM-I AZAM EBU HANİFE Yİ TANIYALIM

RİSALE-İ NUR ÖĞRETİSİNE DİKKAT.

ÇOK EŞLİLİK VE KADINLARIMIZ İLE İLGİLİ..

KUR AN İLE İLGİLİ YAZILAR.

ÖLÜMLE YÜZLEŞEBİLMEK

KABİR AZABI KONUSU.

ZEKAT KONUSU VE KUR\'AN

HURAFELERİN ANA KAYNAĞI

EVLATLIK KONUSU.

MİRASIN DAĞITILMASI

ATATÜRK VE DİN

ÖN SÖZ

Diğer İçeriklerim (369)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (12)

Zuhruf 36 Ve Bakara 159. Ayetlere Kulak Verelim.

2016-03-25 11:12:00

    Allah Kur’an ı bizlere rehber, yol gösterici olsun diye gönderdiğini söyler. Ayrıca bizleri yönlendiren, dersler veren ayetlerinde açık, anlaşılır ve nice örneklerle izah edildiğini anlatır. Hatta işi sağlama alarak bu ayetlere, MUHKEM ayetler ismini verir. Peki, muhkem ayet ne demektir?   Muhkem güçlü, sağlam, açık, anlaşılan ve YORUM GEREKTİRMEYEN anlamındadır. Rabbimiz dinin ve imanımızın anası, temeli olan bu ayetleri YORUMA KAPAMIŞ ve nice örneklerle bizlere izah etmiştir Kur’an da. Peki, bizler ne yapıyoruz, Allah ın bu uyarıları ışığında mı İslam ı yaşıyoruz. İşte burası çok düşündürücü.   Allah din ve iman adına, tek sorumlu olacağımız kitabın Kur’an olduğunu söyledikten sonra, hiç kimsenin yorumuna muhtaç olmayan muhkem ayetleri, ne yazık ki bizler kendi nefislerinde eğip büken, batıl ve hurafe inançlarına delil olsun diye yorumlar yaparak, anlamını saptıranların sözlerine inanarak, İslam ı yaşıyoruz. Muhkem ayetlerin yoruma açık olmadığını, Kur’an da açıklandığını, izah edildiğini söyleyen Rabbimizi, ne yazık ki duyan, işiten yok. Bu ayetlerin üstü örtülüyor, görmezden geliniyor.   Değerli din kardeşlerim Allah ayetlerin anlamlarını değiştirenlere inanıp, gerçek anlamlarının üstünü örten, görmezden gelenlere bakın ne yaparız diyor.   Zuhruf 36: Kim, Rahmân’ın Zikri’ni görmezlikten gelirse, BİZ ONUN BAŞINA BİR ŞEYTAN SARARIZ. Artık o, onun ayrılmaz dostudur. ( Diyanet meali)   Ne dersiniz, kim böyle bir duruma düşmek ister. Şöyle düşünebilirsiniz, biz ayetleri görmezden gelmiyoruz ki? Görmezden gelmek, gerçek anlamının dışında anlamak ve ona göre inancını yaşamak... Devamı

Kur'an ı Herkes Anlayamaz Diyerek, Bölündük, Parçalandık, Dinden

2016-03-16 20:28:00

    Yazdığım yazılara cevap veren kardeşlerimizin büyük kısmının itirazı, Kur’an ı herkesin anlayamayacağı, tam olarak yalnız peygamberimizin anladığı, çünkü muhatabının bizzat kendisi olduğu söylenmektedir. Gerçektende Allah, tüm kullarını sorumlu tuttuğunu açıkça söylediği Kur’an ı, yalnız elçisinin anlayacağı bir şekilde göndermiş olması mümkün mü? Kur’an ın muhatabı yalnız peygamberimiz midir? Elbette peygamberimiz, Allah ın verdiği ilimle en güzel bir şekilde anlamıştır Kur’an ı, bunda hiç şüphe yok. Ama tam olarak yalnız peygamberimiz anlamıştır demek, sizce Kur’an a saygısızlık olmuyor mu?   Hatırlatırım din ferdi yaşanır, onun içinde Allah bizzat kişiye hitap eder ve birey olarak bizleri sorumlu tutar. PEYGAMBERİMİZ NE KADAR KUR’AN IN MUHATABIYSA, BİZLERDE EN AZ O KADAR KUR’AN IN MUHATAPLARIYIZ, lütfen bu gerçeği göz ardı etmeyelim. Kur’an Allah ın kullarına hitabıdır, seslenişidir, uyarısıdır. Bir daha da bizlere başka uyarısı olmayacağını, bu son seslenişi olduğunu açıkça bildirmiştir Kur’an da. Sizce bu uyarıyı ve detaylarını yalnız peygamberimizin anlayabildiğini ve bizlerin okuduğumuzda anlayamayacağımızı söylememiz mantıklı mı?   Allah Kur’an ı bizlere anlatırken, yemin olsun ki bu kitabı, sizler için kolaylaştırdım diye apaçık söyler. Emin olmadığınız bilgilerin ardına düşmeyin diye uyarır bizleri. Biz her şeyden nice örnekleri, değişik ifadelerle açıkladık ki anlayasınız diyerek, Kur’an ı anladığı dilden okuyan ve üzerinde düşünen herkesin anlayacağını apaçık bizlere bildirir. Tüm bu uyarı ayetlerden sonra, nasıl olurda Kur’an ı herkes anlayamaz, yalnız peygamberimiz anlamıştır deriz? Yüce Rabbimiz yarattığı kull... Devamı

Huzuru Yakalamanın Yolu Kur'an dan Geçer.

2016-03-09 20:40:00

      Allah kulunu yaratırken, onun genlerine yaratıcının varlığını hissetme, arama duygusunu da koymuştur. Bu Yaradan ın kullarına yardımı ve kolaylığıdır. Tarih boyunca insanlar, yaratıcı bir gücün arayışı içinde olmuşlardır. Bu duygular öyle güçlüdür ki, insanlar gerektiğinde karşısındakini öldürmekten bile çekinmezler.   Toplumlar ilerledikçe, teknoloji ve medeniyet şekil değiştirse bile, insanların içindeki Allah inancı hiç değişmemiş, hatta güçlenerek inanılmaz boyutlara ulaşmıştır. ONUN İÇİNDE BU DUYGUNUN MUTLAKA KONTROL ALTINA ALINMASI GEREKTİĞİNİ BİLEN YARADAN, GEREKTİĞİ ZAMANLARDA UYARICI KİTAPLAR VE ELÇİLER GÖNDERMİŞTİR. Toplum içinde mevkiler, makamlar edinmenin yolları olmuştur adeta inanç. Toplumu yönetenler, bunun farkına varmış ve bu duygu düşüncelerin verdiği gücü, toplumları istedikleri gibi yönetmek için, ellerine geçirmek adına her şeyi yapmışlardır. Bu çabalar sonucunda dinin sınırları, Allah ın çizdiği sınırların dışına çıkmış ve toplumları bir bilinmeyenin yolcusu yapmıştır.   Gerçektende Allah a iman ve Yaratıcımızdan beklentilerimiz, hiçbir zaman eksilmeden her toplumda farklı şekillerde güç kazanarak, günümüze kadar devam etmiştir. Bu gücü ellerine geçirenler, kendi çıkarları doğrultusunda dini şekillendirerek, TOPLUMUN NEFİSLERİNE, DUYGULARINA HİTAP EDECEK ŞEKLE SOKMUŞLARDIR. İşin kötüsü de tüm bunların, Allah emri olduğunu topluma inandırmışlardır. Yaradan belirli zamanlarda, toplumları yoldan çıkaran bu sapkın kişilerin yalanlarını ortaya çıkarmak ve topluma doğruyu anlatmak için uyarıcılar göndermiştir. Fakat toplumun bir kısmı tam nefislerine göre şekillenmiş, istedikleri g... Devamı

İbrahim Suresi 4. Ayet.

2016-02-28 15:16:00

    Bugün sizleri, üzerinde düşünmeye davet etmek istediğim ayet, İbrahim suresi 4. Ayet olacaktır. Kur’an ı tercüme ederken, öyle yanlış bilgilerin etkisinde kalıyorlar ki, Kur’an ın özüne, uyarılarına akla ve mantığa ters düşüyor. Bahsettiğim ayeti, önce Diyanet mealinden yazalım.   İbrahim 4: Biz her peygamberi, ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara (Allah’ın emirlerini) iyice açıklasın. ALLAH, DİLEDİĞİNİ SAPTIRIR, DİLEDİĞİNİ DE DOĞRU YOLA İLETİR. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Diyanet meali)   Ayette geçen, büyük harflerle yazdığım bölümü okuduğunuzda, sanırım sizlerde bu cümleyi çok farklı anlamda düşündünüz ilk bakışta. Eğer Allah dilediğini saptırıp, dilediğine doğru yolu gösteriyorsa, bizlerin özgür iradesinin ve bu dünyada imtihan olduğumuz gerçeğinin, çok fazla bir önemi yok demektir. Böyle bir anlam çıkartırsak, Kur’an ın yüzlerce ayetine ters düşen sözler söylemiş oluruz. Aşağıdaki ayeti bilen ve inanan bir insan, sanırım ne söylediğimi anlayacaktır.   Nisa 79: SANA GELEN İYİLİK ALLAH'TANDIR. BAŞINA GELEN KÖTÜLÜK İSE NEFSİNDENDİR. Seni insanlara elçi gönderdik; şahit olarak da Allah yeter. (Diyanet vakfı meali)   Elbette İbrahim suresi 4. Ayetin, bu şekliyle anlaşılması, böyle tercüme edilmesi, yanlış anlaşılmalara sebep olacaktır. Bu ayeti doğru anlamak istiyorsak, Nisa suresi 79. Ayetten mutlaka yararlanmalıyız. Allah İsra 7. Ayetinde, 'İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz. Kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz der. Kur’an bir ayetinde verdiği hükmün, bir başka ayetinde asla tersini ima etmez, ... Devamı

Bizlere Öğretilenleri, Kur'an da Göremediğimizde Yaptığımız Yanl

2016-02-26 10:49:00

    Bizler yaşadığımız İslam ı, ne yazık ki Kur’an dan araştırma gereği duymadan yaşıyoruz. Bizlere öğretilen FIKIH bilgilerinin doğruluğunu, Kur’an dan asla araştırmıyoruz. Çünkü fıkıh bilgilerinin Kur’an ı tamamlayan, hatta Kur’an ayetlerinin anlaşılmasını sağlayan, şüphe duyulmayacak doğru bilgiler olduğuna inanıyoruz.   Ne yazık ki bu inançla bizler, Kur’an a şirk koştuğumuzun, Allah a ve peygamberimize de iftiralar attığımızın farkında bile değiliz. Peygamberimiz ümmetine Kur’an ın dışından asla hiç bir şey tebliğ etmediğini, dine ilaveler yapmasının zaten mümkün olamayacağını, ayetlerle Allah bizlere apaçık anlatmıştır. Peygamberimizin din adına ilaveler yapmasının mümkün olamayacağını, Kur’an çok dikkat çekici bir ayetinde, bakın nasıl bizlerin gözlerinin önüne seriyor ve düşünmemizi istiyor.   Şura 52: İşte biz böylece sana da emrimizden Kur'ân'ı vahyettik. YOKSA SEN KİTAP NEDİR? İMAN NEDİR BİLMİYORDUN. Fakat biz onu bir nur kıldık. Onunla kullarımızdan dilediğimizi doğru yola iletiyoruz. Şüphesiz ki sen de insanları doğru bir yola götürüyorsun. (Elmalı meali)   Peygamberimizin, o devirde yoldan sapmış hiçbir ehli kitaba tabi olmadığı, arayış içinde olduğunu çok iyi anlayabilmemiz için, bakın ne diyor Allah elçisine. SEN KİTAP NEDİR? İMAN NEDİR BİLMİYORDUN. DAHA ÖNCE İNDİRİLEN KİTAPLAR VE DİN KONULARINDA FAZLA BİR BİLGİSİ OLMAYAN ALLAH IN ELÇİSİNİN, KUR’AN IN VAH YETTİKLERİNE İLAVELER YAPABİLECEĞİNE NASIL İNANIRIZ. Unutmayın lütfen, peygamberimiz ÜMMİYDİ yani ümmi Kur’an a göre, ehli kitaba tabi olmayan anlamındadır. Ama bugün, bu gerçeği gizlemeye çalışanlar, Onun adına uydurdukları yalanların anlaşılmasını... Devamı

Nahl Suresi 43. Ayet Ve Nisa 59. Ayeti Nasıl Anlamalıyız.

2016-02-18 10:55:00

    Bu yazımda sizleri, düşünmeye davet etmek istediğim, Nahl suresi 43. ve Nisa 59. ayetler olacaktır. Dini nefislerinde şekillendirenler, batıl inançlarına kanıt arayanlar, bu ayetlerde geçen bir cümleye, kelimeye ayette bahsedilmeyen, Kur’an ın asla onaylamayacağı farklı anlamlar vererek, batıl inançlarına delil yapma çabası içine girmişlerdir. Önce ilk ayeti, farklı meallerden yazalım ki doğru anlayabilelim.   Nahl 43: Senden önce de ancak, kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. EĞER BİLMİYORSANIZ İLİM SAHİPLERİNE SORUN.( Bilmiyorsanız Kitap ehline sorun.) (Diyanet meali)   Nahl 43:(Ey Peygamber!) Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını peygamber olarak göndermedik. EĞER BUNU BİLMİYORSANIZ TEVRAT VE İNCİL ÂLİMLERİNE SORUN. ( Elmalı Hamdi meali)   Nahl 43: Biz senden önce de elçi olarak kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını göndermedik. EĞER BİLMİYORSANIZ, ZİKİR/KUR'AN EHLİNE SORUN. (Yaşar Nuri Öztürk meali)   BU AYET KUR’AN I ANLAYABİLMEMİZ İÇİN ÂLİM, ULEMA, VELİ KİŞİLERE MUTLAKA SORULMASI, DANIŞILMASININ GEREKTİĞİNE, DELİL OLARAK GÖSTERMEKTEDİRLER. Tıpkı Kur’an a inandığımız gibi, bu bilgilerinde doğruluğuna inanmamız sizce doğrumu? ALLAH BEN SİZLERE KUR’AN I ANLATAMIYORSAM, BENİM SÖZLERİMDEN ANLAYAMIYORSANIZ, SİZE KUR’AN I ANLATAN İLİM SAHİPLERİNDEN BİLGİ ALIN, ÖĞRENİN DEMİŞ OLACAĞINA NASIL İNANIRIZ. Allah anlayamayacağımız hükümler gönderip, daha sonrada bizleri birilerine muhtaç kılar mı sizce?   Hani emin olmadığınız bilgilerin ardına düşmeyin diyordu Rabbimiz. Yemin ederek anlayabilmemiz için kolaylaştırdığını söylediği kitabı, Rabbimiz bizlere açıklayamadı da HÂŞÂ, bunu biri... Devamı

Fıkıh İnancı, Toplumu Kur'an dan Uzaklaştırmıştır.

2016-02-05 23:14:00

    Fıkıh düşüncesi, belki ilk zamanlar topluma bilgi vermek adına faydalı olduysa da, daha sonraları İslam toplumlarını bölen, parçalayan ve Müslümanları bir bilinmeze sürükleyen, inanılmaz tehlikeli yol ve yöntem haline gelmiştir. Bu sözleri neden söylediğimi, detaylı bir şekilde sizlere açıklamak isterim. İslam dinini yaşamak için, fıkıh ilmini bilmemiz gerektiği söylenir günümüzde. Peki, bu ilim dedikleri nasıl bir şey hiç araştırdınız mı? Kur’an dan farklı bilgiler mi? Ya da Kur’an ın anlaşılması için zorunlu bilgiler mi? Gelin önce bu sorularımıza cevaplar arayalım.   FIKIH İSLAM HUKUKUDUR diye, kısaca tarif ederler. Ayrıca kelime anlamı olarak, İslam inancında gidişatı, yolu yöntemi anlamak, işin özünü kavramak olarak da tarif edilir. Bu konuda daha fazla detaya girdiğimizde, fıkıh ilminin temel kaynaklarının Kur’an ve sünnet olduğu açıklamaları yapılmaktadır. Fıkıh ilminin ana amacının, DİNE HÜKÜM KOYMAK OLMADIĞI AMA ANA KAYNAKLARA, YANİ KUR’AN VE SÜNNETE UYGUN HÜKMÜ ARAŞTIRMAKTIR DENİR. Unuttuğumuz bir şey var, ana kaynak tektir oda Kur’an dır.   Şimdi gelelim bu söylenenlere. Fıkıh bir şeyin, özünü ve inceliklerini araştırmak olduğuna göre, acaba Kur’an bizlerin İslam ı yaşayabilmemiz için verilen emirlerin özünü, inceliklerini açıklamıyor mu da, bu şekilde farklı kaynaklara ihtiyacımız oluyor? Bu sorunun doğru cevabını bulamadığımız sürece, büyük yanlışlar yapmaya devam edeceğimizi de unutmayalım. Kur’an a baktığımızda onlarca ayetinde, Kur’an ı anlayabilmemiz için, apaçık ve detaylı nice örneklerle izah edildiğini söyler. Birkaç örnek verelim. Enam suresi 57. Ayetinde De ki: Şüphesiz ... Devamı

Kur'an da SELAMLAŞMA Konusu.

2016-02-01 19:28:00

  Kur’an da selamlaşma konusu, birçok ayette geçer. Kur’an ın önemsediği ve toplum içinde insanların bir birine karşı, adeta güzel dileklerde bulunduğu, sosyalleşmenin ve dostluğun ilk hareketidir. Bakın bu konuda Allah bizlere nasıl tavsiyede bulunuyor.   Nisa 86: Bir selam ile selamlandığınız zaman, SİZ DE ONDAN DAHA GÜZELİ İLE SELAMLAYIN yahut aynı ile karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını arayandır. (Diyanet vakfı meali)   Dikkat ederseniz, ayette selamlaşmaktan bahsediyor ama asla herhangi bir sınır koymadan, şeklini ve sözlerini belirlemeden, toplumda yaşayanların bir birlerine karşı güzel sözlerle hitapta bulunmaları tavsiyesinde bulunuyor. YANİ SELAMLAŞMAK, KARŞILIKLI İYİ NİYET GÖSTERGESİDİR.   Kur’an selamlaşmanın şekline karışmamış, ama selam verene de, çok daha güzeliyle karşılık verilmesini özellikle önermiştir. Kur’an evrensel bir rehberdir, yol göstericidir. Bir toplumun kültürünü, geleneklerini, dilini, töresini asla başka toplumlara dayatmaz ve onların kültürleri yapmaz. Selamlaşma konusunu da aynı mantıkla düşünmeliyiz. Bunu doğru anlayabilmemiz içinde, selamlaşmanın özünü doğru anlamalıyız. Bir ayet örnek vermek istiyorum.   Hucurat 13: Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. VE BİRBİRİNİZLE TANIŞMANIZ İÇİN, SİZİ MİLLETLERE VE KABİLELERE AYIRDIK. Muhakkak ki Allah yanında en değerli ve en üstününüz O'ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdar olandır.   Allah bizleri tek bir toplum yaratmadığını ve milletlere, kabilelere böldüğünü söylüyor. Tabi her milletinde kendi dili, töresi ve geleneğiyle yaşam tarzını da yaratan Rabbimizdir. Toplumların bi... Devamı

İslam ı Bölen Ve Parçalayanların, Kur'an a İftirası.( İslamı Ya

2016-01-25 19:41:00

    Kur’an İslam ı yaşamak için bizlere yetmez mi, günümüzde mezheplerin bizlere sunduğu hadislere hiç şüphe duymadan inanmalı mıyız, sorusuna cevap vermek isterim. Hadisler yani peygamberimizin olduğu iddia edilen sözleri, Kur’an ın dışından bilgiler olamaz. Dikkat ederseniz iddia edilen diyorum, çünkü tüm hadisler bir rivayete göre diye başlar ve birçok kişinin araya girmesi ve onların birbirine nakliyle günümüze ulaşmıştır. Tamamıyla peygamberimizin sözleri olduğundan, asla emin olamayız. Bu bilgilere, nakleden kişilerin düşünceleri ve sözlerinin ilaveleri olacağını unutmayalım. Onun için çok dikkatle yaklaşalım. Hadisler olmasaydı Kur’an anlaşılamazdı, kapalı kalırdı demek, Kur’an a yapılan en büyük saygısızlıktır, küfürdür.   PEYGAMBERİMİZİN SÜNNETİ, KUR’AN IN SÜNNETİ İLE AYNIDIR. KUR’ANA UYAN, PEYGAMBERİMİZİN SÜNNETİNEDE UYMUŞ DEMEKTİR. FARKLI GİBİ GÖSTERMEK, KUR’AN IN HİÇ BAHSETMEDİĞİ KONULARIDA, DİNİN SINIRLARI İÇİNE ALMAK, BİZLERİ DİNDEN SAPTIRACAKTIR. Çünkü Allah elçisine, yalnız Kur’an ile hükmetme görevi vermiştir, bu konuyu Kur’an birçok ayetleri ile bizlere anlatmıştır. Allah ın elçisine verdiği yeki ve sorumlulukları Kur’an dan, çok dikkatle lütfen araştırınız.   Peygamberimizin ölümünden, dinin mezheplere ayrılmaya başladığı, yaklaşıl 200-250 yıl sonunda toplanmaya başlanan hadislerin sayısının, yaklaşık 500 civarında olduğu rivayet edilir. Günümüzde ise peygamberimize isnat edilen hadis sayısının, inanılmaz bir hızla artarak, bir milyonu bulduğu söylenmektedir. ÖNÜNE GEÇİLEMEYEN, KONTROLÜ MÜMKÜN OLMAYAN BU KARMAŞANIN, ART NİYETLİ KİŞİL... Devamı

Bir Erkek Eşine, Üç Kez Boş Ol Dediğinde, Boşanma Gerçekleşir mi

2016-01-21 23:50:00

      Yaşadığımız İslam ı bizler, kendi ellerimizle yaşanmaz hale getirdik. Nefislerimize hâkim olmanın yolunu bulmak yerine, nefsimize uyan kuralları, Allah emri diye sunanların sözlerine inanmak, daha çok hoşumuza gitti.   Bugünkü yazımın konusu, İslam dininde boşanma hakkında olacak. BİR ERKEK EŞİNE, ÜÇ KEZ BOŞ OL DEDİĞİNDE acaba, o evlilik biter mi? Sizce böyle bir boşanmayı Allah, onaylıyor olabilir mi? Günümüzde bizlere dini anlatanlar, mezheplerin öğretisine göre, bir erkeğin eşine üç kez boş ol dediğinde, o evliliğin biteceğini söylemektedirler.   Değerli din kardeşlerim, bunu söylemek, buna inanmak, Kur’an a ve peygamberimize iftiradır, önce bunu söylemek isterim. KUR’AN EVLİLİĞİ ÇOK CİDDİYE ALIR DUYGULARIN, NEFİSLERİN ANİ KARARLARININ SÖZLERİYLE EVLİLİK BİTMEZ, BİTECEĞİNE İNANMAK, NEFSİ ARZULARININ USLANMAZ BİR ESERİDİR. Ciddiyetten, akıl ve mantıktan uzak böyle bir yetkiyi Allah, ne erkeğe verir, nede kadına. Bu sözlere nasıl inanırız. Bu kadar mı nefsimizin esiri olduk.   İslam dininde evlenmenin ve boşanmanın kuralları Kur’an da açıklanmıştır. Evlenirken konmuş olan kurallar, boşanma içinde aynen geçerlidir, kurallar tersine işler, hatta boşanma daha da zorlaştırılmıştır.   Allah nisa suresi 19. Ayetinde, eşlerinizle iyi geçinin diye bizleri uyarır. Yine Nisa suresi 34. Ayette, geçimsiz, iffetinden şüphe ettiğiniz kadınlarınız olursa, bakın neler yapılmasını öğütlüyor, boşanma kararı almadan önce.   ÖNCE ÖĞÜT VERİN, UYARIN. EĞER ÖĞÜT İŞE YARAMAZSA, ONUNLA YATAKLARINIZI AYIRIN. Dikkat ederseniz çiftlerin bir birlerine karşı, belirli bir süreçten geçirilmesinden bahsediliyor. Bu konu her iki taraf iç... Devamı

Diyanetin, Öz Evladına Şehvet Duyan Baba Konusunda, Verdiği Fetv

2016-01-15 11:25:00

    Bugünlerde Diyanetin, fetva hattına sorulan bir soruya verdiği cevap, toplum tarafından şaşkınlıkla karşılandı. Halkın verdiği tepkiyi gören Diyanet, sitesinden verdiği cevabı kaldırarak, yanlış anlaşıldıklarını, sözlerin istismar edildiğini söylediler. Sayın Diyanet yetkilileri, madem sözlerinizi yanlış anladı toplum, kaldıracağınıza doğrusunu çıkıp anlatmanız gerekmez mi? Diyanete sorulan soruyu önce yazalım.   Soru: Bir babanın öz kızına duyduğu şehvet, karısıyla olan nikâhını düşürür mü?   Böyle bir soru utanmadan, arlanmadan sorulabiliyorsa ve böyle bir soruya tepkisiz, güzelce detaylı bir cevap veriliyorsa, bir yerlerde büyük sorunlar, yanlışlar var demektir. Bu soruya verilecek tek bir cevap vardır. SORUYU SORANA HEMEN DOKTORA, PSİKİYATRİST E BAŞVURMASI TAVSİYE EDİLMELİ VE BÖYLE DUYGULARIN, DÜŞÜNCELERİN ÇOK BÜYÜK GÜNAHLARA YOL AÇACAĞI SÖYLENMELİYDİ. Çünkü bu duygular normal değil, anormaldir. Ama batılın ve hurafenin etkisinde olan Diyanet, öyle bir cevap vermiş ki, sanki böyle bir duygu çok normal gibi, birde detaylı bilgi verme gereği duyulmuş. Bu düşüncenin arkasında, mutlaka Kur’an dan uzak, batıl bir itikadın, inancın esintisi, etkisi var demektir. Bakın Diyanet, sorulan soruya nasıl cevap vermiş, önce ondan bir bölüm alalım.   (Babanın kendi öz kızını öperken, şehvet duyması durumunda nikâhın ne olacağı konusunda görüş ayrılığı vardır. Bazı mezheplere göre, babanın şehvetle kızını öpmesi ya da şehvetle ona sarılmasının nikâha bir etkisi yoktur (bkz. İbn Rüşd, Bidayetü’l-Mücdehid, Mısır 1975, II, 33; İbn Kudame, el-Muğni, VII, 486; İbn Cüzey, el- Kavaninü’l Fıkhiyye, 138). Hanefilere göre ise; babanın... Devamı

İslam Hem Akıl, Hemde Vahiy Dinidir.

2015-12-27 13:09:00

      İslam dininin akıl dini olup olmadığını, eğer bizler hala tartışıyorsak, inanın bizlerin Kur’an ile bağı tamamen kesilmiş demektir. Aklı ve düşünmeyi onaylamayan bir inancın, ayakta kalabileceğine nasıl inanırız. Kur’an aklıyla yaşayan, aklıyla her türlü medeniyeti kuran bir topluma indirildiyse, nasıl olurda Kur’an ın her konuda akla hitap etmediğini, İslam ın akıl dini olmadığını söyleriz.   Kur’an ayetlerinin akılla, düşünerek anlaşılması, onu beşerileştirmek anlamında değil, tam tersine bizler için gerçek bir rehber olduğunu gösterir. Bizlere rehber olarak gönderilen bir kitabın, bizler tarafından düşünerek, akılla anlaşılamayacağını söylememiz, aklını kullanmayan, körü körüne inanan bağnaz insanların sözleridir. Bunu bilen İslam düşmanları, güzelim inancımıza öyle batıl itikatlar sokmuşlardır ki, düşünme ve akıl devre dışı kalmıştır. Böyle olunca da, bu toplumu istedikleri gibi Allah ile aldatabilir ve istedikleri gibi sorgulamadan her şeye inandırabilirsiniz.   Ne yazık ki bu zihniyet başarılı oldu ve bugün bizlerin Kur’an ile bağı kesildi, her söyleneni sorgulamadan kabul eden bir toplum olduk. Bu bilgiler Allah katından mıdır diye, sorgulama gereği bile duymadık. ÇÜNKÜ DİN SORGULAMADAN, DÜŞÜNMEDEN YAŞANIR DÜŞÜNCESİNE İNANDIRILDIK. ELBETTE İMAN ETMENİN İLK ŞARTI KOŞULSUZ İNANMAKTIR. AMA ALLAH İMANIMIZI GÜÇLENDİRMEMİZ İÇİN, BİZLERİN DÜŞÜNEREK, ARAŞTIRARAK İMAN ETMEMİZİ ÖZELLİKLE KUR’AN DA İSTEMİŞTİR. Allah bunu istemişse, nasıl olurda İslam akıl dini değildir deriz. Sizlere bu konuda bazı örnekler vermek istiyorum. Bakın Rabbimiz ayetlerin sonunda, nasıl uyarıyor bizleri.   (Hâlâ düşünmüyor musunuz? Öğ&... Devamı

Müslümanlar Olarak Bizler, EMPATİ Yapabiliyor Muyuz?

2015-12-20 13:33:00

      Yurt dışında çalışan işçilerimiz olsun, biz ülkemizde yaşayan vatandaşlarımız olsun, yabancıların Müslümanları sevmediklerini her zaman dile getiririz. Özellikle Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda gibi ülkelerde yaşayan Türk kardeşlerimizin, bu yöndeki üzüntülerini, tepkilerini çok duyarız. Peki, biz Müslümanlara karşı, bu ön yargılı oluşlarının nedenlerini, tarafsız ve objektif bir şekilde kendimize sorup, EMPATİ yaptık mı? Onların yerine kendimizi koyarak, hiç düşündük mü, bu tepkilerinin nedenlerini araştırdık mı?   Hiç sanmıyorum, bunu yapmak sanırım işimize gelmedi. Çünkü hep kendimizi haklı gördük, karşımızdakini suçladık. Onun içindir ki bizler, önce bize düşen görevi yapmalıyız, daha sonrada hala bizi eleştiriyor ve bizlere tavır alıyorlarsa, işte o zaman bunun ardında farklı şeyler arayabiliriz.   Gelin bir an şöyle düşünelim. Biz Alman, Hollandalı ya da Belçika vatandaşıyız ve Müslüman değiliz. İslam dini adına çevremizde yaşayan Müslümanlara, ya da dünyada yaşanan, kendilerine Müslüman diyen kişilerin yaptığı katliamları, acımazca davranışları nasıl karşılardınız ve Müslümanlar hakkında ne düşünürdünüz? Yakın geçmişte, Fransa da yaşanan bombalama olayında ölen, suçsuz, günahsız insanları düşünün lütfen. Tüm bunları yapanların Müslümanlar olduğunu söylüyorlar, bu durumda siz böyle bir inanca ve mensuplarına nasıl yaklaşırdınız, tavır alırdınız?   İnanın, bugün onlar nasıl yaklaşıyorlarsa, tavır alıyorlarsa biz Müslümanlara, sizlerde aynı şekilde yaklaşırdınız, hiç farkınız o... Devamı

Dini Kimden Ve Nereden Öğrenmeliyiz?

2015-12-14 11:22:00

        Bu yazımda sizleri, üzerinde düşünmeye davet etmek istediğim konu, DİNİ KİMDEN, NEREDEN ÖĞRENMELİYİZ, sorusu üzerine olacaktır. Gerçektende bu soruyu kendimize sorup, en doğru cevabını bulamadığımız sürece, Allah ın yolunda olduğumuzdan asla emin olamayız.   Bu yazımı yazmaya neden olan bir makale okudum, daha sonrada bu konu üzerine düşüncelerimi yazma gereği duydum. Yazıda, dini anlattıklarını söyleyen birçok kişiler, televizyonlara çıkarak, aynı konularda bile bir birlerinden çok farklı şeyler anlatarak, toplumun kafasını karıştırdıklarını söylüyordu. Tabi bu sözlere katılmamak elde değil.   Yazıda, din adına yazılmış birçok kitapların olduğu söylenerek, bu çokluk toplumun kafasını karıştırdığına dikkat çekerek, bakın doğruyu bulmak adına, nasıl bir yol izlememiz gerektiği önerisinde bulunuyor.   (Her şeyden önce biz ve sorumluluğunu taşıdıklarımız, temel dinî bilgileri öğrenmeliyiz. BUNLAR TEMEL İTİKAT VE İLMİHAL BİLGİLERİDİR. İslâmî konulara dair diğer her türlü bilgi, şuurlanma çabası, hatta tasavvufî yaşantı bu temel üzerine inşa edilebilir.   Bu nedenle öncelikle İYİ BİR AKAİT VE İLMİHAL BİLGİSİNE SAHİP OLMAMIZ GEREKMEKTEDİR. AYRICA İSLÂM’I YAŞAMAYI, YAŞATMAYI GAYE EDİNMİŞ BİR REHBER VE ONUN CEMAATİYLE BİRLİKTE HAREKET ETMELİDİR. SONRA ALLAH TEALÂ’NIN BİZLER İÇİN GÖNDERMİŞ OLDUĞU SON KİTABINI TERCÜMESİYLE BİRLİKTE BAŞTAN SONA OKUYABİLİRİZ. Bunu yapalım ki, kendimizi Rabbimizin kitabıyla doğrudan doğruya yüzleştirelim. BUNUN ARDINDAN DA KONULARINA GÖRE TERTİP EDİLMİŞ DERLEME BİR HADİS KİTABINI (MESELA İMAM NEVEVÎ RH.A.’İN RİYAZÜ’S-SALİHÎN, MERHUM ÖME... Devamı

Dualarımıza Yüklediğimiz Yanlış İnançlarımız. (Şahmeran Duası)

2015-12-09 10:33:00

      DUALARIMIZA YÜKLEDİĞİMİZ YANLIŞ İNANÇLARIMIZ.     Bizler toplum olarak, başımıza gelen olayların gerçek nedenini araştırmak, ondan kurtulmanın yollarını aramak yerine, çözümü konusunda genelde işin kolayına kaçarız. Toplumda yaygın, anlam veremediğimiz, aklımızın yatmadığı konulara bile başvurmaktan çekinmeyiz.   Örnek vermek gerekirse, isteyip de başaramadığımız işlerin olması için, sevgilimizden, eşimizden ayrıldığımızda, hatta birisini kendimize âşık etmek istediğimizde, aklın ve mantığın kabul edemeyeceği şeyleri yapmaktan çekinmeyiz. Kur’an ın asla onaylamadığı, büyücülere bile gideriz. Hatta nefislerimizin etkisiyle, dualarımıza bile farklı anlamlar yükleriz, muskalar yazıp boynumuza asarız.   Toplum arasında, ismini bir efsane yaratıktan alan bir duadan bahsedilir. Bu duanın adı, ŞAHMERAN DUASI. Bu duayı okuduğumuzda, biraz önce bahsettiğim isteklerimizin hemen gerçekleşeceği anlatılır. Yani bu duayı okuyanın kısmeti açılır, sevgilisine kavuşur, bir mal satmak istiyor da satamıyorsak, okununca satılır, yani hangi niyetle okursan gerçekleşeceği söylenir ve buna inanılır.   HÂLBUKİ BAŞIMIZA GELENLERİN, YA BİZLERİN YAPTIKLARI ŞEYLERİN KARŞILIĞI OLDUĞU, YA DA ALLAH IN TAKDİRİ, İMTİHANI OLDUĞUNU UNUTURUZ. Olayları değerlendirip ders almak yerine, bunlardan bir çırpıda kolayca kurtulmanın yollarını ararız. Tabi bu mümkün değildir, yaptıklarımızda beyhude çabalardan başka bir şey değildir, önce bunu unutmayalım.   İlginçtir, yalnız Şahmeran duası ile ilgili değil, birçok buna benzer örneklerde olduğu gibi, okunacak belirli sayılar verilir. İşte şu kadar okursanız, dileğiniz gerçekleşir denir. Bunların hepsi gelenekseldir, rivay... Devamı

Bakara Suresi 196. Ayetin, HAC Konusunda Verdiği Bilgiler.

2015-12-04 19:15:00

    Bu yazımda sizleri, Bakara suresi 196. ayet üzerinde, düşünmeye davet etmek istiyorum. Önce ayeti yazalım, daha sonrada üzerinde birlikte düşünelim.   Bakara 196: Haccı ve umreyi Allah için tam yapın. Eğer (bunlardan) alıkonursanız kolayınıza gelen kurbanı gönderin. Kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. Sizden her kim hasta olursa yahut başından bir rahatsızlığı varsa, oruç veya sadaka veya kurban olmak üzere fidye gerekir.   (Hac yolculuğu için) emin olduğunuz vakit kim hac günlerine kadar umre ile faydalanmak isterse, kolayına gelen bir kurban kesmek gerekir. Kurban kesmeyen kimse hac günlerinde üç, memleketine döndüğü zaman yedi olmak üzere oruç tutar ki, hepsi tam on gündür. Bu söylenenler, ailesi Mescid-i Haram civarında oturmayanlar içindir. Allah'tan korkun. Biliniz ki Allah'ın vereceği ceza ağırdır. (Diyanet vakfı meali)   Bu ayeti iki bölümde anlamaya çalışmamız en doğrusu olacaktır. Birinci bölüm, Hac ve umreye gidemeyenlerin engellenenlerin, yapması gerekenleri anlatıyor. İkinci bölümde de, Hac ve Umreye gidebilecek şartların oluştuğu, engel ortadan kalktığı bir ortamdan bahsediliyor. Hac ya da Umreye gidemeyen, tabi bu gidemeyen kelimesinden birçok şey anlayabiliriz. Hastada olabilir, Ya da Hac ve Umreye gidebilecek ortam yoktur, savaş vardır engellenmişlerdir. Çünkü peygamberimiz devrinde iman edenler, savaş nedeniyle engelleniyordu.   İlk bölümde, Hac ve Umreye gitmek isteyip de, önüne bir engel çıkanların yapması gerekenlerden bahsediyor ve bakın ne diyor.Böyle durumda olanlar kolayına gelen Kurban kessin. Kurban yakınlık, yaklaşmak... Devamı

Kur'an ın Emrettiği TESETTÜR.

2015-12-01 18:02:00

          Tesettür Arapça bir kelime olup, örtünme, giyinme anlamına gelir. Örtünme insanlığın ilk günlerinde de vardı, insanlık olduğu sürece de var olacaktır. Dikkat ederseniz, her çağda örtünme farklı şekillerde olmuş, ama özünde hiç değişmemiştir. Değişmeyen Kur’an ın da dikkatini çektiği avret yani edep yerleri, cinsel bölgelerdir.   Örtünme konusu, Âdem ile Havva nın cennetten uzaklaştırılması olayı ile Taha suresinde anlatılır. Allah bu surede Âdem peygamberimizi şeytana uymaması için uyarır. Fakat şeytan Âdem peygamberimizin nefsine hitap ederek, bakın ne der.   ("Ey Âdem! Dedi, sana ebedilik ağacını ve sonu gelmez bir saltanatı göstereyim mi?)   Nefis devreye giriyor ve Âdem peygamberimizi şeytan kandırarak, yasak meyveden yiyor ve AYIP YERLERİ, YANİ AVRET YERLERİ GÖRÜNÜYOR. Böyle olunca da avret yerlerini cennet yaprakları ile örtmeye çalışıyorlar. Lütfen dikkat, sizce bahsedilen bölgeler neresi olabilir? (Taha 117……121 ayetler) Gelelim Allah ın, tesettür yani giyinmenin ne maksatla emredildiği konusuna. Bakın Allah ilk giyinme yani, tesettür emrinin nedenlerini nasıl açıklıyor.   Nahl 81: Allah, yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı ve dağlarda da sizin için barınaklar var etti. SİZİ SICAKTAN KORUYACAK ELBİSELER VE SAVAŞTA SİZİ KORUYACAK ZIRHLAR VERDİ. Böylece Allah, Müslüman olasınız diye üzerinizde olan nimetini tamamlıyor. (Diyanet İşl. Bşk. Meali)   Demek ki giyinmenin bir başka amacı, dış etkenlerden, sıcak, soğuk zararlı şeylerden korunmak. Dikkat ederseniz asla bir elbise modelinden, şeklinden bahsedilmiyor. Zaten Kur&... Devamı

Camilerde Okunan SELANIN (SALA) Anlamı Üzerine....

2015-11-24 11:35:00

      Hepimizin bildiği gibi, Cuma namazından bir saat önce, ya da ölen din kardeşimizin cenaze namazına davet etmek, haber vermek adına, sela okunur. Selanın anlamını hiç merak edip araştırdınız mı? Gelin önce Türkçe tercümesini yazalım, daha sonra sözleri üzerinde birlikte düşünelim. Önce şunu söylemeliyim, sela peygamberimize methiye dolu sözler ve duadır. Ey Allah’ın Resulü, salât ve selam senin üzerine olsun! Ey Allah’ın Habibi, salât ve selam senin üzerine olsun! Ey Allah’ın Arşının nuru, salât ve selam senin üzerine olsun! Ey Allah’ın mahlûkatının en hayırlısı, salât ve selam senin üzerine olsun! Öncekilerin ve de sonrakilerin Efendisi, salât ve selam senin üzerine olsun! Hamd alemlerin Rabbi olan Allah a mahsustur!” Peygamberimize dua etmek, onun adını yüceltmek, ona sonsuz saygılarımızı sunmak, biz Müslümanların kalpten gelen sevgisinin bir göstergesidir. Tabi her şeyin bir ölçüsü ve sınırı olduğu gibi, bununda ölçüsünü kaçırmadan yapmalıyız. Yoksa Hıristiyanların ve Yahudilerin durumuna düşeriz. SINIRSIZ ÖVGÜ, YALNIZ ALLAH A MAHSUSTUR.   İlk cümlede yazan salât ve selam sözleri, Kur’an dan Ahzab suresi 56. Ayette geçer. Ayrıca şunu söylemek isterim. Salât Kur’an da namaz ve dua anlamlarında da geçmektedir. Şimdi aşağıdaki ayete bakalım. Ahzab 56: Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e SALÂT ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona SALÂT edin, selâm edin. (Diyanet meali) Ayete dikkatle baktığımızda, Allah ve melekleri peygamberimize salât ettiğini ve bizlerinde peygambe... Devamı

Raine Demeyin Unzurna Deyin.(Bakara 104, Nisa 46. ayetler)

2015-11-17 13:20:00

    Kur’an kendisini anlatan ve açıklayan, eşi benzeri olmayan bir ışıktır, nurdur. Bu sözlere biz Müslümanlar, iman ettik deriz, ama iş hayata geçirmeye kaldı mı, ne yazık ki Kur’an tek başına anlaşılamaz demekten de çekinmeyiz. Çünkü genel çoğunluğumuzun, Kur’an ile doğrudan bir bağı yoktur. İmanımızı yaşarken, hep aracı kullanırız da ondan. DAHA AÇIKÇASI, GÜDÜLMEYE ALIŞTIRILMIŞIZ.   Bu yazımda sizleri düşünmeye davet etmek istediğim ayet, Bakara suresi 104. Ayet olacaktır. Önce yazalım, daha sonra üzerinde birlikte düşünelim.   Bakara 104: Ey iman edenler! "râine" demeyin, "unzurna" deyin ve İYİ DİNLEYİN, kâfirler için elemli bir azap vardır. (Elmalı Hamdi meali)   Ayette bizim yabancı olduğumuz iki kelime var. Raine ve unzurna. Bu kelimelerin ne anlama geldiğini, mutlaka doğru anlamalıyız ki, Allah ın ayetteki uyarılarını da doğru anlayabilelim. Özellikle RAİNA kelimesi çok önemli, çünkü Allah sakın böyle konuşmayın, böyle söylemeyin diyor, burası önemli.   Önce bu ayetin, iman edenlere hitap ederek, elçisini iyi dinlemeleri uyarısının yapıldığını anlamalıyız. Konuyu doğru anlamak içinde, bu düşünceden yola çıkalım ki konuyu doğru anlayalım. Demek ki daha önceki toplumlar, Allah ın gönderdiği elçilerin uyarılarından sapmışlar, gereği gibi dinlememişler. Ayeti doğru anlayabilmemiz içinde, bu ayetin öncesindeki ayetlere, dikkatle baktığımız da, ehli kitabın yaptığı yanlışlardan örnekler veriliyor.   Yaradan kendilerine hem elçiler, hem de kitaplar gönderdiğim halde, gönderdiğim kitapları göz ardı ederek, Kur’an tabiriyle sırtlarından arkalarına atarak, hi&cc... Devamı

Allah ım Merhametsizleri Bizlere Musallat Etme.

2015-11-10 12:45:00

      İslam dini demokrasiye, yani toplumun seçimle ehil insanlar tarafından yönetilmesine önem verir. Onun içinde Allah iman edenleri uyararak, bakın ne tavsiyede bulunur.   Nisa 58: Allah, size,EMANETLERİ MUTLAKA EHLİNE VERMENİZİ ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman ADALETLE HÜKMETMENİZİ emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. (Diyanet meali)   Demek ki Allah ın emri, bizleri yönetecek kişilerin adaletten ayrılmayan, ehil insanlardan seçmemizi özellikle istiyor. Seçilmiş yöneticilerinde, adaletle hükmetmesi uyarısını yapıyor. Ya bu emri toplum olarak yerine getirmiyorsak, sonuç ne olur? Ya bu toplum, yine Kur’an ın uyardığı gibi, yalnız Kur’an ın ipine sarılın, sakın Kur’an ın sınırlarını aşmayın emri yerine, batıl inançların ardı sıra gidiyorsa ne olacak. Onun içinde uyarıyor Yaradan ve bakın ne diyor.   Rad 11: Her insan için önünden ve arkasından takip edenler vardır. Allah'ın emrinden dolayı onu gözetirler. ALLAH BİR KAVME VERDİĞİNİ, O KAVİM KENDİSİNİ BOZUP DEĞİŞTİRMEDİKÇE DEĞİŞTİRMEZ. Allah bir kavme de kötülük murad etti mi, artık onun geri çevrilmesine de imkân yoktur. Onlar için Allah'dan başka bir veli de bulunmaz. (Elmalı meali)   Yukarıdaki ayet aslında, içinde yaşadığımız yanlışların tam özünü anlatıyor ve diyor ki, sizleri takip ediyorum. Bana Müslüman olduğunuzda, iman ettim dediğinizde verdiğiniz sözü tutup tutmadığınıza bakıyorum. Verdiğiniz sözden dolayı, sizlere verdiğim bereket, sağlık ve mutluğu, huzuru sizler verdiğiniz sözü tuttuğunuz sürece değiştirmem. Eğer s&o... Devamı

ŞANS Sizce Ne Anlama Geliyor

2015-11-05 12:11:00

    Hepimizin çok sık kullandığı bir kelimedir ŞANS. Hiç tahmin etmediğimiz bir şeyin olması, ya da tam tersine olmasını istediğimiz bir şeyin olmaması durumunda da kullanırız. Ya çok şanslıymışım deriz, istediğimiz şey olmadığında da, şansımız yokmuş der geçeriz.   Sizce şans ne demek, hiç düşündünüz mü? Türk dil kurumunun sözlüğüne baktığımızda şansı bakın nasıl açıklıyor.   “Mantıkla açıklanamayan, birtakım rastlantısal olayların nedeni olan güç, baht, talih, felek. Doğaüstü güç.“   İşin doğrusu, çok fazla akıl erdiremediğimiz konular başımıza geldiğinde kullanırız bu kelimeyi. Şans kelimesini tarif ederken, mantıkla açıklayamadığımız ve rastlantısal olaylar deyip geçeriz. Sizce bizlerin başına gelen ve şans diyerek geçiştirdiğimiz bazı olaylar, rastlantı mı? Hiçbir gücün etkisi yok mu başımıza gelen olaylarda? O zaman rastlantı ne demek? Bakın bu kelimede açıklanamıyor.   Önce şunu asla unutmamalıyız. Rastlandı diye bir şey asla olamaz. Bunu böyle düşünmek bizlerin işine geliyor. Şansı tarif ederken, dil kurumu mantıkla açıklanamayan ifadesini kullanmış. Eğer bir olay mantıkla açıklanamıyorsa, göremediğimiz ama hissettiğimiz bir sonuç çıkıyorsa ortaya, neden bu olaya şans diyoruz da, ALLAH IN TAKDİRİ DEMİYORUZ. Hani Allah ın izni olmadan, YAPRAK BİLE KIPIRDAMIYORDU.   Kur’an bizleri uyarırken, başınıza gelen her musibet kendi ellerinizin yaptıklarındandır der. Yine bir başka uyarısında, başınıza gelen bir şer, kim bilir belki sizin için hayırdır, yine başınıza gelen bir hayır, belki de sizin için şerdir, Allah bilir siz bilmezsiniz diyerek, başımıza gelecek olayların bizler tarafından di... Devamı

Fetva Verme Makamı Zihniyeti, Toplumu Kur'an dan Uzaklaştırmıştı

2015-11-03 19:40:00

        Günümüz İslam toplumlarını, İslam ı yaşarken yönlendiren ve çok ciddi etkisi olan bir makam vardır. FETVE VERME MAKAMI. Hiç düşündünüz mü, Kur’an böyle bir makamın oluşumuna onay veriyor mu? Önce fetva ne anlama geliyor ona bakalım. (İslam hukuku ile ilgili bir sorunun, dinî hukuk kurallarına göre çözümünü açıklayan, şeyhülislam veya müftü tarafından verilebilen belge.) (Fetva, bir hususun dine uygun olup olmadığını, hangi fıkıh kitabının neresinden alındığını bildiren hüküm, belge demektir.) Demek ki bu konuda, öyle bir makam ihdas edilmiş ki, herhangi bir konunun dine uygun olup olmadığına karar ve belge veriyor. Bu sözler ve düşüncenin, inancın tamamı Kur’an öğretisine ters düşer. Çünkü Allah bizlerin din adına sarılacağımız kitabın, rehberin, hatta sorumlu olacağımız kaynağın, yalnız KUR’AN olduğunun hükmünü, açıkça Kur’an da vermiştir. Kur’an dan başka kaynak, belge nasıl olurda kabul ederiz. Bizler gereken açıklamayı, Kur’an da bulamıyoruz da, onun için mi birilerinin fetvasına ihtiyaç duyuyoruz? Eğer evet dersek bu soruya, Allah ın Kur’an da ki uyarılarını kulak arkası yapıyoruz demektir. Çünkü Allah biz Kur’an da hiçbir eksik bırakmadık, Allah unutucu değildir, her konuda nice örnekler verdik ki anlayasınız ayetlerini göz ardı ediyoruz, görmezden geliyoruz demektir. Kur’an da fetva konusuna örnekler vardır. Örnek vermek gerekirse, Nisa 127. Ayetinde, peygamberimize hitaben Allah, senden kadınlar hakkında fetva istiyorlar diyor ve bakın Rabbimiz devamında ne diyor. (De ki, onlara ait hükmü size Allah aç... Devamı

Kur'an ın KÖLELİĞE Bakışı.

2015-10-31 16:34:00

      Kölelik konusu, günümüzde çok istismar edilen bir konudur. Kur’an bilgisi fazla olmayan, ya da art niyetli İslam düşmanları, köleliğin Kur’an da geçtiğini ve hala köleliği Kur’an ın yasaklamadığı anlatılır. Gelin bu konuyu Kur’an dan birlikte anlamaya çalışalım.   Kur’an indirildiğinde, hatta çok daha önceleri, kölelik toplumların içinde yaşanan acı bir gerçekti. Yaradan bu adaletsizliği Kur’an da özellikle bahsetmiş ve toplumun kölelikten uzaklaşması adına uyarılarda bulunmuştur. Bu geçiş döneminde de Kur’an, köle ve cariyeleri koruması altına alarak, onların bir suç işlediğinde, özgür insana verilecek cezanın yarısı kadar verilmesini, indirdiği ayetlerle sağlamıştır. Köle ve cariyelerle de evlenilmesini sağlayarak, kölelikten kurtulmalarının önü açılmıştır.   Kur’an ın indirildiği dönemlerde, kölelerin Kur’an a iman edenler arasında, çok fazla olduğunu görüyoruz. Çünkü Kur’an, Allah dan başka hiç kimseye kulluk yapılamayacağını söyleyerek, KÖLELİĞİN ÖNÜNÜ KAPATMIŞTIR. Şöyle düşünün lütfen, her namazlarımızda (Fatiha 5) okuduğumuz ayette, YALNIZ SANA KULLUK EDERİZ, YALNIZ SENDEN YARDIM DİLERİZ diyoruz. Siz bu sözlerden, uyarıdan, artık kimseye KUL-KÖLE olmayacaksın, emrini almadınız mı? Bu konuda Kur’an da birçok uyarılar vardır. Bir köleyi düşünün lütfen yaşamı, her şeyi bir insana bağlıdır ve onun tek bir sözü ile hareket eder. İşte Allah bunu açıkça indirdiği ayetlerle kaldırmıştır. Bu uyarıları alan Müslümanlarda, daha sonra detaylı indirilen ayetler neticesinde, k&... Devamı